İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ... davalılar ...ile .... A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/02/2016 tarihli fatura ile .... A.Ş.'den ... ... marka aracın 11.02.2016 tarihinde 125.971,50 TL. bedel ödenerek satın alındığını, a…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1625 KARAR NO:2026/249 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:30/06/2021 NUMARASI:2017/595 Esas - 2021/507 Karar DAVA:Satım Sözleşmesine Konu Aracın Ayıplı Olması Nedeniyle Ayıpsız Misliyle Değişim İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ... davalılar ...ile .... A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/02/2016 tarihli fatura ile .... A.Ş.'den ... ... marka aracın 11.02.2016 tarihinde 125.971,50 TL. bedel ödenerek satın alındığını, ancak İstanbul ... Noterliği, ... yevmiye numaralı ve 01/03/2017 tarihli İhtarnamede belirtildiği üzere söz konusu aracın kullanılmaya başlanmasından birkaç ay sonra aracın 120 km ve üzeri hıza ulaşması ile araçta olağandışı bir sarsıntı meydana gelip bu sarsıntının aracın kendisinin, sürücüsünün, yolcularının hatta 3. kişilerin olası güvenliğini tehlikeye atacak derecede olduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine aracın davalı ... A.Ş.'ye arızanın giderilmesi amacıyla defalarca bırakıldığını, ancak araçtaki sorunun servis tarafından giderilemediğini, araçta defalarca meydana gelen arızanın "gizli ayıp" olması ve "ağır kusurlu" olan davalı şirketler tarafından arızanın giderilememesi sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 227 gereğince aracın yenisiyle değiştirilmesine ancak mümkün olmaz ise söz konusu aracın fatura bedelinin iadesine hükmedilmesini talep ettiklerini, söz konusu araçtaki arızaların fabrikasyon çıkışlı imalat niteliğinde olarak "gizli ayıp" niteliğinde olduğunun ve işbu dosyadaki davalı şirketlerin "ağır kusurlu" olduğu Mahkemece yapılacak yargılama sonucu ortaya çıkacağını, somut olayda, davalı şirketlerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 219 gereğince sorumlu olduğunun açıkça olduğunu, araçtaki ayıbın işbu aracın kullanımı bakımından tehlikesi ve davacı müvekkilinin araçtan beklediği faydaları ortadan kaldıran nitelikte olması sebebiyle söz konusu davayı açtıklarını, davacının, 11/02/2016 tarihli fatura ile satın almış olduğu ... marka aracı kullanmaya başlamasından birkaç ay sonra arızalar ortaya çıktığını, aracın hangi tarihlerde satıcının servisine getirildiğine ve teslim alındığına ilişkin tüm servis kayıtlarının dosyadaki davalı şirketlerde mevcut olduğunu, söz konusu servis kayıtlarının davalı şirketler tarafınca sunulmasını talep ettiklerini, söz konusu arızanın satıcı tarafından giderilememesi ve arızanın araçtan beklenen faydayı ortadan kaldırması sebebiyle satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesi mümkün olmaz ise söz konusu aracın fatura bedelinin iadesi talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.227 gereğince satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini, ancak mümkün olmaz ise söz konusu aracın fatura tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte fatura bedelinin iadesi için davanın kabulüne ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişir. CEVAP:Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... A.Ş'nin, davaya konu aracın ne satıcısı ne de ithal edeni olduğunu, ithalatçı veya satıcı sıfatına haiz olmayan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava dilekçesi ve araç faturasından göreceği üzere uyuşmazlığa konu ... plakalı aracın satıcısının davalılardan ..., ithalatçısının ise davalılardan ... A.