T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:28/11/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:28/11/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde; davacı ... Bankası A.Ş.nin müşterisi davalı ... San.Ltd.Şti.ile imzalamış olduğu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmeleri uyarınca davacı Banka Sanayi/Denizli Şubesinden Taksitli Ticari Kredi, Döviz Kredisi, Gayrinakdi Çek Kredisi kullandığını, ...'nın ise iş bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, müvekkil banka müşterisi ... San.Ltd.Şti. tarafından kullanılan kredilerin geri ödenmesinde temerrüde düşülmesi üzerine, müvekkil tarafından davalı borçlu ve dava dışı firma ile ... hakkında Denizli 2.İcra Dairesi’nin ... Esas Sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla söz konusu alacağın 1.000.000,00-TL 'lik kısmının fer'ileri ile tahsili talebi ile genel haciz yoluyla ilamsız takibe başlandığını, davalı borçlu tarafından söz konusu Denizli 2.İcra Dairesi’nin bu davaya konu ... Esas sayılı takibinde kendisine gönderilen ödeme emrine konu takibe konu borca ve fer’ilerine itiraz edilmiş olup, takibin durduğunu, davalının itirazının tamamen afaki, takibi uzatmaya yönelik, hukuki dayanaktan yoksun bir beyan olduğunu, bu nedenlerle davalının haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalının alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; takip dayanağı 13.01.2020 tarihli taksitli ticari krediden yasal olarak müteselsil kefil sorumluluğu bulunmadığını, buna dair dayanak belge de sunulmadığını, icra dosyasına sunulan genel kredi sözleşmesinde, asıl borçlu ... San ve Tic Ltd şti şirket kaşesi üzerinde tek imza olduğunu, taraf olan şirketin, iki imza ile müştereken temsil edildiğini, şirketin borç altına girebilmesi için gerekli müşterek iki imza bulunmadığından kredi sözleşmesinin şirket yönünden geçerli olmadığını, müvekkilin de bu sözleşmeye rızasının olmadığını, genel kredi sözleşmesinde asıl borçlunun imzasının eksik olup bu hali ile sözleşme geçerli olmadığından, müvekkil davalının müteselsil kefaletinin de geçerli olmadığını, ayrıca kredi limiti artırımlarında dahi şirketin tek imza ile temsil edilmiş olup müvekkilin buna da rızasının olmadığını, limit artırım belgelerinin de yasaya uygun olmadığını, müvekkil davalıdan müteselsil kefil olarak imza alınmış ise de kefaletin süresinin belirlenmediğini, bu durumun müvekkilin durumunu ağırlaştırdığı gibi davacı bankanın müvekkilin maddi sorumluluğunu ağırlaştırmayacak olan önlemleri almamış olmasının da yerinde olmadığını, bu nedenle de müvekkil davalının borçtan sorumluluğundan bahis edilemeyeceğini, bu nedenlerle haksız davanın reddine, kötüniyetli takip nedeni ile %20 icra tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2025 tarih ... Esas ... Karar sayılı kaldırma ilamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı banka ile dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. şirketi arasında 04/07/2014 tarihli 1.100.000,00 TL tutarlı ve 29/05/2015 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, 12/03/2018 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri imzalanmıştır. Davalı asıl borçlu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketi ile davacı Banka arasında 04.07.2014 tarihinde 1.100.000,00 TL, 29.05,2015 ve 12.03.2018 tarihlerinde toplam 1.900.000,00 TL limit artışı yapılarak 3.000.000,00 TL limitli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi akdedilmiştir. Kredi sözleşmelerinin yapılan incelemesinde müteselsil kefil ...'nın sözleşmelerin her birine kendi el yazısı ile ismini ve soy ismini yazdığı, kefalet tutarını ve tarihini yazarak imzaladığı tespit edilmiş olup kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583. maddesine uygun olarak düzenlendiği kanaatine varılmıştır. Davacı banka tarafından gönderilen kat ihtarına konu dava dışı asıl borçlu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketine kullandırılan krediler için (5.279.995,88 TL ) için davalı müteselsil kefil ... aleyhine 1.000.000,00 TL limitli Denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün ... İcra sayılı dosyasıyla tahsilde mükerrer olmamak üzere genel haciz yoluyla 13.01.2020 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, yine kat ihtarına konu diğer döviz kredisi, çek kredisi ve diğer taksitli ticari kredilerden alacağı için Denizli 2. İcra Dairesinin ... İcra sayılı dosyasına konu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 2.500.000,00 TL üst limit ipoteği ile sınırlı olmak üzere ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı görülmüştür. Bu halde icra takip taleplerinde tahsilde tekerrür oluşturulmamak kaydıyla takip başlatıldığı anlaşıldığından mükerrer takip bulunmadığından davalının mükerrerliğe ilişkin itirazları yerinde değildir. Davaya dayanak kredi sözleşmelerini davalının müteselsil kefil olarak imzaladığı, kefalet limitinin 3.000.000,00 TL olduğu, dosya içinde bulunan ticaret sicil kaydına göre 29/05/2014 tarihinden itibaren dava dışı ...'in şirketi 06/01/2017 tarihine kadar münferiden temsil yetkisine sahip olduğu, bu tarihten sonra davalı ile müşterek imza yetkilisi oldukları 2014 ve 2015 yılında imzalanan sözleşmelerde şirketin temsili ile ilgili eksiklik bulunmadığı, davacı tarafından sözleşmeye dayalı kredilerin kullandırıldığı, davacı banka tarafından hesap kat edilerek Denizli 4. Noterliği aracılığıyla ihtarname keşide edildiği, ancak icra takibine konu kredi borçlarının ödenmediği, icra takibi ile dava konusu olan bakiye kredi borcunun kefalet limiti içerisinde kaldığı ve kefaletin yukarıda açıklanan nedenler ile geçerli olduğu, dosyaya bankacı bilirkişi tarafından sunulan 04/11/2025 havale tarihli ek bilirkişi raporunda, takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalılardan talep edebileceği tutarın 1.000.000,00 TL olduğu, sonuç itibariyle dosyaya sunulan belgeler ve 04/11/2025 havale tarihli ek bilirkişi raporu kapsamında borçluların takibe dayanak krediden dolayı 1.000.000,00 TL asıl borcunun bulunduğu ve davalı tarafından ödenmediği sabittir. Bu nedenle davalının asıl alacağa yapmış olduğu itirazlarının iptali ile 1.000.000,00 TL asıl alacak yönünden takibin devamına karar verilmiştir. Davalı taraf icra dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde takipte uygulanan temerrüt faiz oranına da itiraz etmiştir. Davalı asıl borçlunun kullanmış olduğu kredi genel nitelikte kredi olup, Türk Borçlar Kanunu 88. ve 120. maddelerinin uygulanamayacağı, yine sözleşmede temerrüt faiz oranının yıllık %48 olarak kararlaştırıldığı, davacının takip talebinde % 48 oranında faiz talebinde bulunduğu bilirkişi raporlarında da açıklandığı üzere temerrüt faiz oranının sözleşme gereğince belirlenen faiz oranı olduğunun tespit edildiği, davacının takip talebinde bulunurken %48 oranında temerrüt faizi ile takipte bulunduğu, faiz oranının taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine uygun olduğu anlaşıldığından, davalının icra dosyasında uygulanan faiz oranına yapmış olduğu itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesiyle beraber icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İcra inkar tazminatı verilebilmesi için geçerli bir ilamsız genel icra takibinin olması, borçlunun 7 günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması, dava dilekçesiyle beraber icra inkar tazminatında bulunulması, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi gerekmektedir. Dava dosyamız kapsamında Denizli İcra Dairesi'nin ... İcra sayılı dosyasında yapılan takip, genel haciz yoluyla takip olup davalıların süresi içerisinde icra takibine itiraz ederek takibi durdurmuş, davacı da süresinde itirazın iptali davasını açmıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için mahkemece borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi gerekmektedir. Haksızlık unsurun tespiti alacağın likid olup olmamasına göre belirlenmektedir. Likid alacak demek, alacağın miktarının belli olması demektir. Likit alacaklara örnek olarak kambiyo senedinden kaynaklanan alacaklar, satış bedelinin alacağı, elektrik, su ve telefon aboneliğinin sözleşmesine dayanan alacaklar örnek olarak verilebilir. Likit olmayan alacaklara ise haksız fiilden kaynaklanan alacakları ve işçi alacakları örnek olarak gösterilebilir. Yüksek Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 24/03/2015 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit olduğu ifade edildiğinden icra dosyasına konu alacak kredi sözleşmesinden kaynaklandığından davaya konu alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.." şeklinde gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında genel haciz yolu ile takip yapılmasının doğru olmadığını, kendisinin taksitli ticari krediden kaynaklı müteselsil kefaletinin olmadığını, istinaf kaldırma kararının gereklerinin yerine getirilmediğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyaya bakıldığında, Dairemizin ... Esas ... Karar sayılı kaldırma kararındaki belirtilen eksikliklerin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Esasen, mahkemenin Dairemiz kararından sonra yapmış olduğu 21/08/2025 tarihli tensip tutanağında, davalının imza asıllarının bulunduğu yerler ve bunların toplanması ile ilgili ara kararlar kurulduğu, imzaya yönelik bu ara kararlardan sonra ise (5) numaralı ara kararda, ilgili hususlar yerine getirildiğinde, Adli Tıp Kurumundan, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin ekindeki kefalet sözleşmesindeki kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihinin ve kefaletin müteselsil olup olmadığı kısımlarının davalı ... tarafından yazılıp yazılmadığının tespiti amacıyla rapor alınmasına karar verildiği, davalı vekilinin 28/08/2025 tarihli dilekçesi ile, Dairemizin ... Esas ... Karar sayılı kararından atıf yaparak, tensip tutanağının 2-3-4-5-6-7-8 numaralı yani bilirkişi incelemesine yönelik kısımlarından vazgeçilmesini talep ettiği, mahkemece 21/10/2025 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile 21/08/2025 tarihli tensip tutanağının 5 numaralı ara kararından vazgeçildiği, bankacı bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Dairemizce, ... Esas ... Karar sayılı kararda, "Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesi gereği bir incelemenin yapılmadığı tespiti yapılmıştır. Davalının, 28/08/2025 tarihli dilekçesi ile istinaf ilamında imza ve yazı incelemesi yapılmasına dair bir karar verilmediğini belirtmesi (imza hususu dışında) yerinde değildir. Dairemizin ... Esas ... Karar sayılı kaldırma kararında, davalının genel kredi sözleşmesindeki imzayı kabul ettiğinin anlaşıldığı yönünde bir belirleme vardır. Bunun aksi de davalı tarafça kaldırma kararı sonrası beyan edilmemiştir. Dairemiz kararında, yukarıda belirtilen diğer kefalet şartlarının incelenmesi yönünde işlem yapılması belirtilmiştir. Mahkemece, davalı taraftan, davayı aydınlatma yükümlülüğü ve somutlaştırma yükü kapsamında, yukarıda belirtilen kefalet şartlarına ilişkin olarak bir itirazlarının olup olmadığı hususu netleştirilerek, itirazları var ise usulünce yazı incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. "Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesi gereği belirtilen hususların kefilin eli ürünü olup olmadığı konusu özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Mahkemece, önceki raporu düzenleyen bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi raporunda, davalı kefilin şirket ortağı olup sözleşmelerin her birine kendi el yazısı ile ismini, soy ismini, müteselsil kefil olduğunu, kefalet tutarını ve tarihini yazmak suretiyle 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi kapsamında kefilliğinin usulüne uygun olduğu belirtilmiş, mahkemece bu beyan esas alınmıştır. Söz konusu tespiti yapan bilirkişinin, dosya arasındaki görevlendirme tutanağından da anlaşılacağı üzere, uzmanlık alanının "Bankacılık ve Finans" olduğu, imza/yazı incelemesi konusunda uzmanlığının olmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bilirkişinin, HMK m. 275'de düzenlenen "bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" kapsamında söz konusu husus hakkında rapor düzenlememesi gerekmekte iken rapor düzenlemesi ve mahkemece de denetim sağlanmadan, itirazlar da olmasına rağmen, bunlar da değerlendirilmeden, belirtilen hususlarda bilirkişi raporuna dayanılması hatalı olmuştur. Yine, Dairemizin kaldırma kararında, Denizli 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasına konu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin, iş bu dosya alacağı ile ilgisi olup olmadığı, dava konusu takibe etkisi bakımından denetime elverişli değerlendirme yapılması, taksitli ticari kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefalet imzasının bulunmadığı itirazının somut olaya etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi istenmiş olup, mahkemece bu hususlarda denetime elverişli bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunun ilgili bölümünde sadece, mükerrir takibin söz konusu olmadığı yönünde bir tespit yapılmış ve mahkemecede bu tespite değer verilmiştir. Eksik incelemeler ile karar verilmemez. Dairemizin önceki kaldırma kararında da açıkça belirtildiği üzere, Mahkemece, davalı taraftan, davayı aydınlatma yükümlülüğü ve somutlaştırma yükü kapsamında, yukarıda belirtilen kefalet şartlarına ilişkin olarak bir itirazlarının olup olmadığı hususu netleştirilerek, itirazları var ise kefaletin geçerlilik şekli olan şartlarının mevcut olup olmadığı konusunda, gerekli tüm belgelerin asılları da getirtilerek, davalının yazı örnekleri (kredi sözleşmesindeki, kanunun geçerlilik şekline dahil ettiği hususlara yönelik) alınıp, uygulamaya elverişli olan, inceleme konusu belgenin tarihine yakın tarihlerden başlamak üzere temin edilecek (davalıdan da ayrıca sorularak) yazı örnekleri de getirtilerek, grafoloji konusunda uzman bilirkişi veya Adli Tıp Kurumu aracılığı ile kefaletin geçerlilik şartları konusunda inceleme yapılması, Denizli 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasına konu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin, iş bu dosya alacağı ile ilgisi olup olmadığı, aynı borçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ipotek miktarının üzerinde kısmının mı takip konusu edilip edilmediği, usulüne uygun takibin olup olmadığı, mükerrir takip olup olmadığı, dava konusu takibe etkisi ve ilgisi ayrıca taksitli ticari kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefalet imzasının bulunmadığı itirazının somut olaya etkisi olup olmadığı bakımından konusunda dosya kapsamında rapor düzenleyen bilirkişinin yanına borçlar veya bankacılık mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplama bilirkişisi de eklenerek (gerekirse yerinde inceleme yetkisi de tanınarak) denetime elverişli, açıklayıcı bilirkişi heyet raporu alınarak, bilirkişi raporu mahkemece denetlenerek, çelişki olur ise giderilmesi, usuli kazanılmış haklar da gözetilmek sureti ile iddia ve savunmanın, delillerin karar yerinde tartışılması, esasen Dairemizin ... Esas ... Karar sayılı kaldırma kararının gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi sonucu bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/11/2025 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...