İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosy…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1234 KARAR NO:2026/221 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:31/03/2022 NUMARASI:2021/194 Esas - 2022/240 Karar DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında öncelikle usul yönünden iddialarının değerlendirilerek, sonrasında ise esasa dayalı taleplerinin değerlendirilerek, borçlu olmadıklarının tespitine, takibin tedbiren durdurulmasına, yargılama sonrasında takibin iptaline, haksız yere açılmış bu dava nedeniyle karşı yanın inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin, yasal vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu bonoyu davacıya araç satışından borcu bulunan bono lehtarı ... borcuna karşılık verdiğini davalı ile lehtar arasında gerçekleşen araç alım satımı nedeniyle yazılı sözleşme yapıldığını ve takip konusu bonoda bu sözleşme kapsamında davalıya boca karşılık teslim edildiğini, vadesinde bedeli ödenmeyene bono davalı tarafça alacağın tahsili için İstanbul 28. İcra Müdürlüğü ... Sayılı dosyaya ile takibe konulmuş olduğunu, söz konusu bono bedeli davacı tarafça ödenmediğini, haksız ve kötü niyetli olarak huzurda ki davayı ikame temin edildiğini, davacı taraf Lehtar ... ile ... plakalı aracı 245,000 TL'ye satın aldığını ve karşılığında 140.000 TL elden verdiğini kalan 105.000 TL borcu için takip dayanağı bonoyu verdiğini ancak daha sonra bu 25.000 TL daha elden verdiğini, 80.000 TL ödemeyi peyder pey ...'ın eşinin banka hesabına 10.000 TL'lik ödemeler şeklinde yaptığını ve borcu olmadığını iddia ettiğini, davacı tarafın bu iddiaları hukuki dayanaksız ve ispata muhtaç olup reddinin gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaksız davanın usul ve esasa yönelik itirazlarının reddi ile kötü niyetli dava nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletinde davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...6102 sayılı TTK'nun 778. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 681. maddesi gereğince; kambiyo senedi niteliğinde olan bonodaki hakkın devri, ancak ciro ve teslim yolu ile mümkündür. Aynı Kanun'un 686. maddesi gereğince, bonoyu elinde bulunduran kimsenin hak sahibi olabilmesi için fiili zilyetliği yeterli olmayıp, aynı zamanda hakkını müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla tevsik etmesi gerekir. Bonoda ilk cironun lehtara ait olması zorunludur. Ciroların birbirine bağlı olması, her şeyden önce, ilk cironun lehtar tarafından yapılmasıyla mümkündür. İlk ciro lehtara ait değilse, ciro zinciri düzensiz demektir. Lehtarın cirosundan sonra senedi devralan hamiller, yetkili hamil olurlar. Dava konusu bonoda davacı ... keşideci, dava dışı ... lehtar olarak gözükmektedir. Kural olarak ciro silsilesinde kopukluk olmaması ve senedi elinde bulunduranın yetkili hamil olabilmesi için ilk cironun lehtara ait olması gerekmektedir. Aksi takdirde senedi elinde bulunduranın yetkili hamil olduğu kabul edilemez. Dava konusu senet üzerinde senet lehtarı ... tarafından yapılmış herhangi bir ciro bulunmamaktadır. Bu nedenle de davalı ... yetkili hamil değildir ve ciro zincirinde kopukluk bulunmaktadır. Davalı vekili ... ve ... arasında 10/11/2019 tarihli alacak, borç ve temlik sözleşmesi başlıklı dosyaya da bir suretini sunduğu anlaşma çerçevesinde bononun müvekkiline devredildiğini ve ciro zincirinde kopukluk olmadığını savunmuş ise de, kambiyo senetlerinin devri usulünün yukarıda bahsedilen kanun maddesi uyarınca ciro ve teslim yoluyla yapılacak olması ve bono ön ve arka sayfası üzerinde de lehdar cirosunun bulunmaması nedeniyle davalının savunmasına itibar edilmemiştir. Bu nedenlerle da yetkili hamil olamayan davalıya karşı davacının dava konusu bono ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebinin kabulü ve bu nedenle başlatılan icra takibinin iptali gerektiği kanaatine varılmıştır. Davanın kabulü ile, keşidecisi ... lehdarı ... olan, 07/11/2019 düzenleme, 10/09/2020 ödeme tarihli, 105.000,00 TL bedelli senet ve İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibinin iptaline dair karar verilmiştir. İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davalı alacaklının kötüniyetli olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığından yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddi, davanın kabul edilmiş olması nedeniyle İİK'nun 72/4. Maddesindeki koşullar oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip alacaklısı davacı takip ve dava konusu bono ile bonoya dayalı tüm hak ve alacakların temlik sözleşmesi ile devir aldığını, dava konusu bono bedelinin davacı tarafça ödendiğine ilişkin dosya kapsamında delil sunulmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ki borçlu olmadıkları yönündeki menfi tespit hükmüne yönelik talebin reddi gerektiğini, davacının dava konusu bonoyu 245.000 TL bedelle satın aldığı araca ilişkin verdiğini ve araç bedelinin 165.000 TL sini elden ödediğini, bonoya ilişkin borcunda 25.000 TL'sini elden kalan 80.000 TL'sini senet lehtarının eşinin banka hesabına ödediğini iddia ettiğini ancak tüm bu hususları yargılama safahati içinde ispata ilişkin hukuki herhangi bir delil ibraz edemediğini, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 31.03.2022 tarihli 2021/194 Esas ve 2022/240 Karar sayılı kararın istinaf incelemesi neticesi kaldırılması ve dosyanın esasına girilerek borcun varlığı hususunda yeniden yargılama yapılmasını talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, icra takibine konu edilen alacak nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu icra takibine konu alacaktan davacının sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Dava dışı ... ile davalı arasındaki dosyaya sunulu 20.09.2017 tarihli adi yazılı araç satış sözleşmesinde ... plaka sayılı aracın 85.000 TL bedel mukabilinde davalı alıcı ...'a satıldığı, araç devri gerçekleşmez ise ...'ın aracın güncel piyasa değerini alıcıya ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, yine aynı taraflar arasındaki 10.11.2019 tarihli dosyaya sunulan temlik sözleşmesinde ise belirtilen aracın devrinin yapılamaması nedeniyle iadesi gereken araç güncel bedelinin 150.000 TL olduğu konusunda mutabakata varıldığı, borcun 40.000 TL'sinin ödendiği, bakiye 110.000 TL'sinin lehtarı ..., keşidecisi davacı ... olan 105.000 TL senedin borca mahsuben davalı ...'a teslim edildiği, ...'ın davacıdan olan alacağını davalıya devrettiği hususunun kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Davalı tarafından davacı hakkında başlatılan İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında keşidecisi davacı , lehdarı ... olan, 07.11.2019 düzenleme, 10.09.2019 ödeme tarihli, 105.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak 105.000 TL asıl alacak, 3.203,94 TL işlemiş faiz, 315,00 TL komisyon olmak üzere toplam 108.518,94 TL alacağın tahsili istemiyle 30.11.2020 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, borçtan sorumlu olmadığı, davalıya borçlu olmadığı iddiasıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca eldeki menfi tespit davası açılmıştır.Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Senede dayalı borç ilişkilerinde ise menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine ispat yükü senet borçlusundadır. Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün veya bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada, kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmî ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 778/1-a maddesinin atfı ile bono hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 686/1. maddesine göre, bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Buna göre, hamilin bonoyu iktisap ederken önceki cirolardaki imzaların sıhhatini araştırma yükümlülüğü bulunmamakta olup, şeklen düzgün bir ciro silsilesinin bulunması yeterlidir. Şeklen düzgün bir ciro silsilesinin bulunduğu hallerde ise ciro zincirinde kopukluk olduğundan bahsedilemez. Dava konusu bonoda, davacı keşideci, dava dışı ... lehtar olarak gözükmektedir. Kural olarak ciro silsilesinde kopukluk olmaması ve senedi elinde bulunduranın yetkili hamil olabilmesi için ilk cironun lehtara ait olması gerekmektedir. Aksi takdirde senedi elinde bulunduranın yetkili hamil olduğu kabul edilemez. Dava konusu bono üzerinde lehtar ... tarafından yapılmış herhangi bir ciro bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.773,53 TL harcın, alınması gerekli olan 7.412,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.558,70 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026