6. Ceza Dairesi 2024/6576 E. , 2025/4196 K. BOZMA ÜZERİNE İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/265 E., 2024/403 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz se…
**6. Ceza Dairesi 2024/6576 E. , 2025/4196 K.** **"İçtihat Metni"** BOZMA ÜZERİNE İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/265 E., 2024/403 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 15. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanıklar müdafileri tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29.02.2024 tarihli kararı ile bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2024 tarihli ve 2024/265 Esas, 2024/403 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a.c.d.h, 168/3-1, 62 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yağma suçunun yasal unsurları oluşmadığı için beraatine, çelişen beyanlar dışında müvekkilin yağma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut bir delil olmaması nedeni ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi göz önüne alınarak, gerek tanık beyanları gerekse dosyada bulunan diğer deliller göz önüne alındığında delil yetersizliği nedeniyle müvekkilimin yağma suçundan beraatine karar verilmesi, meşru müdafaa, cezanın ertelenmesi, haksız tahrik ve tüm lehe hükümlerine uygulanması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Adli tıp kurumundan akıl ve ruh sağlığına ilişkin rapor alınmasını ve epilepsi hastalığının ceza ehliyetine etkisinin araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, suçun silah nitelikli unsurunun müvekkili açısından oluşmayacağı, yağma suçunun unsurlarından olan cebir, tehdit vs ile para alınma değil de kıskançlık sebebiyle meydana geldiğinin gözetilmediği, mağdur, cebir veya tehdit nedeniyle değil de, failin gönlünü yapmak için mal vermişse, malın verilmesiyle cebir ve tehdit arasında nedensellik bağı bulunmadığından yağma suçunun oluşmayacağı, paranın olay yerinde alındığına dair hiçbir somut delil bulunmadığı, “şüpheden sanık yararlanır ilkesi” gereği sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, yağma suçunun yasal unsurları oluşmadığı için beraatine karar verilmesine, delil yetersizliği nedeniyle müvekkilimin yağma suçundan beraatine karar verilmesi, meşru müdafaa, cezanın ertelenmesi, haksız tahrik ve tüm lehe hükümlerine uygulanması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekecektir. Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır. Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadğı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da ihtilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir. Somut olayda, sanıkların aşamalardaki savunmalarında, suçlamayı kabul etmemeleri, tanıkların sanıkların savunmalarını doğruladığı beyanları, sanık ...'ın baz istasyonu kayıtlarına göre beyanını destekler nitelikte olay yerine sonradan geldiği, sanık ... ile katılan arasındaki yazışmalardan ilk katılanın mesaj attığı ve ısrarla buluşmak istediği anlaşılmakla mevcut delil durumuna göre sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve elverişli delil bulunmadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıkların beraatlerine karar vermek yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.04.2025 tarihinde karar verildi.