7. Hukuk Dairesi 2022/5226 E. , 2024/71 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/261 E., 2016/370 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön incel…
**7. Hukuk Dairesi 2022/5226 E. , 2024/71 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/261 E., 2016/370 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalılardan ... ve davalılar adına vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ... ile davalıların murisi ... arasında 19.10.1992 tarihli satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, ... 'nin 17.08.2011 tarihinde vefat ettiğini ve geriye mirasçısı olarak davalıların kaldığını, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince davalıların murisi ...'nın 235 ve 223 parsel sayılı taşınmazlarda annesinden ve babasından kendi hissesine düşen kısmın tamamını, 236, 109 ve 1395 parsel sayılı taşınmazlarda babasından kendi hissesine düşen kısmın tamamını, 225 ve 278 parsel sayılı taşınmazlarda annesinden kendi hissesine düşen kısmın tamamını sattığını, müvekkilinin satışa ilişkin bedeli ödediğini ve 1992 yılında müvekkiline teslim edildiğini, o tarihten bu yana satışa konu bu taşınmazları davacının kullandığını; ancak satıcı ... ve mirasçıları olan davalıların bu güne kadar bu taşınmazların ferağını vermediğini, bu nedenlerle bu taşınmazlardaki ... ve ...'dan, ... 'ye ondan da davalılara intikal edecek olan hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkil adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...; açılan davayı kabul etmediğini, davanın haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Bir kısım davalılar vekili; davanın kötü niyetli olarak açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalıların murisinin tehdit ve işkence ile notere gittiğini, noterde parmak basmasına rağmen ödeme belgelerinde imzasının olmasının belgelerin sahte olduğunu gösterdiğini, dava konusu taşınmazların fiilen teslim edilmediğini, işgal edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Mahkemenin 27.09.2016 tarihli ek kararı ile davalıların süresi içerisinde temyiz harcını yatırmaması nedeniyle HUMK'nın 434/3 üncü maddesi gereğince kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ve 716 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 29 ve 237 nci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Davalılar vekilinin adli yardım talebinde bulunduğu ve davalıların yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri temyiz dilekçesi ekinde sunduğu anlaşıldığından adli yardım isteği kabul edilmiştir. 2. a) Her ne kadar Mahkemece davalıların temyiz harçlarını bir haftalık yasal süre içerisinde tamamlaması amacıyla müzekkere (muhtıra) yazıldığı, muhtıranın 05.08.2016 tarihinde davalılar vekili Av. ...'a tebliğ edildiği; ancak davalıların bir haftalık kesin süre içerisinde temyiz harcını ve temyiz avansını yatırmaması nedeniyle temyiz başvurusunun reddine karar verilmişse de; duruşma tutanakları ile davalılar tarafından dosyaya sunulan tüm dilekçelerden, davalıların Avukat ... tarafından temsil edildiği anlaşılmaktadır. Temyiz dilekçesi de Avukat ... imzalı olarak dosyaya ibraz olunmuştur. b) Mahkemece gerekçeli karar başlığında Avukat ...'nin "vekil" olarak gösterilmesine rağmen gerekçeli karar ve temyiz harcı yatırılmasına ilişkin muhtıra davalıların vekâlet verdiği; ancak davayı hiç takip etmeyen Avukat ...’a tebliğ edilmiştir. Dosya arasına tebligatlardan sonra sunulan 20.07.2016 tarihli azilnamede vekilin azledildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar vekâletnamede ismi olsa da, tebligatın talep eden yerine, davayı takip etmeyen Avukat ...’a yapılmasının usulsüz olduğu kabul edilmelidir. Aksi yorum adil olmayan ve hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açacaktır ki, hukuk düzeni böyle bir durumu kabul edemez. Bu nedenle, Mahkemenin 27.09.2016 tarihli ek kararı kaldırılarak davalılar vekilinin temyiz incelemesine geçilmiştir. 3. Satış vaadi sözleşmesinde sözleşmeye konu taşınmazların satış bedelinin 263.500,00 TL olduğu, bedelin 80.000,00 TL'sinin nakten ve tamamen ödendiği, geriye kalan bedelin vadeler hâlinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı, dosya arasında bulunan davalıların murisinin imzasını taşıyan ödeme makbuzu başlıklı iki belge ile kalan satış bedelinin ödendiğini iddia etmiş, davalılar vekili ise davalılar murisinin satış vaadi sözleşmesinde imza atamadığı için parmak bastığı; ancak ödeme makbuzlarına imza attığını, makbuzlardaki imzanın davalıların murisi ...'ya ait olmadığını belirterek imza inkarında bulunmuştur. Buna rağmen Mahkemece bu husus hadise şeklinde incelenmeden hüküm kurulmuştur. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, imza inkarının ön sorun (hadise) şeklinde incelenerek, imza örneklerinin bulunduğu noterler, bankalar, muhtarlıklar, belediyeler, seçim kurulları, tapu ve vergi daireleri, nüfus müdürlükleri, evlendirme daireleri, dernekler ve vakıflar gibi çeşitli kurum ve kuruluşlardan temin edilerek; özellikle davalıların murisi ... 'nin Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilâmı ile boşandığı anlaşıldığından bu dosya temin edilerek, imza örneklerinin dosya arasına konulması, belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak belge altındaki imzanın ... 'ye ait olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalıların adli yardım talebinin KABULÜNE, 2. Mahkemenin 27.09.2026 tarihli kararın temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin EK KARARININ KALDIRILMASINA, 3. Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 17.100,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.