11. Hukuk Dairesi 2021/8298 E. , 2023/4225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1077 Esas, 2021/1432 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/461 E., 2018/401 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurun
**11. Hukuk Dairesi 2021/8298 E. , 2023/4225 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1077 Esas, 2021/1432 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/461 E., 2018/401 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 2005 yılı Nisan ayında davalı Bulduk İnşaat'ın müvekkili şirketin %50 hissesine sahip ortağı olduğunu, şirket müdürlüğüne ... ile ...'ın getirildiğini, şirketi borçlandırmada çift imza, diğer hallerde ise tek imza ile şirketin yönetildiğini, davalı şirketin ortaklığının 30.07.2010 tarihinde sona erdiğini, davalının hisselerini bedelsiz olarak ... ve... 'a devrettiğini, müvekkilinin ağır kalp ameliyatı geçirmesi nedeniyle müvekkilinin şirketle fiili bağlantısının kesildiğini, bu süreçte davalıların şirketin içini boşalttığını, hisse devrinden sonra şirket defterleri incelendiğinde davalı şirketin 274.792,45 TL borç bakiyesinin kaldığını ve bu tutarın ödenmediğini, bu tutarı davalıların usulsüz işlemlerle zimmetlerine geçirdiklerini, davalı şirketin ortaklıktan ayrılmasından sonra müvekkili şirketin 139.453,00 TL vergi borcu bulunduğunun ortaya çıktığını, bu borçtan davalı şirket ile ortaklarının da sorumlu olduğunu, şirketin devirden önceki vergi borcu 69.726,00 TL olup bu borcun davalı şirket tarafından ödenmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından Doruk İnşaat'tan alınan 20.000,00 TL bedelli çeki davalıların zimmetine geçirerek müvekkiline iade etmediklerini ileri sürerek şimdilik 20.000,00 TL davacı şirket alacağı, 20.000,00 TL çek bedeli ve 10.000,00 TL davalının hissesine düşen 1/2 vergi borcu olmak üzere toplam 50.000,00 TL alacağın en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacılar vekili 07.12.2017 tarihinde dava değerini artırarak 96.899,29 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin vergi borcunun yarısının müvekkillerinden istenildiğini, ancak karşılıklı anlaşma ile aktif ve pasifi devredilen şirketin vergi borcu nedeniyle pay devralan kişilerin pay devredene başvurmasının hukuken mümkün bulunmadığını, hisse devri sözleşmesinden bir yıl sonra geriye dönük borçtan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, şirketin tüm kararlarının 2005 yılından beri usulüne uygun olarak alındığını, şirkete ait tüm tespitler yapılarak hakem heyetinin de dahli ile ortaklık ilişkisinin mutabakatla sona erdirildiğini, bu nedenle müvekkillerinin borcunun bulunmadığını, devir sözleşmesiyle devralanın sermaye payını bütün hak ve borçlarıyla devralmış sayılacağını, devir sözleşmesi öncesinde ortak tanıdıklarından oluşturulan hakem heyetinin kararı doğrultusunda davacı şirkete 100.000,00 TL ödendiğini, tarafların anlaşması neticesinde 20.000,00 TL bedelli çekin müvekkillerinin uhdesinde bırakıldığını, çek bedelinin yarısının tahsil edilmesinden sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak müvekkili tarafından çek tahsil edilmemesine rağmen bu tutarın davacıya ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirketin davacı şirkette %50 hisseyle ortak olduğu, ortaklığın bir süre devam ettiği sonrasında taraflar arasında ... 6. Noterliği'nde imzalanan hisse devri sözleşmesiyle davalı şirket hisse devirlerinin yapıldığı ve ortaklığın sona erdiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davacılar, davalı şirketin ortaklığı sona erdikten sonra hesaplar üzerinde yapılan incelemeler neticesinde cari hesap bakiyesinin davalı şirket ve ortaklarında kaldığı iddiasıyla alacak ve karşılıksız çek bedeli ile ödenen vergi borçlarının davalılardan tahsili talebinde bulunmuş iseler de; ... 6. Noterliği'nin 189927 yevmiye numaralı sözleşme ile davalı şirket hisse payının tüm aktif ve pasifleriyle birlikte davacı şirkete devredildiği, davalı şirket borçlarının devir ile birlikte devralana geçtiği, davacı şirketin de tüm borçlarla birlikte devri kabul ettiğinin sabit olduğu, tanıkların beyanlarında; davacı şirketin tüm mali işlerinin kayıtlara yansıtıldığı ve kayıtların düzenli olarak tutulduğu, taraf şirketlerinin tasfiyesi aşamasında her iki şirketin de ticari defter ve kayıtlarının makro denetim adında bir şirkete inceletildiği, tasfiyenin yapılması amacıyla hakem heyeti oluşturulduğu, yapılan görüşmeler sonucunda davalı şirketin davacı şirkete devrine ve devir sırasında davalı şirketin davacı şirkete 100.000,00 TL ödeyerek tüm borçların davacı şirkete kalacağına karar verildiğinin beyan edildiği, bu hali ile taraflar arasında kurulan ortaklığın haricen tasfiye edildiği ve noterde karşılıklı imzalanan sözleşme ile de davalı şirketin tüm aktif ve pasifiyle davacı şirkete devrine karar verildiği, yapılan sözleşme gereğince davacı şirketin davalıya ait tüm borçları kayıtsız ve şartsız üstlenmiş olduğundan alacak iddiasıyla davalı şirketi sorumlu tutmasının mümkün olmadığı, yine davacı tarafından vergi borçlarının gizlendiği iddia edilmiş ise de; buna ilişkin dosyada mevcut herhangi somut bir delil bulunmadığı, davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'a göre kurulmuş bir ticari şirket olduğu, tacir olmanın hüküm ve sonuçları kapsamında basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında devir işlemi sırasında borcun varlığını ve miktarını bilemeyeceği hususu düşünülemeyeceğinden hile iddialarına da itibar edilmediği, davacının davaya konu ettiği borçlardan dolayı alacak iddiasıyla açtığı davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı şirketteki %50 payını bedelsiz olarak devrettiğini, hisse devrinde devredenin borçlardan sorumlu olmayacağına dair bir kayıt bulunmadığını, devir kararında davalı şirketin, davacı şirketi yönetirken zarar verdiğini açıkça kabul ettiğini, bedelsiz devir ile davalıların ibra edilmesinin mümkün olmadığını, davalının, şirketi yönetirken borçları gizlediğini, devirden önce müvekkilinin bu borçları bilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin vergi borçlarından davalı şirket ile ortaklarının da mal varlıkları ile sorumlu olduklarını, bu nedenle ortaya çıkan vergi borcunun yarısından davalıların sorumlu olduğunu, hisse devri olsa da devreden şirketin vergi ve diğer borçlardan sorumluluğunun 2 yıl daha devam ettiğini, diğer yandan devir bedelsiz olsa da davalının daha sonra kendi taşınmazlarına konulan ipotekleri kaldırmak için 100.000,00 TL ödeme yaptığını, tanıkların da davalının davacıya 100.000,00 TL borçlu olduğunu beyan ettiklerini, ayrıca delil ve iddiaları sabit görülmezse yemin deliline ilişkin karar verilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Bulduk İnşaat'ın davacı şirket ortaklarından ...'ın 125 hissesini 15.04.2005 tarihli hisse devir sözleşmesiyle alarak davacı şirkete %50 hisse oranında ortak olduğu, aynı tarihli davacı şirket ortaklar kurulu kararıyla şirket müdürlüğüne ... ile davalı Bulduk İnşaat'ı temsilen ...'ın seçilmesine karar verildiği, müteakip genel kurul kararlarıyla da müdürlük görevinin devam ettiği, şirket müdürlerine şirketi borçlandırıcı işlemler yönünden müşterek imza ile yetki verildiği, 30.07.2010 tarihli hisse devri sözleşmesiyle davacı şirketteki tüm hisselerini davacılar Kenan ve ...'a bedelsiz devreden davalı şirketin, bu tarih itibariyle davacı şirket ortaklığından ayrıldığı, hisse devri davacı şirket ortaklar kurulunca alınan 30.07.2010 tarihli karar ile şirket pay defterine işlenmesine karar verildiğinin anlaşıldığı, 30.07.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinde; devir eden tarafından şirkette mevcut hisselerin devir alanlara bütün aktif ve pasifi ile birlikte devir edildiği, devrin bedelsiz yapıldığı, devredenlerin, devir alanın ve diğer hissedarların zimmetlerini umumi suretle ibra ve ıskatı hak ettiklerini kabul ve taahhüt ettikleri, devir alanların ise devir edenlerin beyanında yazılı hisseleri yukarıda belirtilen şekilde devir aldıkları, kanuni mükellefiyetlerinin taraflarına ait bulunacağını beyan, kabul ve taahhüt ettiklerinin hüküm altına alındığı, hisse devir sözleşmesinin aksine davalıların sorumluluğuna ilişkin taraflarca imzalanmış başkaca bir sözleşme de bulunmadığı, sözleşmede mevcut hisselerin bütün aktif ve pasifiyle birlikte devir alındığı ve ayrıca kanuni mükellefiyetlerin de devir alanlara ait olacağı kararlaştırılmış olup, devir sözleşmesi davacı şirket ortaklar kurulunca da benimsenerek pay defterine işlenmiş olmakla, artık paylarını devreden davalı şirketin, davacı şirketin borçlarından ve bu kapsamda vergi borcundan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacının iddiası davalı gerçek kişiler bakımından ise yönetici sorumluluğu ve haksız fiili hükümlerine dayanmakta olup, davacının davalılarca şirketin içinin boşaltıldığı, borçların gizlendiği, şirket varlıklarının zimmete geçirildiği yönündeki iddialarının da kanıtlanamadığı, diğer yandan davacı şirketin cari hesabındaki borç kaydı ile davalı şirket 274.792,45 TL borçlandırılmış olup, bu kaydın dayanağı bulunmadığı, hisse devir sözleşmesi öncesinde davalı şirket tarafından davacı şirkete 16.07.2010 tarihinde 110.000,00 TL ödeme yapılmış ve sonrasında gerçekleşen hisse devri de bedelsiz olarak yapılmış olup, ödeme ve bedelsiz hisse devrinin, 20.000,00 TL bedelli çekin yarı bedeli ile birlikte davalı şirketin davacı şirkete olan borçlarına mahsuben yapıldığı kabul edilmesi gerektiği, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava dilekçesi ve delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmamış olmakla, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek, hisse devrinde açık bir surette davalı şirketin borçlardan sorumlu olmayacağına dair bir kayıt ve kararın bulunmadığını, davalı şirketin davacı şirketi yönetirken vergi borçlarını gizlediğini, devirden önce müvekkilinin bu borçları bilmesinin mümkün olmadığını, vergi dairesinin sonradan tahakkuku ile borcun ortaya çıktığını, şirketin vergi borçlarından davacı şirket sorumlu olduğu gibi, davacı şirketin hisse ortağı davalı şirket ve şirket ortaklarının da vergi borcuna karşı şahsi malvarlıkları ile sorumlu olduğunu, sonradan ortaya çıkan vergi borcunun yarısının davalı şirket ve ortaklarının müştereken ve müteselsilsen ödemekle sorumlu olduklarını, hisse devri sözleşmesinde borçlardan ibra edildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi hisse devrinin bedelsiz olarak yapıldığını, hisse devrinin bedelsiz yapılması davalının alınan karara göre borçlu olduğunu tespit ve ispat eden bir durum olduğunu, davalı şirketin borçlardan sorumlu olmayacağı iddiasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların yemin teklifinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.