T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1086 KARAR NO:2025/2058 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:10/02/2022 NUMARASI:2020/2 Esas - 2022/137 Karar DAVANIN KONUSU:Hisse Devrinin İptali - Alacak Taraflar arasındaki hisse devrinin iptali, hisse bedelinin tahsili ve pay defterine kaydı talepli asıl ve birleşen davalarda ilk derece mahkemesince yapılan yar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1086 KARAR NO:2025/2058 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:10/02/2022 NUMARASI:2020/2 Esas - 2022/137 Karar DAVANIN KONUSU:Hisse Devrinin İptali - Alacak Taraflar arasındaki hisse devrinin iptali, hisse bedelinin tahsili ve pay defterine kaydı talepli asıl ve birleşen davalarda ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin birleşen davalı ... AŞ'de %80 oranında pay sahibi iken asıl davalı tarafından bu hisselerinin asıl davacının iradesi sakatlanmak sureti ile devrini sağladığını, davacının 3.200.000,00-TL değerindeki hisseyi Haziran 2017 tarihinde dava dışı...'dan aynı bedelle devraldığını, bu şekilde davacının 3.200.000 adet paya davalı ...'ın ise 800.000 adet paya sahip olduğunu, davalının şirkete nakdi sermaye koymayıp, emeği karşılığında % 20 hissedar olduğunu, aynı zamanda şirketin tüm... ve işleyişlerini, arge çalışmalarını, müşteri ve ilişkilerini bildiğini, bunları geliştireceğini beyan eden davalıya bu isteğine istinaden, şirketin münferit imza ile temsil ve ilzam yetkisininin verildiğini, ancak davalının planlı ve kötü niyetli hareket ettiğini, şirket için gerekli olduğunu beyan ederek, muhtelif tarihlerde, muhtelif tutarlarda... Bankası,...bank ve..bank'tan kredi kullanılması için bankalara müracaatlarda bulunduğunu, söz konusu kredilerin kabulü için bankalar tarafından davacının müşterek borçlu müteselsil kefaletinin şart koşulduğunu, hatta bazı kredilere müvekkili ...'in sahibi olduğu şirketin dahi kefil olarak imzası talep edildğini, şirket tarafından kullanılan kredilerin ana para miktarı toplam 2.744.217,00-TL +166.894-USD+202.613-EURO olduğunu, davalının şirketin, şirketin iştigal ettiği piyasada ve müşteriler nezdinde şirketin başından beri tüm... ve işlemlerini yapan kişi olarak, tek hissedar olarak görünmesinin şirketin prestijini temin ve şirketin devamı için gerekli olduğunu, kendisi olmaksızın hiçbir müşteri ile şirketin... ilişkisinin devam etmeyeceğini, ancak kendisinin varlığı ve tüm hisselerin kendisinde olması halinde şirketin güçlü şekilde devamının sağlanabileceğini, bunu ancak tüm... ve işlemleri bilen kişi olarak kendisinin sağlayabileceğini, hisselerin devredilmemesi halinde müşterilerin siparişleri durdurmaları için müşterilerle görüşeceğini belirterek davacıyı şirketteki tüm hisselerini kendisine devretmesi yönünde ikna etmeye çalışıp talepte bulunduğunu, davacının tüm ısrar ve baskılarına rağmen hisselerini devretmeyince davalının, davacı ile eşinin şirket adına işlem yaptığı vekaletnamelerini azilname düzenleyerek davacı ve eşinin temsil yetkilerini elinden aldığını, davacı ve davacının eşi ...'e şirket adına 3. kişiler ve resmi kurumlar nezdinde işlem yapma yetkilerini havi Büyükçekmece... Noterliğinin 13.04.2018 tarih ve...yevmiye numaralı vekaletnamesindeki yetkilerini, Büyükçekmece... Noterliğinin 22.01.2019 tarih ve 3161 yevmiye numaralı azilnamesi ile ve yine Büyükçekmece ... Noterliğinin 16 Haziran 2017 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesindeki yetkilerini ise Büyükçekmece ... Noterliğinin 22.01.2019 tarih ve... yevmiye numaralı azilnamesi ile sona erdirdiğini, davalının, şirkete aynı hafta ödeme yapması gereken müşterileri arayarak, ödeme yapmamaları, ödemeleri durdurduğunu beyan ettiğini, davalının, şirketin ödemelerinin olduğunu, ödeme yapılmaması halinde şirketin zarara uğrayacağını bilerek sözkonusu eylemleri gerçekleştirdiğini, davalının, davacının hisselerinin devrini temin için davacının umumi vekaletname ile vekili olan eşine, iradesini sakatlamak sureti ile belge imzalattığını, davalının haksız ve kötü niyetli eylemlerinden sonra da, Beyoğlu ... Noterliğinin 19.10.2009 tarih,... yevmiye sayılı umumi vekaletname ile müvekkil ...'i temsil etme yetkisini haiz olduğunu bildiği eşi ...'i görüşmek üzere şirkete çağırdığını, davacının eşi üzerinde, şirketin bankalara kredi borcu olduğu, bu borçların şirket tarafından ödenmemesi/ ödenememesi halinde, bankaların kefil olan eşi davacı için de haciz işlemlerini başlatacağı, kredi tutarlarının faizleri ile birlikte çok yüksek olduğu, bu durumun ...'in ekonomik ve ticari itibar olarak mahvına sebep olacağı beyanlarıyla yoğun his