11. Hukuk Dairesi 2024/1716 E. , 2024/5121 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/847 Esas, 2022/656 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/34 E., 2021/149 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince b…
**11. Hukuk Dairesi 2024/1716 E. , 2024/5121 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/847 Esas, 2022/656 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/34 E., 2021/149 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapıldığını, yapılan takibe dayanak bonoların malen kaydı içerdiğini, davalının kooperatiflerine herhangi bir mal alım satımı, bir alış veriş yapmadığını, davalı şirketin kooperatiflerinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı" kapsamında kurulan şarap fabrikası ve meyve suyu projesinin yükleniciliğini yaptığını, davalınının V etop 59.01.104.50028 no.lu meyve suyu projesi işinde üzerine düşen taahhütlerini yerine getirmediğini ve tesisi atıl vaziyette natamam bıraktığını, ancak işi teslim etmediği gibi 30.11.2010 tarihli tutanakla iş teslim tutanağı ve ibraname tanzim edilerek taraflar arasında 30.11.2010 tarihi itibariyle alacak verecek ilişkisi kalmadığına ilişkin tutanak imzalandığını, işin bitirilmediğinden bahisle Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığına vaki şikayetleri üzerine 2012/202 sayılı soruşturma dosyasına davalı şirket yetkilisi... tarafından sunulan 04.04.2012 savcılık havale tarihli dilekçe ve eklerinde projenin bitirilerek teslim edildiği ve dava konusu ettikleri bonolarla ilgili açıklamalarda bulunulduğunu, davalı şirket yetkilisinin müvekkil kooperatife 280.000,00 TL kredi kullandırıldığı ve karşılığında dava konusu bonoların alındığını beyan ederek kredi sözleşmesi ve dava konusu bono fotokopilerini dosyaya sunduklarını, dava konusu bono metnindeki "malen" kaydının davalı şirket tarafından Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 04.04.2012 tarihli dilekçe ile talil edildiğini, kullandırılan 06.12.2010 havale tarihli kredi sözleşmesi gereği ödenen nakit karşılığı olarak bonoların tanzim edildiği beyan ve ikrar edildiğini, bono metnindeki "malen" kaydının "nakten" olarak talil eden davalı alacaklı tarafın iddiasını ispat külfeti altına girdiğini, davalı şirket tarafından kooperatiflerine kullandırılmış herhangi bir kredi ve bunun karşılığı verilmiş bir borç para bulunmadığını, müvekkillerine ait banka kayıtlarında böyle bir yüklü miktar para aktarımının olmadığının da görüleceğini, taraflara ait kayıtlarda da böyle bir ödemenin yapılmadığının görüleceğini, 06.12.2010 tarihli kredi sözleşmesi ile verildiği belirtilen 280.000,00 TL'lık kredinin meyve suyu projesinin finansmanı için verildiğini, projenin 30.11.2010 tarihi itibariyle teslim edilip bitirilmiş ve ibralaşma yapılmış olduğunu, kesinleşen icra takibi nedeniyle yapılan ödemelerin istirdadı ile takibe dayanak bonolar kapsamında borçlu olmadığının tespitine ve % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyetli tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 300.000,00 TL borcun davacıya verildiğini, davacı tarafına ödeme yapılmadığını, bu suretle davanın reddi ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesinin 29.05.2017 tarih, 2013/558 E. ve 2017/195 K. sayılı kararı ile, davacı dava dilekçesi ile senette malen kaydının bulunduğunu, davalının kendisine herhangi bir mal satmadığını ve mal alışverişinin olmadığını beyan ederek icra takibi kapsamında borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemelerin istirdatını talep ettiği, davaya konu Tekirdağ 1. İcra Dairesinin 2013/4881 icra sayılı dosyasında takibe dayanak bonoların malen kaydının içerdiği, bu suretle Yüksek Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları gereğince