İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ticari alışverişte bulunduğu ... Ltd Şti tarafından davacı şirkete teslim edilmiş olan çekler, davacı şirket yetkilisinin arkadaşı olan davalı ... …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/757 KARAR NO : 2026/151 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/03/2021 NUMARASI : 2017/217 Esas - 2021/283 Karar DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ticari alışverişte bulunduğu ... Ltd Şti tarafından davacı şirkete teslim edilmiş olan çekler, davacı şirket yetkilisinin arkadaşı olan davalı ... tarafından güveni kötüye kullanarak hırsızlık sureti ile davacı şirketten alındığını, buna ilişkin olarak çeklerin öncelikle zayi olduğu gerekçesi ile İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/889 Esas sayılı dosyasından çek iptali davası ikame edildiğini, sonrasında davacıya şirket yetkilisine Whatsapp üzerinden davalılar tarafından gönderilen bir video itibari ile çeklerin bu kişilerin elinde olduğu tespit edilgini, çek bilgileri Keşidecisi ... Ltd. Şti. olan ... A.Ş. ... Şubesi'ne ait TR... İBAN nolu hesaptan keşide edildiğini, ... çek seri nolu 20.09.2016 keşide tarihli 21.421,00 TL bedelli, ... çek seri nolu 20.10.2016 keşide tarihli 21.421,00 TL bedelli, ... çek seri nolu 20.11.2016 keşide tarihli 21.421,00 TL bedelli, ...çek seri nolu 20.12.2016 keşide tarihli 21.421,00 TL bedelli, ... çek seri nolu 20.01.2017 keşide tarihli 21.421,00 TL bedelli, ... çek seri nolu 20.02.2017 keşide tarihli 21.421,00 TL bedelli, ... çek seri nolu 20.03.2017 keşide tarihli 21.421,0 TL bedelli, çekler davalıların çekleri ellerinde bulundurduklarını gösterir videoyu müvekkili şirket yetkililerine göndermeleri akabinde hemen davalılar hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 2016/33364 Sor. Nolu dosyasından suç duyurusunda bulunulduğunu ve savcılık tarafından ekte sunulan 05.09.2016 tarihli karar verildiğini, söz konusu savcılık dosyasının soruşturma numarası 2016/42407 soruşturma numarası olarak değiştiğini, davalılar birlikte hareket etmekte olduklarını yasaya aykırı bir şekilde elde etmiş oldukları iş bu çekleri ibraz etmek sureti ile tahsil etmeye çalıştıklarını, davalılar Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek 20.02.2017 ve 20.03.2017 keşide tarihli çekleri ibraz edip iade etmek kaydı ile teslim aldıklarını ancak 20.02.2017 keşide tarihli çeki ibraz ettikten sonra iade etmeyerek icra takibine konu ettiklerini, ekte sunulan 22.02.2017 tarihli Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına ait tutanak kötüye kullanıldığını davalı ... vekili ... tarafından alınan çekin bankaya ibraz edildikten sonra Savcılık dosyasına iade edilmeyerek İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine konulduğunu, davalıların kötüniyetli olduğunu ve çekleri tahsil ederek ortadan kaybolmaya çalıştıkları açık olduğunu, davacının yasal alacağı elinden alınmaya çalışıldığını, davacı şirket ticari defter ve kayıtları ile savcılık dosyası kayıtları itibari ile çeklerin meşru hamili olduğunu, davalıların suç işlemek sureti ile mezkur çekleri eline geçirdikleri gibi, sonrasında Whatsapp üzerinden söz konusu çeklerin görüntülerini davacıya göndermek sureti ile para talep ettiklerini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/889 Esas sayılı dosyası, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/42407 Sor. Nolu dosyası, ticari defter ve kayıtlar ile diğer tüm deliller çerçevesinde müvekkil şirketin çeklere ilişkin olarak meşru hamil olduğunu, davalıların gayri yasal yollarla çekleri eline geçirmiş oldukları sabit olduğu üzere davanın kabulü ile davacı şirketin çeklere ilişkin olarak meşru hamil olduğunun tespiti ile dava konusu çeklerin istirdadına, çeklere ilişkin olarak davacı şirketin meşru hamil olduğu sabit olduğu üzere çeklerin bedelinin bankaya ibraz veya icra takibi yolu ile yapılması halinde davacı şirketin telafisi mümkün olamayacak zararlara uğrayacağı sabit olduğu üzere, çeklerin tahsilinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesine özetle; Davalı çekleri, diğer davalı ... 