11. Hukuk Dairesi 2014/948 E. , 2014/11167 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/12/2012 tarih ve 2011/107-2012/590 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek
**11. Hukuk Dairesi 2014/948 E. , 2014/11167 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/12/2012 tarih ve 2011/107-2012/590 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, asıl davada müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, davalı şirketin 20/05/2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının usul ve yasaya aykırı olarak gerçekleştirildiğini, şirketin ortaklarından Nermin Ülker' in vefatından sonra çağrısı yapılan toplantıya mirasçıların davet edilmediğini, davacı ...' in yönetim kurulu üyelerine verilecek ücretle ilgili karara muhalefet şerhi koyduğunu, ücretin çok yüksek tespit edildiğini, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin de davalı şirketin faaliyet konusuna giren işlerle bireysel olarak iştigal ettiğini, genel kurulda bu yönde ...' in muhalefet şerhi koydurmasına rağmen gündem maddesinin değerlendirmeye alınmadığını beyanla usul ve yasaya aykırı bulunan 20/05/2010 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalini birleşen davada ise 10.05.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, kanuna aykırı olarak ileri sürdükleri hususların gerekçelerinin belirtilmediğini, toplantıya ait davetin kanun ve ana sözleşmenin öngördüğü şekilde Ticaret Sicil Gazetesi'nin 04/05/2010 tarihli 7556 sayılı nüshasında ve aynı tarihli Söke Ekspres isimli yerel gazete de yayınlandığını, pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla çağrı yapıldığını hazirun cetveli incelendiğinde Nermin Ülker' in varislerinin de toplantıya davet edildiğini, yönetim kurulu üyelerine verilecek ücret miktarının oy çokluğuyla kabul edildiğini, davacı ...'in karara muhalefet etmediğini, red oyu vermiş olsa dahi anılan karara karşı dava açma hakkına sahip olmadığını, davacı ...' in ücretle ilgili karara "belirlenen ücreti çok fazla buluyorum, dolayısıyla ücretlere itiraz ediyorum" ifadesini yazdırdığını, bu beyanın muhalefet olarak değerlendirilemeyeceğini, eleştiri düzeyinde bir irade açıklaması olduğunu, bu beyanın davacı ...' e dava açma hakkı vermediğini, beyanın muhalefet şerhi olarak değerlendirilmesi halinde hangi sebebe kanuna kurallara aykırı olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, ...' in maddeye itiraz etmediği bu nedenle iptalini talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece genel kurula katılmayan ortakların kanun süresine rağmen genel kurul kararının iptalini istemediği, davacıların da genel kurul toplantısına katılmayan ortakların katılmaları halinde kararların etkileneceği yönünde somut delil elde edilemediği gündemin 6. maddesindeki sermaye artış kararının davacılara sermayeye katılma yönünde yükümlülükler yüklemediği ve ek yükümlülük getirmediği sadece karın dağıtılmayıp sermayeye eklendiği, şirketin menfaatlerine uygun olduğu gerekçesiyle reddine; birleşen davada ise, sermaye artışı kararının gerekliliği noktasında ispat yükünün davalı şirkete ait olduğu, davalı şirketin sermaye gerektiğine ilişkin somut deliller öne süremediği, kararın gerekçesi hakkında genel kurul tutanağında ve davet mektubunda herhangi bir bilgi olmadığı tutanakta yer alan Kazım Ülker tarafından yapılan açıklamada kredi borcu nedeni ile sermaye artışının gerçekleştirildiğinin belirtildiği, yapılan bu açıklamanın ortakları tatmin etmeye artışın gerekli ve makul olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile kararın sermaye artırımına ilişkin bölümün iptaline karar verilmiştir. Kararı, asıl davada katılma yolu ile davacı vekili, birleşen davada ise davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Asıl davada davacı vekili tarafından temyize cevap dilekçesi olarak ibraz edilen ancak niteliği itibariyle katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek bu doğrultuda değerlendirmeye tabi tutulan dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içerisinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nın 434. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 365. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 Esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK)'nda, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK'nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt da bulunmadığından, bu İBK’nın uygulanması gerekmediğinden, davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. (2) Birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, iptali talep olunan 10.05.2011 tarihli 2010 yılı olağan genel kurulda alınan sermaye artırımına ilişkin 12. maddede, sermaye artırımına gerekçe olarak banka kredisi ödemesi gösterilmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna karşı davalı vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde, icra yolu ile satışa çıkarılan bir taşınmazın ihale bedelini ve sair masraflarını ödeyebilmek için banka kredisi kullanıldığını ve sermaye artırımının bu sebeple gerçekleştirildiğini savunmuş, ekte belgeler sunmuştur. Her ne kadar davacı vekili tarafından savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmuş ise de, bu beyanlar savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi mahiyetinde olmadığından, davacının bu savunmaya karşı koyması mahkemenin bu savunma ile ilgili olarak inceleme yapmasına engel teşkil etmemektedir. Kaldı ki hükme esas alınan ticaret hukukçusu bilirkişi raporunda da, alınan sermaye artırım kararının kanuna, ana sözleşmeye, afaki iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının, davalı şirketin kararın gerekçelerini mali tablolarla ve muhasebe kayıtlarıyla desteklemesi ve delillendirmesi halinde bu delillerin uygun ve yerinde olup olmadığının uzmanınca tespit ve teyit edilmesi sonucunda belirlenebileceği vurgulanmıştır. Bu itibarla aralarında şirket muhasebesinde uzman bilirkişi bulunan heyetten davalının kayıt ve belgeleri de incelenmek suretiyle rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile birleşen davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle birleşen davada davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılara iadesine, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz ilam başvuru harcı ile 50,40 TL temyiz ilam harcının asıl ve birleşen davada davacılardan alınmasına, 11/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.