T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/523 - 2026/188 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/523 KARAR NO : 2026/188 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2023 NUMARASI : 2020/135 E. - 2023/142 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/523 - 2026/188 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/523 KARAR NO : 2026/188 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2023 NUMARASI : 2020/135 E. - 2023/142 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/11/2023 tarih ve 2020/135 E. - 2023/142 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilin tanınmış "..." markasının 1999 yılında tescil ettirildiğini, bu ibare üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarını göstererek davalı şahsın 2019/30153 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkilinin markalarını çağrıştırdığını, başvurunun yan marka olarak algılanacağını, markanın sağlık sektörüyle bağlantılı ürünlerde kullanılacağını, SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Dava konusu markayı devralan davalı ... vekili, taraf markalarının benzer olmadıklarını, markaların tescili kapsamındaki 05. ve 10. sınıf emtialar yönünden benzer olmadıklarını, müvekkili markasının ise bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğunu, "yaşam seti" anlamına geldiğini, farklı bir yazım tarzının bulunduğunu, bu haliyle markaların farklılaştıklarını, müvekkili markasının bütün olarak algılanacağını, davacının tanınmış marka iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının, başvuru konusu edilen kapsamları itibariyle, 05 ve 10. sınıftaki emtiaları ortak olarak kapsadıkları; markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınmasının gerektiği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarının mal ve hizmet kapsamları birbiri ile örtüşmekte iseler de markaların bütünsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaşmayı başardıkları ve kurumsal olarak tüketiciye sundukları kimliklerinde ayrıştıkları, dava konusu markanın, davacı markalarından bağımsız bir sözcük markası algısı yarattığı, ilgili tüketici kitlesinin dava konusu markayı gördüğünde, markayı unsurlarına ayırarak, zihnine daha önceki tarihli davacı markalarını getirme veya bu markalar ile ilişkilendirmek gibi bir izlenim edinmeyeceği, markaların birbirlerinin serisi/devamı olarak algılanmayacakları, ilgili tüketicilerin her iki tarafa ait markalar altında sunulan hizmetleri/malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmayacağı, aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6/5. maddesinin uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle, davalı ...'ün markasını devrettiği ve yeni malikin davada taraf olduğu anlaşıldığından, bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, YİDK'nın 24.03.2020 tarih ve 2020-M-2667 sayılı kararının iptali talebinin reddine, 2019/30153 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın karışıklığa sebebiyet vereceğini, "..." ile bağlantılı markaların müvekkilinin ürünüymüş algısı uyandırdığını, müvekkilinin "..." markasının da tanınmış olduğunu, bilirkişi raporunda yer alan lehe tespitlerin nazara alınmadığını, davanın hangi gerekçeyle reddedildiğinin açık biçimde ortaya konmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, dava konusu markayı devreden gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 05 ve 10. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2020-M-2667 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 26.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 15.05.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı ve aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu markanın 05 ve 10. sınıf mallarda tescili talep edilmiştir. Davacının mesnet markaları da aynı sınıflarda tescilli olup, emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir. Ancak, davalı tarafça işlem dosyasında kullanım ispatı talebinde bulunulmuş, davalı kurum tarafından marka işaretleri benzer görülmediğinden kullanım ispatı talebinin incelenmesine gerek görülmemiştir. Davacı tarafça yayıma itirazında 2001/23081 ve 2014/101112 sayılı markalar mesnet gösterilmiştir. 05.09.2003 tarihinde tescil edilen 2001/23081 tarihli marka kullanım ispatına tabi olduğu açıktır. Ancak, 2014/101112 sayılı marka 26.11.2015 tarihinde tescil edilmiş olup, dava konusu markanın 25.03.2019 başvuru tarihi itibariyle, mesnet markanın tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmediğinden, 2014/101112 sayılı marka kullanım ispatına tabi değildir. Söz konusu marka da 05 ve 10. sınıflarda tescilli olduğundan, YİDK karar iptali talepli dava bakımından da emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir. Taraf marka işaretleri arasındaki benzerlik değerlendirmesine gelince; dava konusu marka "..." ibaresinden oluşma olup, markada başkaca bir unsur bulunmamaktadır. Davacının itirazına mesnet markaları ise "..." esas unsurludur. Bazı markalarında ise, bu ibareye ayırt ediciliği yüksek olmayan kelime unsurları eklenmektedir. Görüleceği üzere, taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almaktadır. Her ne kadar, ilk derece mahkemesince, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı sonucuna ulaşılmış ise de, başvuruda birleşik olarak yazılan "..." ve "..." ibareleri birlikte anlamlı bir kelime oluşturmadığından, dava konusu marka tüketiciler tarafından "... ..." olarak okunup algılanacaktır. Bu hali ile davacının mesnet markalarının tek esas unsuru dava konusu markada aynen yer almaktadır. Dava konusu markadaki "..." ibaresi ise Türkçe'de "yaşam, hayat" anlamına gelmekte olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.12.2022 tarih ve 2021/4584 E. - 2022/8712 K. sayılı kararında belirtildiği üzere herkesin kullanımına açık bir ibaredir. Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere "..." ibaresinin ise, uyuşmazlık konusu emtialarla doğrudan kavramsal bir ilişkisi bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu markanın davacının mesnet markalarından görsel, işitsel ve kavramsal olarak yeterince farklılaşmadığının kabulünün gerektiği, markaların aynı/benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasının ise, SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Her ne kadar, davacı vekili tanınmışlık gerekçesi de ileri sürülmüş ise de, mesnet markaların tanınmışlığını ispatlayacak delil sunulmadığından, davacı vekilinin bu itirazı ise isabetli bulunmamıştır. Bu itibarla taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 09/11/2023 gün ve 2020/135 E. - 2023/142 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Davanın KABULÜ İLE, A-YİDK'nın 2020-M-2667 sayılı kararının İPTALİNE, B-Dava konusu 2019/30153 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 677,60-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 245,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 309,50-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.973,90-TL yargılama giderine, 54,40-TL başvurma harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.082,70-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 21/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.