İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:26/10/2023 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:15/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:16/04/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, do…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:26/10/2023 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:15/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:16/04/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/01/2020 tarihinde, davalı ... Sigorta AŞ nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ...'e ait ve diğer davalı ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davacı yönetimindeki bisikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve iş göremezliğe maruz kaldığı, davalı sürücünün kusuru ile kazaya sebebiyet verdiği, bu kaza nedeniyle davacının maddi ve manevi zararının oluştuğunu beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla bedensel iş gücü kaybı eksilmesi, kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarılmasından doğan kayıp, iyileşme masrafı, gözde husule gelen görme kaybı için lüzumlu olan cerrahi müdahale, ameliyat ve ilaç masrafları için 10.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı sorumlu tutulması kaydıyla olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine bedensel zararı nedeniyle duyulan üzüntüye karşılık 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle brlikte ise araç maliki ve sürücüsü olan davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 11/10/2023 günlü dilekçesinde başlangıçta 10.000,00 TL olarak talep edilen maddi tazminatın 50,00 TL tutarındaki kısmının sürekli iş göremezlik zararına ilişkin, 9.700,00 TL tutarındaki kısmının geçici iş göremezlik zararı yönünden, 250,00 TL'sinin ise bakıcı gideri ile SGK kapsamında olmayan tedavi gideri için istendiğini açıkladıktan sonra geçici iş göremezlik zararını 29.085,96 TL'ye, bakıcı ve tedavi giderini ise 10.329,00 TL'ye yükseltmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalılar ... ve ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı sürücünün koruyucu ekipman kullanmaması ve kavşaklarda geçiş üstünlüğü kuralına uymaması nedeniyle hadisenin vukunda asli kusurlu olduğu gibi bu davranışlarıyla kendi yaralanmasına ve zararın derecesinin artmasına sebebiyet verdiği, kusurun ve zararın ilgili kurumlardan temin edilecek raporlar ile tespiti gerektiği, yine kazaya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumundan davacıya yapılmış bir ödeme var ise hesaplanacak tazminattan mahsubu icap ettiği, müvekkillerini asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği ve olay tarihindeki net asgari ücretin 40 katına tekabül edecek tutarda fahiş tazminat istendiği, müvekkiline ait aracın ... Sigorta AŞ nezdinde kasko sigorta poliçesi bulunduğu ve talep edilen manevi tazminatın belirtilen şirketin düzenlediği poliçesi kapsamında teminat altına alındığı, davanın kasko sigortacısına ihbar edilmesini ve olaya ilişkin yürütülen ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi müvekkili kuruma yapılan müracaat sırasında tazminat hesaplamasına esas olan belgelerin tamamının sunulmadığı, başvuru şartının KTK 97. maddede öngörülen şekilde yerine getirilmediği, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğu ve sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında ve azami poliçe limiti (410.000,00 TL) ile sınırlı olduğu, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, bakıcı ve tedavi gideri ile geçici iş göremezlik zararını teminatın kapsamadığı, uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin davacıya SGK tarafından yapılan tediyelerin hesaplanacak zarardan mahsup edilmesi icap ettiği, dava öncesi usulünce başvuru yapılmadığından temerrüt oluşmadığı, yine haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanan ve hususi nitelikteki aracın sebebiyet verdiği zarara ilişkin ticari faiz istenemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2022 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişisi raporları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin ATK Trafik İhtisas Dairesinden temin edilen kusur raporunda davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacının ise olayda bir kusurunun bulunmadığının belirtildiği, ATK İstanbul 2. Adli Tıp Kurulundan alınan maluliyet raporunda Erişkinler için Engellilik Değerlendirme Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinden faydalanılarak trafik kazası sonucu yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının tüm vücut engel oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği, bu rapora itiraz üzerine aynı kurum tarafından düzenlenen ek raporda davacının yeniden muayenesi sonucu tespit olunan bulgularına göre kazadaki yaralanmasına bağlı arazının sürekli iş göremezliğe neden olmadığı, kök raporda değişiliklik ve ekleme yapılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, en son alınan maluliyet raporunda ise önceki rapordan farklı olarak davacının sürekli bakım ihtiyacı bulunmadığı ve fakat iyileşme süresi içerisinde 3 ay boyunca geçici olarak başkasının bakımına muhtaç durumda olduğunun belirtildiği, tazminat bilirkişisi raporunda davacının asgari ücretin 1,16 katı düzeyindeki geliri, 12 aylık geçici iş göremezlik süresi ve 3 ay geçici bakıcı ihtiyaç mühleti, davalı yanın tam kusur durumuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararı bulunmadığı, geçici iş göremezlik zararının 29.085,96 TL olduğu, SGK dışı tedavi giderlerinden kaynaklanan maddi zararın 10.329,00 TL olarak hesaplandığı, raporların mevzuata uygun olduğu ve maddi zararın sübuta erdiği, manevi tazminat yönünden davalı yanın tam kusurlu oluşu, davacının bedensel zararının boyutu, tedavi süreci çektiği acı ve ıstırap, tarafların ekonomik ve sosyal konumları ile diğer etmenlere göre manevi tazminat talebinin kısmen haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.085,96 TL geçici iş göremezlik ve 10.329,00 TL tedavi ve bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 39.464,96 TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı sorumlu tutulması ve 06/11/2020 tarihinden faiz işletilmesi kaydıyla 05/01/2020 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı için 50.000,00 TL manevi tazminatın 05/01/2020 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı sürücünün kusuru sonucu vuku bulan trafik kazası sonucu müvekkilinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, yoğun bakımda tedavi gördüğünü, iyileşmesinin uzun sürdüğünü, hem bedensel acı hem de psikolojik rahatsızlık yaşadığını, davacının uğradığı cismani zararın boyutu, tarafların ekonomik ve sosyal konumları ile diğer etmenlere göre manevi tazminat talebinin tümden hüküm altına alınması gerektiğini, aksi durumda dahi davalı lehine vekalet ücreti verilmemesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili nezdinde trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı için geçici iş göremezlik zararı ile tedavi gideri ve bakıcı ücretinden ibaret maddi tazminata hükmedildiğini, oysa geçici iş göremezlik zararından ve bakıcı giderinden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğunu, belirtilen zarar kalemini sigorta poliçesini kapsamadığını, motosiklet sürücüsü olan davacının kaza anında kask ve koruyu tertibat kullanmadığından olayda müterafik kusurunun bulunduğunu, bu durumun TBK 52. madde uyarınca tazminattan indirim yapılmasını gerektirdiğini, ulaşım masrafı ile belgesi olmayan dolayılı zararların teminat kapsamında olmadığını, bakıcı gideri ödendiğine dair evrak sunulmadığından hesaplanan bakıcı giderinden %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili sürücünün tam kusuru ile trafik kazasına sebebiyet verdiği benimsenerek kazazede davacı için maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, ancak tazminat belirlenirken yeterli araştırma yapılmadığını, davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığını, davacının iş göremez kaldığı süreye ve bakıcı ihtiyaç mühletine dair sağlık kurulundan rapor alınmış ise de normal hayatına dönüşü ve çalışmaya başlaması tarihinin tam olarak araştırılmadığını, davacı için hesaplanan maddi tazminattan daha yüksek düzeyde ve fahiş miktarda manevi tazminat takdir edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. G E R E K Ç E Dava, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacı, bisikletiyle seyahat halinde iken davalıların sürücü, işleten ve trafik sigortacısı olduğu aracın çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını ve cismani zarara uğradığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik zararı, kazanç kaybı ve tedavi amaçlı sarf edilen masraflar olmak üzere bir miktar maddi tazminatın zarara neden olan aracın sürücüsü, kayıt maliki ve trafik sigortacısı olan davalılardan, bedensel zarardan dolayı duydukları acı ve ıstıraba karşılık bir miktar manevi tazminatın karşı aracın kayıt maliki ve sürücüsü olan davalı gerçek kişilerden tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı tüm tarafların vekilleri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Somut olaya ilişkin olarak Antalya 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2022 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalı ...'nin davacıya karşı işlediği taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan yapılan yargılama sırasında davalının şikayetten vazgeçmesi nedeniyle düşme kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı ve istinaf talebi değerlendirildiğinde; 1-Yargıtay 4. Hukuk Dairesince maluliyete ilişkin alınacak raporların kazanın meydana geldiği tarihe göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, davacının maluliyetine ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor ve ek raporlarda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlendiği, yukarıda açıklanan ilkelere göre somut olaya konu kaza tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri yürürlükte olduğundan maluliyet raporunun bu mevzuata göre düzenlemesinin isabetli olduğu, davacının kaza sonrasına ilişkin tedavi evrakları ve rapor öncesi yapılan muayene evrakları da dikkate alınarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca ve ek raporlarda da mahkemenin tereddütlerini giderecek şekilde gerekçeli ve denetime elverişli şekilde düzenlenen maluliyet rapor ve ek raporlarına itibar edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatiyle, istinaf eden davalılar vekillerinin maluliyet raporuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Öte yandan, dosya kapsamında bulunan SGK hizmet döküm belgesinden, kazadan kısa bir süre sonra 26/02/2020 tarihinden itibaren davacının sigorta primine esas çalışmasının olduğu yönünde işvereni ...AŞ (... marketleri) tarafından SGK'ya bildirimde bulunulduğu tespit edilmiş ise de; somut dosyada Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesinden alınan maluliyet raporuna göre davacının 12 ay süreyle iş göremez durumda olduğunun bildirildiği, davacının bu maluliyete esas olan yaralanmasının niteliği de dikkate alındığında davacının SGK'ya bildirildiği şekilde kazadan yaklaşık bir buçuk ay sonra iş yerinde çalışmaya başlamasının gerçek durum ile uyumlu olmadığının aşikar olduğu, davacının SGK priminin yatırılarak emekliliğe esas olan prim yönünden hak kaybına uğramaması amacıyla işveren tarafından SGK priminin ödenmiş olabileceği kanaatine varılmakla; davalılar ... ve ... vekilinin, davacının SGK hizmet dökümü ile maluliyet raporunun uyumlu olmadığı yönündeki İstinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. 2-Somut olaya ilişkin kaza tespit tutanağında davacının bisikleti ile ana cadde üzerinde sağ tarafta ilerlerken ara sokağın bulunduğu kısma geldiğinde, üç şeritli yolun orta şeridinde bulunan davalı aracın bir anda sağa doğru yönelerek ara sokağa girmek istediği sırada yolunda ilerleyen davacıya çarpması nedeniyle, davalı sürücünün manevra değiştirme kurallarına aykırı davranmasından dolayı tam kusurlu olduğu tespiti yapılmış; yukarıda ayrıntıları açıklanan ceza dosyasında trafik bilirkişisinden alınan raporda da kaza tespit tutanağı ile aynı yönde görüş belirtilmiş; somut dosyada ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda da aynı yönde kural ihlali tespiti yapılarak davalının tam kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. Bu haliyle, somut dosyada ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunun, ceza dosyasında trafik bilirkişisinden alınan rapor, kaza tespit tutanağı, olayın oluş şekli ve diğer delillerle uyumlu olması nedeniyle, somut dosyada ve ceza dosyasında alınan ve aynı yönde olan kusur raporlarına itibar edilerek hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiş, bu nedenle istinaf eden davalılar vekillerinin kusur durumuna yönelen istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. 3-TBK’nın 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı KTK'nın 78. ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesi ve eki Cetvel uyarınca; motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacının kaza anında motorlu olmayan bisiklette bulunduğu dikkate alındığında, ilgili mevzuat gereği kaza tarihinde motorlu olmayan bisiklet sürücüleri yönünden kask-koruyucu tertibat takılması zorunlu olmadığından, ilk derece mahkemesince müterafik kusur indirimi yapılmaksızın hüküm kurulması yoluna gidilmesi doğru görülmüştür. Bu itibarla davalılar vekillerinin müterafik kusura yönelen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. 