Ş olduğunu, müvekkili şirket açısından husumet yönünden davanın reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak ise davacının usulüne uygun bir ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının tacir olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda TTK hükümleri ve TBK hükümleri uyarınca ayıp ihbarında bulunması gerektiğini, davacının onarım hakkını kullanmasına rağmen değişim veya fatura bedelinin iadesi talebinin garanti yönetmeliğinin 9.maddesindeki şartları taşımadığından reddinin gerektiğini, dava konusu aracın, muadili malların kullanım amacını taşıdığını, alıcının beklediği faydaları ortadan kaldırmadığını, davacının iddialarının ve taleplerinin Mahkemece etraflı bicimde değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu aracın otomotiv alanında uzman bilirkişiler tarafından incelenmesini talep ettiklerini, aracın teknik yeterliliği olan bir laboratuvarda bilimsel metotlarla incelenmesi gerektiğini, davacının taleplerinin TMK 2.maddesine aykırı olduğunu, incelemede araçta meydana gelen kullanıcı kaynaklı değer kaybının ve kullanım bedelinin tespitini, aracın iadesine karar verildiği takdirde kabul anlamına gelmemek kaydıyla aracın takyidatsız olarak iadesine karar verilmesini, davacının terditli talepte bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının faiz başlangıç tarihi ile faiz cinsi talebinin de hukuka aykırı olduğundan reddinin gerektiğini talep ve beyan etmiştir.Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) hükümleri uyarınca müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, TTK’de öngörülen ayıp ihbar sürelerine uyulmadığından davacının taleplerinin her halde reddinin gerektiğini, TTK m.23/c uyarınca: “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu” hal böyleyken, davacının aracı satın aldıktan bir yılı aşkın zaman sonra davalılara İstanbul ... Noterliği’nin 01.03.2017 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, davacının muayene ve ihbar yükümlülüğünü süresi içerisine yerine getirmediğini ve söz konusu sürelerin hak düşürücü nitelikte olduğunu, davacının mevzuatta öngörülen seçimlik hakları kullanması mümkün olmadığını, davacının terditli talepte bulunmasının mümkün olmadığını, seçimlik haklardan hangisini tercih ettiğinin açıklatılması gerektiğini, davacının iddia ettiği arızaların yetkili servis veya müvekkili şirket tarafından tespit edilemediğini, aracın ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin kabul edilemez olduğunu, davacının seçimlik hakkını orantısız şekilde kullanmasının Yargıtay kararları ile de sabit olduğu üzere kabul edilemez olduğunu, ayıba yönelik itirazlar saklı kalmak üzere dava konusu aracın üzerinde takyidat bulunması halinde ayıpsız misli ile değişim veya bedel iadesi talep edilemeyeceğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla araçta oluşan araçta davacının kusurundan dolayı değer kaybı olup olmadığının araştırılması ve bilirkişi aracılığıyla hesaplatılması ile belirlenmesi halinde araç bedelinden düşülerek davacıya yükletilmesi gerektiğini, gerektiğini, dava konusu araç halen davacıdan olduğundan davacının faiz talep etme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığını, tacir olan davacının ayıp iddiasında bulunarak seçimlik haklarını kullanabilmesi için süresinde ve usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunması gerektiğini, ancak davacı huzurdaki olayda kanunun kendisine yüklediği bu yükümlülükleri yerine getirmediğini, yasal süreler geçtikten aylar sonra gönderdiği ihtara hukuksal sonuçlar bağlamaya çalıştığını, davacının inceleme/inceletme ve ihbar yükümlülüğünü süresi içerisine yerine getirmemesi nedeniyle söz konusu süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan davanın öncelikle bu yönden reddine karar verilmesini, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, davacının aracın ayıplı oluğu iddiasının hiçbir delile dayanmadığını, davacının dava konusu aracı aldıktan sonra servise ilk olarak 28/04/2016 tarihinde başvurduğunu, bu başvurusunda herhangi bir şikayette bulunmadığını, davacı araçta balans ayarı yapılmasını talep ettiğini, talebi