İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:29/12/2022 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:23/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerekti…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:29/12/2022 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:23/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-3 cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/06/2021 tarihinde, dava dışı ... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde tüm oto sigorta poliçesiyle sigortalı olan, davacıya ait ve ... yönetimindeki ... plaka sayılı araç arasında meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının aracında ağır maddi hasar oluştuğu ve değer kaybına uğradığı, tamir süresince araçta mahrum kalındığı, karşı araç sürücünün olayın vukunda tam kusuru bulunduğu, oluşan hasar bedeline ilişkin fatura edilen hasar tamir bedelinden KDV tutarı düşüldükten sonra 30.400,00 TL'sinin ödeneceği bildirildiği halde ödemenin yapmadığı gibi karşı aracın trafik sigortacısı tarafından müvekkiline ödenmek üzere davalı sigorta şirketine yapılan tediyeyi davacıya iletmeyip kendi hesabına geçirdiği, müvekkiline ödeme yapmaya yanaşmayan kötü niyetli davranan davalı sigorta şirketinin hem aldığı ödemeyi hem de faturada yer alan tamir masrafları ile araç değer kaybının tazmini gerektiği, davalı sigorta şirketinin ödeme yapacağını söyleyip müvekkilini oyalaması nedeniyle bu süreçte hasar bedelinin de davacı tarafından karşılanmak durumunda kaldığı, parasal sorunlar ve ruhsal anlamda çöküntü yaşandığını beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 65.920,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle ve 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığı, dava öncesi hasar ve onarım bedeli ile araç değer kaybı zararının bilindiği halde belirsiz alacak şeklinde istemde bulunulduğu, davacıya ait aracın müvekkili şirket nezdinde kasko poliçesi bulunduğu, sorumluluklarının kasko poliçesi uyarınca ve 50.000,00 TL teminat limitiyle tazmin etmekle sınırlı olduğu, hasar aşamasında müvekkiline başvuru yapıldığı ve bu müracaata istinaden 30.460,00 TL hasar ödemesi yapıldığı, yapılan tediye ile poliçeden kaynaklı tüm sorumluluklarının yerine getirildiği, bakiye bir zarar kalmadığı, sigortalı araç sürücüsünün kaza anında alkol ve uyuşturucu madde etkisinde olup olmadığı, geçerli sürücü belgesi bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, manevi tazminatın da fahiş tutarda istendiği, maddi zarara ilişkin hasar bedeli ile değer kaybı isteminin de afaki ve fahiş olduğu, zararın usulünce ispatı gerektiği, olay tarihinden faiz istenilmiş ise de müvekkili sigorta şirketinin dava tarihinden işleyecek faiz ile sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı, kasko sigorta poliçesi, kusur ve tazminat bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporunda karşı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davacı yanın ise kusurunun bulunmadığı, davacıya ait araçta toplam 65.919,80 TL hasar oluştuğu, değer kaybı yönünden ise araç 2008 model ve 269.474 kilometrede olmasından dolayı değer kaybına uğramadığı yönünde görüş bildirildiği, bu halde araç hasar bedel yönünden zararın ispatlandığı, değer kaybı yönünden davanın sübuta ermediği, manevi tazminat talebi yönünden ise sigorta şirketinin tazminat ödemesini geciktirmesinin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı, manevi tazminat gerektirmediği benimsenerek davanın kısmen kabulü ile 65.919,00 TL hasar ve onarım bedelinin 22/09/2021 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, araç değer kaybı zararı ile manevi tazminat talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yolu ile yaptığı istinaf başvurusuna ilişkin dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumunun zarar tespiti konusunda yetkili bir merci olup bu rapora göre hüküm kurulduğunu, aracın anlaşmalı olmayan serviste tamir ettirildiğini ifade ettiğini, ancak karşı taraf ile tamir için uzun süre yazışma yapılıp yönlendirme sonucu onarım yaptırıldığını beyanla istinaf talebinin yersiz olduğunu, istinaf talepleri yönünden ise maddi tazminat bakımından kararın doğru olduğunu, manevi tazminat yönünde ise kaza anında müvekkilini eşinin ve bebeğinin yanında kaza sırasında müvekkilinin kendisi ve eşiyle çocuğunun hayatından endişe ettiğini, sigorta şirketinin ödeme yapma iradesi ortaya koyup sonrasında ödeme yaparak müvekkilini kandırdığını, onarım masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, ekonomik ve