7. Hukuk Dairesi 2013/11922 E. , 2013/17743 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davacı temyizi bakımından; 6100 Sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanu
**7. Hukuk Dairesi 2013/11922 E. , 2013/17743 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davacı temyizi bakımından; 6100 Sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.Fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. Temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi ve temyiz defterine kaydedilmiş, ancak harç yatırılmamış ise, harç ve temyiz giderlerinin yatırılması için ilgili tarafa HUMK'nun 434/3.maddesi gereği 7 günlük kesin süre verilmesi gerekir. 8 günlük süre içinde temyiz edilmeyen (HUMK'nun 432/4), temyiz defterine kaydı yapılmayan (HUMK'nun 434/3) kararlar kesinleşmiş olur. Öte yandan İş Mahkemesinden verilen kararların katılma yoluyla temyizine ilişkin 5521 sayılı Yasada bir hükümde bulunmadığı gibi süre tefhimle başladığından gerekçeli kararın ayrıca sonradan tebliğ edilmiş olması tefhimle işleyen sürenin hukuksal sonuçlarını doğurmasına engel değildir. HMK'nun 103/1-4 maddesi gereğince hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar adli tatilde görülecek işlerden olduğundan adli ara vermede geçen günler süreye dahildir. Somut olayda karar davacı vekiline 25/12/2012 tarihinde usulüne uygun olarak tefhim edilmiştir. Davacının temyiz talebinin 8 günlük temyiz süresinin son günü olan 02.01.2013 tarihi geçtikten sonra 07.01.2013 tarihinde yapıldığı temyiz defterine kayıt ve harç makbuzlarından anlaşıldığından, davacının temyiz talebinin HUMK'nun 432/4.maddesi gereğince süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmelidir. 2-Davalının temyizine gelince; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 3-Davacı, davalıya ait işyerinde 01.11.2007-15.02.2009 tarihleri arasında gazeteci olarak aylık net 3.000,00 TL ücretle çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, genel tatillerde çalıştığını, ancak ücretlerinin ödenmediğini, Kasım 2008 ücreti ile Şubat 2009 ücreti ve yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini belirterek, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirim, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, ücret alacağı ve % 5 fazla ödeme alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının 16.11.2007-14.02.2009 tarihleri arasında Taraf Gazetesinde dış haberler editörü olarak asgari ücret ile çalıştığını, davacı ile gazetenin genel yayın yönetmeni arasında iş nedeniyle bir tartışma yaşandığını ve davacının işyerini terk ettiğini, gelmediği günler için önce izinli sayıldığını, ancak şifahi görüşmeler neticesinde işe dönmemesi sebebiyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının ücret alacağının bulunmadığını, her ay ücretini alırken bordroya imza attığını, davacının fazla çalışma yapmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında, işçilik alacaklarının hesabında esas alınan ücretin ihtilaflı olduğu görülmüştür. Yargılama sırasında dosya hesap bilirkişisine verilmiş, bilirkişi 26.11.2012 tarihli raporunda ücret yönünden ikili bir ayrıma giderek, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve % 5 fazla ödeme alacaklarını, davacının iddia ettiği son ücret üzerinden, geçmiş dönemi asgari ücrete oranlamadan tüm çalışma dönemi itibariyle ve bordroda yazılı ücretlere göre ayrı ayrı hesaplamıştır. Mahkemece, davacının 16.11.2007-14.02.2009 tarihleri arasında aylık net 3.000,00 TL ücretle çalıştığı kabul edilerek ve bilirkişinin yaptığı hesaplama hükme esas alınarak karar verilmiştir. Fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve % 5 fazla ödeme alacakları ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanır. Son ücrete göre hesaplama yapılması doğru olmaz. Yargıtay kararları da bu yöndedir. Bu durumda fazla çalışma ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmaz. İstek konusu dönem içinde işçi ücretlerinin miktarı da belirlenmelidir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak bilinmeyen ücretin buna göre tespiti de Dairemiz tarafından kabul görmektedir. Somut olayda; davacının önceki dönem ücretlerinin asgari ücrete oranlamak suretiyle hesaplanması ve buna göre fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve % 5 fazla ödeme alacağının belirlenmesi gerekirken yukarıda açıklanan ilke ve esaslara aykırı hesaplama yapılan bilirkişi raporuna göre alacağın hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4-Basın İş Kanununda bazı işçilik alacakları için öngörülen günlük yüzde beş fazla ödeme tutarlarından indirim konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinde bahsedilen ücret ile Ek 1 inci maddesinde sözü edilen hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerle yapılan çalışma ücretlerinin gününde ödenmemesi halinde günlük yüzde beş fazlasıyla ödeneceği hükme bağlanmıştır. Anılan düzenlemelerde sözü edilen alacaklar için ödeme tarihi de belirlenmiş olmakla, yüzde beş fazla ödemeye hak kazanmak için işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi de gerekmez. 