T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2025/275 KARAR NO :2026/263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİC. MAHKEMESİ TARİHİ:15/04/2024 NUMARASI:2010/86 Esas - 2024/317 Karar DAVANIN KONUSU:İflas KARAR TARİHİ:18/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı/karşı davalı vekili tarafından sunulan dava dilekç…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2025/275 KARAR NO :2026/263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİC. MAHKEMESİ TARİHİ:15/04/2024 NUMARASI:2010/86 Esas - 2024/317 Karar DAVANIN KONUSU:İflas KARAR TARİHİ:18/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı/karşı davalı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile, davalı aleyhine 195.000 TL alacağın tahsili amacıyla 26.12.2008 tarihinde Pendik 1.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, takibin İİK madde 43/2 maddesi uyarınca iflas yolu ile adi takip olarak değiştirildiği belirtilerek davalı/karşı davacı şirketin iflasına karar verilmesi talep edilmiştir.Davacı vekili davasını iflas davası olarak açılan davada, icra müdürlüğünde yapılan tebligatların usulsüzlüğünden bahisle icra hukuk mahkemesi itirazı kabul ederek ödeme emirlerinin tebliğini iptal edilmesi sonucunda davacı vekili 14/01/2011 havale tarihli dilekçesi ile davalarını ıslah ederek davanın itirazın kaldırılmasını davalı şirkektin iflasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.Davalı/karşı davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile, firmaların Finansal Kiralama Kanunu kapsamında 1992 yılından beri kullanılan yüzer havuzun kullanılamadığı belirtilerek kullanılamayan dönem ve elde edilecek gelirden yoksun kalındığı belirtilerek uğranılan kar kaybının tazmini talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince "Mahkememizin 06.12.2023 tarihli duruşmasında asıl ve karşı davanın taraflarca takipsiz bırakılması nedeniyle dosya işlemden kaldırılmış, HMK'nun 150/1. maddesi uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık süre içinde taraflarca yenilenmediği anlaşılmakla, asıl ve karşı davanın açılmamış sayılmasına" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı-karşı davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; mahkemece yargılama aşamasında İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1112 E. sayılı dosyasında verilecek karar huzurdaki davayı etkileyeceği belirtilerek HMK 165 uyarınca bekletici mesele yapıldığını, süreç içerisinde bu kararın önce Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/06/2017 gün ve 2015/15186 E. 2017/3974 K. sayılı kararı ile onandığını, daha sonra yapılan karar düzeltme başvurusu üzerine aynı dairenin 20/06/2019 gün ve 2017/4748 E., 2019/4678 K. sayılı kararı ile onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verildiğini, İlk derece mahkemesine iade edilen dosya İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/250 E. sayılı sırasına kaydedildiğini, mahkemece konuyla ilgili olarak 19/06/2023 tarihinde müzekkere yazıldığını ancak İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından sehven gönderildiği düşünülen aynı mahkemeye ait 2019/50 E. sayılı dosyasının kesinleşme şerhinin gönderildiğini, huzurdaki dosyanın ne konusuyla ne de taraflarıyla alakası olan bu dosyanın kesinleştiğinin tespitine karar verilerek birtakım ara kararlar kurulduğunu, bunun üzerine 24/07/2023 tarihli beyan ve ara karardan rücu talepli dilekçe sunulduğunu, bu taleple alakalı hiçbir karar verildiğini, aksine ara kararlar yerine getirilmediğinden dosyanın takip edilmediği kanaatine varıldığını, verilen kararın taraflarına tebliğ dahi edilmediğini, adil yargılanma ilkesinin ihlâl edildiğini, hüküm bölümü incelendiğinde ilk derece mahkemesi tarafından karşı davada davalı-karşı davacı yararına vekalet ücretine hükmedildiğinin de görüleceğini, dava sırasında da ifade edildiği gibi davalı-karşı davacının tüzel kişiliği sona ermiş olup vekalet ilişkisinin de sona erdiğini, davalı-karşı davacının herhangi bir tüzel kişiliğinin bulunmadığı, dolayısıyla vekil aracılığıyla temsil edilemeyeceği ve kurulan