ve baskı uyandırarak, hisselerin bedellerinin de kendisi tarafından 2019 yılı sonuna kadar ...'e ödeneceğini belirtmek sureti ile hisselerin devrini istediğini, hisselerin devrine ilişkin yazmasını istediği metni yazmaya, söylem ve eylemleri ile ...’i mecbur bıraktığını, davacının eşinin müşterilerin siparişlerinin iptal ettirilmesi, şirketin mali durumunun bozulması, kredilerin şirket tarafından ödenmemesi halinde bankaların şirketin aldığı kredilere kefil olan eşinin malvarlığına yönelik işlemlere başlaması halinde, böyle bir durumun ailesinin ekonomik mahvına sebep olacağı, daha önce kalp rahatsızlığı yaşayan eşinin durumu kaldıramayacağı, çocuklarının bu durumdan fazlasıyla etkileneceği, ailesinin gerek maddi gerekse manevi yönden büyük zarar göreceği, aile hayatının kökten sarsılacağı gibi pek çok korkuyu aynı anda yaşadığını, davacının eşinin, davalının kendisini ve eşini 22.01.2019 tarihi itibarı ile azletmesi, azilnameyi bankalara göndermesi, şirket müşterilerini araması, ödeme yapmamalarını söylemesi gibi eylemleri nedeni ile de davalının bu ve benzer eylemler ile ailesine maddi manevi büyük sarsıntı yaşatacağı yüksek baskı ve korkusu altında iken, davalının yazmasını istediği ifadeleri, vereceği deftere yazıp imzalaması halinde, davalının 2019 yılı sonuna kadar hisselerin karşılığı olarak 1.000.000,00- TL (birmilyontürklirası) ödeyeceği ve ... ve ...’in sahibi olduğu... şirketinin ... AŞ'nin kullandığı kredilerin bankalarca tanımlanan listede belirtilen banka limitlerinden kaynaklı kefaletlerinden doğacak tüm sorumluluğu kendisi ve ... AŞ adına üstlendiğine ilişkin yazı vereceği beyan ve vaadlerine, hisselerin devirleri için, hisse devir sözleşmesi başta olmak üzere başkaca belgelerin de düzenlenmesi gerektiği yönündeki beyanlarına istinaden hiçbir bedel almadan, davalının yazmasını istediği ifadeleri deftere yazmak zorunda kaldığını, sözkonusu yazı üzerinde konuşulmasına bile izin verilmeden yazdırıldığını, yazının bir örneğini dahi vermediğini, davacının bu eylemleri ile davacının ailesini gerek ticari itibar gerekse mali zor duruma, ödeme güçlüğü ve zarara duçar bırakacağı, mahvına sebep olacağı hissini, baskısını uyandırarak ve hisse bedellerinin de 2019 yılı bitmeden ödeneceği beyanıyla davacının umumi vekaletname ile vekil kıldığı eşi ... üzerinde irade sakatlığı oluşturarak, hisselerin gerçek değerinin çok altında, hatta hisselerin nominal değerlerinin bile çok altında bir tutarla müvekkilin şirketteki tüm hisselerinin kendi üzerine devrini sağladığını, hisselerin devrinin de davalı tarafça 4 Şubat 2019 tarihli, 9759 TSG'de ilan edildiğini ileri sürerek, ihtiyati tedbir yoluyla şirket mal varlıklarının devrinin önlenmesi ve kayyım atanmasına, irade sakatlanmak sureti ile yapılan hisselerin devrinin iptal edilerek, pay defterinden silinmesine, hisselerin davacı adına tescil edilmesine, pay defterine işlenmesine, iptal ve tescil masraflarının tamamının davalıdan tahsiline, dava konusu hisselerin iadesinin sağlanamaması halinde hisselerin devir bedelinin ve davacının tüm zararlarının, zararın doğum tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte asıl davalıdan tahsiline, şimdilik toplam 1.000.000,00- TL'nin 17 Aralık 2019 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte asıl davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; pay devrinin iptali, pay defterinden silinme, tedbir ve kayyım kararı talep edildiğinden davanın şirkete de yöneltilmesi gerektiğini,... AŞ'de nama yazılı hisseleri karşılığı senet veya ilmühaber çıkarılmadığını, çıplak pay durumunda olduğunu, davacının vekili... tarafından, şirket pay defterindeki ...'in paylarının yazılı olduğu sayfaya kendi el yazısıyla ''payları devrettiğini, bedelini aldığını, ...'ı ibra ettiğini'' yazıp imzaladığını, bu sözleşmeyi imzalayan ...'in bu işleme yetkili olduğuna dair Beyoğlu ... Noterliğinin 19.10.2009 tarih ve 380809 sayılı düzenleme şeklindeki vekâletnamesi bulunduğunu, vekâletnamenin 6. sayfasında sözleşmeyi yapmaya yetkili olduğunun görüldüğünü, davacının iddialarının soyut olduğunu savunarak, asıl davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki iddilarını tekrarla, mahkemenin 05/02/2020 tarihli celsesinde dava dışı şirkete karşı dava açılarak birleştirmek üzere süre verildiğini, açılan işbu davanın mahkemenin 2020/2 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini, şirketin mallarının satış ve devrinin önlenmesi açısından teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve yine "davalıdır" şerhi konulması, tedbiren kayyım atanması gerektiğini ileri sürerek, irade sakatlanmak