İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin 11/09/2018 tarihinde konkordato başvurusunda bulunduğunu, konkordato talebinin görüldüğü İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2018/1054 esas sayılı dosyasında 13/09/2018 tarihli tensip zaptı ile şirket hakkında 13/09/2018 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçic…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/404 KARAR NO : 2026/477 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/11/2022 NUMARASI : 2019/246 Esas 2022/728 Karar DAVA: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 04/05/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin 11/09/2018 tarihinde konkordato başvurusunda bulunduğunu, konkordato talebinin görüldüğü İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2018/1054 esas sayılı dosyasında 13/09/2018 tarihli tensip zaptı ile şirket hakkında 13/09/2018 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğini, mahkemece 10/12/2018 tarihli celsede üç aylık geçici mühlet süresinin 13/12/2018 tarihinden itibaren iki ay süre ile uzatılmasına karar verildiğini, 11/02/2019 tarihinde 1 yıllık kesin mühlet verildiğini, geçici ve kesin mühlet süreleri kapsamında mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararları ile İİK'daki yasaklamalara rağmen davalı yanca davalı nezdinde bulunan müvekkiline ait ... ve ... numaralı hesaplardan hukuka aykırı olarak müvekkilinin rızası hilafına, komiser onayı olmadan faiz, avukatlık ücreti, icra tahsilatı, masraf ve sair açıklamalarla kesintiler yapıldığını, müvekkiline ait müşteri çeklerinin davalı banka tarafından tahsil edilmesinin ardından davalı bankanın kesintiler yapması üzerine, kesintilerin iadesi için davalı bankaya 05/11/2018 tarihinde ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen hukuka aykırı kesintileri iade etmeyen davalı aleyhine İstanbul 26. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, mahkemece verilen 13/09/2018 ve 16/10/2018 tarihli ihtiyati tedbir kararlarına rağmen davalı tarafça kendisine teslim edilen müşteri çeklerinin müvekkiline ait hesaba ödenmesinden sonra hesaplardan tahsilatlar yaptığını, müvekkilinin banka hesaplarından komiser onayı olmadan borç ödemesi yapılamayacağını belirterek, davalının takibe itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacı ile müvekkili banka arasında imzalı bulunan genel kredi sözleşmeleri uyarınca davacıya kullandırılan kredilerin 14/09/2019 tarihli ihtarla hesaplarının kat edildiğini, konkordato mühlet kararı nedeniyle icra takibi başlatılamadığını, bununla birlikte davacı tarafından genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandıkları kredilerin ödenmesi amacıyla müvekkili bankaya temlik cirosu ile tevdi edilen bir kısım çeklerden takas odasına ibraz yoluyla ve diğer bir kısım karşılıksız kalan çeklerden kambiyo takibiyle tahsilat sağlandığını, bu tutarların hiç birinin davacı tarafından ödenen veya davacının borçlusu tarafından banka hesabına yatan tutarlar olmadığını, işlemin takas olmadığını, davacı tarafından takas yasağına tabi olduğu iddia edilen tutarların, davacının genel kredi sözleşmesi gereğince kullandığı veya kullanacağı kredilerin ödenmesi amacına yönelik olarak temlik cirosuyla bankaya tevdi edilen çeklerden çek keşidecileri veya cirantalardan tahsil edilen tutarlar olduğunu, müvekkilinin bu çeklerin yetkili hamili olduğunu, çeklerin müvekkili bankaya tahsil cirosu ve rehin cirosuyla tevdi edilmediğini, temlik cirosu söz konusu olduğundan çeklerin alacaklısının doğrudan müvekkili olduğunu ve bu tutarlar üzerinde serbestçe tasarruf etmesinin tedbire aykırılık teşkil etmediğini ve davacının geçici mühlet kararından önce temlik cirosuyla müvekkiline tevdi ettiği çekler üzerinde hiç bir hakkının bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, davacı şirket hakkında 13/09/2018 tarihinde 3 aylık geçici mühlet kararının 13/12/2018 tarihinde 2 ay süreyle uzatıldığı, 13/02/2019 tarihinde 