doğrultusunda servis işlemleri yapılarak araç ilgilisine teslim edildiğini,davacının ikinci kez 14.07.2016 tarihinde servise geldiğinde müşteri istek formuunn beyanları doğrultusunda düzenlendiğini, ancak araca müdahale edilmemesinin talep edildiğini ve servis işlemleri yapılamadan aracın servisten alındığını, devam eden süreç içinde davacının servise başvurularında dile getirdiği şikayetlerin tamamının giderildiğini, özellikle iddia ettiği titreme ile ilgili sorunlarla ilgili araştırmalar yapıldığını, araştırmalar sonucunda gerçek durumun davacı tarafından belirtilen şekilde olmadığını, müşteri memnuniyeti çerçevesinde müdahaleler yapıldığını, gerekli parçalar değiştirildiğini, özellikle dava konusu aracın servise son olarak getirildiği 08.02.2017 tarihinden sonra davacının iddiaları karşısında yeniden uzman kişilerin katılımıyla araçta uzun süreli test sürüşleri/teknik incelemeler yapıldığını, neticede iddia edildiği gibi bir durumun olmadığının somut bir şekilde tespit edildiğini, davacının, şikâyeti çok basit işlemlerle tespit edilebilecek nitelikte olduğu halde ve olası tüm şartlar altında ölçüm/test sürüşü yapılmasına rağmen araçta davacının iddia ettiği gibi bir arıza tespit edilmediğini, bu nedenle, davacının soyut iddialarının aksine dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, araç değişim talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, araçta fabrikasyon ve servis kaynaklı herhangi bir ayıp söz konusu olmadığını, aracın kullanılmasından elde edilen menfaat ve bu kullanım nedeniyle oluşmuş bir değer kaybı söz konusu ise mahsubunun gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aracın iadesine karar verilmesi halinde tüm takyidatlardan arındırılacak şekilde hüküm kurulmasını, davacının araçtan sürekli şekilde faydalanması nedeniyle fatura tarihinden itibaren faiz talebinin kabul edilemeyeceğini, faizin cinsinin de kanuna aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,", ...Davacı tarafça dava dilekçesinde, dava konusu araçta gizli ayıp olduğu iddiasıyla aracın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise söz konusu aracın fatura bedelinin faizi ile iadesi talep edilmişse de, davacının değer kaybına ilişkin bir talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 31/12/2020 tarihli ara kararı doğrultusunda laboratuvar incelemesi yapılmış, araçta mevcut arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu, ancak taşıttan yararlanamamanın mevzu bahis olmadığı, fakat konforu etkileyecek seviyede olduğu, aracın orjinal parçalarla onarılması halinde iade koşullarının oluşmayacağı, 2. El piyasada 5.000,00TL değer kaybı ortaya çıkacağı belirlenmiş olup; Bu tespitler göz önüne alındığında her ne kadar araçta mevcut arıza gizli ayıp niteliğinde de olsa, onarımı mümkün olduğundan ve ikinci el piyasa değer kaybının araç değerine göre miktarı göz önünde bulundurulduğunda, ayıpsız misli ile değiştirilme veya fatura bedelinin iadesini gerektirecek düzeyde olmadığı anlaşıldığından ve davacı tarafın taleplerinin aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya fatura bedelinin iadesinden ibaret olması nedeniyle bu talepleri yerinde görülmemiş, dava dilekçesinde araca ilişkin değer kaybı talebi de bulunmadığından davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ... davalılar ... A.Ş ile ... AŞ. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu araçtaki tamir edilemeyen arızanın, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu ve kurulan hükme esas alınan bilirkişi raporları da göz önüne alındığında kullanıcı hatası olmadığını, imalattan kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden kurulacak bir hükümle söz konusu araçtaki arızaların fabrikasyon çıkışlı imalat niteliğinde olarak "gizli ayıp" niteliğinde olduğunun tespiti gerektiğini, dosya ekinde sunulan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.05.2020 tarih 2020/5666 E., 2021/5188 K. sayılı İlamında yazılı "güvenin sarsılması" sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 227 gereğince satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini, mümkün olmaz ise söz konusu aracın fatura tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte fatura bedelinin davacı tarafa iadesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin araçta gizli ayıp olduğunu kabul ettiğini, Somut olayda davacının TTK'nın 23.c maddesinde öngörülen ayıp ihbar sürelerine uymadan dava açtığını, davacının taleplerinin başta bu sebeple usulden reddi gerektiğini, yerel mahkemece usule aykırı şekilde hak düşürücü sürelere riayet edilmeden açıldığı sabit olan dava yönünden eksik hüküm kurulduğunu, davaya konu araçta iddia olunan titreşimin bir ayıp olarak nitelendirilemeyeceğini, hissedilen titremenin standarda aykırı bir durum olduğunu, objektif bir veri olmadığı gibi bunun bir eksiklik veya üretim hatası olduğuna dair somut bir tespit de yer almadığını, Yerel Mahkemenin aracın ayıplı olduğu ön kabulü ile yazdığı gerekçenin hatalı olduğunu, ayrıca yapılan keşifte araç üzerinde orijinal olmayan alaşım jantların kullanıldığını ve ön düzen geometrisinin bozuk olduğunun davalı tarafça gözlemlendiğini, titreme durumunun davacının tercihinden ve dış etkenden kaynaklandığının açık olduğunu, bilirkişi kök raporunda araçtaki titreme ve sarsıntı sebebinin dış etken veya aracın kullanımından kaynaklanabileceğinin değerlendirildiğini, keşifte bu dış etkenlerin görülmesine rağmen rapora yansıtılmamasının eksik ve hatalı olduğunu, sorunun üretim hatasından kaynaklandığı tespitine itibar edilemeyeceğini,Yerel Mahkemenin, tüm bu çelişkili ve eksik incelemelere rağmen, rapordaki ayıp nitelendirmesini gerekçesine esas almasının hatalı olduğunu, aracın ayıplı olmadığından bahisle reddine dair gerekçenin düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... AŞ. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu araç gizli ayıplı olmadığı halde Yerel Mahkemece aksi yönde gerekçe oluşturulduğunu, Yerel Mahkemenin bilirkişi raporlarına dayanarak karar gerekçesinde davaya konu aracın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu kanaatine vardığını, ancak araçta üretimden kaynaklı herhangi bir gizli ayıp bulunmadığını, dış etkenler ve kullanım hatasından kaynaklanabilecek etkenleri incelenmeden, davacının şikayetinin sebebini de tespit edemeyen bilirkişilerin teknik bilgiden uzak afaki bir yorumla şikayeti bir üretim hatasına bağladıklarını, davacının TTK'nın 23/c maddesinde belirtilen ayıp ihbar sürelerini geçirdikten sonra davayı ikame ettiğini, davacı taleplerinin bu sebeple usulden reddi gerekirken usul ve yasalara aykırı şekilde hak düşürücü sürelere riayet edilmeden açıldığı sabit olan davada Yerel Mahkemenin tespit ve hüküm kurmasının hatalı olduğunu, davacının aracı satın aldıktan yaklaşık 5 ay sonra aracı titreme şikayeti ile servise getirdiğini, davaya konu araçta üretimden kaynaklı herhangi bir kusur bulunmadığını, araçtan beklenilen faydayı engellemeyen bir şikayetin ayıp olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, yeni bir karar verilmesi durumunda TBK'nın 227.3 maddesi gereği diğer seçimlik haklar yönünden değerlendirme yapılarak bilirkişi raporlarında hesaplanan 5.000-TL değer kaybı yönünden hüküm kurulmasını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava; ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesi bu mümkün olmaz ise satış bedelinin iadesine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı ... davalılardan ... A.Ş ile .... A.Ş tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu aracın ayıplı olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, davacının ücretsiz tamir hakkını kullanmış olmasının ayıpsız mislini isteme yada bedel isteme hakkına engel olup olmadığı noktalarındadır. Davacı şirket, davalı .... A.Ş.' den 11/02/2016 tarihinde ... marka sıfır kilometre aracı 125.971,50 TL bedel ile satın aldığı, aracın kullanılmaya başlanmasından birkaç ay sonra 120 km ve üzeri hıza ulaşması ile araçta olağandışı bir sarsıntı meydana geldiği, arızanın giderilmesi için aynı zamanda yetkili servis olduğu anlaşılan satıcıya 28/04/2016 tarihinde başlamak üzere aynı şikayet ile bir çok kere başvurulduğu anlaşılmaktadır. Davalı ... A.Ş aracın satıcısı ithalatçısı olmadığını pasif husumetinin bulunmadığını savunmuştur.Davalı ...Ş. TTK’de öngörülen ayıp ihbar sürelerine uyulmadığını, uyuşmazlığın TKHK kaynaklanmadığını, kendilerinin ithalatçı olmasının TTK hükümlerince sorumluluğunu doğurmadığını, davacının iddia ettiği arızaların yetkili servis veya müvekkili şirket tarafından tespit edilemediğini, araçta ayıp bulunmadığını, aracın ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin kabul edilemez olduğunu,davacının seçimlik hakkını orantısız şekilde kullanmasının Yargıtay kararları ile de sabit olduğu üzere kabul edilemez olduğunu savunmuştur. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığını, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, davacının dava konusu aracı aldıktan sonra servise ilk olarak 28/04/2016 tarihinde başvurduğunu, bu başvurusunda herhangi bir şikayette bulunmadığını, davacı araçta balans ayarı yapılmasını talep ettiğini, talebi doğrultusunda servis işlemleri yapılarak araç ilgilisine teslim edildiğini, davacının ikinci kez 14.07.2016 tarihinde servise geldiğinde müşteri istek formunun beyanları doğrultusunda düzenlendiğini, ancak araca müdahale edilmemesinin talep edildiğini ve servis işlemleri yapılamadan aracın servisten alındığını, devam eden süreç içinde davacının servise başvurularında dile getirdiği şikayetlerin tamamının giderildiğini, özellikle iddia ettiği titreme ile ilgili sorunlarla ilgili araştırmalar yapıldığını, araştırmalar sonucunda gerçek durumun davacı tarafından belirtilen şekilde olmadığını, müşteri memnuniyeti çerçevesinde müdahaleler yapıldığını, gerekli parçalar değiştirildiğini, özellikle dava konusu aracın servise son olarak getirildiği 08.02.2017 tarihinden sonra davacının iddiaları karşısında yeniden uzman kişilerin katılımıyla araçta uzun süreli test sürüşleri/teknik incelemeler yapıldığını, neticede iddia edildiği gibi bir durumun olmadığının somut bir şekilde tespit edildiğini, davacının, şikâyeti çok basit işlemlerle tespit edilebilecek nitelikte olduğu halde ve olası tüm şartlar altında ölçüm/test sürüşü yapılmasına rağmen araçta davacının iddia ettiği gibi bir arıza tespit edilmediğini, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, araç değişim talebinin şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 6098 sayılı TBK’nın 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Öğretide ayıp satılanda, vaad edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Yargılama aşamasında dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarında özetle;Makine Mühendisi ... tarafından 20/08/2018 tarihinde düzenlenen raporda; dava konusu araç ile yapılan test sürüşünde düşük hızlarda herhangi bir sorun bulunmadığını, hızın 140 km/saat seviyesine çıkması ile aracın gerek direksiyonunda gerekse koltuklarında hissedilen titreşimlerin ortaya çıktığını, iddia edildiği gibi olağanüstü sarsıntı şeklinde olmasa da hissedilebilen bir titreşim olduğunu, hızın düşmesi ile titreşimin ortadan kalktığını, mevcut delil ve tespitlerden aracın daha önce 120km/saat hızında başlayan titreşimin yapılan onarım ile şiddetinin azaltıldığı ve 140 km/saat değerine ötelenmiş olduğu, motor devrinin kritik aralıklarla rezonansa girmesi ile oluşan titreşim arızasının kullanım kaynaklı olmayıp üretimden kaynaklandığını belirterek, aracın kullanımını etkilemeyen bu arızanın araçtan yüksek hızlarda faydalanmayı olumsuz