sureti ile yapılan hisselerin devrinin iptal edilerek, pay defterinden silinmesine, hisselerin davacı adına tescil edilmesine, pay defterine işlenmesine, iptal ve tescil masraflarının tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, duruşmalarda birleşen davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin eşinin iradesi sakatlanmak suretiyle pay defterine belge yazdırıldığını beyan ederek gabin iddiasında bulunmuştur. Bir olayda gabinin varlığından söz edebilmek için objektif ve subjektif unsurların gerçekleşmesi gerekmektedir. Objektif unsur; edimler arasında açık bir nispetsizlik olarak tarif edilebilir. Subjektif unsur ise, zarar görenin müzayaka halinde olmasından veya işi hafife almasından yahut da tecrübesizliğinden dolayı gabinin gerçekleşmesi ve karşı tarafın bu durumdan bilerek yararlanmış olması olarak açıklanabilir (Turgut Uyar, Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu, Sorumluluk ve tazminat Hukuku, Cilt 1, sayfa 1041 v.d.). Bu şartların varlığı halinde, kanun davacıya iki hak tanımıştır. Bunlardan birisi, davacının sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini isteme hakkı, diğeri ise; sözleşmeyle bağlı kalınarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme, diğer bir anlatımla menfi zararının giderilmesini isteme hakkıdır. Davacının gabin iddiasına dayanarak hisse devrinin iptali ile devri mümkün olmaması halinde bedelinin ortaktan tahsilini isteyebilmesi için gabinin objektif ve subjektif unsurlarının bir arada gerçekleşmiş olması gerekmektedir.Mahkememizin 10/02/2022 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... "....Hisselerin görüşülmesi konusunda daha önceden ben arandım, toplanalım denildi, hisselerin konuşulacağı konusunda bana bilgi verildi. Bu bilgiyi eşimle paylaştım, toplantıya gideceğimi paylaştım. Eşimle toplantıya gideceğimi bildirdim. Eşimle hisseleri devredip bedelini alma konusunda görüşerek toplantıya gittim. Ancak toplantıda maddi manevi baskı altında olduğum için eşime danışmadım, herhangi bir üst akıla avukata ya da muhasebeciye danışmadan imza atmak zorunda kaldım..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dinlenen tanık beyanları, celp edilen bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, davacı ...'in Beyoğlu ... Noterliğinin 19.10.2009 tarih ve 380809 sayılı düzenleme şeklindeki vekâletname ile eşi ...'e yetki verdiği, dava dışı ...'in vekaletnamedeki yetkisine dayanarak davacı ... paylarının yazılı olduğu sayfaya el yazıyla "... davacı ...'e ait 8.000.000 TL'lik şirket payının tamamını diğer paydaş ...'a satarak devretmiştir. ... bu devirle ortaklıktan ayrılmıştır. Satış bedeli tamamen ödenmiştir..." şeklinde sözleşme düzenlendiği, 24/01/2019 tarihinde düzenlenen işbu sözleşmede dava dışı ...'in imzasının bulunduğu, bu işleme yetkili olduğuna dair Beyoğlu ... Noterliğinin 19.10.2009 tarih ve 380809 sayılı düzenleme şeklindeki vekâletnamenin 6. sayfasında sözleşme yapmaya yetkili olduğu görülmüş olup, davacı taraf her ne kadar asıl davada hisse devrinin iptali ile devri mümkün olmaması halinde bedelinin ortaktan tahsili, birleşen davada irade sakatlığı nedeni ile hisselerin devrinin iptal edilerek pay defterinden silinmesi, hisselerin davacı adına tescili, pay defterine işlenmesi talebinde bulunmuş ise de; hisse devrinin muvazaalı olduğuna dair tanık anlatımları, mevcut bilgi ve belgeler ile taraf beyanları doğrultusunda her hangi bir emarenin tespit edilemediği, dava dışı ...'in, eşinin kendisine verdiği vekaletnameye istinaden davalı ...'a devrine dair işlemlerin hisse devirlerinin yönetim kurulu kararı ile onaylanıp, pay defterine kaydedildiklerinden hukuken geçerli oldukları, bu pay devirlerinin muvazaalı olduğuna dair tanık anlatımları, mevcut bilgi ve belgeler ile taraf beyanları doğrultusunda her hangi bir emarenin tespit edilemediği, hisseleri devir edenin 10/02/2022 tarihli celsedeki sözlü beyanında, hisselerin devir edildiği toplantıya davacı eşinin bilgisi dahilinde gittiğini ve hisseleri devredip bedelini alma konusunda konuştuklarını beyan ettiği, bu haliyle toplantıya eşinin bilgisi dahilinde katıldığı, gabinin objektif unsurunun gerçekleşmediği anlaşılmakla bu durum karşısında davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, asıl dava ile birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/132 Esas sayılı dosyası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı ile birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçeli kararında ...'in tanık beyanını esas alarak irade sakatlığı ve gabinin objektif unsurunun gerçekleşmediği belirtilmiş ise de, ...'in