T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/591 KARAR NO : 2025/1246 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2025 ESAS NO : 2022/841 KARAR NO : 2025/101 DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/11/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/591 KARAR NO : 2025/1246 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2025 ESAS NO : 2022/841 KARAR NO : 2025/101 DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/11/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacılar murisi Müteveffa ... ...'nün dava dışı ... bankası A.Ş Lüleburgaz Şubesinden kredi kullandığını, son kredi kullanımını ve 06/09/2017 tarihli ... Sigorta poliçesinin düzenlenmesinden sadece 4 gün sonra 10/09/2017 tarihinde ani kalp durması nedeni ile vefat ettiğini, ... ...'nün vefatından sonra mirasçıları olan davacıların davalı sigorta şirketine ölüm tazminatının ödenmesi talebi ile başvurduklarını, ancak 21/03/2012 tarihinde Nazofarenks kanseri (üst yutak kanseri) bulgusuna rastlanıldığını, tazminat talepleri yükümlülüğüne aykırı davranıldığı reddedildiğini, müteveffanın bu hastalık ile ilgili bir tedavi görmediğini, sadece tespit edilen bir iki küçük kitlenin takibe alındığını ölüm nedeni olan ani kalp durması olup Nazofarenks Kanseri (üst yutak kanseri) arasında bir illiyet bağının olmadığını, davalı sigorta şirketi basiretli bir tacir gibi davranmadığını asgari özen yükümlülüğüne ve yönetmeliğin amir hükümlerine uygun davranmadığını müvekkillerini zarara uğrattığını, ... Sigortası kapsamında olan (26.12.2016-25.12.2017 tarihli, 44528671 poliçe numaralı ve 55.498,05.-TL vefat teminatlı, 01.10.2016-30.09.2017 tarihli, 43103050 poliçe numaralı ve 31.989,00.-TL vefat teminatlı, 06.09.2017-05.09.2018 tarihli, 52590104 poliçe numaralı ve 155.250,00.-TL vefat teminatlı olmak üzere toplam=) 242,373,05.-TL'nin davacılara (davada daini mürtehin ... Bankası A.Ş olup, davacıların davaya konu kredi borçlarını yasal takibe uğrama korkusu ile ödemekte olduklarından, dava sonucunda ödemedikleri kısımların daini mürtehine ödenmesini, ödeme yaptıkları kısımların ise kendilerine ödenmesi kaydı ile) ölüm tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini, ancak genel ekonomik zorluklar neticesinde söz konusu bankaya vadesi gelen taksitle ödenememiş olup, dava sonuçlanıncaya kadar ... Bankası A.Ş'ye olan kredi ödemelerin tedbiren durdurulmasını, davacılar hakkında icrai işlem yapılmamasını talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... ... ve Emeklilik A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı murisleri arasındaki dava, Sigorta Hukuku ve bu bağlamda ... Sigortaları Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olup, mutlak ticari dava niteliğinde olup, bunun için Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, sigorta sözleşmesinin davalı ile dava dışı banka arasında düzenlendiğinden husumetin bankaya yöneltilmesi gerektiğini, pasif husumet ehliyetlerinin olmadığını sigorta sözleşmesi uyarınca kanser hastalığına bağlı vefatın sözleşmenin 12. Maddesi ile 'Teminat Dışı Haller' kısmında sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalının mevcut hastalığını bilmesine rağmen beyan formunda bunu bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davacıların iddialarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece''..Müteveffanın dava dışı ... bankası Lüleburgaz şubesinden tarımsal krediler kullandığı, bu krediler nedeniyle yukarıda belirtilen ve raporda açıklanan ... sigorta poliçelerinin düzenlenmiştir. Dava dışı ... Bankası'nın krediler nedeniyle poliçelerde Dain-i Mürtehin olarak yer almıştır. Davacıların murisi borçlu ... ... 10/09/2017 tarihinde ani kalp durması nedeni ile vefat etmiştir. Lüleburgaz 4. Noterliğinin 18.09.2017 tarih ve ... yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre geriye davacılar mirasçı olarak kalmıştır. ... ...'nün vefatından sonra mirasçıları olan davacılar davalı sigorta şirketine ölüm tazminatının ödenmesi talebi ile başvurdukları ancak taleplerinin 21/03/2012 tarihinde Nazofarenks kanseri (üst yutak kanseri) bulgusuna rastlanıldığı belirtilerek tazminat talepleri beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Murisin sağlık beyan formunda herhangi bir sağlık sorununun olmadığını beyan ettiği görülmüştür. Adli Tıptan alınan rapora göre murisin tedavi gördüğü kanser rahatsızlığının ölüm nedeni olan kalp krizi ile arasında tam bir kesinlik, illiyet bağı tespit edilememiştir. İlliyet bağının ispatı davalı sigorta şirketi üzerinde olduğundan, ölüm sebebi olan kalp krizine kanser hastalığının sebep olmadığı kabul edilmiştir. Müteveffa sigortalının sağlık beyan formunda kanser hastalığını gizlediği de bir gerçektir. Beyan edilmeyen hastalığı ile ölüm sebebi arasında illiyet bağı bulunduğu ispatlanamasa da davalı sigortacının beyan edilmeyen hastalıklar sebebiyle sorumluluğunun ağırlaştığı, bu nedenle tazminatın alınan prim ile alınması gereken prim oranında proporsiyona göre ödenmesi gerekeceği muhakkaktır. Genel uygulamada alınması gereken ile alınan prim arasındaki farkın % 25 oranında olduğu kabul edilmektedir (Emsal; Yargıtay 4.HD.nin 13.06.2023 tarih ve 2021/10213 E. 2023/7877 K.).Bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere davalı şirketin poliçe teminatları kapsamında sorumluluğunun (55.498,05.