bonolarda malen kaydının bulunması halinde senedin ihdas sebebi talil edilmesi dolayısıyla ispat yükünün davalıya geçtiği, mahkemece de ispat yükü davalıda kabul edilerek değerlendirme yapıldığı, 18.06.2014 havale tarihli bilirkişi raporu ile 23.03.2015 havale tarihli ek bilirkişi raporunda tarafların resmi defterlerine göre mal karşılığı davacının davalıya borçlu bulunduğunun tespit edildiği, yapılan tespitte davacının defterlerine göre davalıya 395.098,82 TL borçlu olduğu, davalı şirketin defterlerine göre ise davacının davalıya 567.434,82 TL borçlu olduğu, davalı tarafından iddia edilen 150.000,00 TL'lik ödemenin resmi defterlerde karşılıklı olarak doğrulama bağlantısının kurulamadığı ve davalı şirkete 150.000,00 TL'lik yapılan bir ödemenin bulunmadığı, mal karşılığı davacının davalı şirkete borçlu olduğu tespit edildiğinden davalının alacağının bulunduğunu kanıtladığı ve ayrıca davacının icra takibine dayanak borç kapsamında borcu ödediğini ispatlayamadığından davacının menfi tespit davasının reddine, dayanak borç devam ettiğinden kısmen ödenen bedelin istirdatı talebinin reddine, icra takibinin verilen ihtiyati tedbir kararı ile durdurulduğu, davanın alacaklı lehine bittiği ve alacaklının alacağına kavuşmasının tedbir yoluyla geciktirildiği gerekçesi ile davalının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile 61.264,20 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2020 tarih, 2020/162 E. ve 2020/427 K. sayılı kararı ile mahkemece ispat yükünün senetteki "malen" kaydını "nakden" olarak ta'lil eden davalı tarafta olduğu kabul edilmesine rağmen, bilirkişi rapor ve ek raporuna göre davalı şirketin, davacıdan mal alımı karşılığı(malen) alacaklı olduğu yönünde değerlendirme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğu, davalı tarafın senetlerin, nakden verilen paranın karşılığı alındığını iddia etmişse de bu iddiasını yazılı bir delille ispat edemediği, buna göre Mahkemece davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğu, 2004 Sayılı İİK 72/6. maddesi "Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir." hükmünü içerdiği, davacı tarafın beyanlarından ve icra dosya dosyası kapsamından dosya borcunun bir kısmının davacı tarafça ödenmiş olduğu anlaşıldığından, ödenen bu kısım yönünden de davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiği gerekçesi ile bu hususlar dikkate alınarak yeniden değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, senette malen kaydının bulunduğunu, davalının kendisine herhangi bir mal satmadığını ve mal alışverişinin olmadığını beyan ederek icra takibi kapsamında borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemelerin istirdatını talep ettiği, davalının ise, kooperatife elden borç para verildiğini ve takibe konu bonoların verilen bu para karşılığı alındığını davaya konu bonolar üzerinde "malen" açıklaması olmasına rağmen davalı savunmasıyla esasen "nakden" alacaklı olduğunu ifade ederek talil ettiğinden, senet metninin aksini iddia eden davalının kanıtlaması gerektiği, ancak tüm dosya kapsamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2020/162 E., 2020/427 K. sayılı ilamı gereğince bu iddiasını ispat edemediği ve davacının davalıya icra takibine dayanak bonolar kapsamında borcunun bulunmadığı sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının davalıya Tekirdağ 1. İcra Dairesi'nin 2013/4881 icra sayılı dosyasından borçlu bulunmadığının tespitine, Tekirdağ İcra Müdürlüğünün 2013/4881 sayılı dosyasında davaya konu bonolar kapsamında davacı S.S. Mursallı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından 12.02.2015 tarihinde 2.713,80 TL, 12.02.2015 tarihinde 1.040,58 TL, 05.11.2014 tarihinde 2.134,13 TL, 20.09.2013 tarihinde 5.000,00 TL,16.08.2013 