11. Hukuk Dairesi 2012/6289 E. , 2013/6399 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2012 tarih ve 2010/183-2012/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihala
**11. Hukuk Dairesi 2012/6289 E. , 2013/6399 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2012 tarih ve 2010/183-2012/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan ... ve dava dışı ... A.Ş'nin alacaklısı olduğunu, davalı ...’in adına kayıtlı olan “...” markasının piyasa değerinin 10 milyon doları bulmasına rağmen 100.000 TL bedel ile, yine “... TEL. ... İSK” markasını da 50.000 TL bedel ile davalı şirkete satıp devrettiğini, söz konusu devir işleminin muvazaalı olduğunu, devrin müvekkilinin alacaklarının tahsilini engellemek ve mal kaçırmak kastı ile yapıldığını, davalıların gerçek iradesinin marka satışı olmadığını, gerçek değerin çok altında bir bedelle satış yapıldığını, davalıların tacir olmalarına rağmen satış bedelinin banka aracılığı ile ödenmediğini, dolayısıyla gerçek bir satış ve alışın olmadığını ileri sürerek, marka devir işlemlerinin iptali ile markanın davalı ... adına kayıt edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davacı tarafın yaptığı icra takiplerinin davalı şirket ve temsilcisi ... ile bir ilgisinin olmadığını, müvekkili şirket hakkında takip bulunmadığını, davacı iddialarının yersiz olduğunu, satışların gerçek ve usulüne uygun olduğunu, eski marka sahibi davalı ...'in satışı yapıp bedelini de aldığını, ulusal bir satış zinciri bulunmayan markanın davacının ileri sürdüğü değerlere ulaşamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu marka devir sözleşmelerin yazılı şekil şartına uyduğu, tarafların serbestçe iradelerini açıklayarak markanın mülkiyetini devrettikleri, öngörülen bedelin ödendiği, bu durumda alıcı ile satıcı arasındaki işlerin muvazaalı olduğuna ilişkin olarak davacının ileri sürdüğü sebeplerin iddiadan öteye gitmediği, davalı şirketin ticari defterlerinde, devrin yapıldığı tarih ve devir bedellerine ilişkin kayıtların yer aldığı, markanın piyasa değerinin altında satılmış olmasına ilişkin iddia sabit kabul edilse bile, kendi başına muvazaalı bulunduğunu göstermeyeceği, öte yandan markayı devir alan davalı şirketinin işletme konusunun markanın tescillendiği emtia ile uyumlu olduğu, marka devirlerinin markalar sicilinde şerh ve ilan edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, muvazaa nedeniyle davalılar arasında yapılan marka devir sözleşmesinin iptali ile davalı ... adına tesciline ilişkindir. Mahkeme, 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan davalara bakmakla görevli olup somut uyuşmazlık bu kapsamda bir uyuşmazlık olmadığından uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olduğundan ve temyiz aşaması dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiğinden taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre davaya bakma görevinin genel mahkemeye ait olduğu düşünülmeksizin yargılamaya devam olunması ve uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.