TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/02/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2026/141 Esas TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 17/02/2026 KARAR TARİHİ : 07/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/05/2026 Taraflar arasındaki şirket genel kurulunu çağrıya izin istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olar…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/660 Esas 2026/580 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/660 KARAR NO : 2026/580 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/02/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2026/141 Esas TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 17/02/2026 KARAR TARİHİ : 07/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/05/2026 Taraflar arasındaki şirket genel kurulunu çağrıya izin istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile karşı taraf şirketin yetkilileri arasında hisse devri ve ortaklık sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşme uyarınca hisse paylarının genel kurul toplantı, müzakere defterine ve şirket pay defterine işlendiğini, yönetim kurulu tarafından alınan kararların ilan edilmediğini, hisse devir sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca şirketin temsil yetkisinin eski hissedar ...'dan alınarak yeni ortak müvekkili ...'a devredileceği ve ... ile müştereken temsil yetkisine haiz olacağının taahhüt edildiğini, bu gerekliliğin yerine getirilmediğini, 06/11/2023 tarihli genel kurul kararı ile ... ve ...'ın 06/11/2026 tarihine kadar şirketi temsile yetkili yönetimi kurulu üyesi olarak seçildiklerini, hisse devir sözleşmesinin üzerinden 2 yıl geçmesi ve müvekkillerinin yönetim kuruluna sözlü ve ihtarname ile başvurmalarına rağmen yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırmaktan, hisse devir sözleşmesinde taahhüt edilen hususlar hakkında harekete geçmekten imtina ettiğini, genel kurulunun toplanamamasının, müvekkillerinin yönetime katılma, denetim yapma, şirketin mali ve idari durumunu öğrenme haklarının tamamen ortadan kaldırdığını, bu durumun yönetim kurulu üyeleri açısından hukuki ve cezai sorumluluk doğurucu ağır bir ihmal oluşturduğunu belirterek davalı şirket genel kurulunun olağanüstü toplantıya çağrılmasına, gerek görülmesi halinde müvekkili ...'ın genel kurul toplantıya çağrı işlemlerini yapmak üzere kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca davalı şirket yöneticilerinin mevcut imza ve temsil yetkisini kullanmaya devam etmesi halinde şirket adına geri dönülmesi mümkün olmayan hukuki işlemler yapılabileceğini, şirket mal varlığının üçüncü kişilere devredilebileceğini, müvekkillerinin ortaklık ve denetim haklarının tamamen anlamsız hale geleceğini, bu zararların dava sonunda verilecek bir karar ile telafi edilmesinin fiilen imkansız hale geleceğini belirterek davalı şirket hakkında genel kurul toplanıncaya kadar yeni bir genel kurul ve yönetim kurulu kararı alınmasının önlenmesine, ... ve ...’ın şirketi tek başına veya birlikte temsile dayalı olarak şirket adına malvarlığını etkileyen işlemler yapmasının tedbiren durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, dava tarihi itibariyle şirket ana sözleşmesi, yönetim kurulunun ve pay sahiplerinin kimlerden oluştuğunun tespiti için gerekli olan Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde mevcut davalı şirket sicil dosyası dosyada mevcut olmadığı gibi, davanın konusu ve yerleşik yargı uygulaması dikkate alındığında, şirketin ticari faaliyetinin engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, dosyaya sunulan pay defteri örneği ve ticaret sicilinin kayıtlarının da gelmesi ile böyle bir eksiklik bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan şirket pay defteri örnekleri, müvekkillerin pay sahipliği sıfatını ve oranlarını tereddüde yer bırakmayacak şekilde ispat ettiğini, TTK uyarınca pay defteri, şirket içi ortaklık ilişkisini belgeleyen en kuvvetli delil olup, mahkemenin bu kayıtları incelemeden ispat yoksunluğundan bahsetmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, anonim şirketlerde bu husus ancak pay defteri ile ispatlanabilmekte olup, hisse devirlerinin ticaret sicilde ilanı dahi zorunlu olmadığını, sunulan pay defteri, hisse devir sözleşmesi ve ihtarname bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yaklaşık ispatın ötesinde, haklılıkları noktasında tam bir kanaat oluşturacak nitelikte olduğunu, mahkemenin ara kararında dosyada mevcut olan pay defterine hiçbir atıf yapmadığını, bu temel delili tartışmaya dahi açmadığını, mevcut pay kayıtları ortadayken, sicil