yönde etkileyen bir arıza olduğu tespit ve kanaatini bildirmiştir.Makine Mühendisi ... tarafından sunulan 10/03/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda; dosya içerisindeki iş emirlerinden davacı vekilinin belirttiği gibi aracın birçok kez aynı arıza nedeniyle servise girmiş olduğunun görüldüğünü, ileri sürüldüğü gibi çok şiddetli bir arıza olmamakla beraber arızanın kısmen devam ettiğini, yüksek hızlarda araçta titreşim olduğunun tespit edildiğini ve bu arızanın kullanıcı tarafından kabul edilebilir bir olgu olmadığını, söz konusu arızanın hasarlı kazadan çok önce başlamış olması, arızanın üretim kaynaklı olduğunu gösterdiğini, araçtan hiç fayda sağlanmadığını söylemenin mümkün olmadığını, aracın bazı seyir şartlarında devam eden ve konfor açısından araç sürücüsünü olumsuz etkileyen arıza nedeniyle araçta 5.000,00-TL değer kaybı meydana geleceği kanaati tespit ve rapor edilmiştir.Makine Mühendisi ..., ... ve ... tarafından müşterek imzalı 28/08/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; taşıttaki titreşim probleminin bilirkişi raporu ile tespitinin yapıldığı ve titreşim probleminin imalat kaynaklı olduğu ve gizli ayıp niteliğinde olduğu, taşıtın toplam kat ettiği mesafe dikkate alındığında konfor durumunu etkilemekle beraber maldan yararlanamama halinden bahsedilemeyeceği, problemin can ve mal güvenliğini tehdit edecek yapıda olduğuna dair somut bir bulguya ulaşılamadığı, problemin kaynağının kesin olarak belirlenemediği ve servis tarafından giderilemeyen problem nedeniyle hizmet kusurunun ortaya çıktığı, taşıtta mevcut sorun nedeni ile ikinci el piyasada değer kaybının 5.000,00-TL civarında oluşacağı rapor edilmiştir.Makine Mühendisi ..., ... ve ... tarafından müşterek imzalı 01/02/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda ; laboratuvar ortamında incelenen ve yol testine çıkılan ... tescil numaralı ... marka ... tip 2016 model ... şase ... motor numaralı taşıtın arızasının kullanımdan kaynaklandığına dair hiçbir bulgu bulunmadığı, normal bir otomobil kullanıcısı tarafından alım sırasında anlaşılamayacağı, kullanımla ortaya çıkacağı, imalattan kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde olduğu, taşıttan yararlanamamanın mevzu bahis olmadığı fakat konforu etkileyecek düzeyde olduğu rapor edilmiştir.Bu haliyle dosyaya alınan tüm raporlar ile araçta gizli ayıp niteliğinde titreşim probleminin bulunduğu, bir çak defa satıcı/yetkili servise başvurulmasına rağmen gizli ayıbın giderilemediği sabittir.Gerek ticari satım, gerek tüketicilere yönelik ticari olmayan satımlarda ayıp nedeniyle seçimlik hakların kullanılması yenilik doğurucu hak niteliğindedir (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 13. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2013, s. 127; Yavuz, Cevdet; Satıcının Satılanın (Malın) Ayıplarından Sorumluluğu, Beta Yayınevi, İstanbul 1989 (Satım), s. 141; Aslan, Yılmaz; 6502 sayılı Kanuna Göre Tüketici Hukuku, 4. Baskı, Ekin Yayınevi, Bursa 2014, s. 165-166; G).Gerek kurucu nitelikte, gerekse bozucu nitelikte olsun yenilik doğurucu haklar kural olarak bir kez kullanılmakla tükenirler. Bu kuralın istisnası ise,alıcının kullandığı seçimlik yenilik doğurucu hakkının yerine getirilmemesi olup, bu durumunda Kanunun kendisine tanıdığı başka seçimlik bir hakkı kullanması mümkün olacaktır (Zevkliler, Aydın/Aydoğdu, Murat; Tüketicinin Korunması Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 126). Seçimlik yenilik doğurucu hakların bir kez kullanılması halinde, sonradan bu seçimden dönülmesi ve başka bir seçimde bulunulabilmesi mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin 08.04.2021 T. ve 2019/4094 E. – 2021/3484 K.). Seçim hakkının değiştirilmesi “ıslah” suretiyle bile mümkün olamaz (Yargıtay 11. HD'nin 11.02.2020 T. ve 2018/4145 E. – 2020/1212 K. ; Yargıtay 11. HD'nin 12.11.2019 T. ve 2019/296 