vekalet ilişkisinin de sonlanmış olacağının açıkça ortada olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Asıl dava, İİK 154. maddesinde düzenlenen iflas yolu ile takibe karşı itiraz edilmemesi üzerine borçlu şirketin iflası ve sunulan ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebi olup, karşı dava ise yoksun kalınan kar kaybından dolayı maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkeme tarafından yapılan yargılamada, 06/12/2023 tarihli 39 no lu celsede, ''1-Asıl davanın takip edilmemesi nedeniyle HMK 150/1 maddesi uyarınca İşlemden Kaldırılmasına, 2-Taraf vekillerinin son 5 celsedir duruşmaya gelmedikleri sürekli olarak mesleki mazeret gönderdikleri tespit edilmekle davalı- karşı davacının mesleki mazeretinin reddine, 3-Karşı dava yönünden HMK 150/1 maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına oy birliği ile karar verildi.'' dair karar verilmiştir.Mahkemenin 15/04/2024 tarihli ilamında ise uyuşmazlıkla ile ilgili olarak, asıl davanın ve karşı davanın açılmamış sayılmasına dair karar verildiği anlaşılmış olup, iş bu karara yönelik davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Dosyanın safahatı incelendiğinde; 25/11/2015 tarihli 22 no lu celsede ''İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1112 Esas sayılı dosyasında verilecek karar davamızda verilecek kararı etkileyeceğinden, HMK.165.maddesi uyarınca anılan dosyanın bekletici sorun sayılmasına, '' dair arar karar tesis edilmiştir.Duruşma zabıtlarının incelemesinde genel olarak davacı-davalı vekili tarafından mazeret dilekçesi sunulmuş olup, 18/01/2017 tarihli 25 no lu celsede son defaya mahsus olmak üzere mazeretin kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, taraf vekilleri tarafından sunulan mazeret dilekçeleri kabul edilmiş ve davalı karşı davacı vekilince davacı tarafın davasının işlemlden kaldırılmasına karar verilen 02/05/2018 tarihli 28 no lu celsede , 18/01/2017 tarihli ara kararındaki davacı vekilinin mazeretinin son defaya mahsus olarak kabulüne ilişkin kararın bir sonraki celseyi bağlayıcı niteliğinin bulunmadığı belirtilmiştir.Karşı dava yönünden, 24/10/2018 tarihli celsede, davanın taraflarca takip edilmemesi nedeniyle HMK 150.maddesi uyarınca yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına dair karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1112 Esas sayılı dosyasında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/4748 E. 2019/4678K. ve 20/06/2019 tarihli ilamı ile karar düzeltme aşamasında düzeltilerek onama kararının kaldırılıp mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, bekletici mesele yapılan dava dosyasının yeni esas aldığı belirtilen 2019/250 esas sayılı dosyasında davanın derdest olup/ olmadığı sorularak, anılan iş bu bu dosyanın bekletici mesele halinin devamına dair ara karar ihdas edilmiştir. 05/07/2023 tarihli 38 no lu celsede, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/50 Esas 2019/195 Karar sayılı dosyasının feragat sonucu verilen kararının kesinleşme şerhlerinin gönderildiği belirtilerek,taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulü ile duruşma gün ve saatinin tebliği ile, ''İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/50 Esas 2019/195 Karar sayılı dosyasındaki bekletici mesele nedeniyle ek rapor alınmadığı tespit edilmekle aynı bilirkişilere ulaşılması durumunda ek rapor alınmasına, eğer mevcut bilirkişilere ulaşılamaması durumunda uzmanlık alanları aynı olan yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni heyet raporu alınmasına, bilirkişilere ilave olarak her birine 3.000,00-*TL olmak üzere toplam 9.000,00-TL bilirkişi ücretinin iki haftalık kesin süre içerisinde davacı tarafından yatırılmasına, (ihtaratın duruşma zaptı tebliği ile yapılmış sayılmasına) 4-Dosya içerisine gider avansı olarak takdiren 750,00TL'nin iki haftalık kesin süre içerisinde davacı tarafından yatırılmasına, (ihtaratın duruşma zaptı tebliği ile yapılmış sayılmasına)'' dair karar verilmiş ve 06/12/2023 tarihli 39 no lu celsede ,davalı-karşı davacı vekilinin mesleki mazeret dilekçesi sunduğu,taraf