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği, konkordato davasında mahkemece 11/09/2018 tarihinde verilen 3 ay süreli geçici mühlet kararı ile birlikte bir kısım tedbirlere hükmedildiği, tedbir kararının 04/10/2018 tarihinde ilan edildiği, dolayısıyla davalı bankaca işlemin ise tedbir kararının ilanından sonra yapıldığı, dolayısıyla hükme esas alınan 23/08/2022 tarihli raporda da tespit edildiği üzere, alacağı imtiyazlı olmayan (adi) alacaklının, konkordato talep eden borçlunun malvarlığında eksiltme oluşturacak şekilde takas yapması borçlular arasındaki eşitliği de bozacak mahiyette olup, konkordato mühleti içindeki dengeyi sarsacağından mühlet kararından sonraki tarihte davacı borçluların 3. kişiler nezdinde doğmuş ve doğacak alacakları üzerinde takas ve mahsup işlemi yapılmasının mümkün olmadığı, hâl böyle olunca konkordato sürecinin sıhhati ve konkordato kurumunun muhtevası açısından geçici mühlet kararının verildiği tarihten itibaren yapılan ödemelerin, bu tarihten önceki borçlara takas ve mahsup edilmesinin yasaklanmasının, bu yönde bir işlemin mevcudiyeti halinde ise takas yahut mahsuba konu bedelin davacı borçluya iade edilmesinin gerektiği, sözleşmelerin teminatı olarak davacının temlik cirosuyla bir takım çekleri teminat amacıyla davalıya devrettiği, davalının bu çeklerin bir kısmını takas odası aracılığıyla, bir kısmını da icra yoluyla geçici mühlet içerisinde tahsil ettiği, İİK 294'ün atfıyla iflasta geçerli takas yasağının konkordatoda da uygulanacağı, takasa konu edilebilme değerlendirmesi yaparken geçici mühlet tarihinin esas alınması gerektiği, 3. kişiler nezdinde doğmuş ve doğacak alacakları üzerinde, geçici mühlet kararının verildiği tarihten sonra yapılan ödemelerin bu tarihten önceki borçlara takas ve mahsup işlemi yapılmasının mümkün olamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı tarafından genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandıkları kredilerin ödenmesi amacıyla müvekkiline geçici mühlet kararından önce temlik cirosu ile tevdi edilen bir kısım çeklerden takas odasına ibraz yolu ile ve ibrazında karşılıksız kalan çeklerden ise kambiyo senetlerine özgü icra takibi yolu ile tahsilat sağlandığını, bu tutarların davacı tarafından ödenen veya davacının borçlusu tarafından banka hesabına yatan bir tutar olmadığını ve yapılan işlemin de takas niteliğinde olmadığını, çekler müvekkiline temlik cirosu ile tevdi edilmiş olduğundan, çeklerin tek hak sahibi ve yetkili hamilinin müvekkili olduğunu, çeklerin müvekkiline tahsil cirosu veya rehin cirosu ile tevdi edilmediğini, temlik cirosunun söz konusu olması nedeniyle çeklerin alacaklısının doğrudan müvekkili banka olduğunu, bu nedenle müvekkilinin bu tutarlar üzerinde tasarrufta bulunmasının tedbire aykırılık teşkil etmediğini, ayrıca karşılıksız işlemi görüp müvekkili tarafından yetkili hamil sıfatı ile kambiyo takiplerine konu edilen bir kısım çekler nedeni ile bizzat ödediği yasal icra masraflarının müvekkilince yasal takip yolu ile tahsil edilmiş olmasına ve aynı şekilde bir kısım çekler bakımından müvekkilinin muhatap bankalardan tahsil ettiği yasal sorumluluk bedellerinin, müvekkilince kanuni hakkına istinaden tahsil edilmiş olmasına rağmen, bu tutarların dahi iadesinin talep edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece alınan 26/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda da müvekkilinin haklılığının ortaya konulduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, davacı şirketçe konkordato başvurusu öncesinde davalı bankaya tevdi edilmiş ve geçici mühlet tarihi sonrasında bankaca tahsil edilmiş olan çek bedellerinin iadesi için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ile davalı banka arasında 11.09.2017 ve 27.07.2019 genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davacı tarafça davalı bankaya 26.07.2018 ve 13.06.2018 tarihlerinde, davacının ciranta olarak yer aldığı ve ileri keşide tarihli olmak üzere 28.12.2018 keşide tarihli 31.785-TL bedelli, 30.11.2018 keşide tarihli 