7. Hukuk Dairesi 2023/3286 E. , 2024/2607 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/261 E., 2023/493 K. DAVA TARİHİ : 21.04.2022 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/164 E., 2022/484 K. Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince 120 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava bakımından hukuki yarar dava şartı yo
**7. Hukuk Dairesi 2023/3286 E. , 2024/2607 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/261 E., 2023/493 K. DAVA TARİHİ : 21.04.2022 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/164 E., 2022/484 K. Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince 120 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava bakımından hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-h, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, 120 ada 31 sayılı taşınmazda fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde B harfi ile gösterilen 217,60 m²'lik ahırın davacı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine, karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılara miras yolu ile intikal eden Kayseri ili, Özvatan ilçesi, ... Köyü 120 ada 7 parsel ve aynı yer 120 ada 31 parselde kayıtlı taşınmazların ortaklığının giderilmesi davası açıldığını, davacının 120 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerine kendisi için ev, garaj ve evin önündeki hayvan barınağı ahır yaptırdığını, 120 ada 31 parsel sayılı taşınmaz üzerine hayvan barınağı yaptırdığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ev, garaj ve evin önündeki hayvan barınağının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının 120 ada 7 parsel üzerindeki murisin yaptırdığı evi yıktığını, yeniden ev yaptığını ve eklentileri onardığını, yine aynı yer 120 ada 31 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki hayvan barınağı ahırın da muris ... tarafından yapıldığını ve onarım masraflarının Almanya'da yaşayan ... tarafından karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu Kayseri ili, Özvatan ilçesi, ... Mahallesi 120 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesat niteliğindeki iki katlı kargir ev ve ahır ile aynı yer 120 ada 31 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ahırın muhtesatın aidiyetinin tespiti amacıyla eldeki davanın açıldığı; 120 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı incelendiğinde taşınmaz üzerindeki iki katlı kargir ev ve ahırın Mehmet oğlu ...'a ait olduğunun belirtildiği, ancak kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bu bilginin bilgisayar ortamındaki tapu kaydına yansıtılırken muhdesat bilgileri bölümünde iki katlı kargir ev ve ahırın ... oğlu ...'a ait olduğunun yazıldığı, oysa bu yanlışlığın sehven yapıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde belirtildiği üzere 7 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacıya ait olduğunun zaten belli olduğu, muhdesatla ilgili bilginin tapuya aktarımı sırasında sehven yapılan hatanın her zaman için idari yoldan düzeltilebileceği, bu nedenlerle davaya konu Kayseri ili, Özvatan ilçesi, ... Mahallesi 120 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava bakımından hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-h, 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine ve davaya konu 120 ada 31 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki B harfi ile gösterilen kerpiç ev ve ahırın ... oğlu ...'a ait olduğu belirtilmiş ise de keşif esnasında dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere muhdesat bölümünde belirtilen muris ...'a ait olan kerpiç ev ve ahırın eskimesi nedeniyle yıkılmaya yüz tuttuğu hatta bir kısmının yıkıldığı, kalan bölümünün ise yıkılmaya yüz tutması nedeniyle davacı tarafça yıkılarak yerine fen bilirkişisi raporunda belirtilen B harfiyle gösterilen ahırın davacı tarafından meydana getirildiği anlaşıldığından fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde B harfi ile gösterilen 217,60 m²'lik ahırın davacı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz süreleri dikkate alınmaksızın karar verildiğini, 27.11.2022 tarihli mahkemeye sundukları dilekçe incelendiğinde davalılar vekili olarak Ankara'da yapmış oldukları kaza neticesinde duruşmaya katılamadıklarını belirterek mazeret talebinde bulunduklarını ancak mahkemece mazeretleri dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, Mahkemenin kadastro tutanağının tapuya aktarımı sırasında sehven yapılan bir hata olduğu varsayımının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı vekilinin mazeret talebinin reddi nedeniyle istinaf talebi bakımından ise, mazeret dilekçesi ekinde sunduğu