İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/11/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; takip dayanağı faturalara konu malların faturalar ile birlikte davalı şirkete teslim edildiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmediğini, tarafların banka kayıtları ile de müvekkiline ödeme yapmadığının ortada olduğunu, davalının vergi dairesinden kayıtları getirti…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/5 KARAR NO : 2025/1940 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/06/2022 NUMARASI: 2020/646 Esas - 2022/574 Karar DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/11/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; takip dayanağı faturalara konu malların faturalar ile birlikte davalı şirkete teslim edildiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmediğini, tarafların banka kayıtları ile de müvekkiline ödeme yapmadığının ortada olduğunu, davalının vergi dairesinden kayıtları getirtilerek BA/BS formlarında beyan ettiği faturalar ile de davalının malları satın aldığının görüleceğini, davalı şirketin malları teslim alıp satış bedellerini ödememesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı arasında franchise ilişkisinin söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin davacıya Reis Döner markası altında Acıbadem Şubesi'nde döner satışını gerçekleştirebilmesi amacıyla ürün ve hizmetleri sattığını, mal satımında bulunan müvekkili şirketin davacıya borcu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, faturalar ve malların müvekkili şirkete teslim edilip edilmediğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin satıcı konumunda olması sebebiyle, davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından sunulan faturaların davacının sattığı mallara ilişkin değil, ancak taraflar arasındaki muhasebeleştirmenin gerçekleştirilmesi amacıyla düzenlenmiş iade ürün faturaları olabileceğini, cari hesap ilişkisi içerisinde bakiye tutar tarafların borç alacak durumunu gösterebilecekken, davacının salt kendi düzenlediği faturaları ticari defterlerden ayrı tutarak takibe konu etmesinin mümkün olmadığını, cari hesapta davacının müvekkili şirkete 14.252,82-TL borçlu olduğunun ispat olunacağını, davacının işbu borcunun, franchise şube devri esnasında şubeyi devralan yeni tacirin franchise cari hesabına virman edildiğini, müvekkilinin dilediğinde söz konusu 14.252,82-TL için davacı aleyhine yasal yollara başvurabileceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafından davalı aleyhine 8 adet faturaya dayalı takip başlatıldığı,8 adet faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, 8 adet faturaya dayalı takip başlatılmış ise de, taraflar arasında açık hesap ve mahsuplaşma şeklinde ticari ilişkinin sürdüğü, bu nedenle tek tek her fatura için ödeme yapılmadığı açık hesapta mahsuplaştırıldığı, 8 adet faturanın tek başına değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi kök raporunda, açık hesap ilişkisinde davalının defterlerinde kayıtlı olup davacıda kayıtlı olmayan toplam 16.792,91-TL tutarlı 17 adet fatura tespit edildiği, davacının 230,52-TL alacağının tespit edildiği,ek bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulmayan 2 adet faturanın da sunulduğu, yapılan incelemede 04850 seri numaralı faturanın 350,78-TL tutarında olduğu ve isim ile imza bulunduğu, ek raporda davacının alacağı olarak belirlenen 230,52-TL’den 350,78-TL düşüldükten sonra davacının alacağının bulunmadığının anlaşıldığı, 0089768 numaralı virmana ilişkin davacı adına davalı tarafından kira ödendiğine ilişkin dekont sunulmuş ise de davacı adına bu ödemelerin yapıldığına ilişkin bir kayıt olmaması nedeniyle dikkate alınmadığı, davacı taraf her ne kadar davalının süresinden sonra sunduğu delillere muvafakat etmediğini belirtmiş ise de ticari ilişkinin niteliğine göre karşı yanın faturalarının da dikkate alınması gerektiğinden davanın reddine,davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davalı vekilinin 12.10.2021 tarihinde sunduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi içeriğinde herhangi bir fatura bulunmadığını, bu nedenle davalı vekilinin sunduğu irsaliyeli faturalara istinaden ek rapor alınmasının hukuka aykırı olduğunu, 17 adet faturanın varlığının ispatlanamadığını, bu kapsamda 18.09.2018 tarihli 4.000-TL tutarlı kayıt ile 20.07.2019 tarihli 350,78-TL tutarlı olmak üzere toplam 4.350,78-TL tutarlı kayıtlara ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunulmadığını, 16.07.2019 tarihli 607-TL, 17.07.2019 tarihli 620,05-TL, 29.07.2019 tarihli 714,06-TL, 05.08.2016 tarihli 792,36-TL, 08.08.2019 tarihli 563,60-TL ve 08.08.2019 tarihli 2.000,01-TL tutarlı olmak üzere toplam 5.297,08-TL tutarlı faturaların teslim alan bölümlerinde isim ve imza bulunmadığını ve müvekkilin kayıtlarında da yer almadığını, 25.07.2019 tarihli 743,35-TL, 26.07.2019 tarihli 228,01-TL, 01.08.2019 tarihli 933,47-TL, 09.08.2019 tarihli 587,48-TL ve 10.08.2019 tarihli 426,41-TL tutarlı olmak üzere toplam 2.918,72-TL tutarlı kayıtlara ilişkin sunulan faturalar imzasız olup ,imza eden kişilerin müvekkili adına hareket ettiğini gösterir belge bulunmadığını, 27.07.2019 tarihli 879,66-TL, 30.07.2019 tarihli 1.420,42-TL, 30.07.2019 tarihli 716,60-TL ve 06.08.2019 tarihli 1.209,65-TL tutarlı olmak üzere toplam 4.226,33-TL tutarlı faturalarıda imza bulunsa da isim bulunmadığını, bu imzalar müvekkiline ait olmayıp kime ait olduğunun da belirlenemediğini, ancak mahkemece faturaları teslim alan kişilerin müvekkili çalışanı olup olmadığının araştırılmadığını , müvekkilinin sigortalı çalışanı bulunmadığını,bu kişileri tanımadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında tavuk eti ve döner satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, bu kapsamda Reis Döner markası altında davacı tarafça davalıya tavuk eti satışı, davalı tarafça da davacıya tavuk ve et döner satışı yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça davalıya hitaben düzenlenmiş tavuk eti açıklamalı 30.11.2018 tarihli 5.832-TL bedelli, 31.12.2018 tarihli 5.400-TL bedelli, 31.01.2019 tarihli 5.400-TL bedelli, 28.02.2019 tarihli 5.840-TL bedelli, 31.03.2019 tarihli 5.840-TL bedelli, 30.04.2019 tarihli 6.912-TL bedelli, 30.05.2019 tarihli 6.912-TL bedelli, 30.06.2019 tarihli 6.912-TL bedelli faturalara dayalı olarak davalı aleyhine ilamsız takip başlatılmış olup, davalı tarafça ise cari hesap ilişkisi kapsamında davacıya hitaben düzenlenmiş olan tavuk ve et döner açıklamalı faturaların mahsubu sonucunda davacının alacağının bulunmadığı ileri sürülmüştür. Davalı tarafça ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmış olup, bu kapsamda yargılama sırasında sunmuş olduğu cari hesap dayanağı faturaların ödeme niteliğinde delil olarak kabulünde ve ayrıca davalının ödeme iddiası bakımından mahkemece davalının cari hesap kayıtlarının dikkate alınmasında usule aykırılık yoktur. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarında; davacı tarafından düzenlenen toplam 49.048-TL tutarlı 8 adet faturanın davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının BA bildirimlerinde yer aldığı, davalı şirketin ticari defterlerinde davacıdan 9.417,34-TL alacaklı gözüktüğü, davacı tarafından düzenlenen faturalara karşılık davalı tarafça da davacı adına faturalar düzenlendiği, davacının 8 adet faturasının düzenlendiği 8 aylık dönemde taraflar arasında başkaca bir çok işlem yapıldığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenen toplam 21.628,39-TL tutarlı 22 adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu faturalardan toplam 4.835,48-TL tutarlı 5 adet fatura karşılığında davalı tarafından davacı lehine aynı tutarlı alacak kaydı yapıldığı, bu kaydın davacı lehine 22 adet fatura bedelinden düşülmesi sonucunda davalı defterlerinde kayıtlı 17 adet toplam 16.792,91-TL tutarlı fatura bedellerinin davalının alacaklı gözüktüğü 9.417,34-TL'den düşülmesi halinde davalı şirketin kendi defterlerinde davacıya 7.375,57-TL tutarında borçlu duruma geçtiği, davalı şirket tarafından düzenlenmiş olan 16.792,91-TL tutarlı 17 adet faturadan toplam 5.297,07-TL tutarlı 6 adet faturada teslim alan isim ve imzasının bulunmadığı, 4.226,33-TL tutarlı 4 adet faturada isim bulunmayıp teslim alan imzasının bulunduğu, 2.918,72-TL tutarlı 5 adet faturada teslim alan isim ve imzasının bulunduğu, toplam 4.350,78-TL tutarlı kayda ilişkin olarak ise davalı tarafça herhangi bir belge sunulmadığı, davalı şirketin kendi defterlerinde alacaklı gözüktüğü 9.417,34-TL'lik tutardan ispata muhtaç olan 8 adet toplam 9.647,86-TL'lik tutarın düşümü yapıldığında, davalı şirketin kendi defterlerinde 230,52-TL tutarında borçlu duruma geçeceği bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmakta olup, davacının düzenlemiş olduğu takip dayanağı faturalara karşılık aynı dönem içerisinde davalı tarafça da düzenlenmiş olan bir çok fatura bulunmaktadır. Bu nedenle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti bakımından, salt davacı faturalarının dikkate alınması mümkün olmayıp, borcu sona erdirir nitelikte davalı tarafça düzenlenmiş olan faturaların ve dolayısıyla tarafların cari hesap kayıtlarının dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre davacının takip konusu toplam 49.048-TL tutarlı 8 adet fatura davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup, bu kayda rağmen davalı kendi ticari defterlerinde 9.417,34-TL alacaklı durumdadır. Ancak davalının düzenlemiş olduğu toplam 16.792,91-TL tutarlı 17 adet fatura davacı defterinde kayıtlı olmadığından, fatura konusu malların teslimi hususunda ispat yükü davalı üzerindedir. Davalı tarafça sunulan söz konusu faturalardan 4.226,33-TL tutarlı 4 adet faturada isim bulunmayıp teslim alan imzasının bulunduğu, 3.269,50-TL tutarlı 6 adet faturada teslim alan isim ve imzasının bulunduğu anlaşılmakta olup, davalının toplam 9.297,08-TL tutarlı 7 adet fatura konusu malların ise davacıya teslimi kanıtlanamamıştır. Bu nedenle bu tutarın davalının defterlerinde kayıtlı 9.417,34-TL bakiye alacağından düşülmesi gerekmekte olup, bunun sonucunda davalı 120,26-TL alacaklı durumdadır. Davacı vekilince, davalının düzenlemiş olduğu faturalarda teslim alan olarak yer alan kişilerin müvekkili çalışanı olmadığı, isim bulunmayıp imza bulunan faturalardaki teslim alan imzalarının ise müvekkiline ait olmadığı, bu nedenle faturalar konusu malların tesliminin kanıtlanamadığı ileri sürülmüştür. Ancak taraflar arasında döner satışına ilişkin franchise sözleşmesi kapsamında davalı tarafça davacıya döner satışı yapıldığı, faturaların da ağırlıklı olarak et ve tavuk döner satışına ilişkin olduğu, sigortasız işçi çalıştırılmasının da ülke gerçeği olması karşısında, davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir. Bu nedenle sonuç olarak mahkemece davacının davalıdan alacaklı olmadığının tespiti ile davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/11/2025