T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1483 Esas KARAR NO : 2025/2068 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/284 Esas- 2025/707 Karar TARİH: 08/07/2025 DAVA: Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1483 Esas KARAR NO : 2025/2068 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/284 Esas- 2025/707 Karar TARİH: 08/07/2025 DAVA: Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Çin'den konişmento ile parsiyel deniz taşımacılığı yoluyla Ambarlı Limanı'na gelen ticari eşyalarının, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından, işletmeciliğini davalının yaptığı gümrük ambarına alındığını, taraflarınca serbest dolaşıma giriş rejimi kapsamında ... nolu beyanname ile gümrük işlemlerinin tamamlandığını ve gümrük vergilerinin ödendiğini, eşyanın serbest dolaşıma giriş hakkı elde ettiğini, orjinal konişmento ibrazı ile teslimi davalıdan talep edildiği halde eşyanın gümrük mevzuatına açıkça aykırı şekilde teslim edilmeyerek davalı tarafça alıkonulduğunu, gümrük mevzuatına aykırı olarak yürütülen ordino uygulamasına yasal dayanak olmak üzere yürürlüğe sokulmuş olan yük teslimat formu düzenlenmesinin iptaline ilişkin 2011 tarihinde başlayan yasal sürecin 2020 tarihinde sonuçlandığını ve Danıştay'ın yük teslimat formu düzenlenmesini iptal kararının kesinleştiğini, davalı tarafça eşyanın alıkonulduğunu ve satıldığını beyanla 3.455,00USD ticari mal bedeli ve kamu bankalarınca USD mevduatlara fiilen uygulanan ek yüksek faiz ile hesaplanması olan 2.450,00 USD işlemiş faiz ve dava tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek kamu bankalarınca USD mevduatlara fiilen uygulanan en yüksek faiz üzerinden hesaplanacak faizin aynen ve ödeme günündeki TCBM USD Döviz Satış Kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek sureti ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusunun Deniz Ticaretinden kaynaklanan bir uyuşmazlığa ilişkin olması sebebiyle Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görevli olduğunu, davacının deniz yolu ile taşınan eşyanın teslimi sürecinde meydana geldiği iddia edilen zararının tazminini talep ettiğini, olayın deniz taşımacılığı çerçevesinde liman sahasında gerçekleşen tahmil, tahliye ve tasfiye işlemlerine ilişkin olduğunu, bu yönü ile doğrudan deniz ticaretinin konusunu oluşturduğunu, bu nedenle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde ise talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin taşıyanın ifa yardımcısı olarak davacı ile aralarında doğrudan bir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, davacının 60 günlük hak düşürücü süre içerisinde çekmediği emtia nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/07/2025 tarih 2025/284 Esas- 2025/707 Karar sayılı kararında;"Dava, deniz yoluyla taşınan ithalata konu malların teslimi konusunda deniz ticareti hukukundan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.....Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin davaya bakabilmesi için TTK'da düzenlenen deniz ticaret hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerekli ve yeterli olup somut olayda davacının tekne bağlama ücretine ilişkin alacağın tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı; 6102 Sayılı TTK.nun 1352/1 maddesinin n bendi uyarınca " Liman, kanal, dok, iskele ve rıhtım, diğer su yolları ile karantina için ödenecek resimlerle diğer paralar" deniz alacakları olarak gösterilmiş olup, deniz yoluyla taşınan emtianın yük alıcısına teslimi deniz ticareti hükümlerine tabi olacağı uyuşmazlığın ihtisas mahkemesinin görev alanına girdiği, anlaşıldığından, İBAM 14. HD 2022/752 Esas ve 2022/515 Karar sayılı ilamı ve İBAM 13. HD 2022/2041 Esas ve 2025/949 Karar sayılı ilamı doğrutulsunda davanın İstanbul 17.Asliye Ticaret (Denizcilik İhtisas) Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonucuna varılarak aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin, delilleri toplayıp değerlendirmeksizin, duruşma yaparak kendilerini dinlemeksizin, davanın konusu ile örtüşmeyen bir gerekçeye dayanmak suretiyle 14.07.2025 tarihli ön inceleme duruşması öncesinde 08.07.2025 tarihinde görevsizlik kararı verdiğini, İlk Derece Mahkemesinin bu kararının usul, yasa ve hukuka uygun olmadığını; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Deniz Ticaretini düzenleyen 5. Kitabının, Deniz Ticareti Sözleşmelerini düzenleyen Dördüncü Kısmının, Navlun Sözleşmelerini düzenleyen Üçüncü Bölümünün, Taşıyanın Sorumluluğu ve Haklarını düzenleyen Üçüncü Ayrımının altında yer alan 1178 inci maddesinin 3 üncü fıkrasının c bendi ile "eşyanın, yükleten veya onun adına veya hesabına hareket eden bir kişiden yahut yükleme limanında uygulanan kanun ve düzenlemeler uyarınca eşyanın taşınmak üzere kendilerine teslimi zorunlu makamlardan ya da üçüncü kişilerden taşıyanca teslim alındığı andan; boşaltma limanında geçerli kanun ve düzenlemeler uyarınca eşyanın kendilerine teslimi zorunlu makamlara veya üçüncü kişilere teslim edildiği ana kadar taşıyanın hâkimiyetinde sayılacağı" hususunun hüküm altına alındığını;Türkiye'de geçerli mevzuat uyarınca eşyanın kendilerine teslimi zorunlu makamın, gümrük idareleri olduğunu, eşyanın, özet beyanı verilmek ve gümrük işlemleri tamamlanana kadar geçici depolanan eşya statüsünde geçici depolama yerine (gümrük ambarına) teslim edilmek sureti ile taşıyanın hakimiyetinden çıktığını ve Türk Gümrük İdaresinin hakimiyetine girdiğini, eşyanın geçici depolama yerine teslim edilmesiyle birlikte taşıyanın hakimiyetinden çıktığı ve gümrük idaresinin hakimiyetine girdiğinin hem TTK m.1178 uyarınca hem de 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca izahtan vareste olduğunu, Danıştay, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2016/2991 E., 2018/5551 K. sayılı Bozma Kararı ve 2019/2250 E., 2020/812 K. sayılı Karar Düzeltme Ret Kararı ile konunun hukuki çerçevesini çizdiğini, 10. Daire'nin 2018/2041 E., 2020/4825 K. sayılı Kararı, 2020/4485 E., 2020/4828 K. sayılı Kararı gibi kararlarından da görüleceği üzere içtihatın yerleştiğini, yetkisiz olarak yapılan düzenlemelerin tamamının iptal edildiğini; Somut olayda davalının, (Mülga) Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü'nün Yük Teslim Talimat Formu düzenlemesine dayandığını ve düzenlemenin Danıştay tarafından iptal edildiğini, Danıştay tarafından, gümrüklü saha içerisinde mal teslimine ilişkin düzenleme yapma ve kural koyma yetkisinin Ticaret Bakanlığında olduğu ve uygulanacak mevzuatın da gümrük mevzuatı olduğunun açıkça ortaya konulduğunu, davalının liman işletmecisi olarak ve geçici depolama yeri işletmecisi olarak iki şapkasının bulunduğunu, liman işletmecisi olarak taşıyanın ifa yardımcısı olmasının, şapkalarından sadece bir tanesi olduğunu, eşya teslimi zorunlu makama teslim edilene kadar taşıyanın hakimiyetinde sayılacağından o aşamaya kadar deniz ticareti hukuku hükümlerine göre hareket edilmesinde bir beis olmadığını, ancak; eşya, teslimi zorunlu makama sunulduktan yani özet beyan verilerek Geçici Depolama Yerine alındıktan ve gümrük idaresinin hakimiyetine geçtikten sonra artık uygulanacak kuralların, gümrük mevzuatı kuralları olduğunu, davalının bu davadaki taraf sıfatı taşıyanın ifa yardımcılığı değil, Ticaret Bakanlığından gümrük mevzuatına uyacağı taahhüdü ile aldığı geçici depolama yeri işletme ruhsatı gereği geçici depolama yeri işletmeciliği olduğunu;Eşyanın, taşıyanca Türk Gümrük İdaresine teslim edilmek suretiyle geçici depolanan eşya statüsü kazandığını, gümrük yükümlülüğünün yerine getirilmesi suretiyle serbest dolaşıma giren eşya statüsüne geçmiş ancak gümrük mevzuatına açıkça aykırı şekilde sahibine teslim edilmemiş bir eşyaya ilişkin ihtilafın deniz ticareti hükümlerine göre değil gümrük mevzuatı ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre çözümleneceğini, davada denizcilik ihtisas mahkemesinin yetkili ve görevli olamayacağının açıkça ortada olduğunu; İlk Derece Mahkemesi, kararının gerekçesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarına emsal olarak dayandığını, ancak; dava tekne bağlama ücretine ilişkin alacağın tahsili talepli bir dava olmayıp, 6102 Sayılı TTK m.1352/1/n hükmünün, dava konusu ihtilafın çözümüne uygun düşen bir hukuk kuralı olmadığını, ayrıca ilamın hüküm kısmında gerekçedekinden farklı bir kanun hükmüne dayanıldığını, hüküm kısmında yer verilmiş olan 6102 Sayılı TTK'nın 1016. maddesinin gemi ipoteğine ilişkin olduğunu, dava konusu ihtilafın çözümüne uygun düşen bir hukuk kuralı olmadığını, gerekçede yer verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Kararları yetki ve göreve ilişkin bir uyuşmazlığın karara bağlandığı ilamlar olmadığından, dava konusu ihtilaf bağlamında İstanbul 17. Asliye Ticaret (Denizcilik İhtisas) Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğuna emsal teşkil edecek herhangi bir değerlendirme içermediklerini beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına ve esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine ya da yargı çevresinde uygun görülecek başka bir yer mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin yapmış olduğu yargılama sonucunda TTK'nın 1016. maddesi ve HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verdiğini, söz konusu kararın, davanın görevli mahkemede ikame edilmiş olması dolayısıyla, görevsizlik kararı bakımından ayrıca yargılama giderlerine ve hak kazanmış oldukları vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle yasal süresi içerisinde istinaf etme zarureti hâsıl olduğunu;Görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine ve dosyasının kesinleşmesine müteakip iki hafta içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye tevdiine ilişkin kararlar, bunları veren mahkemeler yönünden nihai nitelikte kararlar olduğundan bahisle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326 ve 332. maddeleri gereği yargılama giderlerine resen karar verilmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesinin itirazlar üzerine dosyanın görevli mahkeme olan İstanbul 17. Asliye Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdiğini, ancak İlk Derece Mahkemesi’nin gerekçeli kararında yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından ele alınmasına karar verildiğini, oysaki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun amir 326 ve 332. maddesi ile mahkeme tarafından verilen kararda, yargılama harç ve giderlerine hükmedilmesi gerektiğinin açıkça ifade edildiğini, konu ile ilgili Yargıtay tarafından verilen kararlar da bu doğrultuda olup, istikrar kazandığını;03.12.2010 tarihli ve 27774 sayılı Resmi Gazete ’de yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret” başlıklı 7.maddesinde yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mutlak suretle hükmedilmesi gerektiği, görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının nihai kararlardan olması hasebiyle yargılama giderlerinin hesaplanması gerektiği ve söz konusu giderlerin hüküm fıkrasında gösterilmemiş olmasının bozma nedeni olduğunun açıkça vurgulandığını beyanla müvekkili şirket lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmemiş olması nedeniyle hükmün Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenerek bozulmasına, tüm yargılama masrafları ile vekâlet ücretimizin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, deniz yoluyla taşınan emtianın teslim edilmemiş olması nedeniyle mal bedeli alacağının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda deniz yoluyla taşınan emtianın yük alıcısına tesliminden doğan uyuşmazlıklar deniz ticareti hükümlerine tabi olacağından uyuşmazlığın Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesi ile davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karar karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafın istinaf sebepleri, teslim edilmemiş emtiaya ilişkin ihtilafın deniz ticareti hükümlerine göre çözümlenemeyeceği ve denizcilik ihtisas mahkemesinin görevli olmayacağına;Davalı vekilinin istinaf sebepleri ise, mahkemece görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğinden müvekkili lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkindir. Mahkemenin görevli olması, HMK'nın 114/1-c maddesine göre dava şartıdır. HMK'nın 1. maddesine göre göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Yine HMK'nın 115. maddesine göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 6102 Sayılı TTK'nın 5 maddesine göre; asliye ticaret mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevli olup, TTK’nın beşinci kitabında "Deniz Ticareti" başlığı altında yapılan düzenlemelere ilişkin davalar ise denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına girer. 6102 Sayılı TTK'nın "Deniz Ticareti" başlıklı beşinci kitabının sekizinci kısmında yer alan 1352/1 fıkrasının alt bentlerinde ise "deniz alacakları" tanımlanmıştır. Somut olayda uyuşmazlık, konşimento ile deniz taşıması gerçekleşmiş emtianın teslim edilmemesinden dolayı mal bedelinin faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkin olduğundan, yukarıda açıklanan düzenlemeler çerçevesinde, uyuşmazlığın çözümünde TTK'nın deniz ticareti hükümlerini uygulamak suretiyle yargılama yapma görevi denizcilik ihtisas mahkemesine aittir. Bu durumda uyuşmazlığın, deniz yoluyla taşıması gerçekleşen emtiadan kaynaklandığı ve HSK tarafından, İstanbul ili içerisinde deniz ticaretinden ve deniz sigortalarından kaynaklanan davalara bakma görevi İstanbul 17. Asliye Ticaret mahkemesine verildiğinden ilk derece mahkemesinin kararında herhangi bir isabetsizlik yoktur. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca; görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilir. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum eder. 6100 Sayılı HMK'nın 323/1-ğ bendine göre vekalet ücreti de yargılama giderlerine dahildir. Bu hükümlere göre yargılama giderleri ve vekalet ücretine görevli mahkeme tarafından yapılacak yargılama sonunda hükmedileceğinden, davalı vekilinin görevsizlik kararı veren mahkemenin yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmetmemesinin hukuka aykırı olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, tarafların istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.