E. - 2019/7125 K. ; Yargıtay 13. HD’nin 05.06.2008 tarih ve 2008/1735 E., 2008/7867 K.). Islah ancak usul işlemlerinden geri dönmeyi sağlar. Maddi hukuka dayalı yenilik doğurucu hak niteliğindeki seçimlik haklardan geri dönmeye imkan vermez. Ancak Somut olayda; davaya konu aracın giderilemeyen titreşim problemi nedeniyle gizli ayıplı olduğu, davacı alıcının sıfır olarak aldığı ve üst segment olarak pazarlanan araçtan beklediği faydanın önemli ölçüde azaldığı, ayıbın üretimden kaynaklandığı ve garanti kapsamında olduğu, tamirine rağmen sorunun giderilemediği, davacının her seferide yetkili servise başvurmak suretiyle süresinde ayıp ihbarında bulunmuş sayılması gerektiği, davacı alıcının öncelikle TBK'nın 227. maddesinde öngörülen ücretsiz onarım hakkını kullandığı, buna rağmen arızanın giderilmesi mümkün olmadığı sabittir.Davacının aracı her seferinde servise götürmesinin ayıp ihbarı niteliğinde olması nedeniyle davalıların süresi içinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki itiraz ve istinafı yerinde görülmemiştir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5180 Esas - 2020/4973 Karar sayılı ilamı) Satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin olarak TBK md. 227 hükmünce alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkimin, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği düzenlenmiştir. Yine bazı durumlarda ise ayıba bağlı seçimlik haklar yönünden tüketicinin tercihi, ayıbın şekli, malın değeri, ayıbın ileri sürülüş süreci gibi her somut olayda farklılık taşıyan kıstaslar çerçevesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2/2. maddesindeki hakkın kötüye kullanılması hâli olarak dahi değerlendirilebilecek ve hâkimin dürüstlük kuralına uygun olmayan tercihe müdahalesi gündeme gelecektir. Son dönemde alınan yargısal kararlarda da (Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli, 2017/13-653 Esas, 2017/1085 Karar; 06.11.2015 tarih, 2015/13-2692 Esas, 2015/2487 Karar sayılı kararları) alıcının tercihi yönünde verilecek hükmün hak ve menfaatler dengesini aşırı ölçüde bozar mahiyette olmaması gerekliliğine değinilmektedir. Seçimlik haklarına ilişkin tercihinde alıcının serbestliği asıl olduğundan, hak ve nesafet dengesinin gözetiminde somut olayın özelliklerinin titizlikle değerlendirilmesi gerekliliği gözden kaçırılmamalıdır. Somut olayda, satın alınan aracın normal sınırlar üzerinde titreşim probleminin bulunduğu ve bu durumun gizli ayıp teşkil ettiğinin hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla tespit olunduğu,davacı alıcının 11/02/2016 tarihinde satın aldığı sıfır km aracın 2 aylık kullanımı sonrasında titreşim sorunu ortaya çıkması ile davalı satıcı/yetkili servise başvurulduğu, yapılan çeşitli kontroller ve tamiratlar ile arızanın devam etmesi ve davalılara yaptığı başvurulardan sonuç alamaması nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişimi isteğiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının 2016 yılında sıfır km aldığı, iki ay sonra ortaya çıkan gizli ayıptan dolayı yaptığı başvurulardan yaklaşık bir yıl sonuç alamaması üzerine 2017 yılında eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında geçen süreden ve dolayısıyla bu süreçte aracın artan km’sinden alıcının sorumlu tutulmaması ve durumun aleyhine yorumlanmaması gerekir. Tekrarlayan arıza nedeniyle araçtan beklenen faydalanamamanın süreklilik arz ettiği sabittir. Araçtaki titreşim problemi giderilebilse de aracın değer kaybına uğrayacağı açıktır. Oysa ki alıcı sıfır km aracı hiçbir sorun yaşamamak adına daha fazla ücret ödeyerek satın almaktadır. Ayıbın varlığı hâlinde alıcı kural olarak seçimlik haklarından istediğini tercih edebileceğine ve ilk tercihi ayıpsız misli ile değişim olduğuna göre satıcı, alıcının talebini yerine getirmekle yükümlüdür. Dosya kapsamı itibariyle bu talebin orantısız veya hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğundan da bahsedilemez. Bu durumda davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin kabulüne karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2025/3-259 E. 2025/594 K sayılı ilamı)Davalı ... A.Ş'nin aracın satıcı, imalatçı veya ithalatçısı olmadığı anlaşılmakla eldeki uyuşmazlıkta pasif husumetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ...A.Ş'nin dava konusu aracın satıcısı olmadığından ticari işe dair satım sözleşmesine dayılı sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak Ticaret Bakanlığınca çıkarılan garanti belgesi yönetmeliği gereği, garanti süresinde meydana gelen ve garanti kapsamındaki ayıplardan sorumludur.Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 9. Maddesi (1) Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını kullanması halinde malın; a) Garanti süresi içinde tekrar arızalanması, ..durumlarında; tüketici malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebilir. Satıcı, tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. (4) Tüketicinin, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakkını seçmesi durumunda satıcı, üretici veya ithalatçının, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin kendilerine bildirilmesinden itibaren azami otuz iş günü içerisinde, bu talebi yerine getirmesi zorunludur." düzenlemesini içermektedir. Bu durumda davacının ayıpsız misli ile değişim talebinden davalı satıcı ... A.Ş ile ithalatçı-garanti veren... A.Ş.nin sorumlu olduğu bu davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş olmakla birlikte davalılar ... A.Ş. ve .... A.Ş istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar ... A.Ş.ve .... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davalı ... A.Ş' yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE, 2- Davalılar .... A.Ş ve .... A.Ş. Yönünden davanın KABÛLÜ İLE, Dava konusu ... tescil numaralı ... marka ... ... tip 2016 model ... şase ... motor numaralı aracın davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ayıpsız misli ile değiştirilmesine, İİK 24/4. Hükümlerine göre aracın aynısının ayıpsız mislinin davacıya iadesine, ayıplı aracın ise davacı tarafından davalı satıcı firmaya her türlü takyidattan ari olarak teslimine, 3-Alınması gerekli 8.605,11 TL harçtan, davacı taraftan başlangıçta peşin olarak alınan 2.151,28 TL harcın mahsubu ile 6.453,83 TL bakiye harcın davalılar ... A.Ş. ve .... A.Ş. den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı taraftan başlangıçta peşin olarak alınan 2.151,28 TL harcın davalılar ... A.Ş. ve .... A.Ş. den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 31,40 TL, posta ve tebligat gideri 506,20 TL, bilirkişi ücreti 1.400,00 TL olmak üzere toplam 1.937,60 TL yargılama masrafının davalılar ... A.Ş. ve .... A.Ş. den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalı ... A.Ş ve .... A.Ş. den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı ... A.Ş' yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 7/2 maddesi uyarınca hesaplanan 20.155,36 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş'ye verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine 9-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı ... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 8.605,11 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.524,41 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, c-Davalı .... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 8.605,11 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.524,41 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, d-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 66,00 TL olmak üzere toplam 286,70 TL yargılama masrafınındavalılar ... A.Ş. ve .... A.Ş. den müştereken ve müteselsilenden alınarak davacıya verilmesine, 10-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026