İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki, sürücüsü ve ZMM sigortacısı bulunduğu ...plaka …
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/192 KARAR NO : 2025/1930 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/12/2021 NUMARASI : 2017/764 Esas - 2021/1297 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki, sürücüsü ve ZMM sigortacısı bulunduğu ...plaka sayılı aracın, müvekkili ...'nun sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı motosiklete çarpması neticesinde meydana gelen 17/09/2015 günlü trafik kazasında, davacı Deniz'in ağır bir biçimde yaralanarak bakıma muhtaç hale geldiğini ve 6 aydan fazla süre ile çalışamadığını, kazanın oluşumunda ...plaka sayılı karşı araç sürücüsü davalı ...'un kusuru bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, uğramış olduğu maddi zararlara karşılık olmak üzere 2.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan ve davacı kazazede Deniz için 20.000,00-TL, davacı eşi için de 10.000,00-TL olmak üzere toplam 30.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan olay tarihinden işletilecek temerrüt faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; müteakip sunduğu dilekçe ile de 2.000,00-TL'lik maddi tazminata ilişkin istek miktarının 1.800,00-TL'sinin müvekkilinin uzun süre işsiz kalması nedeniyle uğradığı kazanç kaybı zararına, 150,00-TL'sinin çalışma ve iş gücü kaybı zararına ve 50,00-TL'sinin de tedavi ve yol giderlerine ilişkin bulunduğunu açıklamış; 03/08/2021 günlü dilekçe ile de çalışma ve iş gücü azalmasından kaynaklı maddi zarara ilişkin olarak talep edilen 150,00-TL'lik istek miktarını 47.282,09-TL'ye, tedavi ve yol giderine ilişkin istek miktarını da 675,00-TL'ye arttırdıklarını bildirmiştir.Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davacı ...'nun yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'un %75 oranında, davacı motosiklet sürücüsü ...'nun ise %25 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacının %3 oranında maluliyete uğradığı, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği ve başka bir kişinin geçici bir süre veya sürekli olarak bakımına muhtaç olmadığının kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri uyarınca düzenlendiği anlaşılan ATK raporuyla belirlendiği, bu durumda 01/10/2021 havale tarihli 2. ek aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik zararlarına ilişkin taleplerinin kısmen kabulüne karar verilebileceği; davacının iyileşme süresi gözetildiğinde talep edilen yol giderinin de kadri maruf olduğu; her ne kadar davacı tarafından 1.800,00-TL kazanç kaybı talebinde bulunulmuş ise de tespit edilen geçici iş göremezlik süresini aşan bir çalışamama durumunun bulunduğuna dair dosyaya delil sunulmadığı, yani geçici iş göremezlik zararını aşan bir kazanç kaybının varlığı davacı tarafça ispat edilemediği dikkate alındığında, bu istemin reddedilmesi gerektiği; ayrıca kaza tarihi, kusur durumu, davacının maluliyeti, yaşı, paranın alım gücü ile manevi tazminata ilişkin ilkeler gözetildiğinde, davacı tarafın manevi tazminata ilişkin taleplerinin de kısmen kabulüne karar verilmesinin somut olayın özelliklerine uygun olacağı şeklindeki gerekçeyle;-Maddi tazminat istemi yönünden;-Davanın KISMEN KABULÜ ile,-675,00 TL tedavi gideri, 8.494,39 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 27.061,18 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 36.230,57 TL tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 17/09/2015 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden temerrüt tarihi olan 06/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'na verilmesine, -Aşan istemin reddine,-Manevi tazminat istemi yönünden;-Davanın KISMEN KABULÜ ile,-Davacı ... için 15.000,00 TL davacı ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ...'dan kaza tarihi olan 17/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,-Aşan istemin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; mahkemece vekil edenleri yararına tedavi gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminata hükmedilmesi doğru ve hukuka uygun olmakla birlikte, dosyada mevcut ATK raporundan da anlaşılacağı üzere, uğranılan maluliyet oranının %4,3 olarak belirlendiğinin göz ardı edilmesi neticesinde, maluliyet oranının %3 olarak kabul edilmesi neticesinde olması gerekenden daha az kalıcı iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin isabetsiz bulunduğu, ayrıca müvekkili Deniz'in kaza tarihinde aylık 2.500,00-TL ücret karşılığında çalıştığı ve kaza nedeniyle bu iş yerinden ayrılmak zorunda kaldığı gözetilerek, diğer maddi tazminatlar yanında kazanç kaybı zararına yönelik talebin de kabulü gerekirken hatalı gerekçeyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ve müvekkilleri yararına hükmolunan manevi tazminat miktarlarının da son derece yetersiz bulunduğuna yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup; toplanan delillerin ilk derece mahkemesi kararı ve gerekçesiyle birlikte istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınmak suretiyle incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda;(1) Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi bir diger esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Bu durumda kaza tarihinin 17/09/2015 olduğu gözetildiğinde maluliyete ilişkin belirlemenin "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yapılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır.Hal böyle olunca, açıklanan bu hususun gözetilmesi neticesinde mahkemece davacı ...'nun kazadan sonra geçirmiş olduğu tüm tedavileri gösterir evrakların değerlendirilmesi neticesinde ve davacının yaralanmasının nitelikleri de dikkate alınarak ortopedi ve travmatoloji uzmanı doktor bilirkişi ile radyoloji uzmanı doktor bilirkişinin katılımı ile kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uyarınca ATK 2. İhtisas Kurulu'nca düzenlendiği anlaşılan 09/09/2020 günlü maluliyete ilişkin raporun hükme esas alınması suretiyle davacının uğradığı maluliyet oranının %3 olarak kabul edilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı herhangi bir durum mevcut olmadığı gibi kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" ile "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümleri uyarınca düzenlendiği anlaşılan bu nedenle de geçersiz nitelik taşıyan 30/12/2020 günlü ATK raporuyla belirlenen %4,3 maluliyet oranının dikkate alınmamış olmasının doğru bulunmasına göre; davacılar vekilinin maluliyete ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.(2) Davacılar vekilinin kazanç kaybı zararına ilişkin istinaf itirazına gelince;Her ne kadar dava dilekçesinde davacı Deniz'in kaza tarihinde aylık 2.500,00-TL gelir elde ettiği, ancak kaza neticesinde bu işinden ayrılmak zorunda kaldığı, bu nedenle de diğer maddi zararların yanında kazanç kaybına uğradığı ileri sürülmüş ise de; dosyada mevcut SGK kayıtlarına göre davacının kazadan önceki geliri asgari ücret düzeyinde olup, asgari ücretten daha fazla gelir elde ettiğini gösterir veya asgari ücretin üzerinde gelir elde etmesine neden olacak iş ve eğitim durumunu gösterir herhangi bir somut bilgi ve belge (-bordro, diploma, sertifika vs) ibraz edilmiş (-istinaf aşaması dahil) değildir. Tanıklıklarına başvurulmuş kişilerce de davacının kazadan önce nerede çalıştığı, ne iş yaptığı ve aylık ne kadar gelire sahip bulunduğu bildirilmemiştir. SED araştırmasında verilen 08/08/2019 günlü cevabi yazıda da şahsın ... A.Ş.'de çalıştığı ve aylık gelirinin 2.000,00-TL olduğu açıklanmıştır. Talep konusu kazanın 17/09/2015 tarihinde gerçekleştiği gözetildiğinde, davacının o tarihte 2.500,00-TL aylık gelire sahip olduğu konusundaki iddiasının hiçbir şekilde desteklenmediği sabittir.Hal böyle olunca mahkemece, davacı kazazedenin kaza tarihindeki gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek, iyileşme süresi olan 9 aylık sürenin tamamı bakımından düzenlendiği anlaşılan (-SGK kayıtlarına göre davacının 05/04/2016 tarihinde yeniden çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır.) aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda geçici iş göremezlik zararına hükmedilerek, ispatlanamayan kazanç kaybı zararına ilişkin talebin de reddedilmiş bulunmasında istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre herhangi bir yanılgı tespit edilemediğinden, davacılar vekilinin açıklanan hususu amaçlayan istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.(3) Davacılar vekilinin, müvekkilleri yararına takdir olunan manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkin istinaf itirazları değerlendirildiğinde;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hal böyle olunca; zararlandırıcı eylemin tarihi (-17/09/2015), olayın meydana geliş şekli ve sonuçları, kusur durumu (kazanın oluşumunda davalı %75oranında tali, davacının ise %25 oranında asli kusurlu oluşu) davacı Deniz'in yaralanmasının niteliği (-davacı bacağında kemik kırığı oluşacak ve en fazla 9 ayda iyileşebilecek biçimde yaralanmış olmakla birlikte, SGK kayıtlarına göre kazadan yaklaşık 5 ay sonra yeniden çalışmaya başlamış oluşu ve maluliyet oranının sadece %3 bulunuşu , davacının kaza tarihindeki yaşı (36), kaza tarihindeki paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyo-ekonomik durumları ile manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması sadece manevi huzuru sağlayabilecek kadar olması gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde, yaralanma ile sonuçlanan taksirli bir eylem nedeniyle, davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yukarıda açıklanan ilkelere ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen takdir hakkının kullanmasına ilişkin kurala göre; az olmadığı, isabetli bulunduğu sonucuna varıldığından, davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2021, 2017/764 Esas - 2021/1297 Karar sayılı kararına yönelik olarak davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/Görülmekte olan davada ihtiyari dava arkadaşı konumunda olması nedeniyle İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ...'ndan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı ... tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 75,00-TL harcın düşümü ile bakiye 540,40-TL harcın adı geçen bu davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,-Görülmekte olan davada ihtiyari dava arkadaşı konumunda olması nedeniyle İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ...'ndan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı ... tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 80,70-TL harcın düşümü ile bakiye 534,70-TL harcın adı geçen bu davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/12/2025