açıköğretim fakültesi iki yıllık medya ve iletişim programı mezunu olup, anonim şirketler, şirket hissedarlığı, şirket pay defteri gibi kavramları bilmediği gibi, hisse devrinin ne şekilde yapılması gerektiğine dair hiçbir bilgisi de bulunmadığını, davacı tarafından tanzim edilen vekaletnamenin 2009 yılına ait neredeyse 20 yıllık bir vekaletname olduğunu, davaya konu edilen ve iptali istenen hisse devrinin yapılmasına özel olarak tanzim edilen bir vekaletname olmadığını, pay defterine tek taraflı beyan şeklinde yazdırılan yazı ile davacıya ait hisselere ilişkin işlemi vekaleten ve esasen irade sakatlığı ve gabin ile gerçekleştiren ...'in aktif çalışma hayatında tecrübesi olmayan bir kişi olduğunu, davacının eşinin bu vekaletnameye dayalı olarak genel itibarı ile kurumlar ya da banka gibi diğer 3. kişiler nezdindeki takip işlerini gerçekleştirdiğini, dava konu hisse devri için özel olarak verilmediğini, ..., kendisine yazdırılan yazının yasal geçerliliği olup olmadığı, satış bedelinin ne şekilde belirlenmesi gerektiği, ne şekilde ödeneceği hususlarında bilgi sahibi olmadığını, nitekim maddi ve manevi baskı altında yazının yazdırıldığını, eşine, herhangi bir üst akıla, avukata ya da muhasebeciye danışmadan imza atmak zorunda kaldığını ifadesinde açıkça belirttiğini, maddi manevi büyük baskı altında hiçbir bedel almaksızın 2019 yılı sonuna kadar 1.000.000-TL tutarın ödeneceği vaadine istinaden, el yazısı ile yazılması talep edilerek önüne koyulan metni, yazarak imzaladığını, mahkeme gerekçeli kararındaki, ...'in "toplantıya çağrıldığını eşi ile paylaştığı ve eşi ile hisseleri devredip bedelini alma konusunda görüşerek toplantıya gittiği" beyanını davanın tümü ile reddine dayanak yapmasının son derece haksız, yasa ve usule aykırı olduğunu, ...'in gerçekte yalnızca görüşmeye gittiğini, işlem yapmak üzere gitmediğini, ancak duruşma heyecanı ile gerçekte söylemek istediğini tam olarak ifade edemediğini, her halükarda, ...'in beyanının tamamı dikkate alındığında baskı altınd, iradesi sakatlanarak devir yapıldığının anlaşılacağını, diğer tanık ...'nın ifadesinin de de bu hususları doğruladığını, tanığın beyanlarının diğer dtanık ...'in toplantıya yalnızca görüşme amaçlı gittiğini ve iradesi sakatlanmak sureti ile önüne koyulan yazıyı yazmak ve imzalamak zorunda kaldığını ispatladığını, istinaf mahkemesince tanık ...'in yeniden dinlenmesini talep ettiklerini, davalının hisselerin devrini temin etmek amacı ile planlı ve kötü niyetli hareket ettiğini, şirjket adına çekilen kredilerde davacının kefil olması temin etiğini,davalının şirketin, şirketin iştigal ettiği piyasada ve müşteriler nezdinde şirketin başından beri tüm... ve işlemlerini yapan kişi olarak, tek hissedar olarak görünmesinin şirketin prestijini temin ve şirketin devamı için gerekli olduğunu, kendisi olmaksızın hiçbir müşteri ile şirketin... ilişkisinin devam etmeyeceğini, ancak kendisinin varlığı ve tüm hisselerin kendisinde olması halinde şirketin güçlü şekilde devamının sağlanabileceğini, bunu ancak tüm... ve işlemleri bilen kişi olarak kendisinin sağlayabileceğini, hisselerin devredilmemesi halinde müşterilerin siparişleri durdurmaları için müşterilerle görüşeceğin belirterek davacıyı şirketteki tüm hisselerini kendisine devretmesi yönünde ikna etmeye çalışıp talepte bulunduğunu, davacının tüm ısrar ve baskılarına rağmen hisselerini devretmeyince davalının, davacı ile eşinin şirket adına işlem yaptığı vekaletnamelerini azilname düzenleyerek davacı ve eşinin temsil yetkilerini elinden aldığını, davacı ve davacının eşi ...'e şirket adına 3. kişiler ve resmi kurumlar nezdinde işlem yapma yetkilerini havi Büyükçekmece.... Noterliğinin 13.04.2018 tarih ve... yevmiye numaralı vekaletnamesindeki yetkilerini, Büyükçekmece ... Noterliğinin 22.01.2019 tarih ve 3161 yevmiye numaralı azilnamesi ile ve yine Büyükçekmece ..Noterliğinin 16.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesindeki yetkilerini ise Büyükçekmece.... Noterliğinin 22.01.2019 tarih ve... yevmiye numaralı azilnamesi ile sona erdirdiğini, davalının, şirkete aynı hafta ödeme yapması gereken müşterileri arayarak, ödeme yapmamaları, ödemeleri durdurduğunu beyan ettiğini, davalının, şirketin ödemelerinin olduğunu, ödeme yapılmaması halinde şirketin zarara uğrayacağını bilerek sözkonusu eylemleri gerçekleştirdiğini, davalının, davacının hisselerinin devrini temin için davacının umumi vekaletname ile vekili olan eşine, iradesini sakatlamak sureti ile belge imzalattığını, davalının haksız ve kötü niyetli eylemlerinden sonra da, Beyoğlu ... Noterliğinin 19.10.2009 tarih, 380809 yevmiye