T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1121 Esas KARAR NO: 2026/286 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2019/313 Esas- 2023/130 Karar TARİH: 16/02/2023 DAVA :Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:12/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1121 Esas KARAR NO: 2026/286 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2019/313 Esas- 2023/130 Karar TARİH: 16/02/2023 DAVA :Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:12/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı bankanın ...Şube Müşterisi ... A.Ş. Firması ile Genel kredi ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, davacı firmaca kredi kullandırılmış ve borçlu şirket edimlerini yerine getirmediğinden hesap kat ihtarı keşide edilerek kredi hesapları kat edildiğini, kredi borçlusu şirket tarafından kredinin teminatını teşkil etmek üzere araçlar rehin edilmiş olup, rehinli araçların sigortası davalı şirket tarafından yapıldığını, davacının söz konusu sigorta sözleşmesinde ...-i mürtehin olarak yer aldığını, kredi borçlusu şirketin 2018 yılının Temmuz ayında basında yer alacak şekilde faaliyetini sonlandırmış olduğunu, davalı şirket ekte yer alan 03.08.2018 tarihli yazı ile davacı Banka'ya başvuruda bulunarak Banka lehine rehinli araçların sigorta poliçelerinin devamı için 3.018.914,56.-TL ödeme yapılmasını talep ettiğini, bunun üzerine davacının hak kaybına uğramamak için davalı sigorta şirketine ödeme yaptığını, davalıya araçların poliçelerinin yenilenmesi için yapılan başvurunun davalı tarafından araçların pert olduğu gerekçesi ile ret edildiğini, davalı şirketin ret cevabını mail ile bildirdiğini, davacı lehine rehin edilen araçların pert olduğunun bildirilmesi üzerine 27.09.2018 tarihli ihtar ile davalı şirketten araçlara ilişkin hasar tazminatlarının taraflarına ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı şirketin 02.10.2018 tarihli yazısı ile poliçe prim alacağı nedeni ile TIK 1431/5 ve BK139. madde çerçevesinde takas mahsup hakkını kullandığını, ödeme yapmayacağını bildirildiğini, bunun üzerine, davalı şirkete 10.10.2018 tarihli yazı ile başvuruda bulunarak takas mahsup hakkının kullanılamayacağı ve hasar bedelinin ödenmesi tekrar talep edilmiş ise de davalı şirketin bu talebi bir önceki gerekçeler ile reddettiğini, daha sonra bu hususta arabuluculuğa da başvuruda bulunulmuş ise de arabuluculukta da anlaşma sağlanamadığını, ...-i mürtehin sıfatı ile hasar bedelinin davacıya ödenmesi gerektiğinden, hasar tazminatının ... A.Ş. nin poliçe borcuna mahsup edilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, ... A.Ş. tazminat alacaklısı olmadığından, bu şirketin borcuna mahsup edilemeyeceğini, davalının takas mahsup iddiasının yasaya açıkça aykırı olduğunu, TTK. 1480.maddesinin; "sigortacı, zarar görene ödeyeceği sigorta tazminatını, sigorta sözleşmesinden doğan alacakları ile takas edemez.” hükmüne havi olduğunu, yasal düzenlemeye uygun olarak sigorta sözleşmesinden doğan, zarar görene ödenecek tazminatın takas mahsup hakkına konu edilmesi mümkün olmadığını, poliçede ...-i mürtehin kaydı olduğundan sigorta tazminatının müvekkili bankaya ödenmesi gerektiğini, davacı Banka'nın ... A.Ş. borcu da bulunmadığından, davalının takas mahsup hakkı kullanılmasının hukuken mümkün olmadığını, ... A.Ş. tarafından yapılan bildirim üzerine rehinli araçların sigorta poliçeleri için 02.08.2018 ve 03.08.2018 tarihlerinde yapılan bildirimler üzerine davacı Banka tarafından davalı firmaya 2.877.467,12 TL ödeme yapıldığını, TTK'nın 1431 (4). bendi gereğince sigorta tazminatlarının davacıya ödenmesi gerektiğini, davacı bankaya rehinli ... plakalı araç 31.400,00 TL miktara ... plakalı araç 30.000,00 TL miktara İstanbul 1.İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasından satıldığını, bu aradaki farkı talep etme gereği doğduğunu, ödeme yapılmaması üzerine ... başvuru numarası ile arabuluculuğa başvurulmuş ve görüşmeler sonucu olarak anlaşamama tutanağı imzalandığını, tazminatın ödenmemesi nedeniyle dava açma zorunluluğu hasıl olduğunu, tahkikat sonucunda davacının zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile ..., ..., ..., ... plakalı araçlar için ödenmesi gerekli tazminat miktarı ... ve ... plakalı araçlar için ilişkin şimdilik toplam 220.000,00 TL tazminat bedelinin kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin çerçeve sözleşmesi ve buna bağlı poliçelerden kaynaklı dava dışı sigorta ettiren müflis ...'dan kesinleşmiş prim alacağı ve başkaca alacakları bulunduğunu, alacaklarının iflas dosyasında hazırlanan sıra cetvelinde kabul edildiğini, alacakların iflas dosyasında hazırlanan sıra cetvelinde kabul edildiğini, davalının kesinleşmiş prim alacakları için, kanun ve sözleşmeden kaynaklı hakkına dayanarak poliçelere bağlı hasarlardan kaynaklı tazminatları alacağından düşerek takas hakkını kullandığını, prim alacağını düşme takas hakkının öncelikli dayanağı TTK madde 1431/5 olduğunu, davalı sigortacının takas ve prim alacağı düşme uygulamasının TTK madde 1431/ 5 sigortacı prim alacağını 1480. madde hükmü saklı kalmak üzere ödenecek tazminattan veya bedelden düşebileceğini, bu halde TTK. 129. maddesi hükmü sigorta sözleşmeleri hakkında uygulanmaz hükmüne uygun olduğunu, prim alacağını düşme takas hakkının TBK 98. Ve 139. madde hükümlerinin de TTK 1431/5 madde ile benzer imkanı vermekte olduğunu, TTK 1431/5 hükmü sigorta konusu malvarlığı üzerinde sınırlı ayni hak olan alacaklı içinde uygulanabilir olduğunu, sigortacının mesela rehinli alacaklıya veya hacizde icra veznesine sigorta parasını öderken muaccel prim alacaklarını düşebileceğini, davacı şirketin sınırlı ayni hak sahibi olarak, sigortacının takas hakkı sonrasında, ayni hakkının üzerinde devam edeceği araçlara dair poliçeler den kaynaklı bir sigorta tazminatı mevcut olmadığını, davalının prim alacağı davacı tarafın talep ettiği araçlarla ilişkin hasar bedellerinden çok daha yüksek olduğunu, bu hasar tazminatlarının da prim alacaklarına mahsup edilmesi ile davacı tarafın talep edebileceği bakiye bir hasar tazminatı kalmadığını,davacının aktif husumet ve taraf ehliyeti bulunmaksızın haksız ve dayanaksız olarak açtığı davanın esasa girilmeksizin davanın usulden reddini, davacı tarafın davasının esastan reddini, her halükarda reddini, vekalet ücret sözleşmesinde asgari vekalet ücret tarifesinin 3 misli olarak kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamen ödemeyi ve davacı tarafın disiplin para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/02/2023 tarih ve 2019/313 Esas- 2023/130 Karar sayılı kararında;"...... Yapılan inceleme ve değerlendirmede olayın çözümünün 6102 sayılı TTK'nin 1480, 1431/4,1431/5 ve 1456/2 maddelerinin irdelenmesiyle mümkün olduğu tespit edilmiştir. Buna göre öncelikle dava dışı sigortalanın iflas ettiği ve sigortalı bazı araçların satışından gelen paranın akıbetinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Öncelikle TTK'nin 1456/2 maddesine bakıldığında olayda sigortalı müflis şirkete ödenmiş bir tazminat bulunmadığından sınırlı ayni hak sahibi olarak davacı bankanın bir hak öne sürmesi mümkün değildir. Yine aynı yasanın 1480.maddesi açısından bakıldığında da davalı sigorta şirketinin olayda zarar görene ödediği bir tazminat söz konusu olmayıp işbu maddeden de davacı lehine bir çıkarım yapılamamıştır. Dolayısıyla TTK'nin 1431/4, 1431/5 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde de somut olayda başkası lehine yapılan bir sigorta bulunmadığından 6102 sayılı TTK'nin 1431/5 maddesi gereğince davalı sigortacının dosya mündericatı ve bilirkişi raporuyla da varlığı sabit olan sigorta prim alacağını olayda olduğu gibi rehinli araçların satışından gelen paradan mahsup edebileceği kabul edilmelidir. Kaldi ki , sigorta sözleşmelerinin esaslı unsurundan birisi prim alacağı ve prim alacağının ödenmiş olması olup, sigortacı prim alacağını tahsil etmeden, rehin alacaklısı ve ...