tarihinde 10.000,00 TL, ödeme yapıldığı, İİK'nun 72/6. maddesi gereğince, menfi tespit davasında yargılamaya konu borcun ödenmesi halinde, ödenen kısım yönünden davaya istirdat davası olarak devam edileceğinden, davalıya haksız olarak yapılan ödemelerin İİK'nun 72/6. maddesi gereğince istirdatı gerekeceğinden, davacıdan tahsil edilen 20.888,51 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı şirket temsilcisinin 05.03.2021 tarihli celsede mal teslimleri yapıldığına dair beyanda bulunarak savunmasını genişletmiş ise de; davacı vekili sunulan belge ve delilleri kabul etmediğini beyan ettiğinden, bu iddianın mahkemece değerlendirilemeyeceği, davalı tarafın, bonolardaki senedin ihdas nedenini talil ettiği, ancak bunu ispatlayamadığı ve bu suretle de icra takibinde haksız ve kötü niyetle hareket ettiği sabit olduğundan, kötü niyet tazminatı talebinin İİK'nun 72/5. maddesi gereğince kabulüne, asıl alacak miktarının %20'si oranında (61.264,20 TL) kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1-Davanın, iddianamedeki iddia ve sunulan deliller, kesin delil ile ispatlandığını, davacının delillerinin çürütüldüğünü, borcun varlığı konusunda şüpheye düşürecek hiç bir belge veya bulgu olmadığından, kararın hatalı, hukuka aykırı, kendi içinde çelişkili olduğunu, 2-Yargılama süresince davacıların menfi tespit dışında bir talebi olmadığı halde, istinaf incelmesi sonucu menfi tespit talebi -iddia genişletilerek- istirdat talep etme hakkı verildiğini, talepten fazlaya hüküm kurulduğunu, 3-İstinaf kararı sonrası yüklenen ispat külfeti altında sundukları deliller ve argümanlar incelenmeden ve aleyhte beyanlar sorulmadan, aleyhte davacı beyanları (isticvab) alınmadan yargılama yapıldığını, 4-Kredi verdiklerini, bonolarda ve sözleşmelerde imzası olan yöneticilerin borcu amacı doğrultusunda kullandıklarını ve bağlı sözleşme olan hibe sözleşmesi şartının (%50 nakit katkı şartı) yerine geldiğini, tesislerin kurulabildiğini, BK md 36 kapsamında kredi sözleşmesine itiraz olmadığını, 06/2010 tarihli ve 06/2011 tarihli genel kurullarında görüşülüp, muhasebe kayıtlarına girmiş bir bononun karşılığının çeklerle ödendiğini, TTK'nın 445 hükmünce de hiçbir itiraz olmayan açık bir borç olduğunu, 5-Davada davacıları temsil eden avukatın temsil ettiği şahısların yöneticilik vasfı sona erdiği ve Kooperatifi temsil ehliyeti olmadığının açıkça ortaya çıktığını, 6-Hâkimin davayı aydınlatma görevi ve kendiliğinden getirtme prensibi gereği ulaştıkları ve sundukları veya yerini gösterdikleri delillerin kararda irdelenmediğini, 7-Avukatın, temsil etmediği ve husumetli olduğu ilk yönetimden başka kimsenin elinde bulunmayan delilleri ileri sürerek, hukuken fiilen ehliyeti olmayan proje konularında (IV ve V etap projeleri), ilk yöneticilerin yetkili olduğu iş ve işlemler ile ilgili mesnetsiz ve hukuksuz iddiaları istinaf incelemesinde ileri süremeyeceğini, 8-Yargılamada; davacıların iddiasına karşılık, beyanları uyarınca yüklenicilik sözleşmesi, faturaları ve her türlü diğer destekleyici delilleri karşılığında mal verilip verilmediği yönünde karşıt delil istenmediğini, 9-Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Kararı ile projeyi yönetmek, borçlanmak ve hibe sözleşmesi imzalamak ile yetkilendirilen eski yönetimin imzaladığı her iki hibe sözleşmesi hükümleri yerine getirilerek, projenin tamamlandığını, kooperatifin proje ile verilen inşaat mal ve makinelerin mülkiyetini devraldığını, projenin sona erdiğini, yetkinin (ehliyet) tükendiğini, hibe projeleri veya ekleri sözleşmeler ile ilgili talil (neden gösterme/delil sözleşmesini iptal) için fiilen ehliyetleri olmayan bir iddiayı davacıların istinaf incelemesinde sunduklarını, 10-Dava dosyasında Şarköy Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen 2013/293 E. sayılı dava sonrası başlayan (aktif) bir suç örüntüsü olgusu sonucu olarak yeni delil ortaya çıktığını, HMK 145 md hükmünce yargılamaya hakim prensipler çerçevesinde ve taraflarına yüklenen ispat külfeti gereği bu delillerin toplandığını veya yerinin gösterildiğini, matrah artırımı île ikrar ve itiraf edilen açık bir suç olduğunu, bu delilin Şarköy Mal müdürlüğü'nden veya Şarköy Cumhuriyet Savcılığı'ndan (Şarköy Mal Müdürlüğünün yaptığı suç duyurusu) celbi talep edilmesine rağmen cevap alınamadığını, 11-Ticari kayıtların 2013/558 E. Sayılı Menfi Tespit dosyasına delil olarak sunulduğunu, bilirkişice ticari kayıtları ile muhasebesinin uyuşmadığı tespit edildiğinden, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'na "kayıt dışılık ve kaçaklık" suç duyurusunda bulunduklarını, bu kayıtların müfettiş incelenmesine ve Tarım Bakanlığı müfettiş incelmesine de (2012 yılında istemiştir. yönetimin ibra edilememesi üzerine) sunulmadığını ve incelettirilmediğini, davacı yönetim tarafından 6736 sayılı kanundan istifade ile (bu talep 1163 sayılı kanun ve 6736 sayılı kanun sahtelik şüphesi nedeniyle bu kanundan istifadeye izin vermeyen hükümlerine rağmen) matrah artırımına gidildiğini, yapılan matrah artırımının ikrar ve suç itirafı niteliğinde olduğunu, 12-Yıl sonu mutabakatı yaptıkları kayıtların noter onaysız ticari deftere intikal ettirilmediğinin ve/veya yanlış eksik tutar intikal ettirildiğinin, sayfa çıkarıldığının, banka kayıtları ve diğer ticari kayıtlar ile örtüşmediğinin dava devam ederken ortaya çıktığını, bu muhasebe kayıtlarının mutabakat yaptıkları orijinal kayıtlar ile çeliştiğini ve ticari kayıtların yönetim aleyhine suç delili olduğunu, Yasaya ve ana sözleşmeye uygun olarak 06/2011 tarihli genel kurul kararı ile Kooperatifin ticari kayıtlarının ibra edildiğini, gerçek kayıtlar ile menfi tespit dosyasına sunulan ticari kayıtların aynı olmadığını, sonradan üretildiği açık olan ve bu davaya delil olarak sunulan defter ve kayıtların dava dosyasından kaybolduğunu, bilirkişi raporuna istinaden banka kayıtları ile alındığı sabit olan borcun, sadece 150 bin TL'sının verdikleri borç olarak gösterildiğini, verdikleri borç üzerinden bankadan dekont ile yüklendikleri işin fatura ödemesinin yapıldığını ve yüklenici olarak hibe ödemesinin kurumca yatırıldığını, faturadan kaynaklanan borcun bittiğini, senet kaynaklı borcun durduğunu, bilirkişinin incelediği ve raporuna aldığı bu olgunun, ilk verilen kararda mahal mahkemesi tarafından bu yönde inceleme yapılarak hüküm kurulmasına rağmen, istinaf sonrası verilen kararda çelişki olarak sunulduğunu, 13-Delil olarak sunulan İbra Belgesi fotokopisinin kanunsuz delil olduğunu, yatırımcıya ve yüklenici olarak taraflarına bu belgenin verilmediğini, hibe projesinin eki nihai raporun evraklarından olup, hibe sözleşmesi ile tanımlanmış evraklar ile birlikte asıl (ıslak imzalı) suretinin delil olabileceğini, istinaf kararı sonrası meydana gelen yeni durum karşısında, yargılamanın 05.03.2021 günlü celsesinde davalı şirket yetkilisi ve avukatı tarafından sunulan delillerden olan, mal verildiğini belirleyen fatura sunularak açıklama getirildiğini, üzerinde fatura no yazan bir dekontun iki sözleşmeden (borç ve yüklenicilik) kaynaklanan borcu nasıl ödediğinin açıklanmadığını, duruşmada incelenmediğini, 14-Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/170 E. - 2021/187 K. ve 31.03.2021 tarihli kararı ile Şarköy Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/293 E. sayılı dosyalarının irtibatları olmadığı açıkça ortaya çıktığı ve tamamen dosyadan çıkarılması talep edildiği halde dosyanın iddianame ve hükmünün kararda yer almasının hukuka aykırı olduğunu, masumiyet karinesinin korunmasını