T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/313 - Karar No:2026/349 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/313 KARAR NO : 2026/349 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.02.2026 NUMARASI : 2026/118 E DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 01/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2026 Eser sözleşmesinden ka…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/313 - Karar No:2026/349 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/313 KARAR NO : 2026/349 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.02.2026 NUMARASI : 2026/118 E DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 01/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 28/12/2023 tarihinde Hafif Çelik Karkas Panellerinin İmalı ve Montajı Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin konusu ve ücretinin 2.maddede belirtildiğini, müvekkilinin davalı aleyhine, Ankara 1. İcra Müdürlüğü’nün 2025/73133 Esas sayılı takip dosyası ile, davalı ile aralarındaki hafif çelik karkas yapım işi ve kaplama işçiliği nedeniyle, (imal ve montajı) ticari ilişki ve fatura alacaklarına dayalı olarak 02/11/2025 tarihinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin, takip dosyasına ibraz edilmiş olan faturaya dayalı olarak, alacaklısı bulunduğu davaya konu takip dosyasından ödeme emrinin davalı borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini ve davalı takip borçlusunun dosyaya ibraz ettiği bila tarihli dilekçe ile takibin asıl ve fer’ilere itiraz ettiğini, diğer yandan, davalı borçlu tarafından yapılan itirazın, usule ve yasaya aykırı, haksız, yersiz ve açıkça dayanaktan yoksun, sırf müvekkilinin alacağına zamanında kavuşabilmesini engellemeye ve bu suretle zaman kazanmaya yönelik haksız ve kötü niyetli bir itiraz niteliğinde olduğunu, bunların haricinde, her ne kadar davalı tarafın, takipte asıl borç haricinde faiz ve fer’ilerine de itiraz etmiş ise de, davaya konu takipte, fatura alacağı bakımından hesap edilmiş olan takipten önce işlemiş faizin de, usule ve yasaya uygun ve doğru bir şekilde hesaplandığını, bu itibarla da, her ne kadar davalı takibe yaptığı itirazda, ifa olgusunu, sözleşmeyi inkâr etmiş ise de; söz konusu eserin imal ve montaj olgusu, içeriğine süresinde itiraz edilmeyen takip konusu fatura ile sabit olduğunu, faturalar içeriğine itiraz da edilmediğinden bunların davalı bakımından da kesinleştiğini, huzurdaki dava bakımından ayrıca ihtiyati haciz talebininde bulunduğunu, dosyaya ibraz edilen fatura suretleri ile ticari hesap, taraflara ait defter ve kayıtlar ile, sözleşmeler, huzurdaki davaya konu alacağın varlığı ve davadaki haklılıkları konusunda, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken ölçüde davayı ispat ettiklerini, 2004 sayılı İİK’nın 257.maddesi uyarınca da, alacağın muaccel olduğu ve davalının da, takipten önce temerrüde düşmüş olduğu ve fakat buna karşılık, bedel ödeme borcunu ise yerine getirmediğini ve bu suretle, dava ve taleplerinin haklılığı bakımından, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken ölçüde ispatın sağlandığını, dava konusu alacak miktarı kadar, davalıya ait taşınır, taşınmaz, hak ve alacak, banka mevduatı ve sair malvarlığı unsurları üzerine, takipteki alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiğini, dava konusu uyuşmazlığın, bir para alacağına ilişkin olduğunu, para alacağına ilişkin talep ve davalarda ise, alacağın güvence altına alınabilmesi için, bir geçici hukukî koruma tedbiri olarak, ihtiyati haciz kurumu kabul edildiğini, buna karar verilebilmesi için de, ihtiyati tedbirde olduğu gibi, yaklaşık (mukarine) bir ispatın yeterli olduğunun kabul edildiğini, dolayısı ile, davanın daha başındaki bir aşamada, kesin bir ispatın varlığının zaten aranmadığını, dilekçe ekinde sunulan delillerin, yaptırılmasını istediği bilirkişi incelemesi ve icra dosyası kapsamı ile, dava ve ihtiyati hacizdeki haklılık, en azından yaklaşık olarak ispat edebildiğini düşündüklerini, açıklanan tüm bu maddi ve hukuki olgular da birlikte nazara alındığında, huzurdaki dava ve talepler bakımından, işin esası yönünden de, dava dilekçesine ekli belgeler ve icra dosyası kapsamı ile haklılıklarını en azından yaklaşık olarak