T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/466 KARAR NO : 2025/1432 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/304 KARAR NO : 2025/57 KARAR TARİHİ: 21/01/2025 DAVANIN KONUSU: Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ: 22/09/2014 KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/466 KARAR NO : 2025/1432 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/304 KARAR NO : 2025/57 KARAR TARİHİ: 21/01/2025 DAVANIN KONUSU: Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ: 22/09/2014 KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kuruluşun İstanbul Avrupa Yakası ... Başmüdürlüğüne bağlı 12 ... merkezine ait posta tekeli dışında kalan posta gönderilerinin taşınması ve dağıtılması işinin 07/01/2002 tarihli sözleşme gereğince bu tarihten itibaren davalı şirketler tarafından yerine getirildiğini, dava dışı 3.kişi olan davalı şirket çalışanlarından bir kısmının 17/10/2003 tarihinde iş akdinin fesh edidiğini, şahıslar tarafından işçilik alacaklarının tahsili istemi ile davacı kuruluş ve davalı şirketler aleyhine İstanbul 7.İş Mahkemesinde dava açıldığını, kararlar taraflarından temyiz edilmiş ise de Yargıtay 9.Hukuk Dairesi tarafından onandığını, dava dışı 3.kişi olan davalı firma işçilerine bir kısım işçilik alacakları ve ferileri için davacı idarece icra dosyasına 186.598,64 TL ödendiğini, taraflar arasında akdolunan sözleşme ve eki şartnamelerin ilgili maddeleri ve yargı kararları gereğince ödenen söz konusu miktarların davalı şirketlerden tahsili için İstanbul 33.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirketler aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketlerin itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile 205.923,10 TL (186.598,64 TL asıl alacak + 19.324,46 TL icra dosyasına ödemenin yapıldığı tarihten takibin başlatıldığı tarihe kadar işlemiş faiz olarak) tahsiline ve icranın bu şekilde kaldığı yerden devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin merkezi Bakırköy /İstanbul olup yargı çevresi itibarı ile Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava süresinde açılmamış olduğundan zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının işçilere karşı muvazalı işlem yapmış olması nedeniyle sorumlu olduğuna, davalı şirketlerin ise davaya konu işçilerin bu nedenle başlangıçtan itibaren davacının işçisi olarak kabul edilmiş olması nedeniyle husumetini bulunmadığına ilişkin kesinleşmiş olan mahkeme kararı mevcut iken davanın öncelikle mahkeme kararları da dikkate alınarak husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davaya konu işçilere ödenen ücret fark alacağının nedeni davacı kurumun muvazalı işlem yapmış olması ve işçilerin başlangıçtan itibaren işvereni olarak kabul edilmiş olması olup, davanın kabulü halinde dahi ücret fak alacağının davalı şirketlerden rücuen talep edilemeyeceğini, işçilerin sevk ve idaresinin idareye ait olup işçilerin işe alınması ve işten çıkarılmasının da idare tarafından yapıldığını, teknik şartnamelerin tek yanlı ve şart işlem niteliğinde idari bir işlem olduğunu, tamamen idarenin tek yanlı iradesi ile düzenlendiğini, ihale süresinin sonunda hangi personellerin işe devam edeceğini idarenin belirlediğini, bu nedenlerle öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle, zamanışımı ve husumet itirazları kabul görmez ise davanın esastan reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda''... alınan kök ve ek raporlar ile huzurdaki davada da anılan madde 29 uyarınca, elemanların İş Kanunu ve diğer kanunlardan ... haklarından mütehahit sorumludur ibaresi sebebiyle, kök rapor da belirtildiği üzere davalı müteahhit şirketler olan iki ayrı iş ortaklığının, müşterek müteselsil /sorumluluk esaslarına göre sorumlu oldukları, zira dosya kapsamında, iş ortaklıklarına dahi olan şirketlerin işçilik alacaklarından hangisinin sorumlu olduğuna ilişkin bilgi ve belgeye, sözleşme maddesine rastlanılmadığı, bu sebeple de her iki iş ortaklığı içerisindeki şirketlerin iş ortaklığı yaparak SGK'dan işveren sicil numarası alarak işçi çalıştırdıkları dönemlerden işçi tarafı yönünden müştereken ve müteselsilen, iş ortaklığı olarak birlikte sorumluluk esaslarına göre sorumlu oldukları sonucuna varılacağı,16 işçinin hizmet sürelerinin ...... ve ...... Şirketlerinde kısaca ... ve ......'de ayrı ayrı geçen süreler ile yapılan ödemeler dikkate alınarak hesaplamalar yapıldığı, ... & ... İş Ortaklığı'nın (ki tek işveren sayılmaktadır) taleple bağlılık ilkesi uyarınca, ... A.