sayılı umumi vekaletname ile müvekkil ...'i temsil etme yetkisini haiz olduğunu bildiği eşi ...'i görüşmek üzere şirkete çağırdığını, davacının eşi üzerinde, şirketin bankalara kredi borcu olduğu, bu borçların şirket tarafından ödenmemesi/ ödenememesi halinde, bankaların kefil olan eşi davacı için de haciz işlemlerini başlatacağı, kredi tutarlarının faizleri ile birlikte çok yüksek olduğu, bu durumun ...'in ekonomik ve ticari itibar olarak mahvına sebep olacağı beyanlarıyla yoğun his ve baskı uyandırarak, hisselerin bedellerinin de kendisi tarafından 2019 yılı sonuna kadar ...'e ödeneceğini belirtmek sureti ile hisselerin devrini istediğini, hisselerin devrine ilişkin yazmasını istediği metni yazmaya söylem ve eylemleri ile ...’i mecbur bıraktığını, davacının eşinin müşterilerin siparişlerinin iptal ettirilmesi, şirketin mali durumunun bozulması, kredilerin şirket tarafından ödenmemesi halinde bankaların şirketin aldığı kredilere kefil olan eşinin malvarlığına yönelik işlemlere başlaması halinde, böyle bir durumun ailesinin ekonomik mahvına sebep olacağı, daha önce kalp rahatsızlığı yaşayan eşinin durumu kaldıramayacağı, çocuklarının bu durumdan fazlasıyla etkileneceği, ailesinin gerek maddi gerekse manevi yönden büyük zarar göreceği, aile hayatının kökten sarsılacağı gibi pek çok korkuyu aynı anda yaşadığını, davacının eşinin, davalının kendisini ve eşini 22.01.2019 tarihi itibarı ile azletmesi, azilnameyi bankalara göndermesi, şirket müşterilerini araması, ödeme yapmamalarını söylemesi gibi eylemleri nedeni ile de davalının bu ve benzer eylemler ile ailesine maddi manevi büyük sarsıntı yaşatacağı yüksek baskı ve korkusu altında iken, davalının yazmasını istediği ifadeleri, vereceği deftere yazıp imzalaması halinde, davalının 2019 yılı sonuna kadar hisselerin karşılığı olarak 1.000.000,00- TL (birmilyontürklirası) ödeyeceği ve ... ve ...’in sahibi olduğu ... şirketinin ... AŞ'nin kullandığı kredilerin bankalarca tanımlanan listede belirtilen banka limitlerinden kaynaklı kefaletlerinden doğacak tüm sorumluluğu kendisi ve ... AŞ adına üstlendiğine ilişkin yazı vereceği beyan ve vaadlerine, hisselerin devirleri için, hisse devir sözleşmesi başta olmak üzere başkaca belgelerin de düzenlenmesi gerektiği yönündeki beyanlarına istinaden hiçbir bedel almadan, davalının yazmasını istediği ifadeleri deftere yazmak zorunda kaldığını, sözkonusu yazı üzerinde konuşulmasına bile izin verilmeden yazdırıldığını, yazının bir örneğini dahi vermediğini, davacının bu eylemleri ile davacının ailesini gerek ticari itibar gerekse mali zor duruma, ödeme güçlüğü ve zarara duçar bırakacağı, mahvına sebep olacağı hissini, baskısını uyandırarak ve hisse bedellerinin de 2019 yılı bitmeden ödeneceği beyanıyla davacının umumi vekaletname ile vekil kıldığı eşi ... üzerinde irade sakatlığı oluşturarak, hisselerin gerçek değerinin çok altında, hatta hisselerin nominal değerlerinin bile çok altında bir tutarla müvekkilin şirketteki tüm hisselerinin kendi üzerine devrini sağladığını, mahkemece irade sakatlığı ve gabin koşullarının oluşup oluşmadığı hakkında yeterli araştırma yapmadığını, Yargıtay kararlarında yer alan incelemenin yapılmadığını, gabin yönündne inceleme yapılmadığını, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlı olduğunu, davalının sunduğu ortaklar pay defteri sayfasının, davalının iddia ettiği hisse devrinin geçersiz olduğunun alenen tevsiki odluğunu, irade sakatlığı ve gabin oluşturarak hisseleri devir alan ...'ın tek hissedar sıfatı ile yönetim kurulu olarak bizzat onayını, mahkemece yasa ve usule uygun olarak nitelendirildiğini, TTK'nın 499.maddesinde ''Şirket, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydeder.'' denidliğini, bu düzenleme ile pay defterinin tanımı yapılarak defterinde yer alacak kayıtların açıkça belirtildiğini, maddede belirtilen kayıtlar dışında yazı ve kayıtlara yer verilmesinin kanuna aykırı ıolduğunu, somut olaydaki gibi bir kaydın pay defterine yazılmasına yönelik bir uygulama da bulunmadığını, 18.12.1998 tarih ve ... sayılı Genelgeye göre anonim şirketlerde; nama veya hamiline hisse senedi ihraç edilmediği durumlarda imzaları noter tarafından tasdik edilmiş devir sözleşmesi ile devre muvafakat edildiğini gösteren yönetim kurulu kararının, noter tasdikli örneğinin, ticaret sicil memurluklarına verilmesi gerektiğini, yine bu nevi hisselerin devri işleminde gerek yasal düzenleme ve gerekse yerleşik Yargıtay kararları uyarınca pay devir sözleşmesinin yapılması, söz konusu sözleşmenin şirket yönetim kuruluna sunulması, yönetim tarafından da başkaca bir gerekçe yok ise hisse devrinin