ruhsal sıkıntı yaşadığı, kaza sebebiyle yaşadığı psikolojik sorunların üstüne tazminat ödememesi için direnilmesinin de müvekkilini etkilediğini, karşı tarafın trafik sigortacısının müvekkiline yapacağı ödemeyi kendi uhdesine aldığını beyanla manevi tazminat isteminin yeniden değerlendirilmesini talep ettiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigorta poliçesi uyarınca muafiyet tenzilatı yapılması gerekirken böyle bir indirim uygulamayan tazminat raporunun hükme esas alındığını, hasar bedeline ilişkin tamir ücreti ile parça bedellerinin afaki ve fahiş tutarlarda hesaplandığını, dosyanın sigorta uzmanı bilirkişiye tevdii gerektiğini, hasar bedelinin saptaması açısından ATK raporununda hatalı tespitler içerdiğini, servis ve parça tedarik iskontolarının da uygulanmadığını, fatura ibraz edilmediğinden araç onarımının yaptırıldığının ve KDV ödendiğinin sabit olmadığı halde KDV hariç hesaplama yapılmadığını, değer kaybının ve davacının aracının ikinci el piyasa değerinin yüksek belirlendiğini, davacının zararının kasko sigorta genel şartları ile poliçe özel şartlarına göre tespiti gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf talebinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, aksi durumda dahi manevi tazminatın belirlenmesine etki eden hususların dikkate alınarak karar verilmesini gerektiğini beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, kasko poliçesine dayanarak, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli ile manevi tazminat tahsili isteğine ilişkindir. Davacının maliki olduğu araç gerçekleşen çift taraflı trafik kazası sonucu hasar görmüş, davacı aracın hasar bedelini kasko sigortacısı olan davalıdan talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dosya kapsamındaki davalı sigorta şirketinin kasko sigortacısı olduğu ... plaka sayılı otomobil tipi aracın tescil bilgilerine göre hususi/yolcu nakli kullanım amaçlı olduğu anlaşılmaktadır. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2 nci maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Taraflar arasında akdi bir ilişki olup, davalının sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı kasko sigorta sözleşmesine aykırılıktır. Aracın tescil evrakına göre sigortalı aracın hususi kullanımda olduğu görülmektedir. Bu durumda davacının tüketici konumunda olduğunda şüphe bulunmaktadır. Davalı ise sigorta hizmeti veren bir şirkettir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır. Davalı şirket ile davacı arasındaki ilişki 6502 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle davacının açtığı tazminat davasında Tüketici Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir (Benzer, Yargıtay 4. H.D. 2023/7105 esas, 2023/11538 karar). HMK'nın 353/1-a-3 madde ve fıkrasına göre mahkemenin görevli olmasına rağmen görevsizlik kararı vermesi yahut görevli bulunmamasına rağmen davaya devam etmesi durumunda Bölge Adliye Mahkemesince işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ile gerekli biçimde hüküm kurulması için dosya mahkemesine gönderilebilir. Buna göre davalı vekilinin ve katılma yoluyla davacı vekilinin istinaf istemlerinin 6100 Sayılı HMK'nun 355 inci maddesi kapsamında değişik gerekçe ile kamu düzeni yönünden kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (a-3) bendi gereğince kararın esası incelenmeden kaldırılmasına, dosyanın esasının kapatılarak; dosyanın görevli Antalya Tüketici Mahkemesine tevzi edilmesi için Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmek üzere mahkemesine iade edilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ve katılma yoluyla davacı vekilinin istinaf istemlerinin 6100 Sayılı HMK'nun 355 inci maddesi kapsamında değişik gerekçe ile kamu düzeni yönünden KABULÜNE, 2-Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 29/12/2022 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-3) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-Dava dosyasına ilişkin kayıtların kapatılarak; davanın görevli Tüketici Mahkemesinde görülmesi için dosyanın Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMEK ÜZERE Mahkemesine İADE EDİLMESİNE, 4-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin verilen kararın niteliği itibarı ile şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı peşin yatırdığı 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 179,90 TL istinaf karar harcının davacıya, 1.125,73 TL istinaf karar harcının davalı ... Sigorta A.Ş.'ye istekleri halinde iadesine, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. ...