-TL + 31.989,00.-TL + 155.250,00.-TL =) 242.737,05.-TL olduğu anlaşılmaktadır. % 25 proporsiyon indimi (242.737,05.-TL : 4=) 60.684,26.- TL düşüldüğünde davacıların talep edebileceği tazminat miktarının ve davalının sorumluluğunun 182.052,79.-TL olduğu kabul edilmiştir.Davalı şirketin vefat tazminatı sorumluluğunun 182.052,79.-TL olacağı hesaplanmıştır.Davalı sigorta şirketi (... Emeklilik ve ... A.Ş.) TC ... Bankası A.Ş.Lüleburgaz Şubesine yazdığı 15.05.2018 tarihli yazılarında tazminat ödemesi yapılmayacağını bildirdiğinden, davalı şirketin bu tarih itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Bu aşamada davacı vekili bilirkişi raporuna itirazında sağlık beyan formundaki "HAYIR" yazısının müteveffanın eli ürünü olup olmadığının araştırılmasını, yazı incelemesi yapılmasını istemiş ise de dava dilekçesinde yer almayan bu iddia, davanın basit yargılamaya tabi olması nedeniyle HMK.nun 319.maddesinde belirtilen iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına aykırılık oluşturduğundan kabul edilmemiştir. Raporda tazminat miktarı davacıların paylarına göre hesaplama yapılarak her bir davacı için ayrı ayrı belirlenmiş ise de talep bu yönde olmadığından taleple bağlı kalınarak;Davanın KISMEN KABULÜNE,1-15.05.2018 tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte 182.052,79.-TL tazminat alacağının davalıdan alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, '' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde; sigortalının beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği, beyan edilmeyen hastalık ile vefat arasında illiyet bağı bulunduğu, sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının sabit olduğu belirtilerek mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, ... sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.Somut olayda davacılar murisinin kullanmış olduğu tarımsal kredisi nedeniyle, -26.12.2016-25.12.2017 tarihli 4528671 poliçe numaralı-01.10.2016-30.09.2017 tarihli 43103050 poliçe numaralı-06.09.2017-05.09.2018 tarihli 52590104 poliçe numaralı grup ... sigorta poliçeleri düzenlenmiş ve 10.09.2017 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir.Davanın açıldığı İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 2018/667 E. 2019/377 K. sayılı ilam ile görevsizlik kararı verilmiş ve iş bu karara yönelik davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine dairece yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 2020/1226 E. 2022/1030 K. Sayılı ilam ile ''..Davaya konu somut olayda; TKHK'nin 3/k,l maddelerinde tüketici ve tüketici işleminin tanımlandığı, davacılar murisinin tarım kredisi kullandığı, bu haliyle tüketici sayılamayacağı ve uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu açıktır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/13242 E. 2016/9053 K. sayılı ilamı bu yöndedir. Varılan sonuç itibariyle, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı anlaşılmakla; kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine'' dair karar verilmiş ve istinafa konu iş bu dava dosyasında yargılamanın İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'in 2022/841 E. sayısı ile devam ettiği anlaşılmıştır.Lüleburgaz Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen ölüm belgesinde murisin 10.09.2017 tarihinde vefat ettiği belirtilmiş olup, ölüm sebebi kısmı ise AMI yazılıdır. Murisin tazminat değerlendirmesi hakkında mirasçılar tarafından davalı şirkete çekilen ihtarnameye davalı tarafça verilen cevabi yazıda, sigortalının vefatı nedeniyle tazminat talebinin değerlendirildiği ve yapılan incelemede sigortalının 21.03.2012 tarihinde Nazofarenks Kanseri bulgusuna rastlanıldığı, /tedavi gördüğü Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından verilen ... raporundan tespit edildiği, ancak sigortalının akit sırasında bu yönde sorulan sorulara '' hayır'' cevabını işaretlediği ve iş bu nedenle tazminat ödemesi yapılmayacağı belirtilmiştir.Lüleburgaz 4.Noterliği tarafından düzenlenen 18.09.2017 tarihli veraset ilamında davacılar muris ... ...'nün mirasçıları olarak belirtilmiştir. 26.12.2016-25.12.2017 tarihli 4528671 numaralı poliçede vefat tazminat bedeli 55.498,05 TL, 01.10.2016-30.09.2017 tarihli 43103050 numaralı poliçede vefat tazminat bedeli 31.989,00 TL, 06.09.2017-05.09.2018 tarihli ... numaralı poliçede vefat tazminat bedeli 155.250,00 TL ve Dain-i mürtehin olarak T.C. ... Bankası A.