pay defterine, hisse devir sözleşmesine ilişkin atıfta bulunularak yazılması gerektiğini, somut olayda, nominal değeri dahi 8.000.000-TL olan hisselerin devri işleminde taraflar arasında bir devir sözleşmesi bulunmadığını, davalının pay defteri ve pay devri sözleşmesi ifadesi ile sunulan ortaklar pay defteri sahifesinin, davalı ... tarafından, müvekkilinin eşi olan ...'in iradesi üzerinde, irade sakatlığı tesis edilerek, yazdırılan bir yazı olduğunu, geçerli bir devrin sözkonusu olmadığını, mahkeme kararında, "...'a devrine dair işlemlerin hisse devirlerinin yönetim kurul kararı ile onaylanıp, pay defterine kaydedildiklerinden hukuken geçerli oldukları..." şeklinde gerekçeye yer verildiğini, mahkemenin davalı ...'ın irade sakatlığı ve gabin ile hisse devirlerini temin ederek şirketin tek hissedarı olduğu, 25.01.2019 tarihinde yönetim kurulu olarak tek başına hisse devirlerini onayladığı gerçeğini dikkate almadığını, davalının ibraz ettiği ortaklar pay defteri sayfası ile davacının hisseleri satın aldığını iddia ve ikrar etmekle birlikte, satış bedelinin ne olduğunu ve hisse bedelini ne şekilde ödediğine dair bir beyanda bulunamadığını, bunun da hisselerin irade sakatlığı ve gabin ile devir alındığının açık belirtisi olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve hisselerin devrinin iptal edilerek, pay defterinden silinmesine, hisselerin davacı adına tescil edilmesine, pay defterine işlenmesine, iptal ve tescil masraflarının tamamının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, 05.05.2022 tarihli katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın tümü ile reddi halinde vekalet ücretinin nispi değil, maktu olarak belirlenmesi gerektiğini, davalıların zorunlu dava arkadaşlığı nedeni ile mahkeme ara kararı üzerine davalı şirket aleyhine dava açıldığını, birleştirme talep edildiğini, bu sebeple tek ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak asıl davada nispi vekalet ücretine hükmedilip birleşen davada da maktu hükmedildiğini, davacıdan hem asıl dava ve hem de birleşen dava yönünden ayrı ayrı yüksek miktarda harç tahsil edilsiğini, oysa ki zorunlu dava arkadaşlığında birleşen dava yönünden harç alınmaması gerektiğini, YHGK'nın 2016/1088 E., 2021/63 K., sayılı kararının bu yönde olduğunu belirterek kararı katılma yoluyla istinaf etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/132 Esas sayılı davada, gabin, hata, hile, ikrahla irade sakatlanması, davalı şirketin, davacının iradesi hilafına işlem yapması, nedenlerine dayanılarak kayıtlı değeri 8.000.000 TL olan hisse devrinin iptalinin talep edildiğini, mahkemece bu değer üzerinden harç tahsil edildiğini, birleşen davanın esastan reddedildiğini, mahkemece, dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu ücrete hükmedilmesininhatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, maktu vekalet ücretinin nispi vekalet ücreti olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, anonim şirket hisse devrinin irade sakatlığı sebebiyle geçersiz olduğu iddiasına dayalı hisse devrinin iptali, bu mümkün olmazsa hisse bedelinin tahsili istemine; birleşen dava, davacının hissedar olduğunun pay defterine tescili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı ile birleşen davada davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve birleşen davada davacı; birleşen davada davalı şirket nezdinde sahip olduğu 3.200.000 adet payın eşi tarafından asıl davalıya devrine ilişkin işlemin irade sakatlığı ve gabin hükümleri uyarınca geçersiz olduğunu, bu sebeple hisse devrinin geçersiz olduğunu ileri sürerek, her iki davalıya yönelik olarak hisse devrinin iptali ile kendisinin pay defterine hissedar olarak tescilini talep etmiş, asıl davalıdan ayrıca hisse devrinin mümkün olmaması halinde hisse bedelinin ve zararının tahsilini istemiştir.Ticaret sicil kayıtlarına göre; asıl ve birleşen davada davacının birleşen davalı şirkette 3.200.000 adet paya, asıl davalı ...'ın ise 800.000 adet paya sahip olduğu, 11/12/2018 tarihli ...'ndeki sermaye arttırım ilanı uyarınca davalı şirketin sermayesinin 10.000.000 TL değerinde olduğu, bundan 8.000.000 TL paya karşılık davacının, 2.000.000 TL karşılığı asıl davalının hissedar olarak yer aldığı, 20/01/2020 sicil kayıtlarında birleşen davalı şirketin tek pay sahibinin, yönetim kurulu üyesi ve tek yetkilisinin asıl davalı ... olduğu, şirketin son tescilini 21/11/2019 tarihinde yaptırdığı anlaşılmaktadır.Asıl davalı tarafından dosyaya sunulan hisse devrine ilişkin belgenin ''Ortaklar Pay Defteri'' başlıklı olduğu, davacının önceki pay devirlerinin yer aldığı, bu belge üzerinde el yazısı ile ''Beyoğlu ...Noterliği 19.10.2009 tarih ve ...yevmiye no'lu vekalette ... adına vekaleten hareketle ...'daki bu sayfada kayıtlı toplam 8.000.0000 (sekizmilyon)TL'lik ...'e ait şirket payının tamamını diğer paydaş ...'a satarak devretmiştir. ... bu devirle ortaklıktan ayrılmıştır. Satış bedeli tamamen ödenmiştir. ... bu satış itibariyle ibra edilmiştir.'' yazılı olduğu, altında davacının eşi ...'in ve ...'