11. Hukuk Dairesi 2021/2355 E. , 2022/6774 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.12.2018 tarih ve 2017/193 E- 2018/481 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.11.2020 tarih ve 2019/649 E- 2020/1074 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi d
**11. Hukuk Dairesi 2021/2355 E. , 2022/6774 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.12.2018 tarih ve 2017/193 E- 2018/481 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.11.2020 tarih ve 2019/649 E- 2020/1074 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının 2012/104503 numaralı "BİG MAMMA'S"+şekil ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markanın hak sahipliğinin yarısının ... 17. Noterliği'nin 12.03.2013 tarihli 6472 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile davalı ...’e devredildiğini, sonra da ... 17. Noterliği’nin 25.02.2014 tarih ve 9837 fesih ihbarnamesi ile bu devrin iptal edildiğini, bu iptali diğer davalı TPMK’ye muhtelif defalar yapılan başvurular ile bildirildiğini ve devir işleminin sicile işlenmemesi gerektiğinin beyan edildiğini, ancak TPMK YİDK kararı ile taleplerinin reddedildiğini, bu kararın doğru olmadığını belirterek, TPMK YİDK’nın 2017-M-2897 sayılı kararının ve davalı şahsa ait marka sahipliğinin marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı şahıs vekili ise, davacının fesih ihbarının geçerli olmadığını, marka hakkının devrinin mevzuatta belirtilen şartlara uygun olarak yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, geçerli bir marka devir sözleşmesi ile devredilmiş bulunan marka hakkı hissesinin, bu tasarrufun gerçekleştiği anda davalı şahsa geçmesiyle, davacının söz konusu markanın sahipliği üzerinde yarım hissesi/yarım mülkiyet hakkının son bulduğu, Bu devrin/hukuki işlemin geçersizliğinin, ancak ve sadece marka siciline kaydedilmiş yarım hak sahibi görünen davalı şahsın da talebi/kabulü ile ya da işlemin geçersizliğine dolayısıyla ilgili sicilin değiştirilmesine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanılarak ileri sürülebileceği, tek taraflı bir fesih beyanıyla ileri sürülemeyeceği, yani davacının fesih ihbarnamesinin davalı şahsa tebliği ile dava konusu markadaki hisse devrinin iptalinin söz konusu olamayacağı, 2012/104503 sayılı markanın ... 17. Noterliği'nin 12.03.2013 tarihli 6472 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile %50’sinin davalı ...’e devri ve sonra da davacı tarafça ... 17. Noterliği’nin 25.02.2014 tarih ve 9837 fesih ihbarnamesi tebliği ile markadaki hisse devrinin iptalinin söz konusu olamayacağı, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu edilen devir tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK'nın 16. maddesi uyarınca, usulüne uygun olarak, markanın 1/2 payının, davacı tarafından davalı gerçek kişiye devredildiği, bu sözleşmenin irade fesadı halleri nedeniyle geçersiz olduğunun iddia ve ispat edilemediği, davacı tarafın söz konusu devir sözleşmesini, 25.02.2014 tarihli fesih ihbarnamesi ile feshettiğini ileri sürerek, işbu davayı açtığı, ancak feshin, sürekli bir sözleşme ilişkisini geleceğe etkili olarak sona erdiren bir hukuki işlem olduğu, taraf arasındaki devir sözleşmesinin ise ifa ile sonlandığı, dolayısıyla davacının tek taraflı fesih beyanının hukuki sonuç doğurmayacağı, öte yandan davacının fesih ihbarnamesinin, sözleşmeden dönme beyanı olarak da değerlendirilemeyeceği, zira dönme hakkının, ancak diğer tarafın temerrüdü halinde tanınmış bir hak olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.