T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2173 - 2025/2439 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2173 KARAR NO : 2025/2439 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2023 NUMARASI : 2022/273 E. - 2023/141 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2173 - 2025/2439 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2173 KARAR NO : 2025/2439 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2023 NUMARASI : 2022/273 E. - 2023/141 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/03/2023 tarih ve 2022/273 E. - 2023/141 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı ...'ın 2020/115080 numaralı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli "..." ve "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkili şirketin “...” ve “...” ibareli markalarının uzun zamandır ticaret hayatında kullanıldığını, müvekkili tarafından “...” projesinin ilk kez 2009 yılında ortaya atıldığını, müvekkili şirketin bu proje ile ödüller aldığını, müvekkili şirket markalarının 14, 16, 24, 25, 28, 35, 39, 41, 42 ve 43. sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu marka ile sınıfsal benzerliklerin mevcut bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile anlamsal olarak birbirine benzer markalar olduğunu, dava konusu markada anlamsal olarak birbirine çok yakın ibarelere yer verildiğini, bu durumun müvekkili markasının tanınmışlığından yararlanma çabasını gösterdiğini, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak da benzer olduklarını, müvekkili markasında yer alan “...” ibaresinin tüketiciler tarafından “...” olarak telaffuz edildiğini, tüketiciler nezdinde akılda kalacak harflerin benzer olduğunu, ortalama tüketicilerin markaları karıştırabileceğini, müvekkilinin “...” projesi hakkında birçok haber ve röportaj yapıldığını, markanın tüketici nazarında belli bir tanınmışlığı ve bilinirliği bulunduğunu, daha evvel 2014/42390 numaralı “...+şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğü ve kurum kararının iptaline ilişkin müvekkili tarafından açılan Ankara 3. FSHHM 2016/177 E. sayılı dosyasında, markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, dava konusu markanın müvekkili markalarının devamı niteliğinde olduğunu, ortalama tüketicilerin markaların aynı kişiye ait olduğu yanılgısına düşeceğini, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-6479 sayılı kararının iptaline ve 2020/115080 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının 2009/44488,2011/18419,2011/18423 sayılı markalarının kullanımının ispat edilmediğini, kullanımı ispat edilmeyen markaların SMK'nın 6/1 maddesi çerçevesinde yapılacak incelemede dikkate alınamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., yasal süre içinde davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan işlemler sırasında sunduğu karşı görüş dilekçesinde, 2009/44488, 2011/18419, 2011/18423 sayılı markalar yönünden kullanmama definde bulunduğu, kullanım ispatı talep edilen markaların, dava konusu markanın başvuru tarihinde 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğu, davacı markalarının tescil tarihlerinin 2010 ve 2012 tarihleri olduğu, bu gerekçe ile davalının ilgili markalar yönünden kullanmama defi ileri sürebileceği, davacı taraf 2009/44488,2011/18419, 2011/18423 sayılı markalarını 26.09.2015-26.09.2020 tarihleri aralığında kullandığını ispat edemediğinden, YİDK kararının iptali davası bakımından işbu markaların SMK m.19/2 hükmü uyarınca değerlendirmeye alınamayacağı, buna göre YİDK kararının iptali davası bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi şartlarının somut olayda bulunmadığı, hükümsüzlük davası yönünden ise dava aşamasında, davalı gerçek kişi tarafından kullanmama def'i ileri sürülmediğinden, davacıya ait markalar ile dava konusu marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı hususunda ayrıntılı değerlendirme yapıldığı, davacının 2011/100419 sayılı “...”, 2010/73492 sayılı “...” ve 2012/61441 sayılı “...” ibareli markalarını da hükümsüzlük iddiasına gerekçe olarak göstermişse de bu markaların, dava konusu marka ile karşılaştırma dahi yapılmayacak derecede farklı olduğu, davacının dayandığı 2009/44488, 2011/18419, 2011/18423 sayılı markaların 35, 39, 41 ve 43. sınıf hizmetlerde tescilli bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun ise 35. sınıf hizmetleri kapsadığı, taraf markalarının 35/1-4 alt sınıfları bakımından ayniyet taşıdığı, her ne kadar davacı markaları ile dava konusu marka 35/5 alt sınıf yönünden de aynı sınıfları kapsıyor gibi görünmekte ise de davacı markaları kapsamında yer alan 35. sınıf perakendecilik hizmetleri “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri”nden oluştuğu, dava konusu markada yer alan 35/5 sınıf hizmetlerin ise 1-34. sınıf emtiaların satışına özgülendiği, dolayısıyla taraf markaları kapsamlarında yer alan 35/5 alt sınıfında yer alan hizmetlerin, ayniyet taşımadığı, davacının markalarını 35/5 sınıfta hangi hizmetlerde kullandığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, bu nedenle 35/5 alt sınıf bakımından taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, davacıya ait 2009/44488, 2011/18419, 2011/18423 sayılı markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığı, davacı tarafça gerekçe gösterilen markaların tanınmışlığının ispatlanamadığı, davaya konu marka ile hükümsüzlüğe mesnet markaların bir kısım hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali isteminin reddine, markanın hükümsüzlüğü isteminin kısmen kabulü ile "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." bakımından 2020/115080 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkiline ait "..." ve "..." ibareli markaların, 14,16,24,25,28,35,39,41,42 ve 43. sınıflarda tescilli olduğunu, davalı yana ait "..." markasının ise 35. sınıf hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, buna göre markalar arasında sınıfsal benzerliğin bulunduğunu, bu nedenle SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca ilk şart olan mal ve hizmetler yönünden benzerlik şartının gerçekleştiğini, taraflara ait marka işaretleri arasında da iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu "..." markasının, müvekkili markalarının devamı niteliğinde olduğunu, "..." markasının tüketici nazarında belli bir tanınmışlığ" ve bilinirliğe de sahip bulunduğunu, dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkiline ait markaların tanınmışlığından haksız yararlanılacağını, bu nedenle de dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı marka sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının 2011/100419 sayılı "...", 2010/73492 sayılı "..." ve 2012/61441 sayılı "..." ibareli markaları ile "..." ibareli başvuru arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, buna karşılık başvuru kapsamında yer alan 35/01-04. sınıftaki hizmetler yönünden 2009/44488, 2011/18419, 2011/18423 sayılı "..." ibareli davacı markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, başvuru kapsamındaki 35/05. sınıf hizmetler yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacı markalarının tanınmışlığının ya da başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.