ın imzasının bulunduğu, imzaların yanında 24.01.2019 tarihinin yazılı olduğu görülmektedir. Beyoğlu ....Noterliğinin 19.10.2009 tarihli ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki vekaletnamesinin asıl ve birleşen davacı tarafından davacının eşi ...'e verildiği, vekaletnamede davacının eşine ''dilediği bedelde ve şartlarda şirket hisse devir alım ve satım yetkisi '' verdiği anlaşılmaktadır. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Öncelikle şu husus belirtilmelidir: davacı vekiline gerekçeli karar 13.04.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilince 08.04.2022 tarihinde istinaf dilekçesi sunulmuştur. Davacı vekilince daha sonra 22.04.2020 tarihli ek istinaf dilekçesi sunulmuş ise de, bir usul işlemi olan istinaf dilekçesinin verilmesinden sonra yeniden istinaf dilekçesi verilmesi hukuken mümkün değildir. Zira istinaf başvurusu niteliği itibariyle bir "taraf usul işlemi"dir. Süresi içinde bir usul işlemini yapan taraf, yasal süre henüz dolmamış bile olsa, yaptığı usul işlemini değiştirecek yahut genişletecek şekilde yeni bir işlem yapamaz. Zira yapılan usul işlemiyle, istinaf edilmeyen kısımlar bakımından karşı taraf yarına usuli kazanılmış haklar doğar. Yapılan bir usul işleminin değiştirilmesi ancak ıslahla mümkün olur. Ancak HMK'nın 357. maddesi uyarınca istinaf aşamasında ıslah yapmak mümkün değildir. Bu nedenle istinaf incelemesi, ilk istinaf başvuru dilekçesi kapsamında yapılmıştır.Ticaret sicil kayıtları ve taraf beyanlarına göre davaya ve hisse devrine konu payların "çıplak pay" niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Anonim şirkette çıplak payların yani senede bağlanmamış hamiline yada nama yazılı payların devri konusunda TTK'da açık bir hüküm bulunmadığından, "payların devredilebilirliği ilkesi" uyarınca, çıplak payların devrinin TBK'nın 183 ve devamı maddeleri uyarınca alacağın temliki hükümlerine göre yapılması mümkündür (Emsal nitelikte bknz: Yargıtay 11.HD'nin 2022/4698 E - 2024/1327 K sayılı, 21.01.2024 tarihli kararı; aynı Dairenin 2018/1486 E - 2019/7096 K sayılı, 12.11.2019 tarihli kararı). Bu açıklamaya göre, somut olayda davaya konu çıplak payların, alacağın temliki hükümlerine göre devrinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.TBK'nın 184. maddesinde alacağın devrinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu belirtilmiş, yazılı şeklin unsurları konusunda ayrıca bir özel düzenleme yapılmamıştır. Bu durumda, yazılı şeklin unsurlarının genel düzenleme olan TBK'nın 14. maddesine göre belirlenmesi gerekir. Anılan madde uyarınca, yazılı şeklin zorunlu unsurlarından birisi, sözleşmede borç altına girenlerin yani tarafların imzası olmakla birlikte, maddenin 2. fıkrasında buna bir istisna getirilmiştir. Anılan 2. fıkra uyarınca, kanunda aksi öngörülmedikçe imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinlerin de yazılı şekil şartını sağlayacağı belirtilmiştir. Buna göre teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ile teati edilen metinlerin yazılı şekil şartını sağladığı kabul edilmelidir. Elektronik posta yolu ile gönderilen metinlerin faks veya buna benzer iletişim araçları ile gönderilen belgeler kapsamında olduğu açıktır. Yani tarafların kabulünde olmak kaydıyla, e posta yoluyla gönderilip saklanan metinler, ıslak imza koşulu aranmaksızın yazılılık şartını sağlar.Somut olayda, asıl ve birleşen davacı adına davacının eşi tarafından yapılan bu devir işlemine ve dayanağı olan davacı yanca eşine verilmiş vekaletnameye, imzasına bir itiraz ileri sürülmemiş, yukarıda yer verilen yazılılık şartı sağlanmıştır. Söz konusu devrin ortaklar pay defterine yazılarak imzalanmıştır.Her ne kadar asıl ve birleşen davacı vekili, irade sakatlığı ve gabin sebebiyle hisse devrinin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; davacının davalı şirketin büyük hissesine sahip hissedarı olduğu, kendi iradesi ile eşine verdiği vekaletname uyarınca yetkilendirdiği eşinin gerçekleştirdiği, gabinin şartlarına bakıldığından edimler arasında açık bir nispetsizlik bulunması, zarar görenin müzayaka hâlinde olması, işi hafife alması yahut da tecrübesizliğinin bulunması gerektiği, ancak somut olayda bu şartların bulunmadığı, bu nedenle davacıyı vekaletname uyarınca temsil eden eşinin ve dolayısıyla davacının hisse devrinin geçerli olduğu anlaşılmıştır.Asıl davada davalının planlı ve kötüniyetli hareket ettiği, davacıya bankalar nezdinde krediler kullandırıp davacının kefil olmasını sağladığı ve borçlarla davacıyı ve eşini korkuttuğu ileri sürülmüş ise de, bankalardan gelen müzekkere cevaplarında hissedar davacı ile birlikte davalı diğer hissedar ...'