T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/437 Esas KARAR NO :2025/797 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:17/06/2025 KARAR TARİHİ:04/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, ... Bankası A.Ş., ... Ltd. Şti. ile akdedilen 27/04/2018 tarihli Genel Kredi…
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/437 Esas KARAR NO :2025/797 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:17/06/2025 KARAR TARİHİ:04/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, ... Bankası A.Ş., ... Ltd. Şti. ile akdedilen 27/04/2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine dayanarak, söz konusu şirketin kullandığı ticari kredi kartı, kredili mevduat hesabı ve teminat mektuplarından kaynaklanan borçlarını tahsil etmek amacıyla dava açmıştır. Müvekkil banka, bu alacaklara ilişkin olarak, davalı şirketin asıl borçlu ve davalı gerçek kişi kefillerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirtmektedir. Ancak banka, kefillerin, asıl borçlunun iade veya bedelini depo etmekle yükümlü olduğu 5 adet mer’i teminat mektubu bedelinden sorumlu olmadığını açıkça vurgulamıştır. Davacı, kefillerin, Genel Kredi Sözleşmesini imzaladıkları sırada, asıl borçlu şirketin ortakları ve yetkilileri olduklarını ve bu nedenle eş muvafakatine gerek bulunmadığını dile getirmiştir. Banka, davalı borçluların sözleşmeye dayalı edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle borcun muaccel hale geldiğini ve ihtarnamelere rağmen ödenmediğini ifade etmektedir. Banka, alacak tahsilini sağlamak için icra takibi başlattığını, ancak davalıların yetkiye, borca ve faize itiraz ederek takibi durdurduklarını, arabuluculuk sürecinin de uzlaşma ile sonuçlanmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, icra takibine yapılan itirazın iptali için dava açmak zorunda kaldığını ifade etmiştir. Davacı, yetki itirazına karşı, Genel Kredi Sözleşmesindeki İstanbul Mahkemeleri yetki şartının tacirler arasında bağlayıcı olduğunu, kefiller için de geçerli olduğunu ve Yargıtay içtihatlarıyla desteklendiğini açıklamıştır. Borç ve faize yapılan itirazlara karşı ise, sözleşme ve ilgili mevzuat uyarınca alacağın geçerli olduğunu, temerrüt faizi oranlarının sözleşmede belirtildiği şekilde ve makul seviyede uygulandığını savunmuştur. Sonuç olarak, banka, haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep etmektedir. Davalı taraf davaya cevap dilekçesi vermeyerek 6100 sayılı HMK m.128'e göre dava konusu maddi vakıaları inkâr etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosyasına konu itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı takip dosyası dosya arasına alınmış ve mahkememizce ön inceleme duruşmasının 04/11/2025 günü yapılmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331. maddesinin 1.fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak dava tarihindeki tarafların haklılık durumu gözetilerek bir karar verilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Davacı tarafça ticari kredi sözleşmesinden kaynaklı davalı aleyhine İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi 2025/230630 esas sayılı dosyasından takibe başlanıldığı, yapılan itiraz üzerine süresi içerisinde iş bu davanın açıldığı, davalıların icra takibine yaptıkları itirazları geri alıp borcu, faizi ve fer’ilerini kabul etmeleri ve taraflarca tüm yargılama giderlerinin haricen ödenmiş olması nedeniyle, davanın konusu kaldığının beyan edildiği anlaşılmakla talep olmadığından aleyhe icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmetmemek gerekmiş dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40-TL nispi karar harcının, peşin alınan 4.802,67-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 4.187,27-TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Talep edilmediğinden davacı yararına yargılama gideri, vekalet ücreti, icra inkar tazminatı hususunda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-Arabuluculuk ücreti olan 4.700,00-TL’nin davalılardan alınarak, hazineye GELİR KAYDINA, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/11/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