dosyasının celbinin beklenmesi, telafisi imkansız zararların doğmasına seyirci kalmak olduğunu, şirketin mevcut yönetiminin genel kurulu toplamaktan kaçındığı ve müvekkillerinin denetim haklarının engellediğinin sunulan resmi kayıtlarla sabit olduğunu, dosyaya celp edilen sicil kayıtlarının davalıların kötü niyetini ve tedbirin aciliyetini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatladığını, söz konusu sicil kayıtlarının incelenmesinde diğer iki ortak tarafından müvekkillerinden gizlenerek usulsüz bir genel kurul yapıldığını, alınan 4 numaralı karar ile müvekkillerinin haberleri dahi olmadan ortaklıktan çıkarıldığına dair bir karar alındığının görüldüğünü, ortakların çağrısız, habersiz ve usul kurallarını tamamen hiçe sayarak aldığı bu kararın, TTK'nun emredici hükümlerine aykırı olup hukuken yok hükmünde bir işlem olduğunu, davalıların kanuna karşı hile yaparak müvekkillerinin ortaklıktan çıkarma cüretini göstermesinin, ihtiyati tedbir taleplerinin bir ihtimal değil, yakın ve kesin bir tehlikeye dayandığını ispatladığını, müvekkillerinden habersiz genel kurul toplayıp ihraç kararı alabilen kötü niyetli bir yönetimin, dava süresince şirketin içini boşaltması, malvarlığını üçüncü kişilere devretmesi ve şirketi geri dönülemez bir zarara uğratmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, tedbir talebinin ticari faaliyetleri durdurma amacı taşımadığını, taleplerinin şirketin faaliyetlerini tamamen durdurmak değil, genel kurul toplanıncaya kadar malvarlığını eksiltebilecek ve geri dönülemez zararlar doğurabilecek olağanüstü ve şirket malvarlığını etkileyen işlemlerin denetim altına alınması olduğunu, bunun bir durma değil, koruma önlemi olduğunu, mevcut yönetim kurulunun yetkilerinin sınırlandırılmamasının, davanın konusuz kalmasına yol açabileceğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Davacı yan TTK'nun 412. maddesi uyarınca davalı şirket genel kurulunun toplantıya çağrılması için izin istemine ilişkin işbu davayı açmış olup, dava dilekçesinde davalı şirket genel kurul toplanıncaya kadar yeni bir genel kurul ve yönetim kararı alınmasının önlenmesi, davalı şirket yöneticilerinin şirket adına mal varlığını etkileyen işlemler yapmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. 6102 sayılı TTK'nun anonim şirketlerde genel kurulun toplanmasına ilişkin çağrı usulünü düzenleyen 410. maddesinde, genel kurulun, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabileceği, tasfiye memurlarının da görevleri ile ilgili konular için genel kurulu toplantıya çağırabilecekleri, yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında mahkemenin izni ile, tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği ve mahkemenin vereceği kararın kesin olacağı, TTK'nun 411. maddesinde, sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahiplerinin, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilecekleri, esas sözleşmeyle, çağrı hakkının daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabileceği, yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel kurulun en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılacağı, aksi hâlde çağrının istem sahiplerince yapılacağı düzenlenmiş olup, TTK'nun 412. maddesinde ise, pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemlerinin yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin karar verebileceği düzenlemeleri yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 412. maddesi uyarınca genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik izin istemine ilişkin mahkemece verilecek kabul veya red kararları kesin niteliktedir (Emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2017 tarih ve 2016/3287 Esas 2017/5383 Karar sayılı içtihatı). Esası hakkında verilecek karar kesin nitelikte olan işbu davada ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik verilen ara karar da kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karar olduğundan (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 247) ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin ara kararın kaldırılması yönündeki istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesinin 24/02/2026 tarihli ara kararı kesin olmakla usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesi ara kararı 6102 sayılı TTK'nun 412. maddesi gereğince kesin olduğundan USULDEN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde ihtiyati tedbir talep eden davacılara iadesine, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6102 sayılı TTK'nın 412. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.07/05/2026 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.