4. Ceza Dairesi 2023/17021 E. , 2024/7048 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2019/1799 Değişik iş SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi KARAR :İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :... Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çevrenin kasten kirletilmesi suçundan şüpheliler ..., ..., ..., ...ve ...haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda, Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığınca …
**4. Ceza Dairesi 2023/17021 E. , 2024/7048 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2019/1799 Değişik iş SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi KARAR :İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :... Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çevrenin kasten kirletilmesi suçundan şüpheliler ..., ..., ..., ...ve ...haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda, Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.07.2019 tarihli ve 2019/1583 soruşturma, 2019/1132 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Muğla 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.08.2019 tarihli ve 2019/1799 değişik iş sayılı kararının ... Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2023 gün ve 2023/122661 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160 ıncı maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2 nci maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172 nci maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3 üncü maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut dosyada, Muğla İli, Yatağan İlçesi, ... Mahallesinde bulunan şüphelilerin mermer tozu ve mermer atıklarını yol kenarına stoklayıp, yol içinde yükleme ve boşaltma yaparak çevreyi kasten kirlettiklerinden bahisle başlatılan soruşturmada, şikayete konu yerler ve eylemler açısından iddialar doğrultusunda herhangi bir bulgunun belirlenemediği ve ilgili yerlerde önceki senelerden kalan atıkların temizlenmesi kapsamında Devlet Su işleri ve diğer birimlerce dere yatağı temizleme ve ıslah çalışmalarının sürdüğünden bahisle şüpheli mermer fabrikaları hakkında suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; Dosya içinde yer alan 20.06.2019 ve 16.06.2019 tarihinde düzenlenen tutanaklarda, yol kenarında bulunan boş arazide paletler halinde mermerlerin bulunduğu ve dere yatağında yapılan incelemede ise dere kenarında mermer atıklarının ve mermer tozlarının olduğu, bu atık ve tozların geçmiş yıllardan kalma olduğu, yeni dökülen toz ve atık olmadığı şeklinde tespitin yapıldığı, Yatağan Kaymakamlığının 09.07.2019 tarihli ve 5 nolu kararı ile şüpheli firmalar hakkında mermer paleti koymak, mermer molozu dökmek ve çakıl dökmek suretiyle Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 12 nci maddesindeki tecavüzü gerçekleştirdiklerinden bahisle 1 inci kez tecavüzün men'ine dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında, ihbar tarihinde tespiti yapılan ve dere yatağına bırakılan bahse konu atık ve tozların, üniversitelerin çevre mühendisliği bölümüne mensup öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 181/1 inci maddesinde düzenlendiği şekilde, söz konusu atıkların teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, toprağa, suya veya havaya verilip verilmediği, atıkların alıcı ortamı kirlettiği ya da kirletme ihtimali taşıyıp taşımadığı hususlarında rapor aldırılıp, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz hakkında belirtilen gerekçelerle soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) onüçüncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma ... tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin AİHM kararlarında, (Örn: Vilko Esas - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3 maddesinin (a) bendinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama ...” başta bu Kanun'un 181 ilâ 184 üncü maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır. Türk Ceza Kanunu'nun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, Kanunlar'da belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır. “Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.” Yine aynı Kanunun “Tanımlar” kenar başlıklı 2 inci maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir. Türk Ceza Kanunu'nun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181 inci maddesinin birinci fıkrasında, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182 nci maddesinin birinci fıkrası ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun sekizinci maddesinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, Kanun'da tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir. Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali 5237 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin dördüncü fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir. İnceleme konusu somut olayda; şüpheliler hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan suç duyurusunda bulunulması üzerine Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2019 tarih 2019/1583 soruşturma 2019/1132 karar numaralı ilamı ile "Bozüyük Jandarma Karakol Komutanlığı tarafından yapılan tespit çalışmalarında şikayete konu yerler ve eylemler açısından iddialar doğrultusunda herhangi bir bulgunun belirlenemediği ilgili yerlerde önceki senelerden kalan atıkların temizlenmesi kapsamında Devlet Su işleri ve diğer birimlerce dere yatağı temizleme ve ıslah çalışmalarının sürdüğünün tutanakla belirlendiği, bu haliyle yukarıda ismi geçen şüpheli mermer fabrikaları açısından atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan itiraz, mercii Muğla 2. Sulh Ceza Hakimliğince reddolunmuş ise de; Yatağan Kaymakamlığının 09.07.2019 tarihli ve 5 nolu kararı ile şüpheli firmalar hakkında mermer paleti koymak, mermer molozu dökmek ve çakıl dökmek suretiyle Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 12 nci maddesindeki tecavüzü gerçekleştirdiklerinden bahisle 1 inci kez tecavüzün men'ine dair karar verilmesi, 20.06.2019 ve 16.06.2019 tarihli jandarma tutanaklarında yol kenarında bulunan boş arazide paletler halinde mermerlerin bulunduğu ve dere yatağında yapılan incelemede ise dere kenarında mermer atıklarının ve mermer tozlarının olduğu, atık ve tozların geçmiş yıllardan kalma olduğu, yeni dökülen toz ve atık olmadığı şeklinde tespitin yapılması karşısında, atıkların niteliği,bırakıldığı tarih ve çevreyi kirletme etkilerinin bulunup bulunmadığına ilişkin bilirkişi raporu alınmadan ve soruşturma dosyası kapsamında yeterli ve etkili soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. Şüphelilere yüklenen suçun oluşup oluşmadığının tespiti bakımından, üniversitelerin ziraat fakültesi toprak bilimi ve bitki besleme, çevre ve kimya mühendisliği bölümlerinde çalışan öğretim üyesi bilirkişilerden oluşacak heyete dosya tevdii edilerek, suç tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelikler ve ekleri ile birebir ilişki kurmak suretiyle ve Yargıtay denetimine imkân sağlayacak nitelikte bilirkişi raporu alındıktan sonra rapor içeriğine göre; şüphelilerin yüklenen eylemden kast ya da taksir şeklindeki kusurluluk türlerinden hangisinden sorumlu olduğu tartışılarak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek etkin bir soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi hukuka aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Muğla 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.08.2019 tarihli ve 2019/1799 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2024 tarihinde karar verildi.