TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/09/2025 (ek karar) NUMARASI : 2024/167 D.İş Esas 2024/164 D.İş Karar TALEP : İhtiyati Haciz (Finans) Kararına Karşı Yargılamanın Yenilenmesi TALEP TARİHİ : 28/05/2024 KARAR TARİHİ : 27/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2026 Taraflar arasındaki ihtiyati haciz kararına karşı yargılamanın yenilenmesi isteminde mahkemece talebin reddine dair verilen ara karara ka…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/36 Esas 2026/207 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/36 KARAR NO : 2026/207 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/09/2025 (ek karar) NUMARASI : 2024/167 D.İş Esas 2024/164 D.İş Karar TALEP : İhtiyati Haciz (Finans) Kararına Karşı Yargılamanın Yenilenmesi TALEP TARİHİ : 28/05/2024 KARAR TARİHİ : 27/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2026 Taraflar arasındaki ihtiyati haciz kararına karşı yargılamanın yenilenmesi isteminde mahkemece talebin reddine dair verilen ara karara karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile ... Bankası A.Ş. ile ...Araştırma Ve Gel. İml. San. Tic. Ltd. Şti ve şirket sahibi kefil ... arasında 23/03/2017 tarihli 660.000TL tutarında Ticari Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sonrasında 14/12/2017 tarihinde kredi limiti arttırılarak 902.000TL' ye yükseltildiğini ve ek kefil olarak ... Ticari kredi sözleşmesini 902.000TL bedelle kefil sıfatı ile imzaladığını, eşi ...'nun ise eş muvafakati bulunduğunu, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine Ankara 35. Noterliği’nin 27/02/2024 tarihli ve 3179 Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğini, bu nedenlerle 225.391,25-TL alacağın alınabilmesi için borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılamanın yenilenmesini talep eden borçlular vekili 18/06/2025 tarihli dilekçesi ile; Tapu belgesi ile aynı tapu kaydında hem ipotek rehini hem de ihtiyati haczin bariz halde olduğunu, İİK 257. Madde ve sayın mahkememiz ile Ankara 21. BAM gerekçeli kararları için de somut ihlalin delili niteliğinde olduğunu, 2 adet genel kredi sözleşmesi olduğunu ve 01 nolu GKS kapsamında 350.000 TL limit boşluğu bulunduğunu, Ankara tüketici mahkemelerinde, asliye ticaret, aile mahkemesinde, Ankara icra hukuk mahkemelerinde davaların bulunduğunu, alacaklı banka tarafından sebepsiz zenginleşmede bulunulduğunu, haksız fiil kazanımlarının elde edildiğini, davacının aynı kat da yerleşik ticari ve bireysel kredi müşteri temsilcilerinin karşılıklı oturduğu ve aynı kredi tahsisi için gerekli kullandığı halde bankanın 350.000 TL limit boşluğunu, müvekkili ... tüzel kişi tarafından projenin tamamlanması ve kredilerin geri ödenmesi için kritik olan Re-Finansman taleplerini yerine getirmediğini, müvekkili ...'in aynı projede kıdemli proje yönetici mühendisi olması nedeniyle tubitak hibe geliri ile bireysel kredi tahsisinin gerçekleştirdiğini, banka tarafından kötüniyetli takip başlatıldığını müvekkilinin zarar gördüğünü belirtmiş ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmesine, adli yardım taleplerinin kabulüne, yenilenmesine karar verilmesi durumunda hükmün bozularak ihtiyati haciz talebinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 29/05/2024 tarihli kararı ile dilekçeye ekli genel kredi sözleşmesi ve ihtarname sureti incelenmekle; borcun vadesinde ödenmediği, alacağın rehinle temin olunmadığı gerekçesiyle talebin kabulü ile 225.391,25-TL tutarındaki alacağın temini için yukarıda adı geçen borçluların menkul, gayrimenkul mal varlığı ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından haczi kabil ve borca yeter miktardaki kesiminin İİK nun 257/1 maddesi uyarınca ihtiyaten haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece 27/06/2024 tarihli ek kararı ile, borçlunun itirazının İİK 265. maddesinde sayılan sebeplere ilişkin olmadığı, alacaklının dosyaya sunduğu kayıtların, borçludan vadesi gelmiş alacağı olduğunun yaklaşık ispatı için yeterli olduğu gerekçesiyle borçlunun itirazının reddine karar verilmiş, karara karşı ihtiyati hacze itiraz edenler vekilinin istinaf başvurusu Dairemizin 10/10/2024 tarih 2024/1232 Esas 2024/1059 Karar sayılı kararı ile kesin olarak esastan reddedilmiştir. İhtiyati hacze itiraz eden borçlular vekilinin 18/06/2025 tarihli dilekçe ile yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesi üzerine 08/09/2025 tarihli ek karar ile, yargılamanın yenilenmesine ilişkin koşulların bulunmadığı, talebin HMK'nun 375.maddesinde sayılan hallerin hiçbirisine uymadığı gerekçeleriyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Yargılamanın yenilenmesini talep eden ihtiyati hacize itiraz edenler vekili 08/09/2025 tarihli ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinde görülmekte olan derdest dosyaların dikkate alınmadığını, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, mahkemece adil yargılama ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını, mahkemece derdestlik ve hukuki yarar koşullarının bulunup bulunmadığının incelenmediğini, mahkemenin görevsiz olduğunu, dosyada var olan belgelerin yeterince incelenmediğini, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluştuğunu bildirerek ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; ihtiyati haczin kabulüne ilişkin karara karşı yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165). Belirtmek gerekir ki, karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir, toplum vicdanını derin bir şekilde zedeleyebilir ve hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde dahi, kararı ayakta tutmaya çalışmak, kesinleşmenin amaçladığı hukuki güvenliği zedeleyecek, hukuk barışını bozacak, adalet hissine dokunacaktır. Yargılama sırasında meydana gelen hatalar ve eksiklikler çok ağır ise bu tür kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi (veya yargılamanın yenilenmesi ya da iade-i muhakeme) yolu kabul edilmiştir (Özekes, M.: Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2323, 2324). Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 375. maddesinde (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun m. 445) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka deyişle, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171). 6100 sayılı HMK'nın "Yargılamanın iadesi" başlıklı 374.maddesinde, yargılamanın iadesi kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebileceği düzenlenmiş olup, bir karar henüz kesinleşmemiş ise 6100 sayılı HMK’nın 375. maddesinde sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilmesi mümkün değildir. 6100 sayılı HMK’nın "Yargılamanın İadesi Sebepleri" başlıklı 375. maddesinde ise, yargılamanın iadesi sebepleri; a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması, olarak belirtilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere yargılamanın iadesi yoluna yalnızca kesin hüküm niteliği taşıyan kararlara karşı başvurulması mümkündür. HMK'nun 294/1. maddesinde; " Mahkeme usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. " hükmü düzenlenmiştir. Yukarıdaki hükümler çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince, geçici hukuki koruma kararları (ihtiyati haciz/ ihtiyati tedbir) kararları yargılama sonunda davayı sona erdiren uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar niteliğinde olmayıp, "kesin hüküm" niteliği de taşımadığından bu kararlara karşı HMK'nun 374 vd. maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi yoluna başvurulamayacağından ilk derece mahkemesince davacının yargılamanın iadesi talebinin bu gerekçe ile reddedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan ihtiyati hacze itiraz edenler vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ihtiyati hacze itiraz edenler vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesinin 16/09/2025 tarihli ek kararının kaldırılmasına, yargılamanın iadesi talebinin usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde karar kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-İhtiyati haciz kararına itiraz edenler vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/09/2025 tarihli 2024/167 D.İş. 2024/164 Karar sayılı ek kararının gerekçe yönünden KALDIRILMASINA, B) 1-İhtiyati hacze itiraz edenler vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin USULDEN REDDİNE, 2-İhtiyati haciz kararına itiraz eden davalılar tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.013,90 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı olan 1.629,30 TL'nin talep halinde davalılara iadesine, 3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından ihtiyati haciz kararına itiraz eden yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2026 Başkan- Üye Üye - Zabıt Katibi -