T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/685 - 2026/581 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/685 KARAR NO : 2026/581 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2022 NUMARASI : 2021/108 E. - 2022/46 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/685 - 2026/581 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/685 KARAR NO : 2026/581 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2022 NUMARASI : 2021/108 E. - 2022/46 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/02/2022 Tarih ve 2021/108 Esas - 2022/46 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, özellikle 03. 05. 10. ve 35.sınıfların tamamı bakımından müvekkili markalarının seri marka niteliğinde korunduğunu, davalının 2019/99084 sayılı "..." ibareli marka başvurunun da aynı emtiaları kapsar şekilde başvuru konusu edildiğini, anılan marka başvurusunun yayımına itirazlarının davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili tarafından “..." ibaresini içeren ilk başvurunun 1995 senesinde yapıldığını, dava konusu başvuruda müvekkili markasının birebir aynı şekilde kullanıldığını, bu nedenle taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin müktesep hakkına da engel teşkil ettiğini, müvekkil markalarının aynı zamanda tanınmış olduğunu, müvekkilinin Türkiye pazarındaki “temizlik amaçlı maddeler ve parfümeri ürünleri” açısından lider firma olduğunu, mesnet markaları ile ıslak mendil, deterjan ve şampuan gibi çeşitli temizlik malzemeleri bakımından ticari faaliyette bulunduğunu, davalının müvekkilinin uzun yıllardır emek sonucu elde ettiği itibardan haksız yararlanmayı amaçladığını, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2021-M-437 sayılı YİDK kararının iptaline, tescilin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin hali hazırda “...” ibaresini içerir şekilde oluşturduğu zincir markalarının bulunduğunu, "...", "..." marka kayıtlarından da görüleceğini, müvekkilinin markasının kullanım alanının diş hekimleri ve doktorların hakim olduğu bir alan olduğunu, taraflar arasında doğrudan bir rekabetin mevcut olmayacağını, ilgili tüketici grubunun bilinçli tüketiciler olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik dahi bulunmadığını, davacı yanın sadece "..." markası ile ıslak mendil ve bebek ürünleri için aktif olarak ticaret yaptığını, müvekkilinin ise “dental ve tıbbi malzemeler” alanında faaliyet gösterdiğini, ilgili ürünlerin yan yana gelme ihtimallerinin dahi bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu 2019/99084 sayılı başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişki içerisinde olduğu, davacı yanın önceki tarihli markaları ile dava konusu markanın ortak olarak “...” ön sesini taşıdığı, taraf markalarının benzer bir sistematikle oluşturuldukları, bununla birlikte davacı yanın “...” ibaresi üzerinden yarattığı seri markalarının var olduğu, tüm bu unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde işaretler arasında görsel ve işitsel anlamda ortaya çıkan benzerlik düzeyinin, dava konusu markanın da davacı markalarının yeni bir serisi olarak algılanmasını sonucunu doğurabilecek nitelikte olduğu, davacı yanın markalarının tanınmışlığı hususunda bir kanaate varılamadığı, bu çerçevede işlem ve dava dosyasında yeterli düzeyde delilin mevcut olmadığı, dolayısıyla 6/5 maddesinin koşullarının somut olayda meydana gelmediği, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nın 25.01.2021 tarih 2021/M-437 sayılı kararın tescile konu tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tescile konu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunmadığını, davacı markalarında kullanılan yazı stili, renkler ve farklı kelime unsurlarının bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve kompozisyon itibariyle düz yazı ile oluşturulan davalı markalarından tamamen farklı olduğunu, "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığını, davacı markalarına yakınlaşmasının söz konusu olmadığını, SMK'nın 6/1.maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibaresini içeren 3,5,10,35.sınıf mal ve hizmetlerde başvurusu yapılmış zincir markaları dolayısıyla dava konusu marka üzerinde kazanılmış hak sahibi olduğunu, ilgili tüketici kesiminin uzman kullanıcı olması nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin markalarının dental ve tıbbi malzeme sektöründe, davacı markalarının ıslak mendil ve bebek ürünlerinde kullanıldığını, bu nedenle taraf markaları arasında sektörel benzerlik ve rekabetin de söz konusu olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve tescilin reddi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin, "..." ibaresinin 03, 05, 10 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacı şirketin bu karara yaptığı itirazın da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2021-M-437 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 05/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 05/04/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru bütün olarak düz yazı ile yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının mesnet markaları ise tek başına "..." ibaresi ve bu ibareye eklenen "...", "...", "..." gibi ibarelerden oluşmakta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanmaktadır. Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.04.2025 tarih ve 2024/4122 E.-2025/2369 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin tek başına ayırt ediciliği zayıf nitelikte olup bu unsura yapılacak küçük ekleme ve/veya değişikliklerin dahi karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırabileceği kabul edilmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.10.2024 tarih ve 2023/5064 E. - 2024/6924 K. sayılı, 09.12.2024 tarih ve 2024/709 E. - 2024/8807 K. sayılı ve 23.12.2024 tarih ve 2024/1450 E. - 2024/9292 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Somut olayda, dava konusu marka bütünsel bir algı yaratmakla olup "..." ibaresi ön plana çıkarılmamış, "..." unsuruna eklenen "..." ibaresi ile yeterli ayırt edicilik sağlanmıştır. Bu nedenle taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı ile davalı Şirket'in kazanılmış hak iddiası yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E. - 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10/02/2022 gün ve 2021/108 Esas - 2022/46 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı Şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 1.169,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 7-Davalı Kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 180,00-TL posta masrafı ve 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.349,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.