7. Hukuk Dairesi 2009/4897 E. , 2010/1551 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 130 ada 4 ve 7 parsel sayılı sırasıyla, 4527.17 m2 ve 7016.08 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zaman aşı
**7. Hukuk Dairesi 2009/4897 E. , 2010/1551 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 130 ada 4 ve 7 parsel sayılı sırasıyla, 4527.17 m2 ve 7016.08 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacı hazine, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca hazine adına oluşan tapu kaydının oluştuğu dönemden önce zilyet davalılar ..., ..., ..., ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazların kadastro tespitine dayanak yapılan ve hazine adına oluşan 12.10.1963 tarih, 62 ve 63 sayılı tapu kayıtları ve dayanağı haritaların kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen yanlar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacı hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce adına tescil kararı verilen zilyet davalılar yararına dava konusu taşınmazlar üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip, gerçekleşmediği ve taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün bulunup bulunmadığının belirlenmesinden ibarettir. Hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağında taşınmazların belirtme sırasında dava dışı taşınmazlara uygulanan 1937 tarihli vergi kaydının miktar fazlası ve orta malı olarak kullanılan taşınmazlardan olması nedeniyle oluşturulduğu anlaşılmış, öte yandan taşınmazların güneyinde komşu 130 ada 1 parsel sayılı taşınmaz mera olarak tespit edildiği halde somut olayda yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış, taşınmazın 4753 ve 5618 Sayılı Yasa uyarınca mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı gereği gibi araştırılmamıştır. Mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırmanın dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu belde yada köyler halkından seçilecek yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler ile uzman fen bilirkişisi ve aynı yöntemle seçilecek tanıklar aracılığıyla taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde yapılacak araştırma ve soruşturma ile belirlenmesi zorunludur. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler ile uzman bilirkişisi ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile kadastro tesbit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, ayrıca kadastro tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitte saptanan türleri ve eylemli durumları incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazlar ile sınırlarını oluşturan komşu 130 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri bulunup bulunmadığı, taşınmazın tahsisli veya geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı belirlenmeli, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunmasının mümkün olduğu da düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.