Hukuk Genel Kurulu 2023/793 E. , 2024/149 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/252 E., 2023/345 K. KARAR : Davanın reddine ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.11.2022 tarihli ve 2021/2734 Esas, 2022/7987 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölg…
**Hukuk Genel Kurulu 2023/793 E. , 2024/149 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/252 E., 2023/345 K. KARAR : Davanın reddine ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.11.2022 tarihli ve 2021/2734 Esas, 2022/7987 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne verildikten ve temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373 üncü maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek temyiz eden davacı vekilinin duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında yapılan protokol ve bayiilik sözleşmesi gereğince müvekkilinin 19.09.2010 tarihinden itibaren davalının bayiiliğini yaptığını, bayiilik sözleşmesinin eki olan protokolün 6/g maddesinde belirtilen ve bayii kâr marjının birçok faturada müvekkili aleyhine yanlış hesaplandığını, bu faturaların protokole uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğinin müvekkili tarafından denetlenemediğini, zira dünya çapında itibara sahip olan davalının protokole aykırı olarak kâr marjı belirleyebileceğinin öngörülemediğini, müvekkili tarafından davalıya 20.02.2015 tarihli ihtarname keşide edilerek bayii kâr marjlarının karşılıklı olarak sağlıklı bir şekilde kontrol edilmesinin ve eğer eksik kâr marjı varsa yasal faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiğini, davalı tarafından gönderilen 17.03.2015 tarihli cevabi ihtarname ile kâr marjı hesaplamasının taraflar arasında akdedilmiş sözleşme ve protokollere uygun olduğundan bahisle müvekkilinin talebinin reddedildiğini, oysa kâr marjının müvekkili aleyhine eksik hesaplanarak müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında talebini 459.723,75 TL olarak ıslah etmiştir.