ın da kredi sözleşmelerini davacı ile birlikte müteselsil kefil olarak imzaladığı görülmektedir. Şirket adına kredi çekilmesinin, yetkililerinin ve hissedarlarının bu krediye kefil olması ticari hayatı gereğidir. Büyük hissedar durumundaki davacının bu beyanlar sebebiyle baskı, gabin ve korku altında olduğu şeklindeki iddialar hayatın olağan akışına uygun düşmediğinden yerinde görülmemiştir.Bu açıklamalara, dosya kapamına, tanık anlatımlarına göre, dava dışı ...'in, eşinin kendisine verdiği vekaletnameye istinaden davalı ...'a yaptığı hisse devrinin geçerli olduğu, temsilcinin ve dolayısıyla davacının iradesinin sakatlanması ve gabin halinin bulunduğuna dair kanaat oluşmadığı, davacının temsicisi olan eşinin hisselerin devir edildiği toplantıya davacı eşinin bilgisi dâhilinde gittiği, imzalara bir itiraz ileri sürülmediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu sebeplerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun incelenmesinde; Asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvuru dilekçesi, asıl ve birleşen davacı vekiline 21.04.202 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilince 05.05.2022 tarihli katılma yoluyla istinaf dilekçesi sunulmuştur.HMK'nın ''İstinaf dilekçesine cevap'' başlıklı 347. maddesine göre istinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur. HMK'nın ''Katılma yolu ile başvurma'' başlıklı 348. maddesinde göre de istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir. İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.Yukarıda yer verilen Yasa maddesine göre somut olayda, süresinde istinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin, HMK'nın 347. maddesi uyarınca katılma yoluyla yeni istinaf sebepleri ileri sürerek, istinaf başvurusunda bulunma hakkı bulunmamaktadır. Zira katılma yoluyla istinaf, kanun koyucu tarafından, istinaf hakkı başvuru hakkı bulunmayan yahut başvuru süresini kaçırdığı için istinafa başvuramayan tarafa tanınmıştır. Bu nedenle, zaten istinafa başvurmuş olan tarafın, karşı tarafın istinaf başvurusuna cevap süresinde, katılma yoluyla istinaf başvurusu adı altında yeni bir istinaf başvurusu yapması ve bu kapsamda yeni istinaf sebepleri ileri sürmesi hukuken mümkün değildir. Zira davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf başvuru hakkını kullanmıştır. Bu nedenle asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Birleşen davada davalı vekili, mahkemece, dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu ücrete hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davacının birleşen davada davalıdan talebi, hisse devri irade sakatlığı sebebiyle geçersiz olduğundan bahisle kendisinin hissedar olarak şirket pay defterine tescili yönünde olup birleşen dava konusu para ile ölçülebilen davalardan değildir. Buradaki talep tescil istemine ilişkin olup maktu harca tabidir. Mahkemece birleşen dava yönünden nispi harç alınması doğru olmamış ise de, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilirken maktu harç alınıp bakiye kısmın iade edildiği nazara alındığında bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır. Birleşen davada harcın maktu alınması gerekirken nispi alınmış olması nispi vekalet ücretine hükmedilmesini gerektirmeyecektir.Bu açıklamalara göre konusu para ile değerlendirilemeyen birleşen davada, birleşen davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olduğundan, birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl ve birleşen davalarda davacı ve birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davacı ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından asıl ve birleşen davalar için yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL'şer istinaf karar harcının asıl ve birleşen davada davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen davada davalı tarafından birleşen dava için yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL'şer istinaf karar harcının birleşen davada davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı vekilince 05.05.2022 tarihli katılma yoluyla istinaf başvurusunun usulden reddine, 5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.