11. Hukuk Dairesi 2008/3438 E. , 2010/317 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/12/2006 tarih ve 2004/482-2006/823 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.01.2010 gününde davacı avukatı... ile davalı .... Vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer davalı ... duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süre…
**11. Hukuk Dairesi 2008/3438 E. , 2010/317 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/12/2006 tarih ve 2004/482-2006/823 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.01.2010 gününde davacı avukatı... ile davalı .... Vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer davalı ... duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan Elbeyi’nin müdür olarak çalıştığı diğer davalı bankanın hesap açtırıp iki ayrı tarihte toplam 55.625 TL yatırdığını ve buna ilişkin olarak dekont aldığını, ancak paranın faizi ile birlikte geri istendiğinde hesabın inkar edilip dekontların sahte olduğundan bahisle ödeme yapılmadığını davalı ...’nin toplam 39 mudinin parasını zimmete geçirdiğinin öğrenildiğini, davalı bankanın denetim ve gözetim yapmadığını, çalışanını seçmede özenli davranmadığını, BK’nun 100 ncu maddesi uyarınca davalı bankanın da sorumlu olduğunu ileri sürerek, ıslah ile birlikte toplam 55.625 TL’nın faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalı banka vekili, davacının fiilen banka kasasına girmiş bir para yatırmasının sözkonusu olmadığını, davaya dayanak yapılan dekontlardaki hesap numarasının banka kayıtlarında yer almadığını, davacının imzasını içeren dekontlara göre de bankadan talep edilebilecek bir alacağının kalmadığını, davacının diğer davalıya duyduğu güvenin sonuçlarına katlanması gerektiğini, zararın oluşmasına davacının neden olduğunu, bankanın gözetim ve denetim yükümlülüğünü davacının bertaraf ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı yanıt vermemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya dayanak dekontlardaki imzaların grafolojik inceleme ile davalı ...’a ait olduğunun belirlendiği, ancak, dekontlardaki portföy hesap numarasının bankadaki davacı hesap numarası ile uyuşmadığı, davacının müfettişliğe verdiği ifade ve bu ifade ile örtüşen ceza davasında alınan ifadesinde bankaya 36.000 DM yatırdığını, başkaca para yatırmadığını bildirdiği halde, eldeki davada farklı ifade ile alacak talebinde bulunduğu, bankadaki hesabından para çekişlerine ilişkin dekontlardaki imzaların davacıya ait olduğu, müdür olan davalıya güvenerek boş dekontlara imza attığı, dekontlarda banka yetkilisinin ve davacının imzalarının yer aldığı, davalı bankanın, gerçekte hesap açılmadığı gerekçesiyle ödeme yapmadığı, davalı müdürün parayı alıp, davacıya dekont verdiği, parayı banka kayıtlarına geçirmediği, hesap açmadığı, boş dekontlara imza atan davacının hile iddiasına dayanamayacağı, sonuçlara katlanması gerekeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, davacının hesabındaki parasının davalılarca ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın davalılardan banka bakımından reddine karar verilmiştir. Oysa, yazılı gerekçelerin, davacının müterafik kusurlu olduğunun kabulünü gerektiren gerekçeler olarak kabulü mümkün ise de, davanın davalılardan banka bakımından bu gerekçelerle reddi doğru değildir. Zira, davacı, davalılardan müdürün şahsında davalı bankaya güvenmiştir. Parasını bankanın dekontu karşılığında davalı bankanın çalışanı diğer davalıya teslim etmiş, yine bankanın boş dekontlarına imza atmış, davalı bankanın daha yüksek faiz verdiği duyumunu alıp, bankaya gittiğinde ikna edilmiştir. Davalı banka, çalışanının daha önce çalıştığı Eseryurt Şubesi’ndeki yolsuzlukları üzerine suç duyurusunda bulunulmuş, yer değişikliği ile geldiği ve iş bu dava konusu işlemlerin gerçekleştiği Bayrampaşa Şubesi’nde de 39 mudinin hesapları ile ilgili yolsuzluklar yaptığı ortaya çıkmış, hakkında idari soruşturma başlatılmış ve ceza davası açılmıştır. Dekontların bazılarında iki yetkili, bazılarında tek yetkili imzası bulunmaktadır. Görünüşte işlemler banka çalışanlarınca yapılmış olup, davacının, paranın banka kayıtlarına geçirilip geçirilmediğini denetlemesi ve bilebilmesi mümkün değildir. Hesap cüzdanı almaması davacının müterafik kusurunu oluşturabilirse de, bankanın sorumluluğunu kaldırmaz. Davalı Bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanın kişisel hesabının fiktif hesap olup olmadığını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, banka içinde bir banka gibi nitelendirilebilecek bu tür bir oluşumun önüne geçilmesinde aktif davranması gerekir. Sonuçta bankaya güvenen davacı ile çalışan arasındaki ilişkiyi, salt vekalet kapsamında gören bankanın denetim görevini gündeme getirmeyen bir yaklaşımla, usulsüzlüğün sonuçlarına davacının katlanması gerektiğinin kabulü doğru görülemez. Bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştırdığı kişiler aracılığı ile yapması, diğer anlatımla mudi ile çalışanı arasında BK’nun 55 nci maddesinde olduğu gibi haksız eylem ilişkisi bulunmaması nedeniyle bankalar, BK’nun ilke olarak kurtuluş kanıtı öngörmeyen BK’nun 100 ncü maddesi ile sorumlu olup, aynı Kanun’un 99/2 nci maddesi, 100/son maddesindeki kurtuluş halini hafif kusurlar için dahi kaldırmaktadır. Bu durumda, mahkemece, boş dekontlara imza atılmasının ve hesap cüzdanı olmamasının davacının müterafik kusurunu oluşturacağının kabulü ve davalı bankanın BK’nun 100 ncü maddesi uyarınca ağırlıklı olarak kusurlu görülmesi, kusur oranlarının yeni bir bilirkişi oluşturulup, saptanması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususların gözden kaçırılmasına dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.