10. Ceza Dairesi 2022/12091 E. , 2023/8423 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARLARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma SUÇ TARİHLERİ : 06.03.2016 - 12.03.2021 İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2. Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 1
**10. Ceza Dairesi 2022/12091 E. , 2023/8423 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARLARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma SUÇ TARİHLERİ : 06.03.2016 - 12.03.2021 İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2. Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2021 tarihli ve 2021/920 Esas, 2021/228 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 18.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2022 tarihli ve 2021/1130 Esas, 2022/45 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2021 tarihli ve 2021/920 Esas, 2021/228 Karar sayılı kararı ile verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının mahsubuna karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 28.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.07.2022 tarihli ve 2022/8439 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/101679 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının özetle, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/101679 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 06.03.2016 tarihli uyuşturucu madde kullanma eylemi nedeniyle şüpheli hakkında, 21.12.2016 tarihli anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın verildiği ve denetimli serbestlik tedbirine başlandığı, erteleme süresi içerisinde 20.05.2021 tarihinde atılı suçu yeniden işlediğinden bahisle sanık hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 08.09.2021 tarihli ve 2016/23210 soruşturma, 2021/10532 esas, 2021/9752 sayılı iddianame düzenlenmek suretiyle Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/920 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, Sanığın yine erteleme süresi içerisinde 12.03.2021 tarihinde işlemiş olduğu uyuşturucu kullanma suçu nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2021 tarihli ve 2021/53186 soruşturma, 2021/11996 esas, 2021/11131 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası açıldığı, Her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 06.03.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2016 tarihli ve 2016/23210 Soruşturma, 2016/570 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 18.01.2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, 22.03.2017 tarihinde denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, şüphelinin yükümlülüklerine uyduğu, infazın tamamlandığı, B. Şüphelinin erteleme süresi içerisinde 20.05.2021 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 08.09.2021 tarihli ve 2016/23210 Soruşturma, 2021/10532 Esas, 2021/9752 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 26.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.12.2021 tarihli ve 2021/920 Esas, 2021/228 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 18.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. D. Şüpheli hakkında, 12.03.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2021 tarihli ve 2021/53186 Soruşturma, 2021/11996 Esas, 2021/11131 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı, Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.01.2022 tarihli ve 2021/1130 Esas, 2022/45 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2021 tarihli ve 2021/920 Esas, 2021/228 Karar sayılı kararı ile verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının mahsubuna karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 28.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21.12.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu gösterilmiş ve şüpheliye tebliğ edilmiş ise de; tebligatın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine çıkarıldığı ve 18.01.2017 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapıldığı, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, yine aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve dördüncü fıkrasında "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenlemeler ile, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenlemeler karşısında; gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması nedeniyle, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin MERNİS adresinde doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesinin usûlsüz olduğu, kararın şüpheliye, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedbirin infazı aşamasında tebliğ edildiğine dair bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı anlaşıldığından; Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usûlüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, beş yıllık erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı, 12.03.2021 ve 20.05.2021 tarihli suçların, erteleme süresi içerisinde işlendiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; Mahkemesince öncelikle her iki davanın birleştirilmesi, birleştirme kararından sonra 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi ve sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. F. Kabule göre de; 12.03.2021 ve 20.05.2021 tarihli her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve eylemler arasında hukuki kesinti olmadığı, eylemlerin aynı nitelikte olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, davaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilerek mahsubu mümkün olmadığı halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile belirlenen cezanın mahsup edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi de Kanun'a aykırıdır. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Küçükçekmece 26.Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2021 tarihli ve 2021/920 Esas, 2021/228 Karar sayılı kararı ile Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2022 tarihli ve 2021/1130 Esas, 2022/45 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.