TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :08/05/2023 NUMARASI :2021/367 Esas 2023/329 Karar DAVA : Tazminat ( Kasko Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/06/2021 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerinin süres…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1374 Esas 2025/1705 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1374 KARAR NO : 2025/1705 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :08/05/2023 NUMARASI :2021/367 Esas 2023/329 Karar DAVA : Tazminat ( Kasko Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/06/2021 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerinin süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın davalı tarafından sigortalandığını, poliçe dönemi içinde söz konusu aracın gasp edildiğini, müvekkilin araç üzerine tasarruf imkanı kalmadığını, aracın bulunamadığını, söz konusu araç, müvekkil şirket çalışanı olan ...'na tahsis edilmiş olup, 11/10/2020 tarihinde söz konusu aracın ... zilyetliğindeyken, şüpheli ... ve yanında bulunan kişilerce gasp edilmiş olduğunu, olay sebebi ile müvekkili tarafından şikayetçi olunduğunu, davalı sigorta şirketinden mağduriyetin giderilerek müvekkile araç rayiç değerinin ve araç yoksunluğu zararının ödenmesini talep ettiklerini ancak ödeme yapılmadığını, ... plakalı araç rayiç bedeline karşılık (fazlaya ilişkin ve ıslah hakları saklı kalmak üzere) şimdilik 500,00 TL'nin gasp tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, aracın müvekkilinin ticari faaliyeti kapsamında kullanılması ve aracın ticari bir araç olması sebebi ile araçtan yoksun kalmaya bağlı oluşan fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 300,00 TL araç mahrumiyeti zararının, gasp tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 06/03/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile, araç değerini 193.000,00 TL olarak belirlemiş, araç mahrumiyet zararını ise 3.450,00 TL olarak belirlemiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili Mahkemede açılmadığından reddi gerektiğini, davacının hırsızlık yapıldığına dair iddialarının soyut ve dayanaksız olduğundan ispatlanamadığını, talep edilen maddi tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu bildirerek, davanın usulden reddine, aksi halde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Araç değeri bakımından yapılan incelemede; davacı şirkete ait olup 11/10/2020 tarihinde dava dışı sürücü ...’nun kullanımında bulunan ve davalı sigorta şirketine kasko sigortalı bulunan ... plakalı aracın dava dışı şahıslarca ''yağma” suçu işlenmek suretiyle çalındığı ve suç tarihinden sonra da aracın bulunamadığı, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere aracın değerinin 193.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğu, davacı tarafça davalı sigorta şirketine 21/10/2020 tarihinde müracaat edildiği , buna göre yasal 45 günlük süre sonunda, 06/12/2020 tarihi itibariyle temerrüde düşmüş sayılacağı anlaşılmakla, davacının 193.000,00 TL araç değerine ilişkin talebinin kabulü ile 193.000,00 TL'nin 06/12/2020 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, Araç mahrumiyeti/kazanç kaybı talebine ilişkin incelemede ise; davacı vekilince, araçtan mahrum kalınan süre boyunca kazanç kaybına uğranıldığı bu nedenle davalı sigorta şirketince poliçe kapsamında tazminat ödenmesi gerektiği ileri sürülmüş ve bilirkişi heyetince poliçe teminat şartları uyarınca; ikame araç teminatı kapsamında her bir riziko / hasar başına 15 gün ikame araç teminatı verildiği belirtilerek, olay tarihinde ortalama 230 TL/gün üzerinden mahrumiyet zararı olarak 3.450,00TL ikame araç zararı hesaplandığı anlaşılmış ise de, bilirkişi raporunda atıf yapılan poliçe özel şartının araç kar mahrumiyetine ilişkin değil ikame araç klozuna ilişkin olduğu, taraflar arasında düzenlenen poliçe içeriğinde araç mahrumiyeti/kar kaybına ilişkin bir riziko tanımlanmadığı, bu yönde bir düzenleme bulunmadığı aksine TTK 1453 maddesi uyarınca 'rizikonun gerçeklemesi sonucu doğan kar kaybının aksine sözleşme bulunmadığı takdirde sigorta kapsamında bulunmadığı'' anlaşılmakla, kar mahrumiyeti/kazanç kaybına yönelik talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hasarın teminat kapsamında olmadığını, bilirkişi tarafından araç rayiç değerinin yüksek belirlendiğini, kaza da ihbar uyumsuzluğu ve suistimal şüphesi bulunduğunu, bilirkişi tarafından tespit edilen parça ve işçilik tutarlarının emsal fiyatlara, piyasa koşullarının arz talep dengesine ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca KDV dahil hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, raporu