ispat edebildiklerini, davalı borçlunun, müvekkiline olan borcunu ödememek amacı ile mal kaçırma girişiminde bulunması ihtimali de kuvvetle muhtemel olduğunu ve ayrıca alacağın da muaccel olduğunu, rehin veya başka bir teminat ile güvence altına da alınmadığından ve muaccel alacaklar bakımından, İİK’nın 257/2 maddesindeki koşulların gerçekleşmesi de gerekmediğinden, ayrıca İİK 257 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Somut olayda; ihtiyati haciz için yaklaşık ispat kuralı geçerli olup alacaklıdan kesin ispat delillerin istenmesi gerekli değil ise de, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, buna göre muaccel bir alacağın varlığından bahsedilemeyeceği, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığına ilişkin yeterli delil de sunulmadığı gerekçesiyle İİK 257 maddesinde öngörülen koşulları taşımayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı arasında 28.12.2023 tarihinde Hafif Çelik Karkas Panellerinin İmalı Ve Montajı Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından sözleşme hükümlerine uygun olarak işin tamamlanması sonrasında 09.07.2025 tarihinde yapılan ek protokol ile sözleşme bedeli olarak 18.000.000 TL nin müvekkiline ödenmesinin kararlaştırıldığını ve bunun üzerine davalı adına 31.07.2025 tarihli 18.000.021,60 TL tutarında fatura düzenlendiğini, faturanın davalıya gönderildiğini, davalı şirkete fatura gönderilmiş olup ödeme yapılmadığını, müvekkilinin faturayı defterlerine işlediğini, bunun üzerine eldeki davanın açıldığını ve ihtiyati haciz talep edildiğini, müvekkilinin, davalı aleyhinde, Ankara 1. İcra Müdürlüğü’nün 2025/73133 Esas sayılı takip dosyası ile, davalı ile aralarındaki hafif çelik karkas yapım işi ve kaplama işçiliği nedeniyle, ( imal ve montajı) ticari ilişki ve fatura alacaklarına dayalı olarak 02/11/2025 tarihinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının müteahhitlik yapan tacir olduğunu ve bu nedenle de, müvekkili ile aralarındaki eser sözleşmesi gereği ticari ilişkileri bulunduğunu, taraflar daha sonra 09/07/2025 tarihinde fatura kesim ve ödeme işlemlerine ilişkin de ayrıca bir protokol akdedildiğini, eser sözleşmesi kapsamında imal ve montajı yapılan iş nedeni ile kesilen faturanın hukuki dayanağı da yapılan 28/12/2023 tarihli sözleşmenin, 09/07/2025 tarihli ek protokolün, kesilen fatura ve faturaya itiraz edilmemesi ile kanıtlandığını, bu hali faturanın içeriğine, ayrıca taraflar arasındaki hukuki ilişkiye de itiraz imkanı da bulunmadığını, dosya içeriği ve sunulan delillerden faturanın içeriğinin sabit olduğunu, böylece taraflar arasında akdedilen ek sözleşme içeriğine göre de eser ifa edildiğini ve borçlunun ifayı kabul ettiğini, müvekkilinin, takip dosyasına ibraz edilmiş olan faturaya dayalı olarak, alacaklısı bulunduğu davaya konu takip dosyasından ödeme emri, davalı borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini ve fakat davalı takip borçlusunun, dosyaya ibraz ettiği bila tarihli dilekçe ile, takipte asıl ve fer’ilere itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlu tarafından yapılan itirazın usule ve yasaya aykırı, haksız, yersiz ve açıkça dayanaktan yoksun, sırf müvekkilinin alacağına zamanında kavuşabilmesini engellemeye ve bu suretle zaman kazanmaya yönelik haksız ve kötü niyetli bir itiraz niteliğinde olduğunu, ekli belgelere göre, bu ticaret nedeniyle, davalının, fatura tutarında bakiye borcu bulunduğunu, diğer yandan, faturada, alacağın kaynağı ve kökenini teşkil eden imal ve montaja dair de, sipariş numaralarına atıfta da bulunulduğunu, söz konusu imal ve montajın , eser sözleşmesine dayalı olduğunu; taraflar arasında bir ticari ilişki bulunduğunu ve davalının doğan borcunu bu zamana kadar ödemediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme içeriğine göre de eser ifa edildiğini ve borçlunun da ifayı kabul ettiğini, ancak ödeme yapmadığını, zaten fatura kesilmeden önce yeniden akdedilen ek sözleşmenin de faturanın içeriğini ispat ettiğini, nitekim, ekli fatura içeriği ile de, davalıya takip konusu edilen eser sözleşmesi gereği hafif çelik karkas yapım işi ve kaplama işçiliği gerçekleştirildiği ve fakat, davalının, ticari ilişkisinden doğan bakiye borcu ödemediğini, davalı tarafın, itiraz dilekçesinde, taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ve borcu, soyut şekilde inkâr etmiş ise de, burada ekli fatura içerikleri ile de, taraflar arasındaki akdi ilişkinin sabit olduğu gibi, bu ilişki kapsamında, davalıya teslimatlarının da gerçekleştirildiği ve fakat, davalı tarafça, doğan ticari hesap borcunun ödenmediğini, iş bitimine ve teslim ve montaja ilişkin görüntülerin de bulunduğunu, buna ilişkin kamera kayıtları resim ve görsellerin sunulacağını, yine aynı zamanda taraflarca fatura kesimine yönelik bir prokolün de akdedildiğini ve bu protokolde fatura içeriğinin eserin ifa olgusunu kanıtladığını, eser sözleşmesi kapsamında imal ve montajı yapılan iş nedeni ile kesilen faturanın hukuki dayanağının da 28/12/2023 tarihli eser sözleşmesi, 09/07/2025 tarihli ek protokol, kesilen fatura ve faturaya itiraz edilmemesi ile kanıtladığını, bu hali faturanın içeriğine, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye itiraz imkanı da kalmadığını, dosya içeriği ve sunulan delillerden faturanın içeriğinin sabit olduğunu, bunların haricinde, her ne kadar davalı taraf, takipte, asıl borç haricinde, faiz ve fer’ilerine de itiraz etmiş ise de, davaya konu takipte, fatura alacağı bakımından hesap edilmiş olan takipten önce işlemiş faiz de, usule ve yasaya uygun ve doğru bir şekilde hesaplanmış bulunduğunu, faturalara davalı tarafça itiraz edilmediğini, faturaların ticari defterlere kaydedilmiş olmasının malın teslim alındığına ve içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil edeceğini, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin alacağına ulaşmasını geciktirmek için yapıldığını, müvekkilinin edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin davalı tarafça bilindiğini, takip konusu alacağın likit olduğunu, müvekkili lehine icra inkar tazminatı şartlarının da oluştuğunu, dosyaya sundukları delillerin ihtiyati haciz kararı verebilmek için yeterli olduğunu, dava konusu alacak miktarı kadar, davalıya ait taşınır, taşınmaz, hak ve alacak, banka mevduatı ve sair malvarlığı unsurları üzerine, takipteki alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, dava konusu uyuşmazlığın, bir para alacağına ilişkin olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık (mukarine) bir ispatın yeterli olduğunu, dolayısı ile, davanın daha başındaki bir aşamada, kesin bir ispatın varlığının zaten aranmadığını, ihtiyati hacizde amacın maddi hukuka dayanan hak bakımından karar verilerek uyuşmazlığı sona erdirmek olmadığını, davaya konu olayda yasanın aradığı alacağın muaccel olması ve alacak rehin ile temin edilmemiş koşullarını taşıdığı halde ihtiyati haciz talebinin reddedilmesinin kanuna uygun olmadığını, dava dilekçesinde sözleşme hükümlerine uygun olarak işin yapıldığı ve davalı ile yapılan 09.07.2025 tarihli ek protokol ile 18.000.000 TL fatura düzenlenmesi kabul edilmiş ve 31.07.2025 tarihli fatura düzenlenerek davacıya gönderilmiş ve davalı faturaya itiraz etmediğinden borç muaccel hale gelmiş olduğundan 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin gerekçesinin hukuka uygun olmadığını, mahkeme ara kararında "...borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığına ilişkin yeterli delil de sunulmadığı..." şeklinde bir gerekçeye yer verilmiş ise de; bu koşul yasada vadesi gelmemiş borçlar için öngörülmüş olup davalı şirketin malvarlığının miktarı ve mahiyetinin müvekkili şirket tarafından bilinmesi ve takip edilmesi mümkün olmadığını ve ihtiyati haciz için yasada böyle bir koşul bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli davada ihtiyati hacze ilişkin olup, mahkemece talebin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davaya konu faturanın taraflar arasında düzenlendiği iddia olunan 09.07.2025 tarihli tutanağa istinaden düzenlendiği iddiasının yargılamada toplanacak delillere göre değerlendirilebileceğine, toplanacak delillere göre geçici koruma tedbiri niteliğindeki ihtiyati haciz talebi halinde mahkemesince her zaman inceleme ve değerlendirme yapılacağının tabi bulunmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732 TL istinaf karar harcı davacı tarafça yatırıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 01.04.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır