T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/844 Esas KARAR NO: 2026/177 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/733 Esas- 2022/783 Karar TARİH: 05/10/2022 DAVA :İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 29/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dos…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/844 Esas KARAR NO: 2026/177 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/733 Esas- 2022/783 Karar TARİH: 05/10/2022 DAVA :İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 29/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 20/02/2020 tarihlinde "..." başlıklı acentelik sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin konusunun davacı müvekkili otelin Türkiye sınırları çerçevesinde ... tarafından pazarlanması, rezervasyon satışının yapılması olarak belirlendiğini, müvekkili şirket tarafından davalıya hizmet sağlanmasına rağmen davalının toplam tutarı 56.403,90 TL olan 23 adet fatura bedelinin ödemediğini, davalıya yapılan tüm ihtarlara rağmen borç ödemediği için davalı aleyhine İstanbul 34. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının takibe itirazı sonucu takibin durduğunu, müvekkilinin alacağının 01/01/2020-28/09/2020 tarihli cari hesap dökümüyle de sabit olduğunu beyanla davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış suretinin dosyaya sunulmaması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11/03/2020 tarihinde covıd-19 pandemisi ilan edilmiş olup, dünya çapında hala hızla yayıldığını, bu bağlamda covıd-19 salgın hastalığının mücbir sebep teşkil ettiğini, mücbir sebebin, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olay olduğunu, tarafların yaptıkları sözleşme uyarınca üstlendikleri edimlerin ifası mücbir sebep olarak nitelendirilen bu salgın hastalık ve salgın hastalıkla mücadele ederken devletlerin aldığı önlemler sebebiyle doğrudan veya dolaylı olarak etkilenmiş ve bazen de imkansızlaşmış olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerini bu zor dönemde dahi yerine getirmek için üstün çaba sarf ettiğini, kaldı ki kesinlikle aksi iddiaların kabulü anlamına gelmemekle birlikte, sözleşme yapıldığı andaki karşılıklı edimler arasında mevcut olan dengenin sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabileceğini, covid-19 turizm sektörünü ağır bir şekilde etkilemiş bulunmakla müvekkili şirketin bu sektörde hizmet sunduğu değerlendirildiğinde, sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olacağını ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmanın adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale geldiğini, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği cari hesaba dayalı bedeller likit alacak olamayacağından davacının icra inkar tazminatına ilişkin taleplerinin haksız ve usule aykırı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı faiz talep etmişse de takipten evvel temerrüde düşürülmeyen borçlu için işlemiş faiz talep edilemeyeceğinden davacının işbu husustaki taleplerinin de reddi gerektiğini, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğunu, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere dayanılamayacağını beyanla davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibinden doğan itirazın iptali davası olduğu, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davalının ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği, alınan kök raporda davacının ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikinin süresinde yapılmadığından davacı lehine delil olma özelliğine haiz olmadığı ve ancak davacının kendi defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 56.753,90 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmesi için yeniden süre verildiği, davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, davacı tarafın talebi ile davalı şirkete ait BA/ BS formları dava dosyasına celp edilerek bilirkişiden ek rapor alındığı ve davalı tarafından dava konusu alacak ile ilgili olarak BA-BS formu ile herhangi bir bildirimde bulunulmadığının tespit edildiği, bilirkişi kök ve ek raporu ile davacı defterlerinin lehine delil olacak şekilde usulüne uygun olarak tutulmadığının tespit edildiği ve davacının dosya kapsamıyla cari hesaptan kaynaklanan alacağını başka bir yazılı delil ile ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İlk derece mahkemesince bilirkişi raporundaki, dava konusu faturaların e fatura oldukları ve davalı tarafça söz konusu faturalara karşı süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığına dair tespite itibar edilmediği, yalnızca davacının ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmadıklarına dair tespite dayalı olarak karar verildiği, davacının alacaklı olduğunun dava dosyasına sunulan deliller ile ispat edildiği, davacı şirket tarafından icra takibinde talep edilmiş olan alacağın dayanağın e-fatura