5953 sayılı Yasada bir kısım işçilik alacakları için öngörülen günlük yüzde beş fazlasıyla ödeme kuralının mahiyeti tartışmalara neden olmuş ve özellikle indirim uygulanıp uygulanamayacağı sorunu ortaya çıkmıştır. Konu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kuruluna intikal ettirilmiş ve 1973/4-6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında yüzde beş fazla ödeme parasının önce niteliği üzerinde durulmuş, faiz ya da tazminat olmadığı, uyulması zorunlu bir kamu hükmü olduğu kararda belirtilmiştir. Bahsi geçen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında, günlük yüzde beş fazlasıyla ödeme kuralının yüksek bir oran içermesi sebebiyle vaktinde ödenmeyen ücretler bakımından karşılıklı kusur durumları gözetilerek 818 sayılı Borçlar Kanununun 44 üncü maddesi uyarınca bir indirime gidilmesi gerektiği kabul edilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunun 44 üncü maddesinde, “Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hâkim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir. Eğer zarar kasden veya ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hâkim, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir” şeklinde düzenlemeye yer verilmiş olmakla, Dairemiz anılan hüküm paralelinde günlük yüzde beş fazla ödemelerden indirime gitmektedir. İndirim oranının tespitinde gazetecinin fazla çalışma saatleriyle ilgili talepleri yönünden gecikilen süre, hesaplamaya konu olan asıl alacak tutarları ve günlük yüzde beş fazlasının belirlenen miktarı da gözetilmektedir. 5953 sayılı Kanunda bazı alacakların gününde ödenmemesi halinde günlük yüzde beş fazlasıyla ödenmesi gerektiği yönündeki düzenlemenin amacı, gazetecinin ücret ve diğer bazı işçilik alacaklarını güvence altına almak ve kitleleri doğru bilgilendirme gibi önemli bir görevi de olan gazeteciye belli bir oranda iş güvencesi sağlamaktır. Gerçekten gazetecinin emeğinin karşılığı olan hakları yeterince güvence altına alınmadığı takdirde, göreviyle ilgili konularda bağımsızlığı ve hatta tarafsızlığından söz edilemez. Bu nedenle yasakoyucu gazeteciler yönünden ücret ve bazı diğer hakları koruma çabası içine girmiştir. Düzenleme ile hedeflenen amaç, gazetecinin ücret ve diğer işçilik haklarının gününde ödenmesini sağlamaktır. İşverenin yasa hükmüne uyması durumunda günlük yüzde beş fazla ödeme bakımından bir yaptırım gündeme gelmez. Buna karşın ödemelerin gecikmesi halinde günlük yüzde beş fazla ödeme kuralı yıllık % 1825 oranına karşılık geldiğinden, kısa süre içinde önemli miktara ulaşabilmektedir. Söz konusu hüküm gazeteci yönünden de bir zenginleşme aracı olarak kullanılmamalıdır. 5953 sayılı Kanunda öngörülen bazı alacakların gününde ödenmemesi halinde günlük yüzde beş fazlasıyla ödeneceğine dair kuralın Anayasa’ya aykırılığı itiraz olarak ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesinin 12.8.2008 gün ve 2005/28 E, 2008/122 K. sayılı kararında, ücret ve fazla çalışma ücretlerin gününde ödenmeme koşuluna bağlı olan söz konusu yaptırımın, kamuoyunu doğru bilgilendirme görevi olan gazetecileri işverene karşı koruma amacını taşıdığı ve gazetecilerin basın özgürlüğünün sağlanması noktasında önemli bir işlev gördüğü açıklanmış ve aykırılık istemi oybirliği ile reddedilmiştir. Fazla saatlerde çalışma karşılığı olan asıl alacaklardan yapılan indirim oranında günlük yüzde beş fazla ödeme miktarlarının da indirilmesi gerektiği açıktır. Günlük yüzde beş fazla ödeme miktarları, gerçekleşen ve kabulü gereken asıl alacak miktarlarının gününde ödenmemesinden kaynaklanmış olmakla, günlük yüzde beş fazlasının da doğrudan hüküm altına alınan asıl alacak miktarlarına göre tespiti gerekir. Bundan başka yukarıda sözü edilen gerekçelerle günlük yüzde beş fazla ödeme tutarlarından oransal indirime gidilmelidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, yüzde beş fazla ödeme tutarlarından yapılan indirim sonucu reddine karar verilen miktar bakımından davalının kendisini vekille temsil ettirmesi durumunda davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemelidir. Somut olayda, davacının % 5 fazla ödeme alacakları hesaplanırken asıl alacak miktarı hesaplanmış ve asıl alacak üzerinden hakkaniyet indirimi yapılmadan çıkan sonuç üzerinden % 5 fazla ödeme alacağı hesaplanmıştır. Yine bulunan bu % 5 fazla ödeme alacağı üzerinden % 95 hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm kurulmuştur. Dairemizin yerleşik kararlarında belirtildiği gibi % 5 fazla ödeme alacakları hesaplanırken önce asıl alacak tutarı hesaplanmalı, bu tutar üzerinden Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca makul oranda hakkaniyet indirimi yapılmalı, kalan tutar üzerinden % 5 fazla ödeme alacağı tutarı bulunmalı ve bu şekilde çıkan sonuç üzerinden % 95 arasında hakkaniyet indirimi yapılarak % 5 fazla ödeme alacağı hüküm altına alınmalıdır. Mahkemece, % 5 fazla ödeme alacağını yanlış hesaplayan bilirkişi raporuna itibar edilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı tarafın temyiz dilekçesinin REDDİNE, kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ve davalı tarafa ayrı ayrı iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.