7. Hukuk Dairesi 2010/639 E. , 2011/294 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 377 ada 23 parsel sayılı 284,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava ko…
**7. Hukuk Dairesi 2010/639 E. , 2011/294 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 377 ada 23 parsel sayılı 284,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yargılama sonunda kısa kararda önce davanın reddi ile dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline şeklinde hüküm oluşturulduktan sonra kararın bir örneği tefhimle birlikte taraflara verilmiş bilahere tefhim edilen kararla verilmek istenilen kararın tutanağa farklı yazıldığının görülmesi üzerine tutanak düzeltilerek düzeltmeler hakim tarafından tasdiklenmiş, gerekçeli kararda ise kısa kararın düzeltilmiş şekline uygun olarak hüküm oluşturulmuş, verilen hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Aslolan kısa karar olup, hüküm tefhim edildikten sonra hakim dosyadan elini çekmiş olacağından hata yapıldığı belirlense dahi kısa kararın artık değiştirilemeyeceği, bundan sonra hakimin ancak kısa karara uygun olarak gerekçeli karar yazabileceği kuşkusuzdur. Dosya kapsamı, dikkate alındığında yerel mahkemece oluşturulan 23.7.2009 gün ve 2008/292-2009/894 E.K sayılı kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olduğu belirlenmiştir. Konuya ilişkin 10.4.1992 gün ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının başlı başına bozma sebebi sayılacağı, öte yandan yerel mahkemenin bozmadan sonra önceki karara bağlı olmaksızın çelişikliği (tenakuzu) gidermek kaydı ile vicdani kanaatine göre hüküm oluşturacağı vurgulanmıştır. Bu olgular dikkate alındığında kısa kararla uyumlu olmak üzere (çelişkisiz) gerekçeli kararın oluşturulması zorunludur. Davacı Hazine'nin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 24.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.