İSTİNAF KARAR TARİHİ : 31/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 31/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 15.10.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı ........'nin içerisin…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 20/12/2022 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2-........ İHBAR OLUNAN: ........ DAVA : İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ : 31/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 31/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 15.10.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı ........'nin içerisinde birçok işyeri ve fabrikanın bulunduğu bir yapı olduğunu, ........ Sitesinin bulunduğu yerleşkede 24/08/2018 tarihinde saat 17:12 sularında oldukça geniş bir alana yayılan ve sanayi sitesinde bulunan 9 işyerinin zarar görmesine yol açan oldukça büyük çaplı bir yangın meydana geldiğini, yangın sebebiyle zarar ögren işyerlerinde meydana gelen maddi hasarın hayli yüksek olduğunu ve söz konu işyerlerinin adeta kül olma seviyesine geldiğini, meydana gelen yangının çıkma sebebi olarak sitede güvenlik görevlisi olarak çalışan davalı ........'ın kusuru/kastı olduğunun tespit edildiğini, ........'ın meydana gelen yangın sebebiyle Konya..... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı üzerinden yargılandığını ve kendisine 10 yıl 5 ay hapis cezası verildiğini, yangın sebebiyle zarar gören işyerlerinden birisi olan ........ A.Ş.'nin müvekili sigorta şirketine "Birleşik Ürün Sigorta Poliçesi" kapsamında sigortalı olduuğnu, dava dışı sigortalı ........ A.Ş.'nin kiracısı bulunduğu başvuru dışı İ.........'e ait depoda bulunan ve sigortalı şirkete ait malların meydana gelen yangında zarar gördüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini, ........ Ekspertiz Hizmetleri Limited Şirketi bünyesinde hizmet veren ekspertizler tarafından hazırlanan kesin raporda sigortalı ........ A.Ş.'de meydana gelen zararın 535.773,87 olarak tespit edildiğini, müvekkili sigorta şirketinin tespit edilen hasar miktarını sigorta poliçesi sigortalıya ödemekle yükümlü olduğundan poliçe limiti çerçevesinde sigortalının hasarı karşılanarak 26/10/2018 tarihinde 535.773,87 TL ödendiğini, yangının çıkmasında davalı ........'ın eylemlerinin etkisinin tartışılmaz olduğunu, Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daresi Başkanlığı tarafından hazırlanan yangın raporunda yangının çıkış sebebi olarak "Yangın söndürüldükten sonra yapılan inceleme sonucunda: ........Şti'ye ait kamera görüntüleri incelendiğinde açık kimliği emniyet ekiplerince de tespit edilen site güvenlikk personelinin önce ........ ait bahçeye duvardan atlayarak ardından bitişiğindeki ..... ait işyerine ara duvardan geçtiği, yangının başlangıç noktası şahsın duvardan girdiği yer olup yangının başlama zamanı da şahsın görüntülerde koşarak uzaklaştığı dakika ile eş zamanlıdır. Söz konusu şahsın içeride kaldığı süre içerisinde herhangi bir ateş kaynağı ve hızlandırıcı kullanarak ahşap malzemeleri yaktığı düşünülmektedir. Aynı şahsın yangının başlamasını görmesine rağmen ihbar etmediği yangının hızlıca büyüyerek ısının çok arttığı rüzganın etkisiyle diğer işyerlerine hızlıca sirayet ettiği tespit edilmiştir" şeklinde olduğunu, davalı ........'ın yargılandığı ceza dosyasında "........ Yöneticiliğinde özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını ve özel güvenlik görevini sanayi yönetiminin kendisinin belirlediğini açıkça beyan ettiğini, ........ Yöneticiliğinin Türk Borçlar Kanununun 66. maddesi gereği ........'ın fiil ve eylemlerinden sorumlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sigortalısına ödediği tutar için ........ ve ........ Yöneticiliğine başvuru hakkının doğduğunu, müvekkili şirket tarafından ........ Yöneticiliğine ilk olarak 31/10/2018 tarihinde yazılı talepte bulunulduğunu, ancak site yöneticiliğinin bu talebi 19/11/2018 tarihli yazısı ile reddettiğini, bu sebeplerle davalılar aleyhine Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine geçildiğini ancak borçlu tarafların itirazı üzerine takibin durduğunu, davalıların icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek müvekkili şirketin alacağını tahsil etmesini engellediklerini, müvekkili şirketin alacağının likit bir alacak olması sebebiyle haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz eden borçlunun İİK'nun 67. maddesinde öngörülen icra inkar tazminatı ödemesi gerektiğini, bu nedenlerle müvekkili şirketin alacağının hayli yüksek olması sebebiyle hak kayıplarının önüne geçilmesi ve davalı-borçluların varsa malvarlığı (banka hesapları, tapu vs...) değerleri üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı-borçlular tarafından Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak yapılan itirazın iptali, işleyecek faiziyle birlikte takibin devamına ve %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ Yöneticili 05.11.