4-Geçici iş göremezlik tazminatından, bakıcı giderinden ve davacı tarafça belgelendirilemeyip SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden, kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca sigorta şirketi de sorumlu olduğundan, davalı sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadıkları yönündeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Bunun yanında, bakıcı ihtiyacının olduğu dönem açısından bakıcı giderine hükmolunması gerekmekte olup, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması söz konusu olmadığından, davalı sigorta şirketi vekilinin bu hususa yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. 5-Somut dosyada, aynı zamanda tıp doktoru olan aktüerya bilirkişisi tarafından sunulan raporda, davacı tarafça belgelendirilemeyen ve SGK ödemesi dışında kalan zorunlu ulaşım ve tedavi giderleri yönünden hesaplamalar yapılmış ve bu giderler yönünden 1.500,00 TL tazminat miktarı belirlenmiştir. Davacının belgelendirilememesi olağan olan ulaşım gideri, ilaç ve hastane katkı payı ile hijyen malzemeleri vb. ödemelerini somut davada talep etmesi mümkün olup, dosya içerisinde yer alan tedavi evrakları ile diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında bilirkişi tarafından takdir edilen tazminat miktarının dosya kapsamıyla uyumlu olduğu kanaatiyle, raporda belirlenen bu tazminat miktarına itibar edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 6-Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının asli ve tam kusurlu olması, davacının yaralanmasının derecesi ve niteliği (12 ay süreyle geçici iş göremezliğe sebep olacak ve hayati tehlike geçirecek şekilde beyin doku yaralanması ve kemik kırıkları olması), paranın satın alma gücü, günün ekonomik koşulları ve yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında; Türk Borçlar Kanunu'nun 56/1 maddesi gereğince davacı için manevi tazminat takdir edilmesi koşullarının oluştuğu kanaatine varılmış, öte yandan ilk derece mahkemesince davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesi davacının manevi zararlarının karşılanmasını sağlayacak olup, hükmolunan manevi tazminat miktarı az veya fazla olmayıp, yerindedir. Tüm bu nedenlerle, davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminat miktarına yönelen istinaf taleplerinin, ayrıca davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminat takdirini gerektirecek yaralanma olmadığı yönündeki istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir. 7-Somut davada ilk derece mahkemesince reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmiş olup, ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 326/2 maddesi uyarınca tarafların haklılık durumuna göre davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesinde usul veya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin bu hususta yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalılar ... ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından peşin ödenen 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının, davalı ... Sigorta AŞ ve davalılar ... ve ... tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile davacının yatırdığı 427,60 TL istinaf karar harcının, davalılar ... ve ...'in ödediği (673,96 TL + 853,87 TL) 1.527,83 TL istinaf karar harcının ve yine davalı ... Sigorta AŞ'nin ödediği 674,00 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 302,40 TL istinaf karar harcının davacıdan, 3.909,52 TL bakiye istinaf karar harcının; 2.021,85 TL tutarındaki kısmının tüm davalılardan müteselsilen, 1.887,67 TL tutarındaki kısmının davalılar ... ve ...'ten müteselsilen alınarak Hazineye verilmesine, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin sarf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 15/04/2026 tarihinde aleyhine hükmedilen maddi tazminat miktarı itibariyle davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ve reddedilen manevi tazminat miktarı bakımından davacı yönüyle 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca KESİN olmak üzere; aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarları toplamı itibariyle davalılar ... ve ... cihetinden 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere; belirtilen davalı gerçek kişilerin temyiz yasa yoluna başvurması halinde davacı yönünden temyiz dilekçesinin tebliğinden itibaren 6100 Sayılı HMK'nun 366. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 348/1 maddesi uyarınca 2 hafta süre içerisinde katılma yoluyla temyizi kabil olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...