kabul etmediklerini, davalı aleyhine dava konusu talep için ancak dava tarihinden yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, mahkemenin görevsiz olup yargılamanın tüketici mahkemesinde yapılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının "araç mahrumiyet zararının reddine" ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu ticari aracın yağma edilip kullanılmadığından araç mahrumiyet zararının ödenmesi gerektiğini, öte yandan davalı sigortalı şirketine başvuru yapıldığı halde ikame araç temini sağlanmadığı da gözetildiğinde talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davalı kasko sigorta şirketi tarafından ödenmeyen araç bedelinin ve araç mahrumiyet zararının tazmini talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamında yer alan Aracım Güvende Kasko Sigorta poliçesi incelendiğinde; davacı sigortalı ... plaka sayılı aracın 31/08/2020 ila 31/08/2021 tarihleri arasında davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenmek suretiyle kasko sigortasının yapıldığı, davalı sigorta şirketince sigortalıya söz konusu hasar nedeniyle ödeme yapılmadığının Mahkemeye sunulan hasar dosyası ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yer alan bilirkişi heyeti tarafından sunulan kök ve makine mühendisi bilirkişi tarafından sunulan kök raporu tekrar eden ek raporda özetle; Meydana gelen rizikonun sigorta teminatı dahilinde kaldığı kanaatine varılarak, 193.000,00 TL araç rayiç değeri ile 3.450,00TL ikame araç zararı hesaplanmıştır. Dosya kapsamında bir örneği yer alan Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarih 2021/239 E. 2022/99 K. sayılı ilamı incelendiğinde; katılanın ... olan, birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma suçundan yapılan yargılama neticesinde, sanıkların davaya konu ... plaka sayılı aracı gasp ederek katılan ...'na yönelik gece vakti yağma suçunu birlikte işlediklerinden bahisle cezalandırılmalarına karar verildiği, ilgili kararın istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 12/07/2023 tarih, 2022/1635 E. 2023/2731 K. sayılı ilamı ile istinaf isteminin esastan red edildiği görülmüştür. Hal böyle olunca, davacı şirketin çalışanı ve aynı zamanda ceza yargılamasının katılanı olan ... tarafından dava konusu aracın rızaen sanıklara teslim edilmediği, davacıya ait sigortalı aracın gece vakti yağma suçuna konu olarak gasp edildiği ve bahsi geçen aracın suçtan zarar gören davacı sigortalı şirkete iade edilmediğine ilişkin maddi vakaların ceza mahkemesi kararı ile sübut bulduğu görülmüştür. Davacı yan kasko sigortalı aracının gasp edilmesi ve kendisine iade edilmemesi sonucu hasara uğradığını, oluşan hasardan davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise sigortalı aracın rızaen üçüncü kişilere teslim edilmesi nedeniyle hasarın teminat kapsamında olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, dava konusu sigortalı aracın davalının elinden çıktığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, dava konusu aracın, gasp edilip edilmediği, meydana gelen zararın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olup olmadığı, poliçe teminatı kapsamında ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesinde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Aynı Yasanın "Sigortanın Kapsamı" başlıklı 1409. maddesinin 1. fıkrasında "Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur."; 2. fıkrasında ise "Sözleşmede öngörülen rizokolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir." denilmektedir. Yine aynı Yasanın 1427. maddesinin 2. fıkrasında "Sigorta tazminatı veya bedeli rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve riziko ile ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre on beş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez."; 4. fıkrasında ise "Borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer." hükmünü düzenlenmiştir. Bu açıklamalar ışığında davalı vekilinin istinaf itirazları irdelendiğinde; Somut olayda, rizikonun sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükü davalı sigorta şirketine ait olup, davalı sigortacı, sigortalı aracın anahtarının rızaen teslim edildiğini usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Davacı şirketin çalışanı ve aynı zamanda ceza yargılamasının katılanı olan ... tarafından dava konusu aracın rızaen sanıklara teslim edilmediği, davacıya ait sigortalı aracın gece vakti yağma suçuna konu olarak gasp edildiği, yine sanıklar tarafından gasp edildiğinin ve bahsi geçen aracın suçtan zarar gören davacı sigortalı şirkete iade edilmediğinin yukarıda