Ş. sorumluluk miktarının 71.421,89 TL. Asıl Alacak + 7.273,30 TL. Faiz alacağı olduğu, ... & ... İş Ortaklığı'nın (ki tek işveren sayılmaktadır) taleple bağlılık ilkesi uyarınca, ... A.Ş.'nin sorumluluk miktarı 115.172,67 TL. Asıl Alacak + 11.728,68 TL. Faiz alacağı olduğunun hesap edildiği dolayısıyla davalı ... A.Ş.'nin hem ... İş Ortaklığı hem de ... İş Ortaklığı döneminde müşterek müteselsil olarak sorumlu olduğu ve ...&... İş Ortaklığı dönemi itibariyle ana para+faiz 78.695,19 TL, ...&... İş Ortaklığı Dönemi itibariyle ana para+faiz 126.901,35 TL ve toplamda 205.596,54 TL sorumlu olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 186.594,56 TL ana para ile 19.001,98 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 205.596,54 TL üzerinden devamına, ana para olan 186.594,56 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, alacağın likit olduğu ve davalı tarafın itiraz ederek takibin durmasına neden olduğu anlaşıldığından; asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine '' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde özetle, iş yeri devrinde sorumluluk süresinin 2 yıl olduğu, davalının sorumluluğunun bulunmadığı, her ne kadar dava dışı işçiler davalı bünyesinde çalışıyor görünse de fiilen çalıştıkları kamu kurum ya da kuruluşlarının yöneticileri tarafından yönlendirildiği ve denetiminde olduğu, asıl işverenin idare olduğu, işçi alacaklarının davacı kurum tarafından sözleşme uyarınca belirlenen birim fiyat üzerinden belirlenen ücret kadar olduğu , işçilik alacaklarından davalının sorumlu olmadığı, yargıtay kararlarında da asıl işveren-alt işveren ilişksisi sırasındaki hizmetlerle ilgili olarak yarı yarıya paylaşımın esas olduğu, verilen faiz ve icra inkar tazminatı kararının da usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılmıştır. Dava, dava dışı 16 işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili talepli açılan davalar sonucunda ödenen bedellerin davalıdan tazmini istemine dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 2014/1222 E. 2017/1267 K sayılı ilam ile davanın kabulüne dair karar verilmiş ve iş bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine dairece yapılan inceleme sonucunda 2020/213 E. 2021/264 K. sayılı ilam ile '' ......Davaya konu somut olayda ise dava dışı 16 işçi yönünden açılan alacak davaları sonucunda davacı aleyhine ayrı ayrı icra takipleri başlatıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler, dava dışı işçilerin özlük dosyaların öncelikle dosya arasına alınması ve incelenmesi gerekmektedir. Bilirkişi heyet raporunda mukavele, şartname ve mahkeme kararları kapsamında davacının davalı ortaklığa rücu edebileceği tutarın 205.601,03 TL olarak belirtilmiş ise de; her bir iş mahkemesi dava dosyasında yapılan masrafların, ve taleple bağlı kalınmak suretiyle davacının talep ettiği alacak kalemleri yönünden tarafların sorumlulukların başladığı ve sona erdiği tarihler nazara alınmak suretiyle ayrı ayrı hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bilir kişi raporunda sözleşmenin tarafların hangi alacak kaleminden , hangi dönemler kapsamında ve hangi oranda sorumlu olduklarının tespit edildikten sonra davacının rücu edebileceği nihai miktar belirtilmelidir. Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle yukarıdaki belirtilen bilgiler ışığında davalılara rücu edilebilecek miktarın denetime açık bir şekilde her bir davalı yönünden alacak kalemleri de nazara alınmak suretiyle ayrı ayrı hesaplanması gerekmekle; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle kararın 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir. Daire kaldırma kararından önce düzenlenen bilirkişi raporları ve yapılan tespitler: Dava, dava dışı 16 işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili talepli açılan davalar sonucunda verilen mahkeme ilamlarının icraya konulması nedeniyle davacı tarafça ödenen bedel ve yargılama giderlerinin sözleşme hükümleri kapsamında davalı şirketin sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tazmini istemine dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir İstanbul 33.İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyası ile davacı tarafça davalılar aleyhine takip alacaklısı sıfatıyla 186.598,64 TL asıl alacak, 19.324,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 205.923,10 TL'nın tahsili talepli 31.10.2013 tarihli ödeme emri düzenlendiği, borçlular vekilince yasal sürede borca ve fer ilerine itiraz edildiği ve davanın İİK 67.maddesi gereğince yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekilince sunulan dava dilekçesi ile İstanbul 7.İş mahkemesinde görülen 16 ayrı (2004/70 E, ......2004/91 E.) dava sonucu verilen kararların alacaklılar vekilince icraya konulduğu ve Bakırköy 17.İcra Dairesinin 16 ayrı icra dosyasına ödeme yapılmak zorunda kalındığı belirtilmiş ve taraflar arasında düzenlenen 01.07.2002 tarihli sözleşme uyarınca ödenen bedel ve yargılama giderinin davalılardan rücuen tazmini talep edilmiştir.Posta Tekeli Dışında Kalan Gönderilerin Taşınması ve Dağıtımına İlişkin teknik Şartname, müteahhit tarafından çalıştırılacak dağıtım elemanlarında aranan şartlar, kullanılacak araçların nitelikleri, çalışma gün ve saati, görev yeri( Arnavutköy, B.Çekmece, Çatalca.......12 ... Merkezi) posta gönderilerin taşınması ve dağıtımı ile ilgili hususlar , ... tarafından yapılacak kontrol ve denetimin nasıl olacağı belirlenmiştir.Davacı vekilince sunulan ''mukavele'' başlıklı belgenin incelenmesinde ise; 12 ... merkezindeki tekel dışı posta gönderilerinin merkezince belirtilecek güzergaha toplam 82 şoförlü araç ve 350 yaya elemanla taşıttırılıp dağıtımının 1 yıllık süre ile KDV hariç 2.306.815.680.000 TL bedelle yapılmasının kabul ve taahhüt edildiği belirtilmiş ve iş bu belgenin taraflarca imzalandığı anlaşılmaktadır. Posta Tekeli Dışında Kalan Gönderilerin Taşınması ve Dağıtımına Ait İdari Şartname 'nin ''Diğer Hususlar başlıklı 29 . Maddesinde ; Elemanların İş Kanunu ve diğer kanunlardan ... haklarından müteahhit sorumludur'' hükmü yer almaktadır.Dava dışı işçiler tarafından işçilik alacaklarının tahsili için açılan davalar; İstanbul 7.İş Mahkemesi davaya konu işçilik alacağına ilişkin ilamların incelenmesinde ; mahkemece ... yönünden açılan davanın kısmen kabulüne , ... Sosyal.... Şti ile ... Güvenlik..... Şti yönünden ise davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen kararların Yargıtay 9.Hukuk Dairesince onandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacıların ... Genel Müdürlüğü işçisi olduğu 4857 sayılı Yasanın 2/7 maddesi nazara alınarak, davacı işçilerin başından itibaren ... işçisi olarak kabul edildiği, diğer davalılar hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm ihdas edilmiştir. Bilirkişi raporu: Taraflar arasında düzenlenen şartname, mukavele nazara alındığında; iş mahkemesi ilamı uyarınca davacının 13.09.2012 tarihinde 186.598,64 TL ödediği, iş bu dava ile ödenen bedelin rücuen tazmini talep edildiği, davacının davalılara rücu koşulları bakımından hizmet alım sözleşmeleri incelendiğinde hizmet alım sözleşmelerinin ''yüklenicinin sözleşme konusu işe ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları'' başlıklı bölümünde ' yüklenicinin sözleşeme konusu işe ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları , ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür'' hükmünün amir olduğu, genel Şartnamenin Altıncı bölümünde /m38-41) asıl işveren olarak kamu kurumu ile alt işveren olarak yüklenicinin rücu ilişkisi bakımından hukuki durumu hakkında açık büz düzenleme bulunmadığı, Yargıtay kamu ihale, mevzuatı kapsamında geçen Hizmet işleri Genel Şartnamesinin '' yüklenici çalıştırdığı işçilerin işin yapılmakta olduğu bir iş kolu veya meslekte aynı tipteki bu iş için mevzuatta kabul edilenlerden daha az elverişli olmayan şartlarda çalışmalarını ve ücret almalarını sağlayacaktır. Ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarının toplu sözleşme veya mevzuatla tespit edilmemiş olması halinde yüklenici, en yakın ve en uygun bir bölgedeki iş kolu veya meslekte aynı tip bir iş için mevzuatla tespit edilenden daha az elverişli olmayan ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarını sağlayacaktır.hükmünü, (m.38) asıl işveren ile alt iş veren arasındaki rücu ilişkisini düzenleyen bir hüküm olarak kabul etmediği, buna göre davacının ödediği tutarın BK 167 eşit paylaşım karinesi uyarınca yarısını iş bu davada rücu edebileceği ve bu haliyle 13.09.2012 başlangıç tarihli 186.598,64 TL nın 31.10.2013 bitiş tarihi ve %9 faiz oranı birlikte hesaplandığında; 205.601,03 TL ( faiz bedeli 19.002,39 TL olmakla) bedelin rücu edilebileceği, BK uyarınca müteselsil borçluların eşit oranda sorumlu oldukları kabul edildiğinde ise 102.800,50 TL olabileceği görüş ve tespitinde bulunulmuştur. Daire kaldırma kararından sonra düzenlenen bilirkişi raporları ve yapılan tespitler: Dava dışı işçilerin SGK hizmet döküm bilgileri dosya arasına alınarak yapılan inceleme sonucunda, dava dışı işçilerin davalı şirketlerdeki hizmet süreleri uyarınca kıdem tazminatının hesaplandığı, takip öncesi ve sonrası faiz , ilam ve vekalet ücretinin , yargılama giderinin davalı şirketlerde çalışılan süre nazara alınarak yapılan inceleme sonucunda, ... Güvenlik...Şti 115.498,90 TL ana para, 11.761,90 TL işlemiş faiz , ... Sos...Ltd Şti'nde 71.395,66 TL ana para, 7.270,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 205.927,08 TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 08/04/2024 tarihli ek raporda ise, Posta Kanunu'nun 10. Maddesi kapsamında ... idaresinin postaların ayrım ve dağıtım işlerini ihale yoluyla 3. Şahıslara gördürebilmesinin mümkün olduğu belirtilse de, iş bu maddenin 29.04.2009 tarihinde yasa maddesine eklendiği, dava konusu olayın ise 29.04.2009 tarihinden önceki döneme ilişkin olduğu, bu haliyle - 1.seçenek:işçilerin baştan beri ... işçisi sayılmaları nedeniyle rücu alacağının doğmadığı, -2.seçenek:davalı işverenin 1. Dönem için 71.421,89 TL+7.273,30 TL faiz olmak üzere toplam 78.695,19 TL, 2.dönem için 115.172,67 TL +11.728,68 TL faiz olmak üzere toplam 126.901,35 TL alacağı olduğu yönündedir. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 818 sayılı Borçlar Kanunun 146.maddesinde "Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerilerine almaya mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diğerlerine rücu hakkını haizdir. Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mütesaviyen taksim olunur." (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.") şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir Ayrıca, İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Posta Kanunun 10. maddesinde ... İdaresinin posta ulaştırmalarını düzenlemek için gerçek ve tüzel kişilerle ve taşıma ortakları ile sözleşme yapabileceği, ... idaresinin postaların ayrım ve dağıtım işlerini ihale yoluyla 3. şahıslara gördürebileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede,5584 Sayılı Posta Kanunun 2,10 ve 16. Maddeleri dayanılarak ... Genel Müdürlüğü Avrupa Yakası ... Başmüdürlüğü Eminönü bölgesi 12 ... merkezine ait posta tekeli dışında kalan gönderilerin ihale yoluyla gerçek ve tüzel kişilere (müteahhide) taşıttırılması ve dağıttırılması hizmetinin 17.07.2001 tarih, 24465 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ve yürürlüğe giren ... Genel Müdürlüğü Alım ve Satım Yönetmeliğine göre pazarlıksız ihaleye çıkılmak suretiyle yaptırılmasını kapsadığı belirtilmektedir. Teknik Şartnamenin 29. maddesinde ''Elemanların İş Kanunu ve diğer kanunlardan ... haklarından müteahhit sorumludur.'' 8. maddesinde tekliflerin hazırlanmasında yol bedeli, yemek bedeli, iş kıyafet bedeli, fazla mesai ücreti, asgari ücret, SSK ve işsizlik sigortası gibi işçilik alacakların nasıl ve hangi oranda hesaplamaya dahil edileceği belirlenmiştir.Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından yüklenicinin yani davalının sorumlu olacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacağından, davacı Bakırköy İstanbul 7.