'in kardeşinin kanser hastası olduğu dönemde hastane masraflarının davalı tarafından karşılanması nedeniyle davalının ...'den alacağı olan 250.000 TL dolayısıyla borca karşılık olarak teslim aldığını, bu nedenle davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği gibi çeklerin istirdatına karar verilebilmesi için hem davalının kötü niyetli olduğunun hem de çeklerin rıza dışı elden çıktığının ispat edilmesi gerektiğini, çekin rızası dışında elden çıktığını kanıtlama yükümlülüğü davacıda olduğu gibi davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ispat yükü de davacıda olduğunu, Yargıtay kararıyla da sabit olduğu üzere tüm dosya kapsamıyla davalının kötü niyetli olduğunun ispat edilememesi karşısında tüm şekli unsurları tam ve sadece görünüşle düzgün olması yeterli olan ciro zinciri düzgün olduğundan çekleri iyi niyetli hamil olarak iktisap eden davalının çekleri veya çek bedellerini geri verme yükümlülüğü bulunmadığını, istirdat davası ödeme emrine itiraz etmediğini veya itirazı kaldırılmış olan borçlunun borçlu olmadığı parayı icra dairesine ödemesinden sonra açtığı bir eda davası olduğunu, istirdatı talep edilen çeklere ilişkin açılmış olan İstanbul Anadolu ... E. Sayılı dosyası incelendiğinde görüleceği üzere icra dosyası dosya borçlusunu ve ... A.Ş tarafından yapılan ödeme nedeniyle 28.02.2017 tarihinde kapatıldığını, dolayısıyla dosya borcunun çekte keşideci olan ... . A.Ş tarafından ödendiği ve dosyanın kapatıldığı göz önüne alındığında davacının huzurdaki davayı ikame etme hak veya yetkisi olduğundan bahsedilmesi mümkün olmadığını, tüm dosya kapsamı ve icra dosyasından davalı şirketin çeklerin yasal yetkili hamili olduğunu, çeklerinin rıza dışında elden çıktığını bilmediğini ve bilebilecek durumda olmadığını, çek görüntülerinden ciro zincirlerinin düzgün olduğu icra dosyasının çekte keşideci bulunan borçlu tarafından kapatılması nedeniyle davacının iş bu davayı açma hak ve yetkisinin bulunmadığı açıkça görüldüğünü, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul BAM 13.HD 02/07/2020 tarih 2020/328 Esas 2020/716 Karar sayılı ilamında; "...dava açıldığı tarihte çek davalı elinde değildir. Bu durumda çek istirdat davasında davalının pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Davanın, pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekir..." denildiği ve somut olay bakımından yapılan incelemede Mahkememiz dosyası, soruşturma dosyası ve dava konusu çekler üzerinde davalı ...'in cirosunun bulunmadığı hususu dikkate alındığında davalı ... çeki elinde bulunduran kişi olmadığından ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İstanbul BAM 12.HD 18/02/2021 tarih 2019/162 esas 2021/227 karar sayılı ilamında; "...6102 sayılı yasanın 792. maddesine göre, “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” Bu madde hükmüne göre, davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü yoktur. Davalının çekin rıza dışında elden çıktığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir. Çekin rıza dışı elden çıkması halinde ispat yükü, çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerekmektedir.Davacı taraf, kendisi adına yapılan cironun sahte olduğunu iddia etmemektedir. Bu durumda, çekin rıza dışında elden çıktığının ve davalı hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunun veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğunun davacı tarafından inandırıcı delillerle ispatı gerekir..." denildiği ve somut olaş bakımından yapılan incelemede, davacı kendisi adına yapılan cironun sahte olduğunu iddia etmediği gibi, çeklerin davalı hamil ... tarafından kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu hususları da ispatlanamadığından davalı ... yönünden ispatlanamayan davanın reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece uzman bilirkişiden alınan raporda açıkça davacı tarafın davalıya borcu olmadığı ve çeklerin yasal hamilinin davacı olduğunun tespit edilmesine ve farklı bir rapor dahi aldırılmasına gerek duyulmamasına karşın davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı ...'un davaya konu çekleri kötüniyet (hiç olmazsa ağır kusur) ile iktisap ettiği açıkça ortaya çıktığını, davalılardan ...'un bahse konu çekleri daha evvel 250.000 TL borç verdiği arkadaşı ...'den borcun iadesi minvalinde aldığını açıkladığını, davalı ...'un 2016 yılı içerisinde toplamda 250.000 TL kadar yüksek bir bedeli borç verecek kadar yakınlık ve samimiyet derecesi bulunan arkadaşının bu çeklerin yasal hamili olma imkanının bulunmadığını ve bu hususta iyi niyetli olduğunu iddia etmesi ve bu savunmanın yerel mahkemece kabul görmesinin hiçbir şekilde anlaşılmadığını, mahkeme gerekçeli kararında davacının davalı ...'un adı geçen çekleri ağır kusuru ile iktisap ettiğini kanıtlayamadığını beyan ettiğini ancak davalıların iş dışındaki ilişkisinin varlığının borca batık durumda olan ...'un bu çeklerin yasal hamili olmayacağını açıkça bildiği anlamına geldiğini, mahkemenin bu hususu hiç irdelemediğin, tarafları resen çağırıp isticvap etmemiş ve dinlememiş, kendi aldırdığı bilirkişi raporunda yazılan gerçeklikleri göz ardı ederek huzurdaki kararı vermiş olmakla açıkça hukuka aykırı davrandığını, davalı ..., arkadaşı ...'a 250.000 TL borç verdiğini iddia etmiş, bu borç karşılığında arkadaşından çekleri iyi niyetle iktisap ettiğini ileri sürdüğünü, mahkeme yaptığı 250.000 TL gibi bir bedel verdiğini iddia eden tarafların hesap hareketlerini bile inceleme gereği duymadığını, davalılar bu miktarda bir paranın tamamını elden verip vermediğini araştırmadığını, davalıların çeklerin hırsızlanarak kötü niyetle iktisabı sonrası derhal savcılığa başvurduğunu, ...'ın 5 yıl müddetince ifade vermekten kaçması nedeni ile yakalama kararı verildiğini, yakalama kararı henüz 2021 yılında infaz edilebildiğini, haksız kararı veren mahkeme ceza mahkemesi kararını bekletici mesele yapmayı ilk duruşması dahi görülmeden huzurdaki kararı verdiğini, davacının kötü niyetli iktisabı ispat edeceği en kıymetli delillerinden birinin böylece önüne geçilmiş olup, işbu husus da eksik inceleme ispatı niteliğinde olup kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, yetkili hamilin elinden rızası hilafına çıkan çekin istirdatı, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının çekin yetkili hamili olup olmadığı noktasındadır.Dava konusu çekler, dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından ... A.Ş. ... Şubesi nezdinde tanımlı hesaptan 20/09/2016 tarihinde 21.421,00-TL bedelli, 20/10/2016 tarihinde 21.421,00-TL bedelli, 20/10/2016 tarihinde 21.421,00-TL bedelli, 20/12/2016 tarihinde 21.421,00-TL bedelli, 20/01/2017 tarihinde 21.421,00-TL bedelli, 20/02/2017 tarihinde 21.421,00-TL bedelli, 20/03/2017 tarihinde 21.421,00-TL bedelli olarak keşide edilmiş ve sırasıyla davacı lehtar ve davalı ... tarafından ciro edilmiştir. Çek iptaline ilişkin İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/889 esas sayılı dosyasında verilen ödemeden men kararı gereğince çek bedeli ödenmemiştir.Davacı tarafça, çeklerin çalındığını ve davalı tarafın çekleri haksız ve kötü niyetli olarak iktisap ettiğinden bahisle ve kendisinin yetkili hamil olduğu iddiasıyla çeklerin istirdatına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 763. maddesine göre, elden çıkan kıymetli evrakın ortaya çıkması halinde senedi elinde bulundurana karşı iade davası açılabilir. Zayi nedeniyle iptali istenen çeklerin davalı ... elinde bulunduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca davalı takip alacaklısı ... tarafından, davacının da aralarında bulunduğu takip borçluları hakkında İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında dava konusu 20/02/2017 keşide tarihli ve 21.421,00-TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır keşidece tarafından yapılan ödeme ile dosya infazen kapatılmıştır. Davalı ... vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, 20/03/2017 tarihinde 21.421,00-TL bedelli çekinde aynı şekilde icra takibine konu edildikten sonra keşideci tarafından ödendiğini, kalan çeklerin ise soruşturma aşamasında alıkonulmaları üzerine ibraz süresinin geçtiği ve ilamsız takip başlatıldığı, takiplere itiraz üzerine İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/172-173-174-175-176 Esas sayılı dosyalarında görülen itirazın iptali davalarının açıldığı beyan edilmiştir. TTK'nın 792. Maddesine göre, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. Dava konusu çekteki ciro silsilesi görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder niteliktedir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir. Eldeki davada, davacı öncelikle çekin yetkili hamili olduğunu, ardından davalı tarafın çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, zira aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır niteliktedir. Ayrıca TTK’nın 792. maddesi içeriği itibariyle önceki hamilin elinden herhangi bir şekilde çıkan çeki iktisap eden yeni hamilin, TMK’nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli olduğunu kabul etmiştir. Burada ispat yükü üzerinde olan davacının, kötüniyete veya ağır kusura dair iddialarını her türlü delille ispat etmesi mümkündür. Bunun yanında kötüniyeti yahut ağır kusuru ispatlanması gereken kimse çeki hamil olarak elinde bulunduran ve davada taraf olan davalıdır.Davaya konu çekte, davacının cirosu bulunmakta olup imzası da inkar edilmemiştir. Büyükçekmece CBS'nin 2016/42407 sr. Nolu dosyasında ... hakkında verilen ek takipsizlik kararında, şikayetçinin belirtmiş olduğu 7 adit 21.421,00 TL bedelli çekleri keşideci ... İnşaat yetkilisinden alındığı ve ... unvanlı şirkete teslim etmek üzere şüpheli ...'e teslim edildiği ancak çeklerin ... unvanlı şirkete teslim edilmediği şeklindeki suç duyurusu üzerine başlanan soruşturmada şüpheli ...'ın müştekilere yönelik herhangi bir suç eylemi içerisinde olmadığı, kendisinin borca karşılık şüpheli ...'tan almış olduğu hakiki çekleri bankaya tahsil amacıyla ibraz etme eyleminden başka üzerine atılabilecek herhangi bir suç unsuru bulunmadığı, bahse konu çeklerin şüpheli ... tarafından hırsızlandığına dair de herhangi bir delil bulunmadığı, yine şüpheli ...'ın şüpheli ...'a yönelik dolandırıcılık eylemi içerisinde olmadığı çünkü bahse konu çeklerin hakiki olduğu anlaşıldığı, soruşturma dosyasına konu asıl eylemin müştekiler tarafından ... isimli firmaya teslim edilmek üzere şüpheli ...'a verilen çeklerin şüpheli ... tarafından verilmemesi eyleminden ibaret olduğu anlaşılmış olmakla, olay hakkında yukarıda açıklanan neden ve gerekçelerle 5271 sayılı C.M.K.'nın 172. maddesi gereğince kamu adına kovuşturmaya yer olmadığın karar verilmiştir. Buna göre dava konusu çeklerin ...'e rıza ile verildiği, çeklerin davacı tarafından beyaz ciro ile cirolandığı nazara alındığında çeklerde düzgün bir ciro silsilesi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra davalının, dava konusu çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Ceza soruşturmasında da davalının çeki iktisabında ağır kusurlu davrandığını veya kötüniyetli olduğunu gösterir bir beyan veya tespit söz konusu değildir. Büyükçekmece CBS'nin 2016/42407 SR. Nolu dosyasında ... hakkında verilen ek takipsizlik kararında ayrıca şüpheli ...'ın müştekilere yönelik güveni kötüye kullanma suçundan soruşturmanın devam ettiği belirtildiği nazara alındığında Büyükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/124 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesinin, eldeki davanın niteliği gereği sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Çeklere ilişkin zayi nedeniyle iptal davası açılmış olması da, tek başına, çeki elinde bulunduran davalının çeki kötüniyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu göstermez. Bu haliyle davalı ...'un çekleri kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiği ispat edilememiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince hükümde yazılı olduğu gibi davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026