Ş. belirlenmiştir. Her 3 poliçe yönünden ayrı ayrı düzenlenen sağlık beyan formunda '' teşhis edilmiş kanser hastalığınız var mı- kanser hastalığına ilişkin tespit edilen bulgunuz var mı?'' sorularına ''hayır ''cevabının el yazısı ile yazıldığı ve dava dışı banka tarafından mahkemeye gönderilen 12.01.2023 tarihli yazıda sigortalının kredileri kapalı olduğundan herhangi bir alacaklarının bulunmadığı yönünde beyanda bulunduğu tespit edilmiştir. 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 31.05.2023 tarihli raporda, TÜİK ölüm belgesinde; kişinin 10.9.2017 tarihinde Kırklareli Lüleburgaz Devlet Hastanesi’nde akut miyokard enfarktüsü soncu öldüğü kayıtlı olmakla birlikte dosya kapsamında kişinin ölümünün gerçekleştiği 10.9.2017 tarihine ait muayane bulgusu, ekg, laboratuar tetkiki, radyolojik tetkik, eko tetkiki gibi bir tıbbi belge bulunmadığından kişinin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, ölümüyle ilgili tıbbi belgelerin temini gerektiği belirtilmiştir. 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 29.11.2023 tarihli raporda ise, dosya kapsamında sigortalıya nazofarenks kanseri tanısı konulduğuna dair herhangi bir patoloji raporu bulunmadığı, ölümün meydana geliş şekli dikkate alındığında, ölümün lenf kanseri sonucu meydana gelmiş olabileceği ancak kişinin ölüm anına ilişkin ölüm sebebi ve mekanizmasını açıklayacak ekg, eko, kardiak enzim tetkiki gibi tıbbi belge bulunmadığı, dosya kapsamında kan laboratuar tetkiklerinin ölümden sonraki değerler olduğu, zamanında otopsi yapılarak dokularda miskoskopik inceleme yapılmadığı ve mevcut bulgular ile kişinin ölüm sebebinin tespit edilemediği belirtilmiştir. Sigorta bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda özetle:Meydana gelen ölüm hadisesinin poliçe vadesinde meydana geldiği ve davalı şirketin vefat tazminatından sorumlu olacağı, Dain-i Mürtehin bankanın alacağının bulunmaması halinde azami poliçe teminatı toplamının 242.737,05.-TL olduğu, beyan edilmeyen hastalıklar sebebiyle davalı şirketin sorumluluğunun ağırlaştığı ve alınan prim ile alınması gereken prim farkının hesaplanması durumunda davacıların talep edebileceği tazminat tutarının 182.052,79.-TL olacağı, her bir davalının 1 pay oranında miras hakkına sahip olduğu ve 1 paya tekabül eden tazminat tutarının 45.513,19.-TL olacağı, davalı şirketin 15.05.2018 tarihinden itibaren mütemerrit olacağı ve faiz sorumluluğunun başlayacağı görüşünde bulunulmuştur. . Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup, bu karara yönelik davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi.Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK'nin 1435. maddesinde, "sigorta ettiren sözleşmenin yapıldığı sırada bildiği veya bilmesi gereken tüm hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür, sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" hükmü düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir.Gerek TTK'nin 1435. maddesi ve gerekse ... Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK’nin 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez." 1439/2. fıkrasında ise; "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir. Ölüm ile mevcut hastalıklar arasında illiyet bağının bulunması durumunda;TTK'nin 1439/2. fıkrası uyarınca beyan yükümlülüğün ihlali tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılacaktır.Bilindiği üzere, TTK'nin "Sigortacı tarafından gerçek durumun bilinmesi" başlıklı 1438. maddesinde; "(1) Bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir." hükmü yer almaktadır. Ölüm ile mevcut hastalıklar arasında illiyet bağının bulunmaması durumunda ise; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/5853 E. 2020/2152 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere sigorta sözleşmeleri karşılıklı güven esasına dayanan ve beyana göre düzenlenen sözleşmeler olduğundan sağlık sigortası yapılması sırasında geçirilen veya teşhis edilen bir hastalık var ise bunun bildirilmesi iyi niyetin gereğidir. Somut davada, murisin, sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü kasten ihlal ettiğinin veya ve bildirilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, proporsiyon hesabıyla tazminatın belirlenmesinin dosya kapsamına uygun olduğuna yukarıda yer alan bilgiler ışığında karar vermek gerekmiştir. Varılan sonuç itibariyle, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı anlaşılmakla; kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 3.150,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.534,60 TL'nin davalıya iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan 30,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/11/2025