İş mahkemesinde görülen 16 ayrı mahkeme ilamı gereğince ödemiş olduğu miktarın tamamını, davalılardan sözleşme uyarınca rücuen tahsilini talep hakkına sahiptir.Davaya konu somut olayda ise dava dışı 16 işçi yönünden açılan alacak davaları sonucunda davacı aleyhine ayrı ayrı icra takipleri başlatıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler, dava dışı işçilerin özlük dosyaları dosya arasına alınarak incelenmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede de, dava dışı işçiler tarafından işçilik alacaklarının tazmini amacıyla açılan davalarda yargılamayı yapan İstanbul 7.İş Mahkemesi tarafından 'Davalılar ... Sos. Hiz. Kur. Dağ. Taş. İnş. Yat. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Güv. Sis. Kur. Dağ. Taş. İnş. Yat. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhlerine açılan davanın husumet yönünden REDDİNE' ilişkin kararlara yönelik temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda Yargıtay 9.Hukuk Dairesi tarafından onama kararları verildiği tespit edilmiştir. Yukarıda açıklamalar nazara alındığında, asıl ve alt iş veren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, TBK ve sözleşme hükümleri esas alınacağı ve bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği açıktır. Nitekim Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin emsal mahiyette yer alan kararlarında ''....İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan ... teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.'' belirtilmiştir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacağından, dava dışı 16 işçi yönünden ödenen tazminat bedellerinin tamamını, davalıdan sözleşme uyarınca rücuen tahsilini talep hakkına sahiptir.Daire kaldırma kararından sonra düzenlenen 15.08.2023 tarihli raporda dava dışı 16 işçi yönünden davacı davalı ...... Ltd Şti ile hakkında tefrik kararı verilen ... Güvenlik ...Ltd Şti hizmet süreleri nazara alınarak gerek ana para ve gerekse faiz yönünden ayrı ayrı hesaplama yapılmıştır. Yapılan bu hesaplama uyarınca toplam (anapara+faiz) 205.596,54 TL bedelin davalıdan tahsiline dair karar verilmesi yerinde olup, gerek asıl alacak miktarına yönelik ve gerekse faizin dava tarihinden itibaren başlaması gerektiğine yönelik ileri sürülen istinaf sebeplerinin reddine dair karar verilmiştir. Aynı zamanda Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 2014/7018 E. 2014/14728 K. sayılı ilamında ''...Mahkemece ... Şirketi açısından işyeri devrinden sonra 2 yıl geçmesi nedeniyle ... Şirketinde geçen çalışma süresinden devralan Lider Şirketinin sorumlu olduğu kabul edilmiş ise de 4857 sayılı İş Kanununda alt işverenler nezdinde işyeri devri halinde 2 yıllık bir sınırlama söz konusu olmayıp davacı taraf işçilik alacaklarını ... Şirketinden de talep edebilir. İşyerini devreden alt işverenlerin sorumluluklarının sınırı varsa davalıların zamanaşımı savunmaları olabilir. Bu nedenle mahkemenin bu yöndeki kabulü de yerinde değildir'' belirtilmektedir. Sunulan istinaf başvurusunda sorumluluk süresinin 2 yıl olduğu ileri sürülmüş ise de, emsal içtihattan anlaşılacağı üzere, İş Kanunu madde 6'nın somut davada uygulanma yeri bulunmamaktadır. -İcra İnkar tazminatı yönünden inceleme: Genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK 14.07.2010 gün ve 2010/19-376 E. 397 K. sayılı ilamı). Davaya konu edilen alacağın likid alacak olduğu ve bu bağlamda icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu, davalı vekilince aksi yönde sunulan istinaf başvuru sebebinin dosya kapsamına uygun olmadığına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamına göre İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygun olup, resen yapılan incelemede kamu düzenine aykırı herhangi bir husus da tespit edilemediğinden, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmayıp 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 3.511,07 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.895,67 TL'nin istemi halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 32722 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ek 1 maddesine eklenen 3.fıkra ile değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere esas yönden oy birliği harç yönünden oy çokluğu ile karar verildi.10/12/2025 MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir. Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.