gözetilmesini isteme hakkı olduğunu, Dosyada görüleceği üzere "yatırım kredisi projesi onaylanmamış", proje "işletme kredisi" olarak ayni (hammadde, malzeme, teçhizat, yardımcı malzeme, hizmet vb. faturası ödenerek) olarak karşılandığını, bu duruma ilk kararda yer verilmeyip bu kararda yer verilmesinin çelişki olduğunu, 15-1163 sayılı Ticaret Kanunu kapsamında (Ek fıkra 06.10.1988-3476/1 md.) Kooperatifin dava açmakta hukuki yararının olmadığını, davanın....Köyü Kalkınma Kooperatifinin tesis yatırımı için verdikleri kredi sözleşmesi ve borcu gösterir senetlerle tespitli borca ilişkin olduğunu, bonoda, imza inkârı ve/veya borçlu olmadıkları yönünde bir itirazları olmadığı ve olamayacağı gibi davacıların kooperatif yöneticileri ve ortakları sıfatı ile bu davayı açtıklarını, davada avukatın ilk yönetimi ve kooperatifi temsil etmediğini, ..., ..., ....'ı temsil ettiklerini, davacıların, kooperatif yöneticisi olması hasebi ile temsil yetkilerinden kaynaklanan bir dava açtıklarını, yaptığı iş ile ilgili bir husumet olmadığını, mülkiyetin kendilerine geçtiğini ve tamamlanmış bir proje olduğunu, bu itibarla projede taraf olmayan davacıların "iyi niyetli üçüncü taraf olarak" taraflarına açılan menfi tespit davasında da ehliyetlerinin olmadığını, davacının illi hibe sözleşmesi için borçlandığını, kesin delil senetleri kullanarak TBK md 138 hükmünce hibe sözleşmesi hükümlerine uygun olarak projesini gerçekleştirdiğini, (Yargıtay 3. H.D. E. 2020/2910 K. 2020/6680 T. 17.11.2020) kendisinden kaynaklanan yönetim değişikliği vb. sebeplerle dürüstlük kurallarına aykırı şekilde sözleşme hükümlerini değiştirerek, sözleşmeden dönme ve senetleri iptal ettirme hakkı olmadığını, ... yönetiminin, proje ile ilgili söz söyleme ve tasarrufta bulunma hakkı veren bir genel kurul yetkilendirme ve projeyi yönetme kararı olmadığı halde, hibe sözleşmesini fesihle sonuçlandıracak eylemeler içine girdiğini, 2018 yılında yönetimin değiştiğini, ... ekibi avukatı vekâleti/ehliyeti olmaksızın bu davaya devam ettiğini kooperatif üyelerine bilgi vermeden davaları yürüttüğünü, 16-Yargılama sırasında davacıların iddiasına karşılık, davalı taraf olarak beyanlarına karşı ilave bir delil ile mal verilip verilmediğinin ispatının istenmediğini, davacı Yönetimin genel kurul kararı olmaksızın; yönetim yetkisine dayanarak menfi tespit iddiaları ve istinaf itirazında bulunduğunu, Avukat ...'in 15.05.2018 tarihinde tescil edilen değişen kooperatif yönetimin kendisini yetkilendiren usule uygun bir genel kurul kararı ve/veya vekâleti olmaksızın 05.03.2021 tarihinde ehliyetsiz şekilde davaya katıldığını, davada en baştan itibaren ehliyeti olmayan avukatın ve davacı tarafın fiili ehliyeti ve dava şartı olmadığının net bir şekilde ortaya çıkarılmadığını, sunduğu nedenler ve re'sen görülecek eksiklikler karşısında anılan hükmün bozularak yeni hüküm kurulmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın cevap ve Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na 04.04.2012 tarihinde verdiği dilekçe ile senet metnindeki malen kaydını nakden olarak talil ettiğinden, senet bedeli kadar parayı davacı tarafa verdiğini kanıtlamakla yükümlü olup, alınan bilirkişi raporu ile kanıtlamadığından, davalı tarafın iddialarını kanıtladıklarına ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı gibi, gerekçeli kararın çelişkili olduğu iddia edilmiş ise de; çelişkinin niteliği açıklanmadığı gibi, kararın bütün itibariyle içeriğinde çelişki barındırmadığı tespit edildiği, İİK'nun 72/6. maddesi "Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir." hükmünü içerdiği, davacı tarafından icra dosyasına toplam 20.888,51 TL ödeme yapıldığı, ödenen bu kısım yönünden davaya istirdat davası olarak devam edilmesinin emredici