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu alacak iddiasının temelinin haksız fiilden kaynaklanan bir alacağa ilişkin rüc'u davasına dayandığını, site yöneticiliği işyeri malikleri adına genel kurul ile kendisine verilen işlerde kat maliklerini temsil edebileceğini, site yöneticiliği'nin görevlerinin 634 s. Kat Mülkiyeti Kanunu ile belirlendiğini, bunun dışında işyeri maliklerinin uhdesinde yenilik doğuran hak ve borçlardan doğrudan etkilenecek işyeri sahiplerini iş bu davada 634 s. Kanu'nun 35. Maddesi dışındaki işlerde site yöneticiliğinin temsil yetkisi bulunmadığını, ayrıca davacının dava dışı ........ San. AŞ'nin halefi konumunda olup aynı zamanda işveren konumunda olduğunu, davacının tüm tazminat taleplerinin vekil konumunda olan site yönetiminden değil, kendisinin de işveren olduğu diğer işveren konumunda olan diğer işyeri maliklerine karşı arsa payı oranında ileri sürmesinin gerektiğini, tüm tazminat iddialarının site yöneticiliğinden talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, şayet ortaya çıkan zararın, zarar verenin kendi kusurunun dışında işverenin de kusurundan kaynaklanmış ise bu zarar işverenlerin malik olduğu taşınmazlardaki arsa payı oranına göre istenmesinin gerektiğini, davanın her bir işverene karşı ayrı ayrı ileri sürülmesinin gerektiğini, iş bu davanın 634 s. Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca işyeri maliklerine karşı açılması gerekirken davalı Site yöneticiliğine yöneltilen bu dava site yöneticiliğinin olağan yönetim işleri dışında kalan bir konu olduğundan davalı site yöneticiliği'nin davada taraf sıfatının bulunmadığını, yargılama sonucunda tazminat ödenmesi yönünde verilecek kararın tüm kat (işyeri) maliklerini doğrudan doğruya etkileyeceğinden davanın kat (işyeri) maliklerine karşı yöneltilmesinin gerektiğini, tüzel kişiliği olmayan ve davalı işverenler nezdinde borç doğurucu mali sorumluluk işlemleri için temsil yetkisi de bulunmayan site yöneticiliğine yöneltilen davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, dava konusu yangının çıkmasına kasten sebep olanın ........'nde güvenlik görevlisi olan şahıs diğer davalı ........ olduğunu, yangın sonrasında Konya ....Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas Sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, yapılan yargılama sonrasında kasten mala zarar verme suçundan mahkum edildiğini, Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'nın yangın raporuna göre güvenlik personeli ........'ın davaya konu yangının çıkmasına kasten sebebiyet verdiğini, 6098 Sayılı TBK Md. 66 'da " Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğunu, adam çalıştıranın, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz." hükmünün yer aldığını, somut olay itibari ile meydana gelen zararın, hizmetin ifası sırasında ancak hizmetle ilgili bir zarar olmadığından hukuka aykırı eylem ile meydana gelen zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunmadığını, diğer davalı ........'ın gerçekleştirmiş olduğu eylemle vekil eden davalının çalışanına vermiş olduğu iş arasında da herhangi bir nedensellik bağının bulunmadığını, diğer davalı ........'ın vekil eden davalı sitede güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olup yangının çıkmasına verilen iş sebebiyle değil kasten kendisinin sebebiyet verdiğini, diğer davalı ........'ın zarar verici eylemi ile hizmeti arasında gaye ve görev bakımından "sıkı bir" ilgi olmadığından vekil eden site yöneticiliğinin sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığı gibi söz konusu olayın ortaya çıkacağını bilebilmesinin, öngörebilmesinin, engelleyebilmesinin de mümkün olmadığını, öngörülebilmesi mümkün dahi olmayan bir olayda müvekkilinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçe gösterilerek zarardan sorumlu tutulmaya çalışılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca müvekkili davalı ........'nde çalışmakta olan güvenlik personellerinin, ........ kapsamında Özel Güvenlik Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olduğunu, sigorta poliçesi kapsamında özel güvenlik görevlilerinin üçüncü kişilere vermiş olduğu zararların sigorta poliçesinde belirtilen tutara kadar Özel Güvenlik Mali Sorumluluk Genel Şartları içerisinde teminat altına alındığını, bu sebeple ortaya çıkan zarardan ........'nin de sorumlu olup, davacı tarafça bu sigorta şirketinin de dahili davalı olarak dahil etmesinin gerektiğinden bahisle haksız ve hukuka aykırı açılan davanın vekil eden davalı bakımından reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ........ 25.10.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 24.08.2018 tarihinde yaşanan olaydan dolayı herhangi bir kastının olmadığını ve olaydan sonra yapılan incelemelerde gerek hazırlık aşamasında yapılan keşif, gerek ise Ankara Kriminal İnceleme ve Gönderilen Giyim Eşyalarında Kimyasal bir artığa yanıcı veya yakıcı v.s.patlayıcı herhangi bir bulguya rastlanılmadığının tespit edildiğini, olayın kasten olmadığını, Konya ....Asliye Ceza Mahkemesi ile yargılanmakta olan dosyasında henüz bir sonuca ulaşılmadığını ve üzerine kayıtlı bulunan dosya numarasında gerek şahsı adına gerek ise ........ Yöneticiliği adına herhangi bir ihtiyati tedbirin konulmamasını talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; " DAVANIN KABULÜ İLE; Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Es.sayılı dosyasından 535.773,87 TL asıl alacak, 7.001,76 TL takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 542.775,63 TL'lik alacağa yönelik davalıların itirazlarının İPTALİ ile bu miktar alacak ve asıl alacağa icra takip tarihi olan 19/12/2018 tarihinden itibaren işletilecek %9 ve değişen oranlarda YASAL faiz uygulanmak ve tahsilde tekerrür olmamak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, İİK.67/2.maddesi gereğince kabul edilen 542.775,63 TL'lik alacağın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE," şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dışı ........ San. Aş'nin halefi konumunda olup aynı zamanda da işveren konumunda olduğunu, davacının tüm tazminat taleplerinin vekil konumunda olan site yönetiminden değil kendisinin de işveren olduğu diğer işveren konumunda olan diğer iş yeri maliklerine karşı arsa payı oranında ileri sürmesi gerektiğini, davalı site yöneticiliğinin davada taraf sıfatının bulunmadığını, tüzel kişiliği olmayan ve davalı işverenler nezdinde borç doğurucu mali sorumluluk işlemleri için temsil yetkisinin de bulunmadığını, yöneltilen davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, meydana gelen zararın hizmetin ifası sırasında ancak hizmetle ilgili bir zarar olmadığından hukuka aykırı eylem ile meydana gelen zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmadığını, vekil eden davalının çalışanına vermiş olduğu iş arasında da herhangi bir nedensellik bağı bulunmadığını, ........ Şirketine ihbar edilmesi için talepte bulunulduğunu ancak mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını dilemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır. Ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususlarının doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmekte olduğu, bunun yanında, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıdığı, (YHGK'nın 23.01.1985 gün ve 1983/10-372 esas, 1985/21 karar sayılı ilamı) ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturacağı, bunun nedeninin, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasından kaynaklandığı, (Mustafa Çemberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s. 22 vd; Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, S. 844; YHGK'nın 28.03.2012 gün ve 19-24 esas, 243 karar sayılı ilamı) böylece, kural olarak hukuk hakiminin ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmadığı, ancak ceza yargılamasındaki mahkumiyet kararı, kusurun takdiri ve zarar tutarının saptanması konusunda hukuk hakimini bağlamaz ise de; mahkumiyet kararı, eylemin haksızlığını ve sanık tarafından işlendiği hususları hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Türk Borçlar Kanunu 50. Maddesi, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” Türk Borçlar Kanunu 52. maddesi, “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.” Adam çalıştıranın sorumluluğu olay ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 66. maddesinde ;adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. BK'nun 55/1.maddesine göre; ''Başkalarını istihdam eden kimse, mahiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Şu kadar ki, böyle bir zararın vukubulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz.'' ( TBK m.66 ) Borçlar Kanununun 55.maddesi hükmü gereğince adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için; zararın çalışanın hukuka aykırı eyleminden doğması ve zarar ile çalışanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Sorumluluk Hukukunun önemli ögelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada; mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur. Adam çalıştıran, görülecek işe uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin göreceği iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği, özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır (Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Prof. Fikret Eren, Cilt: 2-4 bası, sh.160). (HGK. 15.06.1994 gün ve 11-178 K.). Davalının bu en basit tedbirlere başvurmaması objektif özen görevini açıkça kötüye kullandığını kanıtlayan deliller olarak görülmelidir. Davalı, adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan kurtulabilmesi için, gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi icap etmesi gerekecektir. Bilindiği gibi adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir. UYAP istemi üzerinden yapılan kontrolde davalı ........'ın DİĞER DAVALI OLAN ........'NDE 06/07/2012-26/08/2018 TARİHLERİ ARASINDA HİZMET SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA ve olay tarihinde sigortalı olarak çalıştığı, yangının davalı ........'ın görevli olduğu saatte ve davacıya sigortalı olan şirket dışında dava dışı Konya palet isimli iş yerinde çıkardığı yangın nedeniyle davacı şirkete sigortalı iş yerinde de yangın çıktığı, davalı ........ hakkında Konya .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Es... Kar. Sayılı dosyasından kamu davası açıldığı ve davalının kasten yangın çıkarmak suçundan mahkumiyetine karar verildiği, davalı sanayi sitesi'nin objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, oluşan zarar ile uygun illiyet bağının bulunduğu, davalının gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceği yönünde herhangi bir delil sunmadığı, bu nedenle 6098 sayılı TBK'nun 66.maddesi kapsamında oluşan zarardan sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır. TBK'nun 66. Maddesi uyarınca adam çalıştıran, çalışanının işin görülmesi sırasında üçüncü kişilere verdiği zarardan, gerekli özeni gösterdiğini ispat etmediği sürece sorumludur. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da adam çalıştıranın sorumluluğunun kusura değil objektif özen yükümlülüğüne dayandığı, illiyet bağının varlığının sorumluluk için yeterli olduğu vurgulanmaktadır. Somut olayda da, davalı ........'ın olay tarihinde diğer davalı ........'nde sigortalı olarak çalıştığı, yangını kasten çıkardığı saatlerde ilgili sanayi sitesinde görevli olduğu, hakkında Konya .... Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılarak kasten yangın çıkarması nedeniyle mahkumiyet aldığı, yangının ilk olarak dava dışı işyerinde başlaması nedeniyle davacı şirket sigortalısının da hasar oluştuğu sabittir. Bu durumda davalı ........ yönetiminin objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediği ve zarar ile illiyet bağının bulunduğu açıktır. Davalı yönetim, gerekli özeni gösterdiği yönünde ilgili dosyaya hiçbir delil sunmamış olup TBK 'nun 66. Maddesi kapsamında sorumluluğu doğmaktadır. İtiraz yersizdir. Davalı şirketin hasarın özel güvenlik mali sorumluluk sigortası kapsamında olduğu ve öncellikle sigortadan istenmesi gerektiği istinafı açısından; TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. Bu itibarla davacı taraf müteselsil sorumlulardan istediği aleyhine dava açma hakkına sahip olup davalıların sorumlululuk sigortasından talepte bulunmadan doğrudan davalıdan zararını isteyebileceğinden davalının buna yönelik itirazı yerinde değildir. Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 37.077,00 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 9.269,25 TL nin mahsubu ile bakiye 27.807,75 TL eksik harcın davalı ........'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafın istinaf talebi olmayıp istinafa cevap dilekçesi sunduğu anlaşıldığından 19/11/2025 tarihinde yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 31/12/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.