11. Hukuk Dairesi 2010/9018 E. , 2012/1695 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/06/2009 tarih ve 2007/298-2009/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t
**11. Hukuk Dairesi 2010/9018 E. , 2012/1695 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/06/2009 tarih ve 2007/298-2009/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette ortak olduğunu, müvekkili şirket tarafından sermaye artırımı kararı alındığını, davalının da bu sermaye artırımına iştirak ettiğini, ancak üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek sermaye artışından doğan farkı ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, icra takibine davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %40 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı şirketin müvekkilinin ödemediği iddia edilen sermaye paylarını usulsüz apel çağrısı yaparak rüçhan hakkını kullanan diğer ortaklara sattığını, parasının şirket kasasına ödendiğini, bu nedenle müvekkilinin borçlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalının sermaye artışından kaynaklanan payının rüçhan hakkını kullanan ortaklara devrine ilişkin şirket yönetim kurulu kararının mahkemece iptali üzerine artırılan sermaye nedeniyle davalının yeniden borçlu hale geldiği, hisse devirleri iptal edilen şahıslarca yapılan ödemelerin davalıyı borçtan kurtarmayacağı, bu duruma göre davalının icra takibine itirazının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, takibe itirazın asıl alacak bakımından iptaline, icra takibinin devamına, itiraz konusu alacağın %40 oranında hesaplanan 2.972,42-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, arttırılan sermaye bedelinin tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı şirketin 04.08.2001 tarihli olağan genel kurul toplantısında, şirket sermayesinin arttırımına karar verilmiş, davalı da sermaye arttırımına iştirak etmiştir. Davalının şirket ortağı olduğuna ve sermaye arttırılmasını taahhüt ettiğine dair uyuşmazlık yoktur. Ayrıca, bu genel kurul kararının iptal edildiği hususu da savunulmamıştır. Şirket olağan genel kurulunda, arttırılan şirket sermayesinin 1/4'ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, kalanın ise 12.07.2003 tarihinde ödeneceği karara bağlanmış ve ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir. Mahkemece, arttırılan şirket sermayesinin 1/4'lük kısmı için anasözleşmenin sermaye arttırımına ilişkin bu genel kurul kararının tescil edildiği 10.10.2001'den itibaren 3 ay sonrası 10.01.2002, 3/4'lük kısmına ise 12.07.2003 tarihinden itibaren faiz hesaplanmış, tespit edilen miktar doğrultusunda itirazın iptaline karar verilmiştir. Ancak anılan genel kurul kararında “arttırılan şirket sermayesinin 1/4'lük kısmının tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ödeneceği' şeklindeki ibarenin bu miktar yönünden kesin ve belirli bir vade içerdiğinin kabulü doğru değildir. O halde, davalının sorumlu olduğu sermaye artan bedelinin tamamına, son ödeme tarihi olarak kararlaştırılan temerrüt tarihi olan 12.07.2003 tarihinde itibaren faiz hesaplanarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.