T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 11/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 15/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEK…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 11/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 15/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2- ........ VEKİLLERİ : Av..... Av......Av..... DAVALI : 3- ........ VEKİLİ :Av..... DAVALI : 4- ........ VEKİLLERİ : Av.....Av.....Av..... DAVALILAR : 5- ........ 6- ........ DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 11/02/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/02/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 28.12.2015 pazartesi günü saat 08:10 sıralarında davalı sürücü ........ , ........ plakalı çekici ile ........ Caddesi'ni takiben ........ Caddesi istikametinden gelip Ankara istikameti'ne seyri sırasında ........ Caddesi kavşağına geldiğinde kendisine kavşak ağzında dur işareti olmasına rağmen durmadan devam ettiğini, bu trafik ihlali sonucu ........ Caddesi istikametinden gelen dava dışı ........ idaresindeki ........ plakalı otobüse sol arka yan kısmından çarptığını, davalı ........'ün idaresindeki aracı ........ Caddesi üzerinde bırakıp yere inerek, aracını anayol üstünde kontrol etmeye başladığını, herhangi bir ikaz işareti kullanmadığını, trafik güvenliğini ve akışını yüksek derecede tehlikeye attığını, yine aynı cadde istikametinden gelen davalı ........ idaresindeki ........ plakalı başka bir araç, ........ idaresindeki ........ plakalı çekiciye arka kısmından çarptığını, olayın akabinde müvekkilinin idaresindeki ........ plakalı araç ile aynı cadde üzerinde hız sınırlarına ve trafik kurallarına uyarak gelmesine rağmen hiçbir ikaz ve uyarıcı işaret dahi olmayan kaza yerine gelerek davalı ........ idaresindeki ........ plakalı otobüsün sağ arkasına çarptığını, olayın devamında anayolda davalı ........ idaresindeki ........ plakalı araç ve davalı ........ idaresindeki ........ plakalı araç kaldığını ve yine gerekli ikaz ve uyarı işaretleri konulmadığını, müvekkilinden bağımsız olarak davalı ........ idaresindeki ........ plakalı ve dava dışı ........ idaresindeki ........ plakalı araç davalı ........ idaresindeki ........ plakalı otobüse sol arka ve yandan çarptığını, kaza tespit tutanağında sürücü davalı ........ asli kusurlu belirlendğini, diğer sürücüler ise tali kusurlu olarak belirlendiğini, müvekkilinin yaralanmasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan nitelikte olduğunu, müvekkilinin kaza tarihinde 34 yaşında fabrikada usta başı olarak çalıştığını, trafik kazasının ve kalıcı sakatlığın yarattığı ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar nedeniyle, davalıların kusur durumu, kazanın oluş şekli gözetilerek, telafi edici ve caydırıcı unsurları etkin olmak üzere ........ için 20.000,00 TL Manevi tazminat talebinde bulunduklarını, davalılar ........ A.Ş. ........ A.Ş. Ve ........ A.Ş.'ne yapılan başvuruların menfi sonuçlandığını, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, bu nedenlerle; davanın kabulünü, toplanacak delillere göre (6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası) maddi tazminat tutarı belirlenerek, belirlendiğinde tamamlama harcı yatırılmak üzere şimdilik, 250,00 TL geçici iş göremezlik zararının, 250,00 TL sürekli iş göremezlik zararının, 20,00 TL bakıcı giderinin, 20,00 TL sağlık giderimin davalılar işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden; sigorta şirketi yönünden ise sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini, 20.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi birlikte davalı sürücüler ve işletenlerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 28.12.2015 tarihinde, müvekkili şirkete ZMMS ile sigortalı ........ plakalı ve ........ sevk ve idaresindeki araç ile davacı tarafın sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracın da karışmış olduğu çok taraflı maddi hasarlı/yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, ........'in yaralanmasının akabinde müvekkili şirket aleyhine sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri, tedavi gideri maddi tazminat talepli dava ikame ettiğini, müvekkiline usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, ZMMS genel şartlarında belirtilen belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmediği, dava şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, manevi tazminatın poliçe teminatına dahil olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun araştırılarak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet oranının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre tespit edilmesi gerektiğini, SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediği bildirilse de; müvekkili aleyhine ikame ettirilen itirazın iptali davası ile davacı tarafa yapmış olduğu ödemeyi rücuen tahsil ettiğini, sağlık giderleri teminatı sosyal güvenlik kurumunun sorumluluğunda olduğunu, sigortacının gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu, bu nedenlerle; müvekkili şirket aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; T.B.K.'nun 72. ve ilgili yasaları uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünü, kazanın 28.12.2015 tarihli olduğunu,kaza tarihinden yaklaşık 7 yıl sonra bu dava açılmış olmakla zamanaşımı nedeni ile bu davanın reddi gerektiğini, davacının Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı olduğunu ve sözkonusu kaza,zarar,zarar veren ve zarar gören ile ilgili tüm bilgileri bu önceki dava ile önceden öğrendiğini, bu sebeple de davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddini talep ettiklerini, kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, her davalının kendi kusuru ile sorumlu olduğunu, müvekkilinin olay sırasında bağlı olduğu sigorta şirketi ........ A.Ş. olduğunu, şartları varsa davacı zararı bu sigorta sirketinden talep edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının iddia ettiği zararın SGK veya özel kurum ve kuruluşlarca, sigorta şirketlerince karşılanıp-karşılanmadığının belirlenmesi,karşılanmış işe karşılandığı oranda talebinden düşülmesi gerektiğini,bu hususlarda gerekli araştırma ve incelemenin yapılmasını ve davacının bu husustaki taleplerini ispat etmesi gerektiğini, bu nedenlerle; davanın müvekkili ........ yönünden tümü ile reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletinde davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde olduğunu, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kusuru bulunmadığından müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, davacının emniyet kemerinin takılı olmadığının sabit olduğundan müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, tazminat hesaplanırken asgari ücretin baz alınması gerektiğini, davacıya SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, ZMSS Genel Şartlarına göre geçici iş göremezlik zararı, bakıcı giderleri ve tedavi giderleri poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacının kalıcı maluliyetinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında yönetmelik yöntemiyle hesaplamanın yapılması gerektiğini, Bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davanın 2 yıllık zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirkete başvuru aşamasında sunulması gereken evraklar sunulmadığından başvuru şartının gerçekleşmediğini, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik oranının dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin yalnızca sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının gerekli güvenlik araçlarını kullanmaması nedeniyle müterafik kusurun tenzilinin gerektiğini, davacının talep ettiği geçici iş göremezlik giderinden, tedavi giderinden, tedaviye bağlı sair giderlerden ve geçici iş göremezlik döneminde ortaya çıkan bakıcı giderinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatlarının mahsubunun gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin faiz sorumluluğunun dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin manevi tazminata ilişkin sorumluluğunun olmadığını, bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ........ ve ........'e dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiği, cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; " Mahkememizce yargılamaya esas alınan 01/01/2025 tarihli kusur bilirkişi raporunda; davacı ........'in yaralanmasında; idaresindeki araca çarpan diğer davalı sürücü ........'in kusurunun bulunmadığı tespit edildiğinden, davalılar ........ A.Ş. ve ........'e karşı açılan maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalılar vekilleri her ne kadar müterafik kusur bulunduğuna ilişkin savunmalarda bulunmuş ise de; müterafik kusur hususuna ilişkin soyut beyandan başka herhangi bir delil sunulmadığından, düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler ve kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun "tespit edilemedi" olarak işaretlenmesi hususları nazara alınarak davalıların müterafik kusur savunmalarına itibar edilmemiştir. Her ne kadar davalı ........ A.Ş. vekili davacıya geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığını beyan etmiş ise de; Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 31/05/2022 tarihli cevabi yazısı ile; davacıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın manevi tazminat başlıklı 56. maddesi; “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmünü amirdir. TBK 56. madesine göre bir olaydan zarar gören kişinin çektiği acıları bir nebze olsun azaltmak veya bozulan ruhsal dengesi yeniden düzelmesi için zarar veren kişiden bir miktar ücreti talep edebileceğini düzenlenmiş olup; kanun koyucu manevi tazminatın miktarını tayin etme hakkını hakimin takdirine bırakmıştır. Hükmedilecek miktar uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifleticek nitelikte olmalıdır. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, tarafların kusurları da gözetilmesi gerekmektedir. Manevi tazminatın miktarı bir tarafın zenginleşmesine, diğer tarafın yıkımına neden olmamalıdır. Belirtilen bu çerçeve ile birlikte manevi tazminat taleplerinin kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı ........ ve ........'ten olay tarihi olan 28/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek; DAVANIN KABULÜ ile; "Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; Geçici İş Göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 21.476,86 TL, Sürekli işgöremezliği nedeniyle uğradığı zarar için 830.943,56 TL bakıcı giderlerinden kaynaklanan maddi zarar için 3.256,65 TL ve tedavi giderinden doğan maddi zararı için 4.000,00 TL tazminatın davalı ........ ve ........'ten olay tarihi olan 28/12/2015, davalı ........ şirketi yönünden (sigorta şirketi poliçe limiti olan 290.000,00 TL'den sorumlu tutularak) 06/02/2020, Davalı ........ şirketi yönünden (sigorta şirketi poliçe limiti olan 290.000,00 TL'den sorumlu tutularak) 18/02/2020 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine," Manevi tazminat talebinin kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı ........ ve ........'ten olay tarihi olan 28/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davalılar ........ A.Ş. ve ........'e karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan maluliyete ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olup rapora itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkilin yaşanan trafik kazası neticesinde vücudunda meydana gelen yaralanmaların belirlenen maluliyetin üzerinde olduğunu, yerel mahkemece tesis edilen karar ve akabinde verilen tavzih kararında davalı sigorta şirketlerinin sorumluluklarının salt 290.000 TL ile sınırlı tutulmasının hatalı olduğunu, yaşanan kazadan dolayı davalı sigorta şirketlerinin sorumluluklarının sağlık, bakıcı giderleri için 290.000,00 TL ve sakatlanma giderleri için 290.000,00 TL ayrı ayrı sorumluluklarının olduğu belirtilmesi gerektiğini, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının gerekirken PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasının açıkça hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin temerrüt ve kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte manevi tazminat talepleri yönünden davalı sürücülerden ve işletenlerden, maddi tazminat talepleri yönünden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerine tahmiline (sigorta şirketleri yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ........ A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; sigortacılık kanunu gereği müvekkil kuruma başvuru şartının gerçekleşmemiş olup başvuru aşamasında sunulması gereken zorunlu evrakların taraflarına sunulmadığını, dolayısıyla iş bu haksız ve mesnetsiz davanın usulden reddi gerekirken eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, davacının kaza esnasında sürücü olduğu ve emniyet kemeri takıp takmadığı hususu değerlendirilmesi gerektiğini, ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun davacının gerçek durumunu yansıtmadığını, kaza ile illiyetli olmayan arazlarla birlikte, tespit edilen maluliyet oranının esas alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda esas alınan sağlık kurulu raporunun Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilmemesi sebebiyle hukuka aykırı olup hesaplamaya konu edilemeyeceğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aktüer incelemesi TRH 2010 %1,8 teknik faiz hesaplaması ile yapılmadığından bilirkişi raporundaki tazminatın fahiş olduğunu, poliçe genel şartları gereğince davacının talep ettiği geçici iş göremezlik gideri, tedavi gideri ve ulaşım giderinden müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, bu hususta sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigorta poliçesi bir zenginleşme aracı olmayıp, sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığını, davacının dava konusu kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere müvekkil şirketin faiz sorumluluğunun dava tarihinden itibaren ve ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz olması gerekirken hükmedilen tüm alacak bakımından dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücreti masraflarının karşı tarafa yüklenmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ........ sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; talep edilen alacak kalemlerinin zaman aşımına uğradığını, kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmeden esas hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maluliyete ilişkin kesin ve net bir belirleme yapılmadığını, aktüerya hesabında fahiş miktarların belirlendiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak görülmemesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davacı tarafın 18/06/2025 tarihli istinaf başvurusuna karşı HMK m. 348 uyarınca katılma yoluyla istinaf başvurularının kabulüne ve devamında usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılarak tarafı yönünden usulü kazanılmış hakların da gözetilerek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizin ilamı ile verilen kaldırma ve gönderme kararı üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen kararın davacı ve davalılardan ........ ile ........ vekilince istinafı üzerine yapılan inceleme sonunda; Aşağıda belirtilen husus dışında, kaldırma kararında belirtilen biçimde araştırma yapılarak Karayolları Fen Heyetinden çelişkileri gideren kusur raporunun hükme esas alınmasında; davacının uygun yönetmelik hükümlerine göre maluliyetinin belirlenip buna göre PMF yaşam tablosu ve progressif rant sistemi esas alınarak tazminat miktarının belirlenmesinde; yine davalılardan ........'ya davadan önce gerekli belgeler ile birlikte yasal başvurunun yapılmış olup talebin reddine dair cevap verilmiş olmasına; sair itirazların Dairemizin önceki kaldırma kararında değerlendirilerek reddedilmiş olup yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, bu konulara ilişkin davacı vekilinin buna yönelen, yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. - İstinaf eden davalı ........'ın zamanaşımı itirazı yönünden yapılan incelemede; Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 72 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır. Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya Güvence Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198,2015/1495 ve HGK'nın 16.09.2015 gün, 2014/17-116, 2015/1771, HGK'nın 10.06.2015gün, 2014/17-27,2015/1530 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir). Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davaya konu trafik kazası sonucunda davacı yaralanmıştır. Yaralanmayla sonuçlanan sözkonusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Buna göre eylem için(TCK 89/1) kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu gözetiltiğinde, dava tarihi ve kaza tarihine göre davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle hem dava hem de ıslah edilen miktarlar için uygulanacak zamanaşımı kesim tarihi olan dava tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple buna yönelik itiraz yerinde değildir. Ancak; -Kamu düzeni yönünden davacının istinafı da gözetilerek usule ilişkin; 6100 sayılı HMK’nin Hükmün Kapsamı başlıklı 297. maddesinin 2. fıkrasına göre “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Kanunun aradığı bu şekil, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek, kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (HGK 2013/9-1989 Esas 2014/657 Karar sayılı ilamı) Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetiminin yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. 6100 sayılı HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte tam olarak yazması ve hüküm sonucunu HMK'nın 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren yasa yolu açık olan son kararlardandır. Bu kararla, mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Ayrıca ilamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili İcra Mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. -1997/776 K.; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 E.-2006/85 K.; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 E.- 2008/453 K. sayılı ilamları) HMK'nun "Taleple Bağlılık İlkesi" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" hükmüne yer verilmiştir. HMK 297/2. maddede; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Anayasa m. 141/3'deki düzenleme gereğince "bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" kuralı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesi kapsamında, taraflardan biri hakkında hüküm kurulmaması ve gerekçenin yazılmaması durumunda adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil edeceği düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinin başlığı hâkimin davayı aydınlatma ödevi olup madde metninde, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir, hükmü düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2014 tarih, 2013/595 Esas, 2014/82 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere "...Tefhim edilecek hüküm HMK'nın 297/2.maddesindeki unsurları taşımakla birlikte, HMK m. 321 uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği olup, aksi halin hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ile barışını olumsuz etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/14-778 Esas, 2007/611 Karar, 01/04/2008 tarih, 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamları)." kararda gerekçenin bulunmasının yasal zorunluluk olduğu gibi, kamu düzenini ilgilendiren bir durum olduğu da belirtilmiştir. HMK m. 355 kapsamında "istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. Ayrıca, 6098 Sayılı TBK'nun 54.maddesinde tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar, bedensel zararlar kapsamında sayılmış, ZMSS Genel Şartlarında da sakatlık nedeniyle ayrı, tedavi giderleri nedeniyle ayrı teminatlar verilmiştir. Somut olayda, Mahkemece her ne kadar hüküm fıkrasında "poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere" denilse de, kaza tarihi itibariyle kişi başı sakatlık ve ölüm teminatı ile sağlık giderleri teminat limitlerinin ayrı ayrı 290.000 TL olduğu, hükmedilen sürekli iş göremezlik tazminat miktarının ise bunun üzerinde olduğu, her ne kadar tavzih kararı ile teminat limiti ile sigortaların sorumluluğu sınırlandırılmış ise de sağlık teminatı içinde değerlendirilmesi gereken bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik tazminatları toplamı 28.733,51-TL'nin de tek 290.000-TL teminat limiti içinde gösterilerek davacının sigortalardan alacağının hatalı biçimde sınırlandırıldığı görüldüğünden kararın infazda tereddüt yaratmaması da gözetilerek hüküm fıkrasında aşağıda yeniden kurulan hükümdeki gibi teminat limitlerinin gösterilmesi gerektiğinden, buna yönelik istinaf ve kamu düzeni nedeniyle, sadece bu sebeple davacının istinafın kabulü ile kararın kaldırılması ve yeniden hüküm tesisi gerekmiştir Bu nedenle, davalılar ........ ve ........'ın istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalılar ........ ve ........'ın istinaf başvurusunun REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) DAVANIN KABULÜ ile; 1- Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; Geçici İş Göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 21.476,86 TL, bakıcı giderlerinden kaynaklanan maddi zarar için 3.256,65 TL ve tedavi giderinden doğan maddi zararı için 4.000,00 TL tazminat olmak üzere toplam 28.733,51-TL tazminatın davalı ........ ve ........'ten olay tarihi olan 28/12/2015, davalı ........ şirketi yönünden 06/02/2020, davalı ........ şirketi yönünden 18/02/2020 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalı sigortalar için sağlık gideri teminat limiti 290.000-TL ile sınırlı olarak, birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2- Sürekli işgöremezliği nedeniyle uğradığı zarar için 830.943,56 TL tazminatın davalı ........ ve ........'ten olay tarihi olan 28/12/2015, davalı ........ Şirketi yönünden 06/02/2020, davalı ........ şirketi yönünden 18/02/2020 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalı sigortalar için sakatlık ve ölüm teminat limiti 290.000-TL ile sınırlı olarak, birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Manevi tazminat talebinin kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı ........ ve ........'ten olay tarihi olan 28/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalılar ........ A.Ş. ve ........'e karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE İlk Derece Yargılaması Yönünden; 5-Alınması gereken 60.090,74 TL karar ve ilam harcına karşılık peşin alınan 80,70 TL harç, 1.242,04 TL tamamlama harcı ve 1.692,36 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik yatırılan 57.075,64 TL'nin davalılar ........, ........, ........ A.Ş. ve ........ A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, (Davalı ........ ve ........'nın 20.661,38 TL 'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) 6-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 80,70 peşin harcı, 1.242,04 TL tamamlama harcı, 1.692,36 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.107,30 TL'nin davalılar ........, ........, ........ A.Ş. ve ........ A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ........ ve ........'nın 1.124,84 TL 'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) 7-Bam kaldırma kararı öncesi; davacı tarafından yapılan yargılama gideri 2.800,00 TL bilirkişi ücreti, S.Ü. Tıp Fakültesi fatura ücreti 2.843,93 TL, posta tebligat gideri 1.684,95 TL ve BAM kaldırma kararı sonrası; 11.500,00 TL bilirkişi ücreti, 2.538,00 TL posta gideri toplamı 21.366,88 TL'nin davalılar ........, ........, ........ A.Ş. ve ........ A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ........ ve ........'nın 7.734,81 TL 'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) 8-Maddi tazminat yönünden; a)Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 134.951,56 TL vekalet ücretinin davalılar ........, ........, ........ A.Ş. ve ........ A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ........ ve ........'nın 49.932,07 TL 'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) b)Davalı ........ ve ........ A.Ş. kendilerini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi göre belirlenen 540,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ........ ve ........ A.Ş.'ne ödenmesine, 9-Manevi tazminat yönünden; a)Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ........ ve ........'ten alınarak davacıya verilmesine, b)Davalı ........ kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi göre belirlenen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ........'e ödenmesine, 10-Davacı vekili tarafından yatırılan 571,90 TL keşif harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 11-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından; buna göre 1.320,00 TL'nin davalılar ........, ........, ........ A.Ş. ve ........ A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına). (Davalı ........ ve ........'nın 477,84 TL 'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) 12-Davacı tarafından yatırılan ve dosyada bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden; 13-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 14-Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru gideri ile 1.384,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 3.067,10 TL yargılama giderinin davalılar ........, ........, ........ A.Ş. ve ........ A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 15-İstinaf eden davalı ........'dan alınması gereken 21.772,68 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 15.022,68 TL nin mahsubu ile bakiye 6.750,00 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 16-Davalı ........'dan alınması gereken 60.090,73 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 15.022,68 TL'nin mahsubu ile bakiye 45.068,05 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 17-İstinaf aşamasında davalılar ........ ve ........ tarafından yapılan masrafların kendi üzerilerinde bırakılmasına, 18-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın davacı, davalılar ........ A.Ş ve ........ yönünden taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer davalılar yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.11/02/2026 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.