T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/1091 - Karar No:2026/24 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1091 KARAR NO : 2026/24 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/10/2025 NUMARASI : 2025/439 E-2025/92 K DAVACI : HİDROMEK-HİDROLİK VE MEKANİK MAKİNA İMALAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. FATMA SAĞOL - E TEBLİGAT DAVANIN K…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/1091 - Karar No:2026/24 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1091 KARAR NO : 2026/24 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/10/2025 NUMARASI : 2025/439 E-2025/92 K DAVACI : HİDROMEK-HİDROLİK VE MEKANİK MAKİNA İMALAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. FATMA SAĞOL - E TEBLİGAT DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete nipel, piston mili, ... balata spreyi, boya, yağ draulic 46 gibi bir takım teknik parçaların satışı ile servis hizmeti sağlandığını, müvekkili şirketin sağlamış olduğu mal ve hizmete ilişkin 14.09.2024 tarihli servis raporu bulunduğunu, müşteri ...'e ait ... model iş makinesinin kova ve arm piston milinde paslanma şikayeti için servis hizmeti talep edildiğini, müvekkili şirket servisinde gerekli mal ve servis hizmeti sağlandığını makinenin kova ve arm piston mili değişti, faal olarak teslim edildi şeklinde rapor düzenlendiği, raporun servis personelleri ve müşteri ... ile birlikte imza altına alındığını, daha sonra, müvekkili şirketinin sağlamış olduğu mal ve hizmete ilişkin 17.09.2024 tarihli ve A222024000000241 numaralı 30.007,58 TL tutarında e-arşiv fatura düzenlendiğini, ancak davalı tarafından müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2025/13010 Esas sayılı dosyası ile e-arşiv faturaya dayalı olarak genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalının 19.03.2025 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı şirketin borçlu olduğunu ve itirazında kötüniyetli olduğunu beyan ederek, davalı borçlunun borca ve yetkiye itirazının iptali ile takibin kalınan yerden devamına, itirazında haksız ve kötüniyetli olan davalının alacağın %20 si oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmeine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkili şirkete arızalı iş makinesinin bakım, onarım ve servisine ilişkin hizmet verdiğini ileri sürdüğünü, davacının taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğu iddiasında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ''Servis Raporu'' incelendiğinde bakım ve onarım işlemlerinin Kartal/İstanbul'da yapıldığının anlaşılacağını, sözleşmenin ifa yerinin Kartal/İstanbul olduğundan HMK'nın 10. maddesine göre yetkili mahkemenin ve icra dairesinin İstanbul Anadolu Adliyesi mahkeme ve icra daireleri olacağını, müvekkili şirketin ''...'' adresinde faaliyet gösterdiğini, genel yetkili mahkeme ve icra dairesi de İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemeleri ve icra daireleri olduğunu belirterek, davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın, taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca davacı yüklenici tarafından iş bedeli için düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacının davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla; Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2025/13010 esas sayılı dosyasında, 30.007,58TL asıl alacak, 7.344,05TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.351,63TL faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik olarak icra takibi başlatılmış olup, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun 7 günlük yasal süresi içinde 19/03/2025 tarihinde yetkiye, asıl alacağın miktarına, takibe, faize ve fer'ilerine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verildiği, itiraza yönelik olarak açılan iş bu davanın hak düşürücü yasal süre içinde açıldığı, davalı borçlu tarafından, icra dosyasına yapılan itiraz kapsamında İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine de itirazda bulunulduğu, itirazın iptali davalarında kesin olmayan yetki kuralları uygulanacağından, yetki itirazının 6100 sayılı HMK'nun 116/1-a maddesi gereğince taraflarca ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerektiği, ilk itirazların bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağı hususunun ise, aynı yasanın 117/3. maddesinde düzenlenmiş olup, mahkemenin takip edeceği sürecin anılan yasanın 64. maddelerinde açıklandığı, bu nokta da; itirazın iptali davasının ancak usulüne uygun bir takip bulunması koşuluna bağlı olması nedeniyle, icra dairesinin yetkisinin itirazın iptali davası bakımından da değerlendirilmesi gerektiği, öğreti ve uygulamada icra dairelerinin yetkisinin kesin olmadığının kabul edildiği, icra dairelerinin yetkisi bakımından da özel bir düzenleme öngörülmediği, yetki hususunda İİK’nun 50. maddesinde HMK’ya atıf yapıldığı(..., B.: İcra ve ... Hukuku, El Kitabı, 2.b., ... 