nitelikteki yasa gereği olduğu, davalı şirket temsilcisinin 05.03.2021 tarihli oturumda mal teslimlerinin yapıldığına dair beyanda bulunmuş ise de; davacı vekili sunulan belge ve delilleri kabul etmediğini beyan ettiği, mal teslimlerinin yapıldığına dair beyan savunmanın genişletilmesi niteliğinde olup, davacı vekilinin sunulan belge ve delilleri kabul etmediğine dair beyanı da muvafakat verilmediğini gösterdiğinden, mahkemece de aynı gerekçe ile değerlendirilmediği, gerekçeli kararın sondan bir önceki paragrafında belirtildiğinden ve yasal düzenlemelere aykırılık bulunmadığı, senetlerde; malen kaydı mevcut olup, davalı şirket yetkilisi... tarafından Şarköy C. Başsavcılığı'na sunulan 04.04.2012 havale tarihli dilekçede; davalı kooperatife 280.000,00 TL kredi kullandırıldığı ve karşılığında dava konusu bonoların alındığı beyan edilmek suretiyle bono metnindeki "malen" kaydı "nakten" olarak değiştirildiğinden, senet metninde yer almayan kredi gereği verildiğinin davalı tarafça kanıtlanması gerektiği, TTK'nın 445 inci maddesi "Genel Kurul Kararlarının İptali"ni düzenlediğinden, konu ile ilgisinin bulunmadığı, kredi karşılığında verildiğinin kanıtlanması halinde ancak sözleşme şartlarının yerine geldiği hususu incelenebileceği, Dairece kaldırma kararı verilerek dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesinden sonra icra edilen 05.03.2021 tarihli oturuma Avukat ...'in yeni yönetimden vekâlet sunmadan katıldığı, tespit edilmiş ise de; 04.05.2021 tarihli Şarköy Noterliğinin 2279 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile kooperatifi temsile yetkili ... ve ...tarafından müşterek imza ile Avukat ...'i vekil olarak atamakla yaptığı işlemlere icazet verdikleri bu suretle vekâlet eksiğinin tamamlandığı,Yatırımcı Yüklenici Tutanağı başlıklı belgenin sahte olarak düzenlendiğinden bahisle görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemece sanıkların atılı görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri kanaatine varılmakla hapis cezası ile cezalandırılmalarına, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği ve kararın 03.03.2015 tarihinde kesinleştiği, dosya kapsamında bizzat sanıkların proje tamamlanmadığı halde tamamlanmış gibi düzenlendiğine ilişkin ikrarlarının olduğu ve beyanların mahkemece karara geçirildiği tespit edildiğinden, mahkemenin kararı ile belgenin aksi sabit olduğundan, davalı vekilinin projenin tamamlandığı ve bu projeden kaynaklı hakların tüketildiğinin dava ve istinaf konusu yapılmayacağı, matrah artırımı verilme nedenleri vergi usul kanunu kapsamında verilen bildirim olup, tek başına davalı tarafın iddiasını kanıtlamayacağı, davacı kooperatifin defterlerinde yeniden yazım olduğu tespit edilmiş ise de, sayfa kaybına ilişkin tespitin bulunmadığı, davalı şirkete ait defterlerin 12.07.2017 tarihli tutanak ile şirket yetkilisine teslim edildiği, kooperatife ait defterlerin halen mahkeme dosya içinde olduğu tespit edildiği, mahkemece ilk ve kaldırma kararından sonra verilen gerekçeli kararda Şarköy Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/351 E., 2015/47 K. sayılı dosyasına yer verildiği, Şarköy Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/293 E. sayılı dosyasına yer verilmediği tespit edildiği, ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava şartı bulunmadığını, davanın konusuz kaldığını, davacının davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafından dayanılan delillerin kanunsuz olduğunu, lehe olan kararın aleyhe çevrilmesine mahkemece gerekçe gösterilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, menfi tespit ve icra takip dosyası kapsamında yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 68 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.