11. Hukuk Dairesi 2011/9424 E. , 2012/16195 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2011 tarih ve 2009/786-2011/220 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm be
**11. Hukuk Dairesi 2011/9424 E. , 2012/16195 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2011 tarih ve 2009/786-2011/220 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Re/Max Türkiye ile imzaladığı franchise sözleşmesine istinaden davalı ile Re/Max müşteri temsilciliği sözleşmesi yaptığını, davalının müşteri temsilcisi/bağımsız müteahhit olarak çalışmaya başladığını, ancak sözleşmenin sona ermesinden sonra iki yıl içinde sözleşenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde rekabet halinde iş yapmayacağına dair sözleşme hükmünü ihlal ederek yaklaşık bir yıldır davalının sözleşmeyi hiçe sayarak aynı iş kolunda kendine ofis açtığını, müşteri temsilciliği ile elde ettiği bilgi ve belgeleri kendi yararına kullanmaya başladığını, aralarında yaptıkları sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürerek, 20.000 USD'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında yapılan sözleşmenin 4.9. maddesine göre cezai şartın dava dışı Re/Max Türkiye'ye ödeneceğini, davacının talep hakkının bulunmadığını, bu maddenin rekabet yasağına ilişkin BK. 352, 526 ve TTK 172. maddesinde düzenlenen hallere uymadığından geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkile isnat edilen iddianın sözleşmenin sona ermesinden sonra ve müşteri portföyünün farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının franchise sözleşmesini Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max müşteri temsilciliği sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan temlikname ile cezai şart alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle husumet itirazının yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları içerisinde iki yıl süre ile yapmamayı kabul ettiği halde dosyaya sunulan gazete ilanlarında belirtilen kiralık ve satılık taşınmazlara, başka bir emlak tarafından davalı ismi de yazılmak suretiyle müşteri arandığının tespit edildiği, davacı ile rekabet halindeki başka bir emlak şirketi ile birlikte faaliyette bulunduğu gerekçesiyle, 20.000 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, franchising sözleşmesi uyarınca yapılan müşteri temsilciliği sözleşmesinde düzenlenen haksız rekabet iddiasına dayalı cezai şart bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan 16.10.2008 tarihli sözleşmenin 4.9 maddesinde, davalının sözleşmenin geçerli olduğu süre ile, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde Remax franchise alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağını taahhüt ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından dava dilekçesinde davalının anılan maddede yasaklanan işi yaptığı ileri sürülerek işbu dava açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, BK.'nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Anayasa'nın ve BK.'nun anılan hükümleri sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin rekabet yasağını düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir. Bu durum karşısında mahkemenin gerekçesinde yer alan, davalının Bostanlı'ya işyeri taşıma tarihinin sözleşme süresi bitiminden sonra olması ve gazete ilanlarının da dava tarihinden sonra olması nazara alınarak, mahkemece, dava konusu 16.10.2008 tarihli sözleşme hükmünün yukarıda anılan yasal düzenleme ve ilkelere aykırı olduğundan geçersiz bulunduğu kabul edilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.