17.100-TL bedelli, 31.01.2019 keşide tarihli 50.000-TL, 50.000-TL ve 10.000-TL bedelli çeklerin tevdi edildiği, kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davalı bankaca kredi hesapları kat edilerek davacıya 14.09.2019 tarihli kat ihtarnamesinin gönderildiği, davacı şirketin 11.09.2018 tarihinde konkordato başvurusunda bulunması üzerine İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2018/1054 esas sayılı dosyasında mahkemece şirket hakkında 13/09/2018 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 10/12/2018 tarihinde üç aylık geçici mühletin 13/12/2018 tarihinden itibaren iki ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, 11.02.2019 tarihinde ise şirkete 1 yıllık kesin mühlet verildiği, davacı tarafça davalı bankaya tevdi edilmiş olan çeklerin geçici mühlet tarihinden sonra bir kısmının bankaya ibraz edilerek, bir kısmının ise icra takibine konularak davacının kredi borçlarına mahsuben tahsil edildiği anlaşılmaktadır. İİK'nın 294/4 maddesinde, konkordato mühletinde talep edilen takasın İİK'nın 200 ve 201. maddelerine tabi olacağı, bu maddenin uygulanmasında geçici mühletin ilan tarihinin esas alınacağı hüküm altına alınmıştır. İİK'nın 294/6 maddesinde ise, konkordato mühletinin verilmesinden önce müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devrin hükümsüz olduğu belirtilmiştir. Kural olarak konkordato talep eden borçluya karşı alacaklı olan şahıs, bu alacağını konkordato talep edenin kendisinde olan alacağını geçici mühletin ilan tarihini esas olarak takas edebilir. İflastaki sıkı takas yasakları konkordato mühletinde de geçerlidir. İflastan farklı olarak konkordato mühleti verilmesi borçlunun borçlarının vadesinin gelmesi sonucunu doğurmadığından, henüz alacağının vadesi gelmemiş olan alacaklı, takas beyanında bulunamaz. Takasın mümkün olması için TBK'nın 139. maddesi uyarınca alacağın muaccel olması ve bu alacağın geçici mühlet kararının ilanından önce doğması gerekir. Mühletin ilanından önce konkordato borçlusunun hesabında para bulunması halinde, banka alacağının mühletin ilanından önce doğduğunun, dolayısıyla bankanın para üzerinde takas hakkı kullanılabileceğinin; buna karşılık mühletin ilanından sonra borçlunun hesabına para gelmesi halinde, borcun mühletin ilanından sonra doğduğunun, dolayısıyla da bankanın para üzerinde takas hakkını kullanamayacağının kabulü gerekir. Emre yazılı çeklerin devri, ciro ve teslim ile mümkündür. Yapılma amacı yönünden ciro; temlik, tahsil ve rehin cirosu olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Kambiyo senedinin mülkiyeti ile birlikte senetten doğan hakları karşı tarafa devretmek amacıyla yapılan ciroya temlik cirosu denir. Cironun hangi amaçla yapıldığı anlaşılmıyor ise temlik için yapıldığı kabul edilir. Poliçe ve bononun aksine çekte rehin cirosu yapılmasına ise cevaz verilmemiştir. Eldeki davada konkordato talep eden davacı şirket, geçici mühlet kararından önce kendisinin lehdarı veya cirantası olduğu çekleri, kullandığı kredilere karşılık olarak beyaz ciro yoluyla davalı bankaya devretmiştir. Çeklerin ileri tarihli çek olarak düzenlendiği dosya kapsamı ile sabittir. Davacı şirketin geçici mühletin ilanından önce davalıya ciro ettiği ve mühlet ilanından sonra muaccel olan ileri tarihli çeklerden kaynaklanan devir, İİK'nın 294/6 maddesi hükmü uyarınca geçersizdir. Bu durumda gerek temlik cirosu ve gerekse temlik cirosu görünümünde gizli rehin cirosu yoluyla bankaya devredilen çek bedellerinin davalı banka tarafından konkordato talep eden şirket lehine komiserin kontrolünde bulunan hesaba aktarılması gerekirken, davacının kredi borcundan mahsup edilmesi mümkün değildir (emsal: Yargıtay 6. HD'nin 2022/1251 E. ve 2022/1999 K. sayılı ilamı). Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 8.954,99-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.239-TL harcın mahsubu ile kalan 6.715,99-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 63-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2026