vekillerinin 34,35,36,37,38. celselere gelmedikleri sürekli olarak mazeret gönderdikleri belirtilerek, ''1-Asıl davanın takip edilmemesi nedeniyle HMK 150/1 maddesi uyarınca İşlemden Kaldırılmasına, 2-Taraf vekillerinin son 5 celsedir duruşmaya gelmedikleri sürekli olarak mesleki mazeret gönderdikleri tespit edilmekle davalı- karşı davacının mesleki mazeretinin reddine, 3-Karşı dava yönünden HMK 150/1 maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına'' dair ara karar kurulmuş ve 15704/2024 tarihli ilam ile asıl davanın ve karşı dava yönünden davaların açılmamış sayılmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır.İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından sehven gönderildiği anlaşılan, mahkemenin 2019/50 Esas 2019/195 Karar sayılı ilamının incelendiğinde ise, ... A.Ş. tarafından ... 'ye yönelik açılan ve nakliyat sigorta poliçesi ile taşıma rizikolarına karşı sigortalanan emtianın gemi ile taşınması sırasında hasarlanmasından dolayı sigortalıya ödenen hasar bedelinin halefiyet hükümlerine göre davalıya rücu edilmesi istemine ilişkin dava olup, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği tespit edilmiştir.Yukarıda yer alan bilgilerden anlaşılacağı üzere, ilk derece mahkemesinin 05/07/2023 tarihli celsede kesinleştiği belirtilen İstanbul 17 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/50 Esas 2019/195 Karar sayılı dosyasının iş bu dava dosyası ile irtibatının bulunmadığı anlaşılarak taraflarla ilgili olmayan ilam nedeni ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hatalı olup, eleştri konusu yapılmıştır.Duruşma gün ve saatinin usulünce tebliğ edilip/edilmediğinin incelenmesi:01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun“Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150. maddesinin 1. fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir” hükmüne, ikinci fıkrasında, “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez” hükmüne, 4. fıkrada “Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır” hükmüne ve 5. fıkrada da “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır” hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, taraflardan biri veya vekili mazereti nedeniyle belirtilen gün ve saatte duruşmaya gelmemiş, mazeret dilekçesi göndermiş, mahkemece de bildirilen mazeret kabul edilmiş ise mazeret bildiren tarafa tensip edilecek duruşma gününün davetiye ile bildirilmesi gerekir. Somut davada, Uyap sisteminde yapılan incelemede, 05/07/2023 tarihli duruşma tutanağının davacı vekiline tebliği amacıyla 21/07/2023 tarihli davacı-karşı davalı vekiline Av...' e-tebligat çıkarılarak tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Sunulan istinaf dilekçesinde işlemden kaldırma kararının tebliğ edilmediği ileri sürülmüştür.Yapılan incelemede, 06/12/023 tarihli celsede verilen işlemden kaldırma kararının tebliğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Bu durumda, mahkeme tarafından verilen işlemden kaldırma kararına ilişkin ara kararın tebliğinin gerekip/gerekmediği konusuna değinmek gerekmektedir. İşlemden kaldırma ara kararının usulünce tebliğ edilmediğine yönelik ileri sürülen itirazın incelenmesi:Gerek Anayasa Mahkemesi'nin gerekse Yargıtay'ın, işlemden kaldırma kararının niteliği itibariyle bir ara karar olduğuna ve kural olarak taraflara tebliğinin gerekmediğine dair emsal kararları bulunmaktadır.Anayasa Mahkemesi 10/3/2020 tarih ve... Başvuru Numaralı kararında "Somut olayda başvurucunun 17/11/2016 tarihli duruşmaya vekili aracılığıyla iştirak ettiği, dolayısıyla dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilen 19/1/2017 tarihli duruşmadan haberdar olduğu, başvurucunun duruşmaya katılmaması ya da usulüne uygun mazeret bildirilmemesi hâlinde usul hukuku hükümlerine göre ne gibi sonuçlar ortaya çıkabileceğini öngörebilecek durumda bulunduğu, ayrıca Mahkemenin taraflarca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin duruşma tutanağını davacıya tebliğ etmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığının açık olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun ilk derece mahkemesinin dosyayı işlemden kaldırmasından sonra üç aylık yenileme süresi içinde dosyanın tekrar işleme alınmasını sağlaması mümkün olduğu hâlde bu yöndeki sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla Mahkemece bu şekilde karar verilmesinin başvurucunun mahkemeye erişimini aşırı derecede zorlaştırmadığı, yapılan müdahalenin ölçülü olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre şikâyete konu yargılama işlemlerinde mahkemeye erişim hakkı yönünden bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır." (Anayasa Mahkemesinin 10/3/2020 tarih ve ... Başvuru Numaralı, İbrahim Hayat Kararı) denilmek suretiyle mahkemeye erişim hakkı yönünden bir ihlalin bulunmadığına karar vermiştir. Yargıtay 3. HD'nin 21.03.2023 tarih ve 2022/8196 E.- 2023/709 K. sayılı kararında ;."Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı vekilinin duruşmalara katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesinden sonra üç aylık yasal süre içerisinde davanın yenilenmediğinin ve ara kararı niteliğinde olan işlemden kaldırma kararının taraflara tebliği gereken kararlardan olmadığı gibi, tebliğini gerektirir yasal bir mecburiyetin de bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir." denilerek işlemden kaldırma kararının kural olarak taraflara tebliğinin gerekmediğine karar verilmiştir. Yargıtay 1. HD'nin 22.06.2023 tarih ve 2021/9275 E.- 2023/3709 K., Yargıtay 8. HD'nin 19.06.2023 tarih ve 2023/2339 E.- 2023/3756 K., Yargıtay 10. HD'nin 20.06.2023 tarih ve 2023/5185 E.- 2023/6977 K. sayılı ilamları da bu yöndedir.Somut olayda; davacı vekili tarafından, mahkemece işlemden kaldırma kararını içeren duruşma zaptının kendisine tebliğ edilmediği, oysa bu durumdan haberdar edilmesinin gerektiği, yerel mahkemece böyle bir tebliğ yapılmadan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; davacı vekilince 05/07/2023 tarih ve 38 no lu duruşma zaptının davacı vekiline tebliğ edildiği, bir sonraki celse olan 06/12/023 tarihli 39 no lu celseye davacı-karşı davalı vekilinin katılımı olmadığı gibi mazeret dilekçesi de sunulmadığı, davacı vekilinin duruşmaya katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına dair ara kararı niteliğinde olan işlemden kaldırma kararının davacı vekiline tebliğini gerektirir yasal bir mecburiyetin bulunmadığı, ara karar niteliğindeki kararın tebliği gereken kararlardan olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. -Davalı-karşı davacı yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden inceleme :Davalı-karşı davacı şirketin ihyası" talepli açılan davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/999 E., 2019/340 K.sayılı 15/04/2019 tarihli kararı ile; "....Davacının İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davasında temsil edilebilmesi için şirketin ihyasının gerektiği ancak tasfiye olunmaksızın şirketten tescil edilmiş olması nedeniyle ek tasfiyesinin gerekmediği, bu nedenle tasfiye memuru da atanmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davacının ticaret sicil müdürlüğüne karşı açmış olduğu ... A.Ş.'nin ihyası talebinin kabulüne ..." karar verilmiş ve bu kararın davacı vekiline 30/06/2019 tarihinde, davalıya ise 04/07/2019 tarihinde tebliğ olunmuş, "Tarafların Kararı Yasal Süresi İçerisinde İstinaf Etmemesi Üzerine" hükmün, 19/07/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında, davalı-karşı davacı şirket tarafından vekilin azledildiğine dair bir belge ve bilgi bulunmadığından vekalet ilişkisinin devam ettiği anlaşılmakta olup, davalı-karşı davacı vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğuna dair karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı-karşı davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı- karşı davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı- karşı davalı tarafından yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacı- karşı davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı- karşı davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın ilgilisine ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/02/2026