trafik kazası tutanağının 24.11.2022 tarihli olduğu, oysa karar duruşmasının 28.11.2022 tarihinde yapıldığı, duruşmanın ertelenmesini gerektirir başka bir mazeret nedeni de sunulmadığı, o nedenle mahkemenin mazeret talebinin reddine ilişkin takdirinde yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bilirkişi raporuna itiraz süresi beklenilmeksizin karar verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, 27.11.2022 tarihli mahkemeye sundukları dilekçe incelendiğinde davalılar vekili olarak Ankara'da yaptığı kaza neticesinde duruşmaya katılamadığını belirterek mazeret talebinde bulunduğunu, fakat mahkemenin mazereti dikkate almayarak hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, esasa ilişkin olarak ise yapıların davacı tarafça yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Bilindiği üzere ve kural olarak tespit davalarında; tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır” denilmektedir. 3. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (h) bendine göre davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115 inci maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verir. 4. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27 nci maddesinde ise “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. 6. Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ıncı maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı yer almış olup, gerek Anayasa gerekse AİHS düzenlemelerine koşut olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 27 inci maddesinde de hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. 7. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesi; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmünü içermektedir. 8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun); a) "Hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı 27 inci maddesi: "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir." b)"Tarafların duruşmaya daveti" kenar başlıklı 147 inci maddesi; "(1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. (2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir." c)"Sözlü yargılama" kenar başlıklı 186 ıncı maddesi; "- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. (Ek cümle: 22/07/2020-7251/20 md.) Şu kadar ki, 150 nci madde hükmü saklıdır." d)"Yargılama giderlerine hükmedilmesi" kenar başlıklı 332 nci maddesinin birinci fıkrası ise; "(1) Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir" şeklinde düzenlenmiştir. 3. Değerlendirme 1.6100 sayılı Kanun'un 147 nci maddesi ile ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların sadece tahkikat aşaması için değil sözlü yargılama aşaması için de duruşmaya davet edileceği, tahkikatın sona erdiği duruşmada kural olarak sözlü yargılamaya geçileceği, ancak hukukî dinlenilme hakkının zedelenmemesi için sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde usulüne uygun ihtarat yapılmış olması koşuluyla ayrıca taraflara davetiye gönderilmeyeceği, tarafların sözlü yargılama için belirlenen duruşmaya gelmemesi hâlinde yokluklarında hüküm verileceği hususlarının davetiyede ihtar edileceği hususu belirtilmiştir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.10.2022 tarihli ve 2020/1-333 Esas, 2022/1342 Karar sayılı kararı) 2. Görüldüğü gibi Kanun koyucu 6100 sayılı Kanun'un 27 inci maddesinde yer alan hukukî dinlenilme hakkının zedelenemeyeceğini özellikle vurgulamış ve bu yönde düzenlemeler yapmıştır. Buna göre; tarafların sözlü yargılama aşamasına geçildiğinde yokluklarında karar verilebileceği hususunda haberdar edilmeleri zorunludur. 3. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve açıklanan ilkeler dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde, davalılar vekili 27.11.2022 tarihinde bilirkişi raporlarını 22.11.2022 de tebliğ aldığı ve trafik kazası nedeniyle doktor kontrolünde olduğundan bahisle mazeret dilekçesi vermiş, mahkemece mazeret dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Davalılar vekilinin mazeret dilekçesine eklemiş olduğu kaza tutanağı ile bilirkişi raporlarına itiraz süresinin devam ettiği gözetildiğinde; dosya içerisinde davalılar vekiline yargılama sırasında sözlü yargılama duruşmasına katılmaması halinde yokluğunda karar verilebileceği ihtarını içeren tebligat da bulunmadığı da dikkate alındığında, sözlü yargılama yapılacağına dair ihtar yapılmadığı gibi bilirkişi raporuna karşı diyecekleri de dinlenmeden davalılar vekilinin yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm tesis edilmiş olması 6100 sayılı HMK’nın 27 nci maddesinde belirtilmiş olan hukuki dinlenilme hakkına aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.