2013, s.179 ve HGK., 24.04.2013 gün ve 2012/9-1435 E., 2013/569 K.), mahkemece öncelikle, İİK’nın 50. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi hususunda inceleme yapıldığı, icra takibinin yapılacağı yerin belirlenmesinde HMK’nın hükümleri gereği tespit yapılacağı, 6100 sayılı HMK'nun 6. maddesine göre; “genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” düzenlemesinin olduğu, aynı kanunun 10. maddesine göre; “sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” Düzenlemesinin getirildiği, bu durumda takibin davalının ikametgahında yapılabileceği gibi, sözleşmenin ifa yerinde de takibin başlatılabileceği, taraflar arasındaki sözleşme ile satılan ürünlerin bakım ve tamirine ilişkin servis hizmeti sağlanması yönünde anlaştıkları, hukuki ihtilafın da sağlanan servis hizmetinden kaynaklı alacağa bağlı olduğu görülmekle; servis sağlama hizmetinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının her ne kadar Türk Borçlar Kanunun (TBK) 89. maddesine atıfta bulunarak Ankara Batı İcra Dairelerinin yetkili olduğunu beyan etmiş ise de Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 89/1. maddesindeki yetki kuralının uygulanabilmesi için sözleşmenin konusunun karz akdinde olduğu gibi münhasıran para alacağına ilişkin olması gerektiği, eser sözleşmeleri para borçları dışında eserin imâl ve teslimi borçlarını da içerdiğinden ve sözleşmenin ifa yeri eserin imâl ve teslim borcuna göre belirlendiğinden TBK'nın 89/1. maddesindeki yetki kuralının eser sözleşmelerinde uygulanma yerinin bulunmadığı (Yargıtay kapatılan 15.HD 2015/438E-2015/4590 29.09.2015), dosyaya sunulan davacı şirketin sağlamış olduğu mal ve hizmete ilişkin 14/09/2024 tarihli servis raporu incelendiğinde bakım ve onarım işlemlerinin Kartal/İstanbul adresinde yapıldığı, dolayısı ile sözleşmenin ifa yerinin de Kartal/İstanbul olduğu, davalının muamele merkezinin de Kartal İstanbul olduğu, buna göre Ankara Batı İcra Dairesi yukarıda anılan yetki kuralları kapsamında yetkili olmadığından, davalı borçlunun icra takibinin yetkisine itirazı yerinde görülmekle; itirazın iptali davası yönünden yetkili icra dairesinde takip başlatılması dava şartı olduğundan, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ilamsız takiplerde, tarafların yetki sözleşmesi veya kesin yetkinin olmadığı bir durumda kanunda bulunan yetki kuralları gereğince seçimlik haklarından birinin kullanılması yoluyla yetkili bir icra dairesinde takip işlemi yapabileceği, HMK'nın "Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki" başlıklı 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin hüküm altına alındığı, somut olayda, taraflar arasında mevcut ticari ilişkiden kaynaklanan sözleşme gereği, müvekkil şirketin emtiayı ifa etme, davalının da faturada kararlaştırılan para borcunu ödeme yükümlülüğü bulunduğu, yani müvekkilin alacağının para alacağı olduğu, para borçlarının ifa yeriyle ilgili TBK'da açık düzenlemenin bulunduğu, TBK'nın 89. maddesi; "Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir." şeklinde düzenleme olduğu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13.01.2016 tarihli ve 2015/23087 Esas, 2016/625 Karar sayılı kararı uyarınca; “İİK'nın 50. maddesinin birinci fıkrasına göre HMK yetkiye ilişkin hükümler para ve teminat alacaklarına dayalı takiplerde kıyas yolu ile uygulanır. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde, takibe konu akdin yapıldığı icra dairesinin de yetkili olduğu öngörülmüştür. İİK'nın 50. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken HMK'nın 10. maddesine göre, sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Sözleşmenin ifa yeri, BK'nun 73. (TBK 89.) maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, öncelikle borcun ifa yeri tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Şayet aksine bir anlaşma yoksa para borçlarında borç alacaklısının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Nitekim Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/12-1162-1191 sayılı kararında da bu kural benimsenmiştir." denildiği, belirtilen Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, müvekkil şirketin, davalı borçlu ile arasındaki sözleşmeden kaynaklanan para alacağından dolayı Ankara Batı İcra Müdürlüklerinde takip başlatmasında yetki kuralı açısından herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, müvekkili şirketin kanunda seçimlik yetki kurallarında belirtilen para borçlarında alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında yasal olarak takip başlattığı, taraflar arasında akdedilmiş bir yetki sözleşmesi de bulunmadığına göre borçlunun yetki itirazının haksız olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın tahsili Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır