İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/11/2025 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin yurt dışından satın aldığı hurda demir yükünü Libya/... Limanı'ndan Türkiye'ye taşımak üzere gemi brokeri ile yapılan görüşmelerde talebe uygun gemi olarak Tuzla açıklarında bulunan M/V ... olan fakat M/V ... Hüseyin ... gemisi olarak ismi d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2211 KARAR NO : 2025/1932 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/06/2022 NUMARASI: 2018/62 Esas - 2022/370 Karar DAVA: Alacak DAVA TARİHİ: 27/02/2018 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/11/2025 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin yurt dışından satın aldığı hurda demir yükünü Libya/... Limanı'ndan Türkiye'ye taşımak üzere gemi brokeri ile yapılan görüşmelerde talebe uygun gemi olarak Tuzla açıklarında bulunan M/V ... olan fakat M/V ... Hüseyin ... gemisi olarak ismi değiştirilen geminin önerildiğini, broker ve gemi ilgilileri ile yapılan görüşmelerde geminin donatanının ... merkezli ... ... Ltd, işletme müteahhidinin ... merkezli ... ... Ltd olduğunun bildirildiğini ve Equasis kayıtlarının ibraz edildiğini, brokerin beyanlarında geminin yeni bayrak alması ve gemi isim değişikliğinin kısa bir sürede tamamlanacağının bildirildiğini, 06.03.2017 tarihli ... parti akdedildiğini, bu sözleşme ile geminin müvekkiline ... ... Ltd üzerinden sefer bazında broker vasıtasıyla kiralandığını, yükleme zamanının 15/20 Mart 2017 olarak anlaşıldığını, müvekkilinin 08/03/2017 tarihinde ... ... ... Ltd hesabına 150.000-USD ön ödeme yapmasına rağmen geminin hiçbir şekilde sefere hazır edilmediğini, gemi ilgililerinin ek para talebinde bulunduğunu, seferin ertelenmesini talep ettiğini, müvekkilin satın aldığı yükün Türkiye'ye getirilememesi nedeniyle zarara uğradığını, ihtiyati haciz için 12.05.2017 tarihinde mahkemeye müracaat edildiğinde yazılan müzekkerelerden müvekkiline aktarılan bazı bilgilerin yanlış olduğunun, equasis.com bilgilerinin güncel olmadığının ortaya çıktığını, geminin sefere hazır olmadığının bilinen bir durum olduğunu, gemi üzerine konulan hacizler sebebi ile seferden men edildiğini, Tuzla Liman Başkanlığı'nın 22.05.2017 tarihli yazı cevabında ... ... Ltd'nin 2013 yılında "..." gemisi donatan olduğunun, fakat halen geçerli bir sertifikası bulunmadığının belirtildiğini, bu geminin 2011 sonrası hiçbir tarihte denize elverişli sertifikası almadığını, Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 18.05.2017 tarihli yazısı ile 2011 yılında geminin adının Dodekanisa ve acentesinin Marinko Denizcilik ve Turizm Ltd olduğunun bildirildiğini, İstanbul 9.İcra Dairesi'nin 2012/3342 ve İstanbul 4. İHM'nin 2016/355 sayılı dosyalarında mübrez evraklardan "..." gemisinin donatanının ... ... ... olduğunu, 12.06.2012 tarihinde ... ... ... SA hisselerinin %100'ün ... ...'a devredildiğini, 12.06.2012 tarihinden itibaren bu şirketin müdürünün davalı ... olduğunu,şirket adına vekaletlerin ... tarafından düzenlendiğini, 12.06.2012 tarihinden önceki müdürünün ise davalı ... ... olduğunu, ... ... Ltd şirketinin davalılar ... ... ve ...'ün arkasına saklandıkları paravan bir off-shore şirketi olduğunu belirterek toplam 150.000-USD'nin tüm davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ...; davacı ile ... ... Ltd arasındaki anlaşmada bir kefalet ilişkisinin olmadığını, sözleşmeye taraf olmadığını, davanın reddi gerektiğini, davacı şirket ile ... ... Ltd arasındaki anlaşmazlığın Londra'da tahkimde görülmesi gerektiğini, ... ... Ltd için hakem atamasının anlaşmaya uygun olarak yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ...; davacı Şirket ile ... ... Ltd arasındaki anlaşmada bir kefalet ilişkisinin olmadığını, sözleşmeye taraf sıfatının bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacı şirket ile ... ... Ltd arasındaki anlaşmazlığın Londra'da tahkimde görülmesi gerektiğini, ... ... Ltd için hakem atamasının anlaşmaya uygun olarak yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Tasfiye Halinde ... Gemicilik ...Ltd Şti vekili; ... bayraklı "..." gemisi donatanı ... ... ... SA olmasına rağmen davanın müvekkili şirkete yöneltildiğini, bu nedenle husumet yönünden itirazlarının olduğunu, müvekkili şirketin bu süre zarfına kadar hiçbir şekilde Ulaştırma Bakanlığı'ndan gemi acentelik ruhsatı almadığını, dolayısıyla geminin acentesi olarak tebligat almasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ilgili bakanlıktan gemi acentelik ruhsatı almamış olması ve gemi acentelik ruhsatı bulunmamasından dolayı öncelikle asıl davalı şirkete izafeten müvekkili şirketin davalı olarak gösterilmesi ve davalı şirkete buna ilişkin olarak tebligat gönderilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı şirket ile davalı ... arasında 06/03/2017 tarihli ... parti imzalandığı, sözleşme ile ... gemisiyle 5-20 Mart 2017 tarihleri arasında, Libya'nın ... Limanı'ndan gemiye yüklenecek yükün, İskenderun veya İzmir yahut Marmara Limanları'na boşaltılmasının kararlaştırıldığı, sözleşmede toplam navlun bedelinin 360.000-USD olarak belirlendiği, 07/03/2017 tarihinde 150.000-USD 'lik ön ödeme yapılacağının kararlaştırıldığı, davacı şirketin ön ödemeyi gününde yaptığı, bu tutarın ödemenin yapıldığı tarihten itibaren aralıklarla ... ve ... ... tarafından çekildiği, ... partinin tarafı olan ...'in ...'da yerleşik bir şirket olduğu, ... Türk Katılım Bankası'nın 02/04/2018 tarihli yazısı ekinde dosyaya gönderilen belgelerden, davalılardan ... ... ile ...'ün bu şirketi temsile yetkili oldukları, bu yetkilerini kullanarak ... hesabından çeşitli tarihlerde para çekme işlemi gerçekleştirdikleri, bu itibarla davada taraf teşkilinin sağlanması açısından ...'i temsilen ...'e yapılan tebligatın geçerli olduğu, taşımanın gerçekleşmemesinde davacının her hangi bir kusuru bulunmadığı, bu halde peşin ödenen navlun bedelinin TBK'nın 112 ve devamı maddeleri ile TBK m. 77.deki sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacıya iade edilmesi gerektiği, ... Türk Katım Bankası ile davalı ... ... Ltd arasındaki 20.11.2012 tarihli Müşteri İşlemleri Sözleşmesinde ... firmasının adresi olarak davalı ... Gemicilik ...Ltd Şti'nin adresinin gösterildiği, her iki şirketin faaliyet konuları, adresleri, pay sahipleri, yetkili temsilcilerinin aynı olduğu, ... gemisinin equasis kaydında ISM menajeri ile gemi yöneticisi olarak davalı ... Gemicilik ...Ltd Şti, gemi maliki olarak ... ... Ltd firmasının kayıtlı olduğu, Gemi Genel Sicili Müdürlüğü kayıtlarına göre, geminin son malikinin ... ... ... SA olduğu, 13.05.2018 tarihli devir sözleşmesi ile davalı ... ...'ın ... ... ... SA'nın tüm hisselerinin sahibi haline geldiği, şirketin müdürü olarak davalı ...'ün gösterildiği, ...'ün dosyaya sunduğu müdürlükten istifasına dilekçesi uyarınca bu şirketin müdürlüğünü yürüttüğü, ... gemisi için ... Gemicilik ...Ltd Şti tarafından sigortalı olarak 19.09.2016 tarihli “İndikatif Tekne Sigortası Teklifi” ile sigortalandığı, yine 19.09.2016 tarihli “... Liability Insurancc (P&I)'” Mali Sorumluluk Sigortası- ile ... sigortalandığı, 06.10.2017 tarihli Eguasis kayıtlarında ... gemisi ile ilgili olarak ... Gemicilik ...Ltd Şti'nin ISM Menajeri ve Gemi İşletmecisi olarak ve ... ... Ltd'nin ise tescil edilmiş sahibi olarak göründüğü, ... ... Ltd'nin İngiliz Virgin Adalarında faaliyet gösteren bir şirket olduğu ve ... ...'a ait olduğu, 17.01.2013 tarihinden itibaren ... ...'ın şirketin müdürü olarak atandığı, davalılar ... ... ve ...'ün, hem ... Gemicilik ...Ltd. Şti.'nin, hem ... ... Ltd.'nin, hem de ... ... ... SA'nın ortakları olduğu, ayrıca ... ... ve ..., ... ... Ltd ile ... ... ... SA'nın yetkili temsilcileri olduğu, bu iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, ... Gemicilik ...Ltd Şti tarafından söz konusu gemi için sigorta poliçeleri düzenlettirildiği, ... Gemicilik ...Ltd Şti'nin söz konusu geminin ISM Menajeri ve Gemi İşletmecisi ve ... ... Ltd'nin ise tescil edilmiş sahibi olduğu, bu hususlar göz önüne alındığında davalı ... Gemicilik ...Ltd Şti, ... ... ... SA ile ... ... Ltd.'nin birbirinden tamamen bağımsız şirketler olduğunun söylenemeyeceği, aralarında yoğun bir ilişki bulunduğu, ... ... ve ...'ün yurt dışı menşeli ... ... Ltd adına taşıma taahhüdünde bulunurken bu şirketi bağımsız bir firma olarak göstererek ... ... Ltd adına tahsilat yapılmasını sağladıkları, tüm bu işlemler yapılırken ortaklık alacaklılarının davalı ... ... Ltd'den olan alacaklarını tahsil etmelerinin de önü kapatıldığı, dolayısıyla davalı şirketlerin hem ortakları hem de yetkili temsilcileri olan ... ... ve ...'ün, bu şirketlerin mal varlığını kendi malvarlıkları gibi yönettikleri, şirketlerin ve ortaklarının malvarlıklarının ve organizasyon yapılarının birbirlerine karıştığı, buna karşılık üçüncü kişilerle yapılan iş ve işlemlerde yükümlülüğün tek muhatabının ... Shiping ... Ltd olarak gösterildiği, ... Shiping ... Ltd'nın yurtdışında mukim olması durumunun kullanıldığı, şirket ve gerçek kişiler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğu, bu itibarla davacı şirketin 150.000-USD alacağından tüm davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 150.000-USD'nin davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar ... gemisi donatanı ... ... ... SA'ya izafeten Tasfiye Halinde ... Gemicilik ...Ltd Şti, ... ve ... ... vekili; davanın gemi donatanı ... ... ... SA'ya yöneltilmesi gerekirken müvekkili şirkete yöneltilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece husumet itirazının değerlendirilmediğini, ... dışındaki davalıların alacaktan sorumlu olmayacağının ilk bilirkişi raporunda açıkça belirtildiğini, buna rağmen mahkemece yeniden bilirkişi raporu alma yoluna girdiğini, ayrıca müvekkili şirketin davalı olmadığını, müvekkiline dava izafeten yöneltildiğini, bilirkişi tarafından bu ayrım dikkate alınmadan rapor düzenlendiğini, şirketler arasında doğruluğu onaylanmamış belgeler üzerinden bağ kurulmaya çalışıldığını, müvekkili şirketin gemi acenteliği ruhsatı bulunmadığını, bu nedenle müvekkiline tebligat yapılamayacağını, mahkemece müvekkilinin acente sıfatının olup olmadığının araştırılmadığını, dosyada taraf teşkili sağlanmadığını, merkezi yurt dışında olan şirketin tebliğinin müvekkiline yapılamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, taşıma taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle peşin ödenen navlunun iadesi istemine ilişkindir.Davacı ile davalı ... arasında imzalanan ... parti ile davacının Libya'nın ... Limanı'ndan yüklenecek yükün Türkiye'de İskenderun, İzmir ya da Marmara Limanlarına taşınmasının kararlaştırıldığı, toplam navlun bedelinin 360.000-USD olarak belirlendiği, 150.000-USD'nin peşin olarak 07/03/2017 tarihinde kalanının ise yükün gemiden tahliyesine başlandıktan sonra 3 gün içerisinde donatanın hesabına ödeneceği konusunda anlaştıkları, davacının sözleşmedeki taahhüdüne uygun olarak 08/03/2017 tarihinde 150.000-USD ödeme yaptığı, ancak bahsi ... tarafından taşımanın gerçekleştirilmediği, taşımanın gerçekleştirilmemesinde davacının kusurunun bulunmadığı, ödenen tutarın davacıya iadesi gerektiği hususları ihtilaf dışı olup, davacı peşin olarak ödediği navlun bedelini taşıyan ... ile tüzel kişiliğinin perdesinin aralanması ve organik bağ gereğince diğer davalılardan tahsilini talep etmektedir. İhtilafın çözümü açısından öncelikle davalılarla ilgili organik bağ ve tüzel kişilik perdesine saklanıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır (Yargıtay 11 HD 23.02.2021 tarih ve 2020/2970 esas, 2021/1603 karar sayılı ilamı).Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve Yargıtay uygulamaları ile ortaya çıkmış olup bu konuda özel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. O nedenle de bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır. İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir. Organik bağın temelini TMKnın 2 madde hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulması mümkün hale gelmektedir. Organik bağın mevcudiyetinin kabulü için evvela borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranmaktadır.Somut olayda; ... partinin tarafı olan ... firması ...'da yerleşik bir şirket olup ... Türk Katılım Bankası'nın 02/04/2018 tarihli yazısı ekinde dosyaya gönderilen belgelere göre davalılardan ... ... ile ...'ün bu şirketi temsil yetkilileri bulunduğu, bu yetkilerini kullanarak ... hesabından çeşitli tarihlerde para çekme işlemi gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir. Yazı ekinde gönderilen dekontlardan ... hesabına yapılan havalenin, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren aralıklarla ... ve ... ... tarafından çekildiği tesbit edilmiştir. Davalılar ... ve ... ...'ın ... firmasının yetkili temsilcileri olduğu anlaşılmakla, davada taraf teşkilinin sağlanması açısından ...'i temsilen ...'e yapılan tebligatlar geçerlidir. ... partide taşımanın yapılacağı kararlaştırılan ... bayraklı ... gemisinin equasis kaydında ISM menajeri ve gemi yöneticisi olarak ... Gemicilik ...Ltd Şti, gemi maliki olarak ise ... ... Ltd'nin kayıtlı olduğu, Aleni Gemi Genel Sicili Müdürlüğü kayıtlarına göre ise ISM menajeri ve gemi yöneticisi olarak ... Gemicilik ...Ltd Şti'nin göründüğü, geminin son malikinin ise ... ... ... SA olduğu tespit edilmiştir. ... Türk Katım Bankası ile davalı ... ... Ltd arasında akdedilen 20.11.2012 tarihli Müşteri İşlemleri Sözleşmesinde davalı ... firmasının adresi olarak davalı ... Gemicilik ...Ltd Şti'nin adresi gösterilmiş olup sicil kayıtlarına göre bu iki firmanın adresleri, pay sahipleri ve yetkili temsilcileri aynıdır. İstanbul 17. ATM'nin 2017/82 D. İş sayılı dosyasına sunulan 13/05/2018 tarihli “pay devir sözleşmesi” ile ... ... ... SA'nın ortağı ... ... tarafından davalı ... ...'a yapılan devir sonucunda ... ...'ın ... ...'un tüm hisselerin sahibi haline gelmiştir. Davalı ..., 12/07/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere adresi Virgin Adaları olarak gösterilen ... ... firmasının müdürü olarak atandığı, 12.08.2020 tarihli istifasına kadar müdürlük görevini yürüttüğü anlaşılmaktadır. Bu şirket, geminin kayıt maliki olarak görünmektedir. Yine İstanbul 17. ATM'nin 2017/82 D.iş dosyasına sunulan 21.01.2013 tarihli “Yetki Belgesi”ne göre, İngiliz Virgin Adalarında kayıtlı ... ... Ltd firmasının ... ...'a ait olduğu, 17.01.2013 tarihinden itibaren ... ...'ın, şirkete müdür olarak atandığı tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan yetki belgeleri ile sicil kayıtlarına göre davalılar ... ... ve ..., hem ... Gemicilik Ltd Şti'nin, hem ... ... Ltd'nin, hem de ... ... ... SA'nın ortakları olduğu, ... ... ve ...'ün ... ... Ltd ile ... ... ... SA'nın yetkili temsilcileri olarak görev yaptığı, ... Gemicilik ...Ltd Şti tarafından, söz konusu gemi için sigorta poliçeleri yaptırıldığı, ... Gemicilik ...Ltd Şti'nin aynı zamanda geminin ISM Menajeri ve Gemi İşletmecisi olarak göründüğü, ... ... Ltd'nin geminin tescil sahibi olduğu, Aleni Gemi Genel Sicili Müdürlüğü kayıtlarına göre ise geminin son malikinin ... ... ... SA olduğu anlaşılmakla şirketler arasında organik bağ bulunduğu, yönetim ve organizasyon olarak birlikte hareket ettikleri sonucuna varılmaktadır. ... ... ... SA adına kayıltı olan geminin sicil kayıtlarında davalı ... Gemicilik ...Ltd Şti geminin ISM Menajeri ve gemi işletmecisi olarak görünmekte olup, geminin sigorta poliçelerinin ... ...Ltd Şti tarafından yaptırıldığı, bütün şirketler arasında organik bağ bulunduğu, dosyadaki delillere göre ... Ltd Şti'nin davalı ... ...'un acentesi olarak hareket ettiği anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Somut olayda, ... ... ve ..., yurt dışı menşeli ... ... Ltd adına taşıma taahüdünde bulunmuş olup bu şirketi ayrı bağımsız bir firma olarak göstererek ... ... Ltd. adına tahsilat yapılmasını sağlamışlardır. ... ... Ltd'nin hesabına yapılan 150.000-USD'lik ödeme, davalılar ... ve ... ... tarafından çekilmiş olup, bu paranın şirketin hesabında olmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin yurt dışı menşeli davalı ... ile yapılması nedeniyle davacı şirketin taleplerinin muhatabının bu şirket olduğu öne sürülerek arka plandaki diğer davalılara müracaat edilmesinin önüne geçilmeye,peşin tahsil ettikleri bedeli taşıma gerçekleşmemesine rağmen iade etmekten kaçınmışlardır.Davalı şirketlerin hem ortakları hem de yetkili temsilcileri olan ... ... ve ...'ün bu şirketlerin mal varlığını kendi malvarlıkları gibi yönettikleri, şirketlerin ve ortaklarının malvarlıklarının ve organizasyon yapılarının iç içe geçtiği, tüm bu husular şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda davacının peşin olarak ödediği 150.000-USD navlundan organik bağ ilişkisi ve tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi kapsamında tüm davalıların sorumlu olduğu anlaşıldığından bu tutarın tüm davalılardan müteselsilen alınmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, istinaf yoluna başvuran davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar ... gemisi donatanı ... ... ... SA'ya izafeten Tasfiye Halinde ... Gemicilik ...Ltd Şti, ... ve ... ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 38.812,71-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 9.682,95-TL harcın mahsubu ile kalan 29.129,76-TL harcın istinaf kanunyoluna başvuran davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 135-TL istinaf yargı giderinin istinaf kanunyoluna başvuran davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/11/2025