-i mürtehin sıfatıyla sigortalı yerine geçen davacı bankaya dava dışı sigortalı şirketin iflası sonucunda şirkete ait satılan araçlardan gelen parayı ödemesi ve ödenmesini söylemek temel hukuk kurallarına, sigorta sözleşmesinin ruhuna ve amacına da açıkça aykırı bulunmuştur. ..., somut olayda tarafların mukayese edilen hukuki durum ve konumu ile genel kredi ilişkisi- sigorta sözleşmesi ilişkilerine dair objektif ölçü ve hakkaniyet ilkesi nazarında davacının işbu maddi tazminat talebine ilişkin yasal ve maddi koşulların oluşmadığı sonuç ve kanaatiyle, TMK, 6 ve HMK,190.maddeleri nazarında ispat edilemeyen ve yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir..."gerekçesi ile, ''1-)Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın ...Şube Müşterisi ... A.Ş. firmasına Genel kredi ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkili bankanın firmaya kredi kullandırdığını ve borçlu şirketin edimlerini yerine getirmediğinden hesap kat ihtarı keşide edilerek kredi hesapları kat edildiğini, kredi borçlusu şirket tarafından kredinin teminatını teşkil etmek üzere araçlar rehin edildiğini, rehinli araçların sigortası davalı şirket tarafından yapıldığını, müvekkil bankanın, söz konusu sigorta sözleşmesinde ...-i mürtehin olarak yer aldığını, 2018 yılının Temmuz ayında dava dışı kredi borçlusu firma faaliyetlerini sonlandırdığını, davalı şirketin, yerel mahkeme dosyasında mevcut olan, 03.08.2018 tarihli yazı ile müvekkil bankaya başvuruda bulunarak banka lehine rehinli araçların sigorta poliçelerinin devamı için 3.018.914,56.-TL ödeme yapılmasını talep ettiğini, bunun üzerine müvekkili bankanın hak kaybına uğramamak için davalı sigorta şirketine ödeme yaptığını, davalı şirkete aşağıda plakaları yazılı araçların poliçelerinin yenilenmesi için yapılan başvurunun, davalı tarafından "araçların pert olduğu" gerekçesi ile reddedildiğini, davalı şirket ret cevabını mail ile bildirdiğini, söz konusu araçlara ilişkin tazminat ödemesinin kendilerine yapılmasını istendiğini, ancak davalı şirketin prim alacağına ilişkin takas ve mahsup hakkının kullanılması sebebiyle ödeme yapmadığını, dava konusu araçların prim borcuna ilişkin olarak müvekkil bankaya bildirim yapılmamış olması sebebiyle takas hakkının ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu araçlara ilişkin prim borcu tespit edilmediğini, sigortacı, zarar görene ödeyeceği sigorta tazminatını, sigorta sözleşmesinden doğan alacakları ile takas edemeyeceğini, yine takasın en önemli şartının karşılıklı olması olduğunu, nüvekkil bankanın sigorta şirketine borcu bulunmadığını, bu poliçelere ilişkin olarak müvekkil bankaya bildirilen bir borcun olmadığını, tarafların aynı anda hem alacaklı hem borçlu olmaması sebebiyle takas beyanının kabul görmesi ve takas hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığını, Türk Ticaret Kanun’un1480’inci maddesi; “Sigortacı, zarar görene ödeyeceği sigorta tazminatını, sigorta sözleşmesinden doğan alacakları ile takas edemez.” hükmüne havi olduğunu, yasal düzenlemeye uygun olarak sigorta sözleşmesinden doğan, zarar görene ödenecek tazminatın takas mahsup hakkına konu edilmesi mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı ile dava dışı Müflis ... A.Ş.arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağına ilişkin rehin hakkı sebebiyle davalı nezdinde kasko paket poliçesi kapsamında sigortalı ve perte çıkan dava konusu araçlara ilişkin hasar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. ... ve mürtehin; rehin alacaklısı anlamına gelir. ...-i mürtehin sigorta yaptıran kişiye vermiş olduğu borç ya da kredi nedeniyle, ödenecek tazminattan birinci derecede alacaklı olan ve bu durumunun poliçede belirtildiği gerçek ya da tüzel kişidir. Malikin alacaklı lehine yaptırdığı sigortalarda rehin alacaklısı (... ve mürtehin) sigorta lehtarı yani sigortalı olarak gösterildiğinden, rizikonun gerçekleşmesi durumunda sigorta tazminatını talep ve dava hakkı öncelikle sigorta lehtarı durumunda olan rehinli alacaklıya ait bulunmaktadır. (Ulaş, I.: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s.176). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/04/2018 tarih, 2017/11-91 esas ve 2018/924 karar sayılı ilamı) Kural olarak tazminat ödemesi sigortalıya yapılır. Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığında, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceğinden poliçede ...-i mürtehin sıfatıyla başka biri gösterilmişse, tazminat artık bu kişiye ödenir. Çünkü, ...-i mürtehin olarak gösterilen bu kişi, sigorta tazminatı açısından öncelikli olarak lehtar konumundadır. Bu husus dava ön şartı olup Kanun’da emredici şekilde düzenlenmiştir. Bu kurala aykırı olarak ödeme yapan sigortacı ancak sınırlı hak sahiplerinin sonradan yazılı onay vermesiyle sorumluluktan kurtulabilir. Muaccel olan bir sigorta tazminatı, sigortalıya ancak tüm rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir. Rehin hakkı sahibinin bu rızası, şarta bağlı olamayacağı gibi, sigorta tazminatının sigortalıya ödenmesine açıkça rıza gösterilmesini de kapsamalıdır (Ulaş, Işıl: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara, 2012 s.169 vd.; Yavaşi, Mahmut: Kara Taşıtları Sigortaları, Ankara, 2019, s. 136 vd). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/05/2022 tarih, 2020/(17)4-258 esas ve 2022/699 karar sayılı ilamı) Kara Araçları Kasko Sigortası niteliği itibari ile zarar/ mal sigortası kapsamına girmektedir. TTK'nın 1453 maddesinde "Rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanlar, bu menfaatlerini mal sigortası ile teminat altına alabilirler." hükmü, 1454/1 maddesinde "Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir." hükmü, 1456 maddesinde "(1) Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder.(2) Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir. (3) İkinci fıkra hükmüne aykırı hareket eden sigortacı, sınırlı ayni hak sahipleri ödemeye sonradan yazılı onay verdikleri takdirde, bunlara karşı sorumluluktan kurtulur.(4) Sigortacı, sigorta ettirenin prim ödeme borcunda temerrüde düştüğünü ve prim farkı istemi dolayısıyla sigorta ettirene ihtarda bulunduğunu, ayni hakkını kendisine bildirmiş olan ve kendisi tarafından bilinen ayni hak sahiplerine de bildirir. (5) Sigorta ettiren veya sigortacı tarafından sözleşme feshedildiğinde veya sözleşmeden cayıldığında; sigortacı, fesih veya cayma bildirimi kendisi tarafından yapılmışsa, söz konusu bildirim tarihinden, diğer hâllerde sözleşmenin sona ermesinden itibaren, onbeş gün içinde, durumu sınırlı ayni hak sahiplerine bildirir. Sigorta sözleşmesi, ayni hak sahipleri yönünden sözleşmenin sona ermesinden itibaren onbeş gün süre ile geçerli olur. Durumu öğrenen ayni hak sahibi, bu onbeş gün içinde sözleşmeye devam edeceğini sigortacıya bildirmediği takdirde, sigorta sözleşmesi, ayni hak sahibi için de geçersiz hâle gelir. Ayni hak sahibi sözleşmeye devam etmek isterse, sigortacı haklı bir neden olmadığı sürece bu istemi reddedemez." hükmü, yine 1431/4 ve 5 maddelerinde "Başkası lehine yapılan sigortada, prim borcu için sigorta ettirenin aleyhine yapılan takip semeresiz kalmışsa, zarar sigortalarında sigortalı, can sigortalarında lehtar, bu durumun sigortacı tarafından kendilerine bildirilmesi hâlinde, primi ödemeyi üstlenirlerse sözleşme bu kişilerle devam eder; aksi hâlde, sigortacı sigorta ettirene karşı sahip olduğu hakları kullanır. Sigortacı prim alacağını, 1480 inci madde hükmü saklı kalmak üzere ödenecek tazminattan veya bedelden düşebilir. Bu hâlde, Türk Borçlar Kanununun 129 uncu maddesi hükmü sigorta sözleşmeleri hakkında uygulanmaz." hükmü düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Müflis ... A.