11. Hukuk Dairesi 2023/2090 E. , 2024/4873 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1400 Esas, 2023/72 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle 1 no.lu davalı yönünden feragat nedeniyle davanın reddi, 2 no.lu davalı yönünden davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2017/830 E., 2019/226 K. Taraflar arasındaki menfi tespit, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama son…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2090 E. , 2024/4873 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1400 Esas, 2023/72 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle 1 no.lu davalı yönünden feragat nedeniyle davanın reddi, 2 no.lu davalı yönünden davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2017/830 E., 2019/226 K. Taraflar arasındaki menfi tespit, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı Anadolu Bank A.Ş. yönünden istinaf aşamasında davadan feragat edildiğinden İlk Derece Mahkemesi hükmü re'sen kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müteveffa ...'ın Aydın-Söke-Sarıkemer Beldesi'nde 2004-2014 yılları arasında belediye başkanlığı görevini yaptığını, 2007 yılından beri kolon kanseri teşhisi konulduğunu, bir ara iyileşme olmuşsa da hastalığın devam ettiğini, müvekkilleri murisinin yörede tanınması sebebi ile bu durumun davalı banka çalışanları dahil etrafta bilindiğini, müteveffanın davalı bankadan 2013 yılında imzalanan genel kredi sözleşmesine bağlı olarak 25.11.2016 tarihinde tarımsal kredi sözleşmesi ile 266.000,00 TL kredi kullandığını ve davalı sigorta şirketi üzerinden hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, kredi sözleşmesinin ve hayat sigorta poliçesinin, davalı banka çalışanlarının müteveffanın hasta olduğunu ve hareket edemediğini bilerek müteveffanın evine gelerek hasta yatağında imzalatıldığını, yıllık 6.098,71 TL gibi yüksek prim belirlendiğini, müteveffanın 07.04.2017 tarihinde vefat etmesi nedeniyle diğer dava dışı bir kısım bankalarda olduğu gibi kredi borcunun hayat sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi gerekirken müteveffanın mirasçılarından istenmesinin mümkün olmadığını, hasta yatağında imzaları davalı çalışanları tarafından alınarak düzenlenen sigorta poliçesi ile ilgili bildirim ve aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, aksi takdirde müteveffanın kredi kullanmayacağını ve hayat sigortası yaptırmayacağını ileri sürerek kredi borcundan dolayı davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile 266.000,00 TL kredi bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili banka aracılığı ile önceki dönemlerde hayat sigortası yaptıran müşterinin kanser hastası olduğunun banka tarafından bilinmediğini, müteveffanın sağlık sorunundan bahsetmediğini, davanın bankaya yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş. vekili davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müteveffanın davalı bankadan 06.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı 25.11.2016 tarihli tarımsal kredi ile ilgili olarak miras bırakan ile davalı sigorta şirketi arasında 25.11.2016 başlangıç 25.11.2017 bitiş tarihli 266.000,00 TL teminatlı hayat sigortası sözleşmesi düzenelendiği, 6.098,71 TL sigorta priminin aynı gün tahsil edildiği, miras bırakanın 07.04.2017 tarihinde vefat ettiği, davalı sigorta şirketinin, miras bırakanın kolon kanseri sebebi ile vefat ettiği ve miras bırakanın 2007 yılında kolon kanseri tedavisi gördüğü, sigorta sözleşmesi imzalanmadan önce bu hastalığını bildirmediği gerekçesi ile sigorta tazminatını ödenmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenleme ve Hayat Sigortaları Genel Şartlarının C.2 nci maddesine göre sigorta ettirenin sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlü olduğu, dava konusu sigorta poliçesine bağlı 25.11.2016 tarihli "Başvuru, Bilgi ve Aydınlatma Formu"nda miras bırakanın uzun süreli kanser tedavisi görmesine karşın sağlık durumu ile ilgili olarak uzun süreli tedavi görüp görmediği ve kanser tedavisi görüp görmediği yönündeki sorulara hayır yanıtı verdiği, bu durumda mezkûr mevzuat hükümlerine göre davalının sigorta tazminatını ödemekten kaçınmasının haklı olduğunun düşünülebileceği, ancak her ne kadar sigortalı poliçenin düzenlenmesi sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüğüne aykırı davranmışsa da sigortacının, sigortalının bilmesi gereken sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek durumu ya da durumları biliyorsa, sigortacının, sigortalının bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesi ile sigorta tazminatını ödemekten kaçınmasının hakkın kötüye kullanması olacağı, davacı tarafın, miras bırakanın uzun süreli kanser tedavisi gördüğünün sigorta işlemini yapan banka çalışanlarınca bilindiğini kanıtlamaya yönelik olarak tanık deliline dayanıldığı, davalı bankanın da bu olguya ilişkin delil bildirdiği, tarafların bildirdiği tanıkların beyanlarının alındığı, ... dışındaki tanıkların, davalı banka çalışanlarının miras bırakanın kanser hastası olduğu ve tedavi gördüğünü bildiği yönünde bir anlatımda bulunmadığı, tanık ... ise miras bırakanın kanser hastası olduğunun şube çalışanlarınca bilindiği yönünde beyanı varsa da bunun kredi ve sigorta işlemlerini yapan banka çalışanlarınca bilindiği yönünde açık ve kesin bir beyan şeklinde olmadığı, dinlenen tanıklardan, miras bırakanın kredi ve sigorta işlemlerini yapan banka çalışanlarının, miras bırakanın kanser hastası olduğu ve bu hastalığı nedeniyle tedavi gördüğünü bildiği konusunda yeterli bir kanaat oluşmadığı, bunun yanı sıra, davacı tarafın miras bırakanın hastalığı ve gördüğü tedavi konusunda herhangi bir dönemde bankaya bir bildirimde bulunduğu yönünde başka bir delil de sunmadığı, bu nedenle davacıların, davalı bankanın, kredi işlemleri ve sigorta işlemleri sırasında işlemi yapan çalışanların miras bırakanın kanser hastası oluğun ve tedavi gördüğünü bildiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteveffanın hastalığı ve tedavi gördüğünün davalı banka yetkilileri ve personeli tarafından bilindiğinin tanık beyanları ile ispatlandığını, davalı sigorta şirketi acentesi olan davalı banka şubesi personelinin müteveffanın evine gelerek hasta yatağında hayat sigortası poliçesini imzalatmasının ve sigorta priminin yğksek tutulmasının hastalığın bilindiğine dair karine olduğunu, sigorta sözleşmeleri bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davranıldığını, Söke İlçesi çiftçiliğin yoğun olarak yapıldığı ilçe olduğundan yoğun çiftçi kredisi veren davalı banka personelinin kredi kullandırmak için tüm çiftçileri ziyaret ettiğini ve çiftçileri yakından tanıdıklarını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacılar vekili 28.04.2021 UYAP kayıt tarihli dilekçesi ile davalı Anadolu Bank A.Ş. yönünden davadan feragat ettiklerini, diğer davalı Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş. yönünden davaya tazminat davası olarak devam ettiklerini beyan etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar murisinin 2007 yılından itibaren kolon kanseri rahatsızlığına yakalandığı, bu rahatsızlığın karaciğer ile akciğere metastaz yaptığı, tedavi sırasında 07.04.2017 tarihinde hastanede vefat ettiği, davacıların murisinin ölümü ile kanser hastalığı arasında illiyet bağının bulunduğu, davacılar murisince imzalı bilgilendirme yazısında kanser hastalığı ile ilgili sorulara muris tarafından ''hayır'' cevabının verilmiş olduğu, bu bağlamda davacılar murisi ile davalı banka arasında imzalanan 25.11.2017 tarihli tarımsal kredi sözleşmesinden önce olan kanser hastalığı ile ilgili muris ...'ın doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği, davalı sigorta şirketi ile imzalanan 25.11.2017-2018 vadeli kredili hayat sigorta poliçesinde kanser hastalığının teminat dışı olduğunun belirtildiği, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin davalı sigorta şirketi yönünden istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, istinaf incelemesi tamamlanmadan davacılar vekili davalı Anadolu Bank A.Ş. yönünden davadan feragat ettiğinden bahse konu davalı yönünden davanın feragat nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle, vaki feragat beyanı uyarınca İlk derece Mahkemesince verilen hükmün re'sen kaldırılmasına, kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere davacılar tarafından davalı Anadolu Bank A.Ş. aleyhine açılan menfi tespit davasının davacılar vekilinin istinaf aşamasındaki feragati nedeniyle reddine, davacılar tarafından davalı Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş. aleyhine açılan tazminat davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanık ...'ın ve ...'ün beyanlarına göre davalı banka çalışanlarınca müteveffanın durumunun bilindiğinin ispatlandığını, davalı tanıklarından ...'ın beyanlarının, işlemi yapan banka çalışanı olarak tarafsız olmadığını, poliçede "hayır" ile işaretli matbu formun bankada hazırlanarak eve getirildiğini, özel şartlar bölümünde sigortalının her türlü vefatı halinde sigortalının belirlemiş olduğu teminat tutarının hak sahiplerine ödeneceği hükmüne yer verildiğini, sigorta prim bedelinin yüksek tutulmasının, davalı banka personelince, müteveffanın hastalığı olarak beyan edildiğini, bu prim bedelinin yüksek olup olmadığının araştırılmadığını, aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmediğini, müteveffanın hasta yatağında imzası alınırken tüm evrakı okuyamadığını, yalnız imza atılması gereken yerleri imzaladığını, bilgilendirme yükümlülüğü gereği gibi yerine getirilmediğinin, müteveffanın yanıldığının Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik Hükümleri ile uyuştuğunu, Söke İlçesinin çiftçiliğin yoğun yapıldığı bir yer olması sebebi ile 10 yıla yakın belediye başkanlığı yapan müteveffanın 2007 yılından beri değişen kanser tipi hastalıklarının gerek yöre halkı gerekse işlemi yapan banka personelinin sürekli köyleri gezmesi sebebi ile bilindiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tarımsal kredili hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan menfi tespit ve tazminat taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 222, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Hayat Sigortaları Genel Şartları. 3. Değerlendirme Sigorta ettiren olarak davacılar murisi mütevveffa ... ile davalı Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş. arasında düzenlenen 25.11.2016-25.11.2017 tarihlerini kapsar "Yıllık Hayat Sigortası Anadolu Poliçesi"nin Başvuru/Bilgi Aydınlatma Formun'da "Sigortalının Sağlık Beyanı"na ilişkin kısımda yer alan üç adet soru karşılığı cevap kutucuklarında matbu (x) işaretinin yer aldığı, aynı sayfanın alt kısmında "Şubede elden teslim" ibaresinin yer aldığı, sigorta priminin yüksek belirlendiği hususları birlikte değerlendirilerek sigorta ettirenin kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa kusurunun derecesi saptanarak 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklindeki mevzuat hükmü de dikkate alınarak yapılacak değerlendirme sonucuna karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun davalı Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş. yönünden esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.