İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 15/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ... sig…
8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2026/131 KARAR NO: 2026/391 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/10/2025 NUMARASI: 2024/724 Esas - 2025/676 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 15/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ... sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, D100 Güneyyolda .....sapağına girerken yolun sol tarafından karşıya geçmeye çalışan vekil edeni yayaya çarpması neticesinde meydana gelen ..../06/2018 günlü trafik kazasında davalı ...'ın yaralanarak sakat kaldığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan da sonuç alınamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 3.500,00-TL'si kalıcı sakatlık tazminatına, 100,00-TL'si de geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olmak üzere toplam 3.600,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 10/08/2018 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı sigortacıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; 03/01/2020 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de kalıcı sakatlık tazminatına ilişkin istek miktarını 30.066,38-TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını da 7.214,03-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: " ...davanın, trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 54. maddesinde, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türlerinin; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlendiği, bu bağlamda, taraf iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delillerin toplandığı, toplanan tüm deliller ve mahkememizce alınan kusura, maluliyete ve zarar miktarına ilişkin tüm raporlar birlikte değerlendirildiğinde de, davalı sigorta şirketinin sigortalısı olduğu aracın dava dışı sürücüsü ...'ın dava konusu kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu, yaya konumunda bulunan davacının ise, %25 oranında kusurunun olduğu, meydana gelen kaza sonucu, mahkememizce alınan ATK raporu ile davacının %8 oranında maluliyetinin doğduğu, kusur ve maluliyet durumu birlikte değerlendirilmek suretiyle alınan aktüer raporu ile de davacının zararının hesaplandığı, ayrıca hükme esas alınan, ATK maluliyet ile Kusur ve Aktüerya raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya da elverişli olduğu sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, davacı vekilinin,13/11/2020 tarihli talep arttırım dilekçesi doğrultusunda, geçici ve sürekli iş görememezliğe ilişkin maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle; -Davanın KISMEN KABULÜ ile; -7.214,03 TL geçici iş göremezlik ve 30.066,38 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam: 37.280,41 TL tazminatın dava tarihi olan 13/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, karar verilmiştir.Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce verilen 07/11/2024 gün 2021/1061 Esas - 2024/1755 Karar sayılı ilamla; kusura ilişkin inceleme ve araştırmanın yetersiz olduğu, davalı taraf itirazları üzerinde yeterince durulmadığı ve davacının yargılama sırasında hayatını kaybettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davaya mirasçıların katılımının sağlanılması gerektiği yönündeki tespitlerden sonra; "...mahkemece olayın özellikleri dikkate alınmak suretiyle öncelikle, taraf teşkiline ilişkin eksikliğin giderilmesi, müteakip talep konusu kaza nedeniyle ceza davası açılıp açılmadığı, açılmış ise nasıl sonuçlandığının araştırılıp belirlenmesi, kusur tespiti yapılmış ise buna ilişkin raporların getirtilmesi ve ondan sonra varılacak sonuca göre ve gerekirse İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurumlardan seçilecek kusur konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan; kaza tespit tutanağı, kaza ile ilgili soruşturma evrakları, ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası ve konuya ilişkin tüm kusur raporlarını da irdeleyen ve varolan çelişkileri de giderebilecek nitelikte, 28/06/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasının oluşumunda tarafların kusur durum ve oranlarının ne olacağı konusunda açık, ayrıntılı ve denetime imkan verecek nitelikte rapor alınması ve sonrasında taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar da gözetilerek müteveffa davacının ölüm tarihi ile sınırlı olacak şekilde kalıcı iş göremezlik zararının ne olduğunun tespiti bakımından aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve tüm bunlardan sonra davalının sorumluluğunun kapsamının tartışılıp belirlenmesi gerekirken, bunların yapılmamış olması HMK.m.353/1-a/4-6 hükmü kapsamındaki hali oluşturacağı..." gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/4-6 hükmü uyarınca kaldırılmasına hükmolunduğu görülmüştür.Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2024/724 esasa kayıtlanarak kaldırma kararına uygun şekilde ölenin mirasçılarının davaya katılımı sağlandıktan sonra sürdürülen yargılama neticesinde mahkemece iddia, savunma, kaldırma kararı, kaldırma kararından önce ve sonra temin edilen belgeler, bilirkişi raporları, İstanbul Anadolu .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/653 esas sayılı dava dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek;"...28/06/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasının gerçekleşmesinde müteveffa yaya davacı ...'ın %25, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ...'ın ise %75 oranında kusurlu olduğu, ATK tarafından düzenlenen raporda müteveffa davacının engellilik oranının % 8 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, davacının 04/11/2022 ölüm tarihi de dikkate alınarak aktüer bilirkişiden tazminat hesaplamasına yönelik rapor talep edildiği, müteveffa davacının geçici tam iş göremezlik maddi tazminatının 7.214,03 TL olduğu, sürekli kısmi iş göremezlik tazminatının %8 oranında Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranına ve davalı ... A.Ş’ye sigortalı aracın sürücüsünün %75 oranında kusuruna göre sürekli kısmi iş göremezlik zararının 8.065,20 TL olduğu, toplamda (7.214,03 + 8.065,20) = 15.279,23 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan tazminatın poliçe limitleri dahilinde kaldığı..." gerekçesiyle; -Davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; 15.279,23-tl maddi tazminatın 13/09/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; kazanın meydana geliş şekli ve çarpma noktası dikkate alındığında, kaza tespit tutanağındaki tespitlere de ters düşecek şekilde düzenlendiği anlaşılan hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının isabetsiz olduğu, ayrıca ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 15/02/2019 tarihli raporla tespit edilen %8 maluliyet oranının olması gerekenin çok üzerinde olduğu, zira medikal şirketçe yapılan tespite göre davacıda var olduğu ileri sürülen hareket kısıtlılığının maluliyet oluşturmayacağının belirtildiği, dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetimden uzak bulunduğunun karar yerinde dikkate alınmadığı, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir. (1) Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesiyle birlikte istinaf başvuru sebepleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde (aşağıda açıklanacak husus hariç olmak üzere) usul ve yasaya aykırılık olmamasına ve özellikle davacıda mevcut yaralanmaların niteliği gözetilerek oluşturulan doktor bilirkişi heyeti aracılığıyla ve kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri uyarınca ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından davacının geçirmiş olduğu tüm tedavileri gösterir kayıt ve belgelerin dikkate alınmasıyla düzenlendiği anlaşılan 16/12/2019 tarihli maluliyete ilişkin raporun dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi nedeniyle hükme esas alınarak kazazede ...'ın kaza neticesinde %8 oranında engelli hale geldiğinin kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına; kaldı ki söz konusu iş bu rapora dayanılarak verilen önceki karara yönelik istinaf başvurusu sırasında davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin bir itiraz sebebi bildirmediği dikkate alındığında, davacı taraf yararına oluşan usulü kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak biçimde bir değerlendirme yapılmasının da mümkün olmaması karşısında, davalı vekilinin aşağıda açıklanan husus hariç diğer istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. (2) Dairece verilen kaldırma kararında da işaret edildiği üzere, haksız bir fiil sonucu zarar oluştuğu iddiasıyla bir taleple bulunulması halinde sorumluluğun kapsamının belirlenebilmesi için taraf kusurlarının ne olduğunun tespiti önem arz etmektedir.Her ne kadar mahkemece, Dairece verilen kaldırma kararında işaret edilen hususlar gözetilerek dosyada mevcut kusur bilirkişi raporlarının irdelendiği yeni bir kusur bilirkişi raporu temini cihetine gidilmiş ve bu raporla belirlenen kusur oranları esas alınarak taraflar arasındaki uyuşmazlık sonlandırılmış ise de; kaldırma kararından sonra dosyaya kazandırılan ve sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın cezalandırılması ile sonuçlanan İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/01/2020 gün, 2018/653 Esas - 2020/49 Karar sayılı kesinleşmiş ceza yargılamasına ilişkin dava dosyasındaki değerlendirme şekli dikkate alındığında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli bakımından ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi üzerinde durulması gerekmektedir. TBK'nun 74. maddesi"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir." hükmünü taşımaktadır. (Benzer düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu (B başlıklı 53.maddesinde de mevcuttur.)Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/11-115 E.2004/108 K; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 gün ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları). Ne var ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Y.HGK.10.1.975 gün ve 1971/T-406 E. 1975/1 K. sayılı ilamı; Y.HGK.23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E.ve 1985/21 K.sayılı ilamları ve yukarıda yer alan ilamları).Bundan ayrı, hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir ceza davasının sonuçlanmasını bekletici sorun yapması halinde, ceza mahkemesinin bu konuda vereceği kararı peşinen kabul etmiş olacağından, bekletici sorun yapılan ceza davası hakkında verilen karar, hukuk hakimini bağlayacaktır. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır.Hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, Türk Borçlar Yasasının 74.maddesi bir engel oluşturmaz. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre de, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Y.HGK.11.10.1989 gün ve 1989/11-373-472 sayılı ilamı). Ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna hükmedilemez. Ne var ki, hukuk hakiminin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak kusur oranını incelemesi olanaklıdır. Bu iki durumun birbirinden iyi ayırt edilmesi gerekir. Görüldüğü üzere, hukuk mahkemesi az yukarıda bağlayıcılık yönü belirtilen ayrık durumlar dışında ceza mahkemesi kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.Bu noktada, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağladığı hallerde, ceza mahkemesi kararında dayanılmış olan bilirkişi raporunun hukuk mahkemesini bağlayacağı; buna karşılık, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamadığı hallerde, ceza mahkemesinde alınmış olan bilirkişi raporunun, hukuk mahkemesini bağlamayacağı, eş deyişle hukuk mahkemesinin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği, kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın kabul edilmektedir. Özellikle tarafların, iddia ve savunmalarını ispat için, mahkemeden bilirkişi incelemesi yapılmasını istemeleri halinde; hukuk hakiminin, uyuşmazlığı kendi tespit ve takdirine, “Medeni Hukuk” alanı kurallarına göre çözümlemesi gerekir.Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; olayla ilgili olarak İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek sonuçlandırılan 21/01/2020 gün, 2018/653 Esas - 2020/49 Karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyasında, sanığın (-...) yönetimindeki ... plaka sayılı sigortalı araçla geçişe kapalı alanda yolun karşısına geçmeye çalışan yaya ...'a çarpması suretiyle meydana gelen kazada tali, yaya konumunda bulunan ve ceza yargılamasında katılan sıfatını alan kazazede ...'ın ise asli kusurlu bulunduğuna ilişkin açık kabul şeklinin kazanın meydana geldiği yer ve çarpma noktası bakımından maddi olgu niteliğine sahip olması ve davacıyı bağlar nitelikte bulunması karşısında mahkemece, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Dava dışı sigortalı araç sürücüsü %25 oranında tali kusurludur.Ancak, kusura ilişkin bu yanılgının giderilmesi ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kapsamının belirlenmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin den, davalı sigorta şirketi vekilinin kusur durumunun hatalı tespit edildiğine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlarla reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar ( -kamu düzeninden olan harç hariç) gözetilmek ve dava dışı araç sürücüsü kazanın oluşumunda %25 oranında kusurlu olduğundan, bu kusur oranına göre, hükme esas alındığı anlaşılan 25/08/2025 günlü aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi izlenere yapılacak basit hesaplama doğrultusunda davalı sigorta şirketinin maddi tazminata ilişkin sorumluluğunun kapsamını belirlemek suretiyle, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmiştir GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../10/2025 tarih ve 2024/.... Esas - 2025/... Karar sayılı kararına karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (2) nolu bentte açıklanan KABULÜNE, öteki istinaf itirazlarının ise (1) nolu bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketi tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ise takdiren üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../10/2025 tarih ve 2024/... Esas - 2025/. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a/Davanın KISMEN KABULÜ ile; 2.404.68-TL'si geçici iş göremezlik, 2.688,40-TL'si kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin olmak üzere toplam 5.093,08-TL maddi tazminatın 13/09/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müteveffa Vedat Ali Öztürk' ün mirasçıları olan davacılara VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin ise REDDİNE, b/Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarında kabul edilen tazminat miktarı ezerinden alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının 28/05/2021 tarih 2021/229 harç nolu 2.394,69TL bakiyeli harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edildiğinden, fazladan alınan 1.662,69-TL harcın talep halinde davalı tarafa İADESİNE, c/Davacı tarafça kaldırma kararı öncesi yapıldığı anlaşılan 2.356,00-TL masraf ile kaldırma kararı sonrası yapılan 48,00-TL posta gideri ve 26.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 28.904,00- TL yargılama giderinin sonuç karardaki kabul oranına (%33) göre belirlenen 9.538,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, bakiyesinin ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına, ç/Davalı tarafça yapılan 100,00 TL yargılama giderinin takdiren davalı üzerinde BIRAKILMASINA, d/Davacı taraf yargılama sırasında vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 5.093,08-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, e/Davalı sigorta şirketi vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 5.093,08-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3/Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanının ilgilisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026