Ş.arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini ve bu şirkete kredi kullandırıldığını, ancak kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, dava konusu araçlar üzerinde genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak rehin hakkı tesis edildiğini ve bu araçlara ilişkin davalı nezdinde akdedilen kasko paket poliçelerinde davacının ...-i mürtehin hakkının bulunduğunu ileri sürerek perte çıkarılan araçlara ilişkin tazminat bedellerinin kendisine ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise dava dışı müflis şirketin kendilerine yüksek miktarda prim borcu bulunduğunu, bu nedenle dava konusu araçlara ilişkin hasar tazminatı bedellerinin alacaklarından takas-mahsup edildiğini ve davacıya ödenecek tazminat bedelinin bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece davalının prim alacağının bulunduğu ve takas-mahsup savunmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının dava dışı müflis şirketten yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak alacaklı olup olmadığı, alacak miktarı, dava konusu araçlara ilişkin bir araçta davacının ...-i mürtehin hakkı ihtilaflı olmasına rağmen davacının bu araçta ...-i mürtehin hakkının bulunup bulunmadığı, dava konusu her bir araca ilişkin prim borcunun bulunup bulunmadığı, bulunması halinde miktarı, dava konusu araçlara ilişkin ödenmeyen primler yönünden davalı tarafından davacıya bildirim yapılıp yapılmadığı, buna göre davalının prim alacağını ödenecek tazminat veya bedelden düşüp düşemeyeceği, takas-mahsup şartlarının davacıya yönelik oluşup oluşmadığı hususlarında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı ve eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla Mahkemece yapılacak iş, davacı ile dava dışı müflis şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri, bu sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilere, yapılan ödemelere, müflis şirketin iflas dosyasında davacıya yapılan nakit veya satış sonrası yapılan ödemelere, dava konusu araçların rehin sözleşmelerine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin celbi ile yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davacı bankanın müflis şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde miktarı, ...-i mürtehin hakkı ihtilaflı olan araç üzerinde davacının ...-i mürtehin hakkının bulunup bulunmadığı, dava konusu araçlara ilişkin ayrı ayrı ödenmeyen prim alacaklarının miktarı, davacı tarafından ödenen prim borcu içerisinde dava konusu araçların bulunup bulunmadığı, dava konusu araçların prim borcu bulunması halinde bunların davacıya bildirip bildirilmediği, buna göre davalının dava konusu araçlara ilişkin prim alacağını davacının talep edebileceği tazminat miktarından düşüp düşemeyeceği, düşme şartları oluşması halinde her bir araç yönünden düşülecek prim borcu miktarı, davacıya karşı takas-mahsup şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda uzman bilirkişi heyeti aracılığı ile inceleme yaptırıldıktan sonra tarafların tüm iddia ve savunmaları hakkında değerlendirme yapılarak yasal mevzuat çerçevesinde sonucuna göre karar verilmesidir. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355, 353/1-a6 maddeleri uyarınca yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve değerlendirme yapılarak sonuca göre karar verilmek üzere kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine, davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2023 tarih ve 2019/313 Esas-2023/130 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.