T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/976 Esas KARAR NO : 2025/1862 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2019/221 Esas - 2022/760 Karar TARİHİ: 24/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istina…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/976 Esas KARAR NO : 2025/1862 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2019/221 Esas - 2022/760 Karar TARİHİ: 24/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, Müvekkil, davalı şirketten 30.7.2018 tarihli 3071 no.lu 13.320.50 TL tutarlı, 28.7.2018 tarihli 3051 no.lu 97.693.52 TL tutarlı, 28.7.2018 tarihli 3059 no.lu 91.065.60 TL tutarlı faturalar ile alacaklıdır. Alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış, itiraz üzerine takip durmuştur İcra takibine yönelik itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ödenmemiş fatura borcu bulunmamaktadır. Davacı şirket bu davanın dayanağı olarak gösterdiği 28.07.2018 tarihli 97.693,52 TL bedelli, 28.07.2018 tarihli ve 91.065,60 TL. bedelli ve 30.07.2018 tarihli ve 13.320,50 TL bedelli olmak Üüzere, müvekkil şirkete Toplam 202.097,62 TL tutarında fatura kesmiş ancak, fatura muhteviyatı malların tek bir tanesini dahi teslim etmemiştir. Fatura kesildiği halde mal teslim edilmemesi nedeniyle, Müvekkil şirket yetkililerinin durumu sorması üzerine, 31.07.2019 tarihinde davacı Şirket yetkilileri tarafından, mal tesliminin halledileceği ve şu anki gecikmeden doğan zararın telafisi için 66.000.-TL fiyat farkı faturası kesmeleri müvekkil şirket yetkililerine söylenmiş ve Müvekkil Şirketçe de, 31.07.2018 tarihli 034938 nolu 66.000.-TL bedelli fiyat farkı faturası kesilip, davacı şirkete tebliğ edilmiştir. Müvekkil şirketle Davacı şirket arasında bu süreç ve görüşmeler devam ederken, davacı şirket 15.08.2018 tarihli 13.478,81 TL ve 16.08.2018 tarihli 26.708.27TL bedelli iki adet fatura kesip, Davacı şirketin aynı şekilde ticari ilişki içerisinde olduğu, Müvekkil şirket ortaklarının akraba şirketi olan ... Gıda Pazarlama San. - Ve Tic A.Ş. Ne, göndermiştir. Ancak; Fatura tebliğ tarihi itibariyle, fatura muhteviyatı malların gönderilmemesi üzerine: Müvekkil şirkete mal tesliminin yapılmadığından bilgi sahibi olan ... Gıda Pazarlama San. Ve Tic A.Ş. ce Kadıköy 29. Noterliği 13.09.2018 tarih ve ... yevmiye nolu noter ihtarnamesi ile "herhangi bir mal ve hizmet alınmadığı" belirtilerek kesilen faturalar davacı şirkete iade edilmiştir. Gerek müvekkil davalı şirketçe gönderilen, malların teslim edilmesi yönündeki talep maili ve gerekse, ... Gıda Pazarlama San. Ve Tic A.Ş. nin faturaları iade etmesi üzerine, Davacı şirket bu mal tesliminin gecikmesinden kaynaklanan zararın telafisi için Müvekkil şirketin kesmiş olduğu — 31.07.2018 tarihli 034938 nolu 66.000.-TL bedelli, (süresi içerisinde itraz etmediği, kendi kayıtlarına da aldığını bildirdiği) fiyat farkı faturasını, sevhen kesilmiş gibi göstererek davalı müvekkil şirkete yeniden fatura etmiş ancak, müvekkil şirketçe Kadıköy 29. Noterliği 24.09.2018 tarih ve ... yevmiye nolu iade ihtarnamesi ile davacı şirkete iade edilmiştir. Fiyat farkı faturasının iade edilmesi ve malların hala teslim edilmemesi karşısında durumu araştıran müvekkil şirket yetkilileri, davacı şirketin aynı şekilde başka şirket ve şahıs firmalarına mal fatura edip teslim etmediğini öğrenmiş ve artık gerçek durumun şayi olması üzerine, davacı şirket yetkileri müvekkil şirketi arayıp durumu görüşmek istediklerini bildirmişler ve davacı ... Gıda Pazarlama İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti yetkilisi ... müvekkil şirket Ortağı ve yetkilisi ..., yaptıkları görüşmede, "Şirketlerinin satış personelinin faturaları kesilen yerlere fatura muhteviyatı malları teslim etmeyip, başka yerlere sattıklarının tespit edildiğini, bu şekilde kendilerinin 2 milyondan fazla zarar ettiğini, adı geçen şahıslar hakkında şikayetçi olduklarını ancak, bu zararı ilgili şahıslardan tahsil etmenin mümkün olmadığı, kendilerinin de tek başına bu zararı çekmesine ekonomik güçlerinin yeterli olmadığı, dolayısıyla; fiilen mal teslimi sözkonusu olmasa dahi, mal teslim almış gibi imza atan Müşterilerinden söz konusu mal bedellerini ksmen de olsa talep etmek zorunda kaldıklarını beyan ederek, aksi halde mal teslim almayıp ta almış gibi imza atmış olan ve şeklen borçlu oldukları mal bedellerinin tamamını tahsil için işlem başlatacaklarını bildirmiştir. Bu görüşmelerde müvekkil şirket yetkilisi tarafından, hiçbir şekilde almamış oldukları mal bedellerini ödemeyecekleri, ancak fiyat farkı faturası kesilmesi nedeniyle mahsup işlemi yapılmış 4.888,89 TL KDV. dışındaki teslim alınmayan mala ilişkin olan 10.079,97 TL. KDV yi iade edebileceğini bildirerek, faturaların işleme konulacağı tehdidine cevap vermiştir. Bu şekilde diyaloğun ve ticari ilişkinin kesilmesi üzerine, hem teslim etmediği mal bedellerini, hem de, teslimi oyalaması nedeniyle kendi talep ve onayları ile fiyat farkı faturası kesilen miktarları da dahil ederek, müvekkil hakkında dava konusu olan icra takibini başlatmıştır. Davacı şirket yetkilileri, fatura muhteviyatı malların teslim edilmediğini her vesile ile kabul etmiş ancak; kendi çalışanlarının bunu yaptığını, şirketlerinin bir kusuru olmadığını, aynı çalışanlarının başka firmalara da faturaları imzalatıp, malı teslim etmediğini, kendilerini işten çıkardıklarını, haklarında cezai yönden şikayetçi olduklarını, ayrıca hukuk davası açacaklarını ancak hiçbir mal varlıklarının bulunmadığını ve şirketlerinin de bu kadar zararın altından kalkamayacaklarını belirterek, yardımcı olunması durumunda, ileriki satışlarda kısmen de olsa fiyat indiriminde bulunmak suretiyle yardımcı olacağını beyan etmişlerdir. Fatura tarihinden, takip tarihine kadar 10 aylık süre geçmesine rağmen, fatura bedellerinin ödenmesi yönünde hiçbir talepte bulunmadan, önce müvekkil şirket yetkililerini hileli davranışlarla mal teslimi hususunda oyalamayı sürdürmüşler sonrada iade faturası bedelini de katarak icra takibi başlatılmıştır. Ortada açıkça hile ve aldatma söz konusudur ki; bu hileli davranışın ve özetlediğimiz sürecin en açık delili davacı tarafın, ... Gıda Pazarlama San. Ve Tic A.Ş. ne gönderdiği ve iade edilen faturalar ile ilgili herhangi bir itirazda bulunamamış olması, aynı şekilde birkaç firmayla da fatura kesip mal vermemiş olması ( ... gibi) nedeniyle davalı olmasıdır. Bu konuda, gerek Ceza, gerek se Hukuk Mahkemeleri nezdinde araştırma yapıldığı taktirde, davacı şirketinn asıl bir haksız kazanç peşinde olduğu ortaya çıkacaktır. Davacı tarafın, bu hileli ve aldatıcı davranışını çalışanlarla birlikte planlanmadığını kendisi ispat etmek zorunda olduğu gibi, davacı şirketin kendisi ve çalışanlarının hileli ve aldatıcı davranışından dolayı 3. Kişilere verdiği zarardan çalıştıranın sorumluluğu TBK. - ve diğer ilgili yasa hükümleri gereğidir. Yukarıda açıklanan maddi olaylar değerlendirildiğinde; Her ne kadar senetle ispat sınırının üstünde olsa dahi, Yargıtay HGK. Nun 2013/11-200 Esas ve 2013/1540 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları bulunmakta olup; hata, hile ve ikrah iddiaları bu istisnalar arasında yer almaktadır (HMUK. 293/5; HMK 203/ç). Hata, hile ve ikrah vakıaları senede bağlanması mümkün olmayan iddialardır ve senetle ispat edilmesinde maddi İMKANSIZLIK VARDIR. Şu halde bu iddiaların tanıkla ispat EDİLEBİLMESİ DOĞALDIR. Anılan HMK 203/ç maddesi ve yukarıda anılan Yargıtay HGK Kararı doğrultusunda somut olayda fatura muhteviyatı malların teslim edilmediğine ve davacı Şirketin aynı hileli ve aldatmaya yönelik davranışlarına ilişkin tanık dinletme talebimiz bulunmakta olup, Ayrıca davacı şirketin 2018 ve 2019 yıllarında açmış olduğu gerek mal verdiği firmalarına ve gerekse kendi çalışanlarına karşı açmış olduğu ceza ve hukuk davalarının sayın mahkemece araştırılmasını talep ve beyan etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin "malların teslim edilmediği” yolundaki asılsız iddiası da yazılı deliller karşısında geçersizdir. Zira icra takibine konu edilen 3 adet irsaliyeli faturanın tamamında davalı şirketin kaşe ve imzası mevcuttur. Burada asıl üzerinde durulması gereken husus ise ;davalı vekilinin malların teslim edilmediğini iddia ederek müvekkilim şirketi hedef alan ağır ithamlarda bulunmasına rağmen İrsaliyeli faturalarda davalı şirketin imza ve kaşesinin bulunduğunu gözardı etmesi ve "imza inkarında bulunmamasıdır." Ve davalı vekilinin göz ardı ettiği başka önemli bir husus ; bu davanın TTK m.18 /2 gereğince "basiretli bir iş adamı gibi hareket etme " yükümlülüğü olan tacirler arası bir dava olduğudur. Ticari hayatın olağan akışı içinde HİÇBİR BASİRETLİ TACİR TESLİM ALMADIĞI MALİN İRSALİYESİNİ İMZALAMAZ. Toplam miktarı 202.079,62.TL. olan dava konusu 3 adet irsaliyeli faturayı davacı şirketin kaşeleyip imzalamış olması ve imza inkarı da yapılmaması fatura konusu malların teslim alındığının kesin deliller ile ispatıdır. Bu nedenle davalı vekilinin malların teslim alınmadığı yolundaki gerçek dışı iddiasına delil olarak gösterdiği davalının kendisi tarafından hazırlanmış olan mail yazışması kendi lehine delil yaratma çabası olup hukuken geçerliliği bulunmamaktadır. Davalı vekilinin ,davalı şirket ile "akraba şirketi" olarak tanımladığı dava dışı başka bir tüzel kişiliğe ait şirket ile ilgili beyanlarının ise sayın mahkemeniz dosyası ile ve bu dosyaya konu ticari ilişki ile ilgisi bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki beyan ve taleplerinin usulen bu dosya kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Yine dilekçemizin yukarıda 4 numaralı bölümünde arz ettiğimiz beyanlarımız doğrultusunda ; davalı vekilinin, basiretli davranma yükümlülüğü olan tacirler arasındaki bir ticari davada, dava konusu irsaliyeli faturalar üzerinde davalı şirketin imza ve kaşesi mevcutken ve imza inkarı da yapılmazken, ticaret mahkemesi huzurundaki yargılamada adeta ceza yargılaması yapılıyormuşcasına müvekkilim - şirketin çalıştığı diğer firmalara ve kendi çalışanlarına açmış olduğu ceza ve hukuk davalarının sayın mahkemeniz tarafından araştırılması talebini şaşkınlıkla karşıladığımızı ve her iki tarafın basiretli tacir olduğu eşitler arasında yürütülen ticari uyuşmazlık yargılamasında bu talebin değerlendirilmesinin usulen mümkün olmadığını arz ederiz. Yukarıdaki beyanlarımız doğrultusunda davalı vekilinin TANIK DİNLETME TALEBİNE DE MUVAFAKATİMİZ YOKTUR. Zira ; sayın mahkemeniz huzurundaki davada miktar açısından "senetle ispat kuralı" geçerli olup davalı vekilinin iddia ettiği gibi senetle ispat kuralının istisnalarının böyle bir davada uygulanma olanağı yoktur. Davalı vekili tanık dinletme talebini, dava konusu faturaların hileli düzenlendiği şeklindeki gerçek dışı iddiasına dayandırmaktaysa da öncelikle arz etmek isteriz ki bir kimse -hatta davamızda basiretli bir tacir- üzerinde imzası olan ve imza inkarında da bulunmadığı bir belgenin hileli olduğunu veya aldatıldığını iddia edemeyeceği hususlarında beyanda bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/11/2022 tarih ve 2019/221 Esas - 2022/760 Karar sayılı kararında;"......Dava, İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.Davaya konu uyuşmazlığın tespiti; Davacı ile davalı arasında faturadan kaynaklı yapılan icra takibine vaki itirazın gerekip gerekmediği, icra inkar tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı, fatura ve irsaliyelere konu malların davalıya teslim edilip edilmediği hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, davalının satın aldığı malların bedelini ödemediğini, davalı aleyhine başlatılan İstanbul Anadolu 17 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 17 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinde alacaklı davacı borçlu davalıdan fatura bakiyeleri ile işlemiş faiz olmak üzere toplam 231.132,67-TL ödenmesini talep etmiş, borçlu davalı ise takibe itiraz etmiş, takip durmuştur........... (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketidir. Davalı taraf da bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır.Dosya tüm delillerin ibrazından sonra konusunda uzman teknik bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.Somut olayda davacı ve davalı arasında, satın alma ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının davalı adına düzenlediği her iki tarafında da kayıtlarında kayıtlıbulunan takip dayanağı 3 adette toplam 202.079.62 TL bedelli E-Arşiv Faturanın yağ satışları ile ilgili düzenlendiği, e-arşiv faturalarının mal, hizmet ve faturanın aynı anda teslim edilmesi durumunda düzenlenen “İrsaliyeli Fatura” niteliği taşıdığı ve faturaların üzerinde “ İrsaliye Yerine Geçer ” ibarelerinin yer aldığı, faturaların “Teslim Alan” ve “Teslim Eden” bölümlerinde davalının kaşesi ile kaşe üzerine atılmış imzanın bulunduğu, imzaya itirazın olmadığı, takip dayanağı faturalara konu yağların davalıya teslim edilmemiş olunduğuna ilişkin olarak dava dosyasında ve dava dosyasına celbedilmiş olunan diğer dosyalarda da herhangi bir bilgi ve somut belge bulunmadığı görülmekle, davacının davalı adına düzenlediği takip dayanağı 3 adette toplam 202.079.62 TL bedelli E-arşiv faturanın davacı tarafından davalıya tebliğ edildiği ve fatura konusu yağların davacı tarafından davalıya teslim edildiği kanaatine varıldığı, Davacının davalı adına düzenlediği davacının kayıtlarında kayıtlı olup davalı kayıtlarında kayıtlı olmayan 66.000.- TL bedelli fatura ile ilgili olarak; Davalının davacı adına “Fiyat Farkı” açıklaması ile 31.7.2018 tarih ve 34938 no.lu 66.000.- TL bedelli faturayı düzenlediği, ve kayıtlarına aldığı, davacının bu faturaya itiraz etmeyerek 31.7.2018 tarihinde kayıtlarına aldığı, ancak davacının bu faturaya karşılık davalı adına “Sehven 34938 no. İle kesilen fiyat farkı faturasına istinaden” açıklaması ile 31.8.2018 tarih ve 000005 no.lu 66.000.- TL bedelli faturayı düzenlediği ve kayıtlarına alarak davalıya Kartal 3.Noterliğinin 21.9.2018 tarih ve ... yevmiye no-lu ihtarnamesi ekinde gönderdiği,Davalının davacıya Kadıköy 29.Noterliğinin 24.4.2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesini keşide ederek özetle;" Gönderilen 31.8.2018 tarihli 000005 no.lu 66.000.- TL bedelli faturayı kabul etmediğimizi ve - faturanın iptalini talep ediyoruz.” İhtarında bulunduğu, davalının bu faturayı kayıtlarına almadığı,Davalının davacı adına “Fiyat Farkı” açıklaması ile düzenlediği 31.7.2018 tarih ve 34938no.lu 66.000.- TL bedelli faturanın davacı tarafından itiraz edilmeden davacı kayıtlarına alınmasından 1 ay sonra davacının davalı adına “Sehven 34938 no. İle kesilen fiyat farkı faturasına istinaden” açıklaması ile 31.8.2018 tarihli 000005 no.lu 66.000.- TL bedelli faturayı düzenleyerek bu faturayı 21 gün sonra Kartal 3.Noterliğinin 21.9.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarmamesi ekinde davalıya gönderdiği, bu faturanın davalı tarafından kayıtlara alınmadığı, davalı kayıtlarında davalının davacıya 31.8.2018 ve 30.05.2019 takip tarihi itibariyle 138.11.83 TL borçlu gözüktüğü, Taraflar arasında düzenlenen ve tarafların kaşe ve imzalarının bulunduğu 3.9.2018 tarihli Mutabakat Mektubunda tarafların 31.8.2018 tarihi itibariyle 138.111.83 TL tutarındaki bakiyede karşılıklı mutabakata vardıklarının anlaşıldığı, tarafların mutabakata itirazda bulunduklarına ilişkin olarak dava dosyasında herhangi belge bulunmadığı görülmüş olunup, yukarıdaki tespitlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, takibe dayanak faturalardan cari hesap ilişkisi içinde davacının davalıdan olan asıl alacağının 30.5.2019 takip tarihi itibariyle 138.111.83 TL olarak belirlendiği, Davacı tarafından davalıya keşide edilmiş temerrüt ihtarnamesinin bulunmadığı, davalının TTK.'nun 1530/4 Maddesi hükmü gereği fatura tarihlerinden itibaren 30 gün sonra temerrüde düştüğü kanaatine varıldığı, bu kapsamda yapılan hesaplamalar sonucunda; takibe dayanak faturalardan cari hesap ilişkisi içinde davacı ... Gıda Paz. İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı ... İhtiyaç Maddeleri Paz. San. ve Tic. A.Ş.'nden 30.5.2019 takip tarihi itibariyle tespitlerimiz gibi 138.111.83 TL asıl alacak ve 19.595.74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 157.707.57 TL alacaklı olduğu, 138.111.83 TL tutarındaki asıl alacağa 30.5.2019 takip tarihinden itibaren %19.50 ve değişen oranlarda avans faizi talebinde bulunulabileceği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının işlemiş faize ilişkin fazladan talepte bulunduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.Alacağın likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,-Davalının İstanbul Anadolu 17 İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 138.111,83 -TL asıl alacak, 19.595,74-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 157.707,57-TL alacak üzerinden ve işleyecek faiz yönünden asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle DEVAMINA, 2-Hükmedilen asıl alacağın (138.111,83-TL asıl alacak) %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin alacağının dayanağı olan faturaların ve irsaliyelere konu malların davalı şirkete teslim edilmiş olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmadığını, zira icra takibine konu irsaliyeli faturalarda davalı şirketin kaşesi ve imzasının mevcut olduğunu, faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunu, davalı vekilinin "fatura konusu malların kendilerine teslim edilmediği" yolundaki iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, dosyada alınan 3 bilirkişi raporunda da tespit edildiği gibi irsaliyeli faturalarda davalı şirketin imza ve kaşesinin bulunması, imza inkarı yapılmamış olması ve faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle kesin olduğunu, bu durumda müvekkil şirketin icra takibine dayanak ve her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olan ve vergi dairelerinden dosyaya celbedilen BA-BS formları ile de uyumlu olan 3 adet fatura ile davalı şirketten alacaklı olduğunun kesin olduğunu, dosyada alınan 3 bilirkişi raporunda da müvekkil şirketin icra takibine dayanak 3 adet fatura ile alacaklı olduğunun tespit edildiğini, nitekim bu hususun yerel mahkemece de kabul edildiğini ve hüküm altına alındığını, Yerel mahkemenin kısmi kabul kararının 66.000,00 TL tutarlı faturanın davalı kayıtlarında yer almamasından ve davalı kayıtlarında davalının davacıya 138.111,83 TL borçlu göründüğünden bahisle verilmiş olduğunu, kararın öncelikle usulüne uygun tutulmadığı için davalı lehine delil teşkil etmeyen davalı kayıtları esas alınarak verilmekle usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davalı defterleri kendi lehine delil teşkil etmediğinden sırf davalı defterlerindeki kayda dayanarak kısmı kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın öncelikle bu nedenle kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, itirazın iptali davası genel hükümlere göre açılmış bir eda davası olmadığını, bu davanın konusunun sadece itiraza uğrayan icra takibinin konusu olan alacak olduğunu, müvekkil şirketin icra takibine konu 3 adet fatura ile alacaklı olduğunun yapılan yargılama sonunda sabit olduğunu, icra takibinin konusunu oluşturmayan 31.08.2018 tarihli 66.000,00 TL tutarlı faturanın bu davada inceleme konusu yapılarak bu miktarın alacaklı oldukları kesinleşen takip konusu fatura toplamından mahsubu ile kısmi kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira ortada açıkça davacı tarafın hile ve aldatması söz konusu olmasına ve hile ve aldatmanın tanık dahil, her türlü delille ispatının mümkün olmasına rağmen, tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, Somut olayda davacı şirketin müvekkil şirket ile aralarında yıllara dayanan güven ilişkisini kötüye kullanarak, planlı ve hileli bir şekilde fatura ettiği malları teslim etmediği halde, hemen teslim edeceği vaadi ile teslim etmiş gibi imza aldığını, bu vaadin garantisi mahiyetinde gecikmeden kaynaklanan zararın telafisi için davalı şirkete kendisinin belirlediği 66.000,00 TL tutarında iade faturası kestirip kayıtlarına aldığını, mutad uygulamanın aksine bizzat davacı şirketin satış müdürünün 31.08.2018 tarihinde müvekkil şirkete gelerek ve malların teslim garantisini teyit ederek kayıtlarına aldığı 66.000,00 TL'yi de düşmek suretiyle mutabakat protokolü imzalattığını, tüm bu hususların davacı şirket yetkilisi ... tarafından kendi avukatlarının da katıldığı toplantıda ikrar edildiğini ve davacı şirketin bu döneme rastlayan bütün işlemlerinin şaibeli olduğu gerçeğinin kendi beyanları ile ortaya konulduğunu, Mahkemece yapılan yargılamada olayların gerçek mahiyeti ile araştırılmadan, dosyadaki deliller ve davacı şirket yetkilisinin kabulleriyle ortaya konulmuş olan davacı şirket elamanlarının faturayı başkasına kesip malı başkasına teslim ettiği gerçeği ile ilgili yeterli ve inandırıcı bir araştırma ve inceleme yapılmadan sadece ve sadece itibar edilmemesi gerektiği dosya kapsamı ile belli olan davacı şirket defterleri tek doğru kabul edilerek işbu hatalı kararın verildiğini, Davacı şirketin, gerek kendi satış elamanı Yalçın Durak hakkında, başkası ile işbirliği yaparak şirketi zarara soktukları iddiası ile suç duyurusunda bulunması, gerekse Satış Müdürü ...'nun bu olaylar nedeni ile görev yeri değiştirilmesi nedeni ile işten ayrılıp, şirkete karşı açmış olduğu işçilik alacakları ile ilgili davaya, davacı vekilince verilen cevaplarda, denetim görevini yerine getirmediği yönündeki savunmaları ve tüm bunların ötesinde, davacı şirket yetkilisi ...'nin, faturalı malları gerçek sahibine teslim etmeyip, başkasına sattığı iddiası ile uğradıkları zarar karşılığında Yalçın Durak ve ailesinin dükkan ve dairesinin tapusunu kendi eşi üzerine devrettirdiği yolundaki iddialar ve tapu kayıtlarının celbi taleplerinin dikkate alınmadığını, malların teslim alınamamış olması nedeni ile müvekkil şirketin 7326 Sayılı Stok Affı Kanunu kapsamında bedel ödeyerek yapmış olduğu stok düzeltme işleminin kapsamı ve müvekkil şirketin bu olaylar nedeni ile katlanmak zorunda olduğu külfet üzerinde durulmadığını, Şirket yetkilisi ..., davalı müvekkil şirkete mal teslim edemeyişlerinin kendi elamanlarının kendilerine yanlış yapmasından kaynaklandığını, bu şekilde imza atıp ta mal teslim edilmeyen müşterilerin kendilerine yardımcı olduğunu, aksi takdirde mal teslim almasa bile, almış gibi imza atmış olan müşteriler hakkında, gerçekte borçlu olmasa da, şeklen borçlu oldukları mal bedellerinin tamamını tahsil için takip başlattıklarını, şirket avukatları ... ve muhasebe elamanlarının ve Av. ...'nin de vekil sıfatı ile katıldığı, davalı şirket yetkilisi Adnan ... ile yapılan toplantıda beyan etmiş olmasına ve davalı şirket yetkilisi ...'ye kendi beyan ve kabulleri ile ilgili yemin verdirilmesini ısrarla talep etmelerine rağmen ve asıl yemin etmesi gereken kişi olmasına rağmen ...'ye yemin verdirilmediğini, yemin tekliflerinin, müvekkil şirket yetkilisine açıkça kendi avukatlarının yanında beyan ve ikrar edildiği halde mal teslimi yapılmış gibi irsaliye imzatılmasına ilişkin olduğunu, 4 kişi huzurunda mallarının müşterilerine teslim edilmediğini beyan eden şirket yetkilisi ...'ye yemin verdirilmeyip, sadece ...'ye yemin verdirilmiş olmasının kararın kaldırılma sebebi olduğunu, malları istenen yere teslim etmediği iddia olunan Yalçın Durak'ın savcılık dosyasında verdiği ifadesinde "söz konusu işleri ...nin talimatı ile yaptım" şeklindeki beyanı karşısında bu konuda sadece onun gerçeği ifade etmediği açık olan yeminine itibar edildiğini, Mahkemece sadece Yalçın Durak'ın devredilen taşınmazlarına ait tapu kaydının celbedilmesinin dahi, müvekkil şirket hakkındaki takibin kötü niyetli olduğunu ve iddia edildiği gibi iki milyon lira zarar değil, olaylar nedeni ile alınan taşınmazlarla kara geçildiğinin görülmesi için yeterli olacağını, İşbu davanın usulüne uygun olarak açılmış itirazın iptali davası değil, davacı tarafın 2018 - 2019 yıllarındaki bütün karşılıksız kazanımlarının bilinmesi ile çözülecek dava olduğunu, arabuluculuk tutanağının düzenlenmesi ile aleni duruma gelen davacı şirketin taraf olduğu arabuluculuk tutanaklarının getirtilip incelenmesi, davacı şirketin daha önce oluşturdukları güven ilişkisini istismar ederek, mal teslim etmeden irsaliye imzalattıkları müşterilerine karşı, nasıl haksız takip başlattığı ve hangi oranda bedelin tahsili ile bu takiplerden vazgeçtiğinin açıkça görüleceğini, konusu mal satışı olan alacak yönünden, gerçekten mal teslimi olmuş olsa, yüksek oranda indirimle yapılacak bir anlaşma, ürün maliyetinin çok altında bir satış anlamına gelecek olup, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sadece bu anlaşmalar incelenseydi bile arada gerçek bir mal teslimi olmadığının ortaya çıkacağını, Dosyaya celbedilen ve ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/1225 Esas no ile açılmış olan menfi tespit davasında, dosyaya sunulan deliller arasında bulunan tutanaklar incelendiğinde davacı şirketin ... Gıda adına 3. şahıslara teslim edilmek üzere, kendisine ait Sancaktepe deposuna talimat verdiği, tutanakların matbu olarak hazırlanıp, teslim eden teslim alan imzasının açıldığı, ancak fatura veya irsaliye numarasının bulunmadığı, hatta mal teslim adresinin veya alacak olan kişinin dahi belirtilmediği, tutanaklarla mal çıkışı yapıldığı dosyadan alınan uyap çıktılarından anlaşılmasına ve davacı defterlerinin şeklen tutulmuş olsa da gerçek durumu yansıtmadığı belli olmasına rağmen mahkemece bu yöndeki beyan ve delillere itibar edilmediğini, Mutabakat metninde davacı tarafından kabul edilen, davacı defter ve kayıtlarında yer alan 60.000,00 TL'lik faturayı kötü niyetli olarak takip ve itirazın iptali dava konusu yapan davacı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının da hatalı olduğunu ve kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı 3 adet faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında satış ilişkisi olduğunu, davalıya malların teslim edildiğini, faturaların bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, takip dayanağı faturalara konu malların teslim edilmediğini, fatura kesildiği halde mal teslim edilmemesi nedeniyle, müvekkil şirket yetkililerinin durumu sorması üzerine, 31.07.2019 tarihinde davacı şirket yetkilileri tarafından, mal tesliminin halledileceği ve şu anki gecikmeden doğan zararın telafisi için 66.000.-TL fiyat farkı faturası kesmeleri müvekkil şirket yetkililerine söylenmiş ve müvekkil şirketçe de, 31.07.2018 tarihli 034938 nolu 66.000.-TL bedelli fiyat farkı faturası kesilip, davacı şirkete tebliğ edildiğini, fatura muhteviyatı malların gönderilmemesi üzerine: Müvekkil şirkete mal tesliminin yapılmadığından bilgi sahibi olan ... Gıda Pazarlama San. Ve Tic A.Ş. ce Kadıköy 29. Noterliği 13.09.2018 tarih ve ... yevmiye nolu noter ihtarnamesi ile "herhangi bir mal ve hizmet alınmadığı" belirtilerek faturaların iade edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilen davacının mal ve hizmet satımına ilişkin BS formu, davalının mal ve hizmet alımına ilişkin BA formu ile tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle 3 ayrı mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Dosyaya celbedilen tarafların BA-BS kayıtları kapsamından davacının davalıya kestiği tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu gibi, davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine beyan edildiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK.'nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre, takip konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalara ilişkin BA formu ile bildirim yapıldığı, Davalının davacı adına “Fiyat Farkı” açıklaması ile düzenlediği 31.7.2018 tarih ve 34938no.lu 66.000.- TL bedelli faturanın davacı tarafından itiraz edilmeden davacı kayıtlarına alınmasından 21 gün sonra davacının davalı adına “Sehven 34938 no. İle kesilen fiyat farkı faturasına istinaden” açıklaması ile 31.8.2018 tarihli 000005 no.lu 66.000.- TL bedelli faturayı düzenleyerek bu faturayı 21 gün sonra Kartal 3.Noterliğinin 21.9.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarmamesi ekinde davalıya gönderdiği, bu faturanın davalı tarafından kayıtlara alınmadığı, davalı kayıtlarında davalının davacıya takip tarihi itibariyle 138.11.83 TL borçlu gözüktüğü, taraflar arasında düzenlenen ve tarafların kaşe ve imzalarının bulunduğu 3.9.2018 tarihli Mutabakat Mektubunda tarafların 31.8.2018 tarihi itibariyle 138.111.83 TL tutarındaki bakiyede karşılıklı mutabakata vardıklarının anlaşıldığı, tarafların mutabakata itirazda bulunduklarına ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir delil olmadığı görülmüş, yukarıdaki tespitlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, takibe dayanak faturalardan cari hesap ilişkisi içinde davacının davalıdan olan asıl alacağının 30.5.2019 takip tarihi itibariyle 138.111.83 TL olarak belirlendiği, davalı tarafça BA formu ile vergi dairesine bildirilen ve ticari defterlere kaydedilen dava konusu bu fatura içeriği malların (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/6425 Esas- 2022/477 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/14267 Esas- 2018/260Karar sayılı içtihatlarında da belirtildiği üzere) davacı tarafından davalıya teslim edildiğine ilişkin karine teşkil ettiği, davalı tarafın bu karinenin aksini tanıkla ispatının mümkün olmadığı, yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, yazılı delil ile de ispat edilemediği, davalı tarafça, dava konusu faturaların ticari defterlere işlenip ba formu ile vergi dairesi müdürlüğüne bildirilip mutabakat yapıldıktan sonra Kadıköy 29 Noterliğinden gönderilen 13/09/2018 tarihli ihtarname ekinde süresinden sonra iade edildiği, davalı ticari defter ve kayıtlarına göre ve taraflarca imzası inkar edilmeyen mutabakata göre davalının davacıya 138.111.83 TL borçlu gözüktüğü, davalının davacı tarafa ödeme yaptığına dair iddia olmadığı gibi ödeme belgesinin de sunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin davacı tarafından müvekkiline teslim edilmesi gereken ürünlerin teslim edilmediği, borcu olmadığı yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Ret edilen miktar yönünden, dosya kapsamı itibariyle davacının ağır kusurlu ve kötü niyetli olarak takip yaptığı tespit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından mahkemece ret edilen miktar yönünden davacı lehine tazminata hükmedilmemesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabulüne yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.773,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.693,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.079,75 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 13/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.