özetlenen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu, taraflar arasında tanzim edilen poliçenin " araç anahtarının ele geçirilmesi nedeniyle aracın çalınması klozu" başlıklı hükmü uyarınca, aracın gasp yoluyla ele geçirilmesinde hasarın teminat kapsamında kaldığının belirlendiği, bu bağlamda davacının aracının gasp edildiğine ilişkin beyanı doğru olup, davalı sigortalının aracın anahtarının rızaen teslim edildiği iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı ve hasarının teminat kapsamında olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Yine davalı vekilince mahkemece hüküm altına alınan hasar miktarı yönünden istinafa gelinmiştir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.3.2.4. maddesine göre " Aracın çalınması halinde aracın çalınma günündeki rayiç değeri ödenir. " hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu aracın çalındığı/gasp edildiği, bu haliyle davalı tarafça davacıya aracın rayiç bedelinin ödenmesi gerektiği, aracın rayiç bedelinin davacının gerçek zararı olup, dava konusu aracın olay tarihindeki sigorta değerinin 153.493,00 TL sigorta eksper tespitinin 187.000,00 TL, kasko 2020 yılı ekim ayı değer listesindeki payın 185.411,00 TL olduğu dikkate alınarak, bilirkişi raporunda reel ikinci el piyasa değerinin 193.000,00 TL olarak belirlenmesinin usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile, kasko sigortalı aracın ikinci el piyasa değeri tespit edilmiş olup, bilirkişi raporu hasar bedeli yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olup, mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yine her ne kadar kadar davalı vekilince, KDV tutarına mahkemece hükmedilmesinin hatalı olduğu ve parça hesabının usul ve yasaya uygun yapılmadığı ileri sürülmüş ve Yargıtay'ın istikrar kazanmış ilkelerine göre başvuru sahibinin KDV ödediğine dair belge ibraz etmemiş olsa dahi KDV eklemek suretiyle hesaplama yapılması gerekip davalının KDV'den sorumlu tutulması Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 04/03/2024 tarih, 2022/7475 E, 2024/2392 K sayılı ilamı doğrultusunda olduğu usul ve yasaya uygun olacak ise de, dosyamız kapsamında bilirkişi heyetince parça hasar hesabı değil, aracın çalınma günündeki rayiç değeri hesaplandığında davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının somut olayla örtüşmediği görülmüştür. Diğer yandan, davacı yan, dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faiz işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan tazminata ticari faiz niteliğindeki avans faizi işletilmesi gerekmiş olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir. (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih, 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar). TTK'nun 1427. maddesinde, sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düşeceği belirtilmiş olup, mahkemece sigorta şirketine hasar bildirimden itibaren 45 gün sonrası davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilmek suretiyle yukarıda yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/11/2017 tarih 2016/19039 Esas 2017/10425 Karar, 01/03/2018 tarih 2017/1161 Esas 2018/1453 Karar). Öte yandan, davalı vekilince tüketici mahkemelerinin görevli olduğu ileri sürülmüş ise de,davacı ve davalı tacir olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, hal böyle olunca ticaret mahkemelerinin görevli mahkeme olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Davacı vekilince araç mahrumiyet zararının mahkemece reddine ilişkin hükmüne karşı istinafa geldiği görülmüştür. Taraflar arasında tanzim olunan poliçenin "kasko ikame araç şartları" başlıklı ikame araç teminata ilişkin kloz incelendiğinde, aracın onarım süresi içerisinde ikame araç bedelinin ödeneceğinin hüküm altına alındığı, somut olayda, dava konusu aracın gasp edilmesi ve zaten davacıya hiç teslim edilmeyecek olması nedeniyle pert total edilmiş gibi kabulü gerekeceği, hal böyle olunca da davalı sigorta şirketinden davacının araç mahrumiyet bedelini talep edemeyeceği, yine düzenlenen poliçe içeriğindeki klozun araç mahrumiyet bedeline ilişkin olup, kâr kaybının sigorta kapsamında bulunmadığı dikkate alındığında mahkemece, araç mahrumiyeti/ kazanç kaybına yönelik talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ... Mühendislik Enerji İnş. San. Ltd. şirketinden alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile 344,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden alınması gerekli olan 13.419,49 TL harçtan peşin alınan 3.296,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.123,49 TL harcın davalı şirketten alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -