T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 03/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1 -........ VEK…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 03/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1 -........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2 -........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 3-........ VEKİLİ : Av..... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 21.09.2022 günü Konya ili Selçuklu ilçesi ........ Mahallesinde müvekkiline ait ........ plakalı araç ile dava dışı eğitmen ........ nezaretinde K belgeli sürücü adayı dava dışı ........ idaresinde Kutbilcihan caddesi istikametinden gelip Kahramanlar caddesi üzerinde Beyhekim caddesi istikametine sağ şeritte acemi şoför çalışma yeri ve araçlar için ani fren çalışma bölgesi içerisinde eğitimden dolayı duraklama halinde bulunduğu esnada aracın arka kısımlarına davalı ........ A.Ş.'nin maliki ve ........'un sürücüsü olduğu ........ plakalı aracın ön kısımları ile çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında da davalı araç sürücüsü ........'un %100 kusurlu olduğu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, davaya konu meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkiline ait araç üzerinde maddi hasar meydana geldiğini, davalının ZMMS poliçesi kapsamında sigortacısı olan ........ A.Ş. tarafından eksper ataması yapılarak müvekkilinin aracında 75.000,00 TL hasar oluştuğunun tespit edildiğini, ancak yüksek iskonto ve eş değer parça kullanılarak hasarın tespiti ve onarımı sağlandığından gerçek hasar bedelinin yansıtılmadığını, yapılan ödemenin müvekkilinin aracındaki gerçek hasarı karşılamadığını, müvekkiline ait aracın hasarının net olarak belirlenmesi için bilirkişi raporunun alınması gerektiğini, müvekkilinin aracında kaza nedeniyle değer kaybı oluştuğunu, müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybının tahsili için davalı tarafa ait aracı (ZMMS) poliçesi kapsamında sigortalayan ........ A.Ş.'ye başvuru yapıldığını, sigorta şirketi tarafından 25.000,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, sigorta şirketi tarafından yapılan 75.000,00 TL hasar bedeli ve 25.000,00 TL değer kaybı bedeli ile sigorta şirketlerinin 2022 yılı Eylül ayı itibariyle sorumlu oldukları 100.000,00 TL teminat limitinin tükendiğini, bu nedenle müvekkiline ait araç üzerinde meydana gelen hasar ara fark bedeli ve gerçek değer kaybı bedelinin belirlenerek davalı taraflardan tahsili edilmesi gerektiğini, müvekkiline ait aracın kaza sebebiyle uğradığı hasardan dolayı, onarım için uzun süre serviste kaldığını, onarım süresince kullanılamadığı için araçtan elde edilmesi beklenen maddi menfaat elde edilemediğini ve müvekkilinin ticari kazanç kaybına uğradığını, davalının aracı elden çıkartmış olması ve dava sonucu alınabilecek tazminatın sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan ........ plakalı aracın trafik kaydına ihtiyati haciz konmasına, davanı kabulü ile tüm taleplerin HMK'nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak kapsamında değerlendirilerek şimdilik 100,00-TL hasar ara farkı bedeli, 100,00-TL araç değer kaybı bedeli ve 100,00 TL kazanç kaybı bedeli olmak üzere toplam 300,00 TL'nin; 21.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Somut olayda, davacı tarafından talep edilen bedellerin davacının tespit edebileceği likit alacak talepleri olduğunu, davanın belirsiz alacak olarak açılmasında hukuki yarar olmadığını, müvekkilinin ........ A.Ş. nezdinde sigortalı olduğunu, sigorta şirketine yapılan başvurunun gerekli şartları taşıyıp taşımadığı ve teminat limitinin karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerektiğini, müvekkili ........'un kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığını, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmemekle birlikte keşif icra edilmesini ve Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının belirlenmesini, davacının dava dilekçesinden de görüleceği üzere davacının aracının sigorta şirketi tarafından onarıldığını, kaldı ki davacının taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydı ile yedek parça kullanılması durumunda, muadil parça-orijinal parça farkı aracı onaran sigorta şirketinden talep edilebilmekte olduğunu, ancak sigorta şirketinden muadil parça-orijinal parça fark bedeli ödeyebilmesi için ihbar/ihtar dilekçesi ile başvuru yapılması gerektiğini, davacının bunu yerine getirmediğini, davacının herhangi bir dayanak olmaksızın değer kaybı talebinde bulunduğunu, bu nedenle davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Somut olayda, davacı tarafından talep edilen bedellerin davacının tespit edebileceği likit alacak talepleri olduğunu, davanın belirsiz alacak olarak açılmasında hukuki yarar olmadığını, müvekkilinin ........ A.Ş. nezdinde sigortalı olduğunu, sigorta şirketine yapılan başvurunun gerekli şartları taşıyıp taşımadığı ve teminat limitinin karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerektiğini, diğer davalı ........'un kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığını, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmemekle birlikte keşif icra edilmesini ve Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının belirlenmesini, davanın iddialarını ispat edemediğini, davacının dava dilekçesinden de görüleceği üzere davacının aracının sigorta şirketi tarafından onarıldığını, kaldı ki davacının taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydı ile yedek parça kullanılması durumunda, muadil parça-orijinal parça farkı aracı onaran sigorta şirketinden talep edilebilmekte olduğunu, ancak sigorta şirketinden muadil parça-orijinal parça fark bedeli ödeyebilmesi için ihbar/ihtar dilekçesi ile başvuru yapılması gerektiğini, davacının bunu yerine getirmediğini, davacının herhangi bir dayanak olmaksızın değer kaybı talebinde bulunduğunu, bu nedenle davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Dava; dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesiyle; 21/09/2022 tarihinde ........ plakalı aracın müvekkiline ait ........ plakalı araca çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, olay yerinde tutulan kaza tespit tutanağında da davalı sürücü ........'un %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığını, müvekkili tarafından dava dışı sigorta şirketine başvurusu sonucunda eksper raporunda araçta 75.000,00 TL hasar oluştuğunun tespit edildiğini, ancak bu değerin müvekkilinin aracında oluşan gerçek zararı yansıtmadığını, dava dışı Zurich Sigortanın müvekkiline 25.000,00 TL ödeme yapıldığını, sigorta şirketi tarafından yapılan 75.000,00 TL hasar bedeli ile de sigorta şirketinin poliçe limitlerinin tükendiğini, bu nedenlerle müvekkilinin aracında oluşan hasar bedeli, değer kaybı zararı ve kazanç kaybı zararının davalılardan tahsilinin talep ve dava etmiştir. Davalı ........ vekili cevap dilekçesiyle; davacının işbu davayı belirsiz alacak olarak açmasında hukuki bir yararı olmadığını, müvekkilinin dava konusu kazada hiçbir kusurunun olmadığını, keşif icra edilmesini ve ATK'dan kusur raporu alınmasını, hasar bedeline ilişkin olarak davacının zararının sigorta şirketinden karşılanabileceğini, davacının herhangi bir dayanağı olmadan değer kaybı talebinde bulunduğunu, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ........ Şti. vekili cevap dilekçesiyle; davacının işbu davayı belirsiz alacak olarak açmasında hukuki bir yararı olmadığını, davalı ........'un dava konusu kazada hiçbir kusurunun olmadığını, keşif icra edilmesini ve ATK'dan kusur raporu alınmasını, hasar bedeline ilişkin olarak davacının zararının sigorta şirketinden karşılanabileceğini, davacının herhangi bir dayanağı olmadan değer kaybı talebinde bulunduğunu, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. UYAP sistemi üzerinden yapılan tescil bilgileri incelemesinde ........ plakalı aracın kaza tarihinde davacı adına kayıtlı olduğu, ........ plakalı aracın kaza tarihinde dava dışı ........'e ait olduğu anlaşılmıştır. Sigorta poliçesinin incelenmesinde, ........ plakalı aracın dava dışı ...........Şti. adına davalı sigorta bünyesinde sigortalandığı anlaşılmıştır. Dava dışı ........ tarafından hasar dosyasının mahkememize gönderildiği, dava öncesinde 75.000,00 TL değer kaybı ödemesinin yapıldığı anlaşılmıştır. Adli Trafik Bilirkişisinin mahkememize sunmuş olduğu 20/11/2024 tarihli raporunda neticeten; davalı sürücü ........'un %100 oranında kural ihlalinin olduğu, dava Dışı sürücü ....'ın herhangi bir kura ihlali bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir kusur bilirkişi raporu mahkememizce yargılamaya esas alınmıştır. Hasar Bilirkişisinin mahkememize sunmuş olduğu 27/04/2025 tarihli ek raporunda neticeten; Hasar miktarının orijinal parçalarla 91.075,15 TL + KDV =107.468,68 TL KDV dahil olduğu, (Davalı şirketçe yapılan ödeme dekontu görülmediğinden ödemenin mahsup edilemediği ancak 100.000 TL olan poliçe teminat limitini aştığı), değer kaybı tutarının 30.000,00 TL olduğu, poliçe limitinin 100.000,00 TL olduğu ve aşıldığı, Araç mahrumiyet bedelinin 12.500 TL olduğu tespit edilmiştir. Ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir hasar bilirkişi ek raporu mahkememizce yargılamaya esas alınmıştır. Davacı vekilinin 29/05/2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile; araç değer kaybı bedelini 5.000,00 TL'ye, hasar ara fark bedeli zararını 32.468,68 TL'ye, kazanç kaybı zararını 12.500,00 TL'ye artırdığını beyan etmiştir. Her ne kadar dava dışı ........ ..A.Ş. aleyhine dava açılmış ise de; Konya İl Emniyet Müdürlüğünün 04/11/2024 tarihli cevabi yazısına göre dava dışı ...........Şti. tarafından dava konusu ........ plakalı aracın davalı ...........Şti.'nin 07/10/2020 ve 21/06/2023tarihleri arasında kiralandığı anlaşılmakla; dava konusu aracın ........ ..Şti'ne uzun süreli kiralandığından ..........Şti. Firmasının işleten sıfatı haiz olup, ...........Şti.'nin işleten sıfatı bulunmadığından dava dışı ..........Şti. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde ........ plakalı araç sürücüsü davalı ........'un %100 kusurlu olduğu, davacının maddi tazminat talepleri kusur oranı, talep artırım dilekçesi birlikte nazara alındığında; Dava konusu aracın değer kaybına ilişkin 5.000,00 TL, hasar bedeli olarak 32.468,68 TL ve Aracın kullanılamadığı süre içerisindeki zarar için 12.500,00 TL'nin davalı .......... Şti ve ........'dan olay tarihi olan 21/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte,müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı tarafından dava konusu aracın uzun süreli kiralandığı bilinemeyeceğinden ...........Şti. lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek ; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, Dava konusu aracın değer kaybına ilişkin 5.000,00 TL, hasar bedeli olarak 32.468,68 TL ve Aracın kullanılamadığı süre içerisindeki zarar için 12.500,00 TL'nin davalı .......... Şti ve ........'dan olay tarihi olan 21/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte,müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, Davalı ........... A.Ş. Aleyhine açılan davanın Pasif Husumet Yokluğu nedeniyle REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar ........ ve ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usulen hatalı olduğunu, davacı tarafından sigorta şirketine yapılan başvurunun gerekli şartları taşıyıp taşımadığı ve teminat limitinin karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiğini, 21/09/2022 tarihli Konya ili Selçuklu ilçesi, ........ Mahallesi'nde gerçekleşen davacıya ait ........ plakalı araç ile müvekkil ........'un sürücüsü olduğu ........ plakalı araç arasında meydana gelen kazada müvekkil ........'un hiçbir şekilde kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın dilekçesinden de görüleceği üzere aracın sigorta şirketi tarafından onarıldığını, araçta karşılanmamış bir hasar bedeli bulunmadığını, hasar tespiti yönünden yapılan incelemenin hatalı olduğunu, davacının herhangi bir dayanak olmaksızın değer kaybı talebinde bulunduğunu, davacı yanın haksız ve dayanaksız şekilde talep ettiği tazminatının gerekçesiz ve değerlendirme yazılmadan kabulü yönündeki kararın taraflarınca mümkün olmadığını, hasar onarım süresi tespiti yönünden yapılan incelemenin hatalı olduğunu, araçta oluştuğu iddia edilen hasarın onarımının 25 gün sürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup fahiş derecede uzun olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurularının kabulüne, müvekkiller hakkında açılmış bulunan iş bu mesnetsiz davanın ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesinden geçilerek ortadan kaldırılmasına, davacının haksız ve mesnetsiz taleplerinin tamamının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davanın en başından beri husumet iddiasının müvekkile yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu defaatle belirtmelerine rağmen ilk derece mahkemesinin "6-Davacı tarafından dava konusu aracın uzun süreli kiralandığın bilinemeyeceğinden dava dışı ...........Şti. Lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına," şeklindeki gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının dava açmadan önce gerekli araştırmayı yapmakla yükümlü olduğunu, araç sicili, kira sözleşmesi ve ilgili belgelerin incelenseydi müvekkil yönünden pasif husumet yokluğu bulunduğunun kolaylıkla anlaşılabileceğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme ilamının yalnızca vekalet ücreti kısmına dair verilen hükmün kaldırılarak davalı ........ lehine avukatlık vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ........ tarafından alınması gereken harçların yatırılmaması nedeniyle Yerel Mahkemece 22/09/2025 tarihinde verilen ek karar doğrultusunda davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazası nedeniyle hasar, değer kaybı ve mahrumiyete ilişkin maddi tazminata ilişkindir. Hükme karşı davalı ........ ile ........ tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf isteminde bulunmuştur. (Davalı ........'nin istinafının yapılmamış sayılmasına dair ek karar kesinleşmekle) -Kusura itirazda; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir. Karayolları Trafik Kanunun 85 maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. Maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/11886 Esas, 2017/6732 Sayılı Kararı) Buna göre, ortaya çıkan zarardan davalı araç sürücüsü/işleten de sorumlu bulunmaktadır. Bu nedenle, husumete yönelik davalı taraf itirazının yerinde olmadığı görülmüştür. Bu itibarla, Mahkemece benimsenen ayrıntılı, gerekçeli, oluşa uygun kusur raporu ile kaza sonrası düzenlenen Tespit Tutanağının birbirini teyit etmekte olup kazanın takip mesafesini korunmaması nedeniyle arkadan çarpma nedeniyle davalının tamamen kusuru ile meydana gelmiş olduğundan somut delile dayanmayan itirazın reddine karar verilmiştir. - Zarara yönelik itirazlarında; Davalı taraf gerçek zarardan sorumludur. Hasar yönünden alınacak raporla davacı aracının modeli, yaşı, özellikleri, hasarlı kısımları v.s. gözönünde bulundurularak olay tarihi itibariyle aracın 2.el piyasa rayiç değeri tesbit edilerek, tamirinin ekonomik olup olmadığı ve hurdaya ayrılmasının gerekip gerekmediğinin tespit edildiği, Yargıtay 17.HD İçtihatlarına göre aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı değerlendirildiği, hasar bedelinin piyasa rayiç değeri belirlendiği ve akabinde bu duruma göre tamirinin ekonomik olup olmadığı belirlendiği, tamiri ekonomik olmadığı için piyasa koşullarına göre kazadan önceki 2.el piyasa rayiç bedelinin ve kazadan sonraki hurda (sovtaj) değeri belirlenmiş belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir. Davacı ayrıca davalıdan araç mahrumiyet zararını istemiştir. Talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak söz konusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Somut dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda hükme esas alınan uzman bilirkişi tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve 2016/13290 E., 2017/6752 K sayılı kararı) yapılması gerekirken, son derece yetersiz, aynı hasar bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarla belirtilen kıstaslara uyulmadan, hasar dosyasındaki ekspertiz raporu ile de çelişki oluşturacak biçimde verilen raporlara göre karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle, kaza tarihi itibariyle önceki hasar kayıtları, hasar dosyasındaki faturalar, kazalı araca ilişkin resimler, ekspertiz raporu ile kaza tarihindeki yetkili servis yedek parça fiyatları da değerlendirilip tartışılarak, kaza tarihi itibariyle ekspertiz raporundaki yedek parçaların eşdeğer mi yoksa orjinal parça mı olduğu, gerçek orjinal parça fiyatlarının ve işçilik bedellerinin KDV dahil olmak üzere ne kadar olabileceği, buna göre sigorta tarafından hasar ve değer kaybı ödemesinin yeterli olup olmadığı da tespit edilerek hasar, değer kaybı ve mahrumiyet tazminatı bakımından yukarıda belirtilen ilkelere uygun biçimde hasar bilirkişi raporu ile ekspertiz raporu arasındaki çelişkinin de giderilmesi için İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek hasar konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken fiyatların belirlenmesinde somut dayanakları gösterilmeyen, son derece yetersiz nitelikteki ve çelişkili aynı bilirkişinin raporlarına dayalı karar verilmesi isabetli görülmediğinden, davalının istinafının kabulü ile diğer davalının istinafının bulunmaması nedeniyle davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilmek suretiyle yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir. Kabule göre de, davanın niteliğine göre dava tarihinden önce tam olarak zarar miktarlarının bilinememesi ve alınacak bilirkişi raporuna göre zararın tam olarak belirlenebilmesi nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı tarafın itirazı yersiz bulunmaktadır. - Davalı ........'nın yargılama giderleri yönünden itirazında; 6100 sayılı HMK nun "yargılama giderlerinin kapsamı” başlığım taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, “yargılama giderlerinden sorumluluk" başlığını taşıyan 326. maddede "kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği," "yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise "yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği," hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı aracın onun adına adına kayıtlı olması, dava dışı işleten ile davalı arasındaki kira sözleşmesinin ve gerçek işletenin davacı tarafça davanın açıldığı tarihte bilinememesi, buna göre davanın açılmasına davacı taraf kendi hareketleri ile sebebiyet vermeyeceğinin anlaşılmasına göre, davalı yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Anlatılan sebep ve gerekçelerle, tüm dosya kapsamı ve davanın niteliği nazara alınarak davalı ........ vekilinin istinaf talebinin kabulü ve davalı ........ şirketi vekilinin istinaf talebinin reddi ile ilk derece mahkemesi kararının HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; davalı ........ şirketi vekilinin istinafının REDDİNE; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden taraflarca yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine, 4-İstinaf eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.353 uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/12/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.