olup, davalı tarafından bu faturalara itiraz edilmediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, faturaya itiraz edilmemesi durumunda faturanın muhteviyatının taraflar arasında bağlayıcı hale geleceği, davalının faturalara itiraz etmeyerek içeriklerini kabul ettiği, böylece alacağın yazılı delil ile ispat edildiği, Mahkemece davacı şirketin ticari defterleri lehine delil kabul edilmese dahi süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturalar ile alacağın ispat edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda görevi kapsamına çıkılarak davacının ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmadığına dair hukuki değerlendirmede bulunulduğu, Mahkemece bu değerlendirmelerin hükme esas alınamayacağı, İlk derece mahkemesi tarafından, davalı yanın, cevap dilekçesinde ticari defter ve kayıtlarını delil olarak bildirmiş olmasına rağmen bu kayıtları sunmayarak HMK md. 220/3 ve md. 222/3 hükümleri gereğince davacı müvekkili şirketin ticari defterlerindeki kayıtlara göre borçlu olduğunu kabul etmiş sayıldığının da nazara alınmadığı, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, fatura ve bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; taraflar arasında 20/02/2020 ila 31/10/2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 20/02/2020 tarihli sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşme ile davacının, davalıya ait otelin Türkiye sınırları içerisinde pazarlanması ve rezervasyon işlemlerinin yapılması işini üstlendiği, sözleşme gereği davalıya hizmet verdiğini, davalı adına faturalar düzenlediğini ancak davalının fatura bedellerini ödemediğini iddia ettiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacının takip talebine ekli faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle kendi ticari defterlerinde davalıdan 56.753,90 TL alacaklı olduğu ancak ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikini süresi içerisinde yaptırmadığı, davalı adına düzenlenen faturaların e fatura olduğu ve sistem üzerinden gönderildiği, davalı tarafından temel fatura niteliğinde olan faturalara itiraz edildiğine dair bir delil sunulmadığının tespit edildiği, davalının ticari defterlerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle Mahkemece davalı tarafa ticari defterlerin ibrazı hususunda ihtaratlı kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde de davalı tarafça ticari defterlerinin incelemeye ibraz edilmediği, ek raporun tarafların BA-BS kayıtları üzerinden düzenlendiği ve raporda davalının ilgili dönemde davacı ile ticari ilişkisinin olduğuna dair bir bildirimde bulunmadığının tespit edildiği, Mahkemece, davacının ticari defterlerini usulüne uygun şekilde tutmadığı ve alacağını başka bir delil ile de ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ancak davalı tarafın cevap dilekçesinde, davacının düzenlemiş olduğu faturalardan doğan borcu kabul ettiği, hizmetin verilmediğine yönelik bir savunma ileri sürmediği, bu noktada ispat yükünün yer değiştirdiği ve davalının ödeme yaptığını ispat etmesi gerektiği, davalının ödeme savunmasında bulunmadığı ancak covid-19 pandemisi nedeniyle ödeme yapamadığını, sözleşmenin başında karşılıklı edimler arasında mevcut olan dengenin aleyhine olmak suretiyle bozulduğunu iddia ettiği, buna göre Mahkemece, davacının alacaklı olduğunu ispat ettiği, davalının ise basiretli tacir olarak, davacıdan aldığı hizmetin karşılığı olarak düzenlenen ve içeriğine itiraz etmediği faturalara konu borcunu ödemediği, covid-19 pandemisinin davalının ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir mücbir sebep teşkil etmediği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin diğer şartlar başlıklı 9. maddesinde de aksi yönde, davacının ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldıracak bir düzenlemenin bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/10/2022 tarihli, 2020/733 Esas ve 2022/783 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın Kabulü ile davalının İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin talep edildiği şekilde 56.403,90 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, 3-Hüküm altına alınan alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 11.280,78 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 3.852,95 TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 681,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.171,73 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 681,22 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 735,62 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 130,00 TL tebligat/posta gideri ve 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 1.130,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 106,50 TL tebligat masrafı ve 113,50 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 440,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.