Hukuk Genel Kurulu 2022/497 E. , 2022/1055 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve terkin” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine ilişkin karar onanarak kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiş, hükmün…
**Hukuk Genel Kurulu 2022/497 E. , 2022/1055 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve terkin” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine ilişkin karar onanarak kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir. 2. Karar davalılar ... ve arkadaşları vekili ile davalılar ... ve arkadaşları (... mirasçıları) tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar adına kayıtlı İstanbul ili Silivri ilçesi Piri Mehmet Paşa mahallesi Kumluk mevkisindeki 229 ada 17 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğundan özel mülkiyete konu olamayacağı gibi bu taşınmazları satın alan kişilerin de iyiniyet kuralından istifade edemeyeceğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın 3402 sayılı Kanun’un 12. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın tamamen kültür arazisi olduğunu ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığını, kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin herhangi bir tebligatın müvekkillerine yapılmadığını, bu nedenle çizginin yeniden ve usulüne uygun belirlenmesi gerektiğini, müvekkillerinin araştırmasına göre kıyı kenar çizgisi içinde sadece dava konusu taşınmazın 80 metrekarelik kısmının kaldığını, ne var ki tüm taşınmaza tedbir konulduğunu, Kıyı Kanunu’nun uygulanması halinde müvekkillerinin ortaya çıkan zararlarının ödenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılardan ...’nın yargılama sırasında 02.03.2018 tarihinde ölümü üzerine tüm mirasçıları davaya dahil edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı: